‘Büyüyün artık çocuklar’

YORUM | YAVUZ ALTUN 

Bir darbe girişimi daha bastırıldı. Darbecilerin niyeti çabucak tespit edilip gereği yapıldı. Suçlamaları, tutuklamalar takip etti. Dış güçler? Evet, dış güçler de işin içindeydi. Bir takım yazışmalardan söz edildi. Yetkililer açıklama üstüne açıklama yaptı. Darbeciler kendilerini aklamaya çalışsalar da, ülke yönetimi emin ellerdeydi, kimseye fırsat verilmeyecekti.

Hayır, Türkiye’den bahsetmiyorum…

Geçen haftasonu Ürdün’de Kral Abdullah’a yönelik bir “darbe girişimi” bastırıldı. Yaklaşık 20 kişi tutuklandı. Kral’ın üvey kardeşi ve eski veliaht Prens Hamza, eşiyle birlikte ev hapsinde tutuluyor. Avukatının dünya medyasına ulaştırdığı açıklamaya göre, Prens Hamza mevcut kralı ve yönetimini “otoriter ve yolsuzluğa bulaşmış” olarak nitelese de, böyle bir girişimde bulunmadığını söylüyor. Prens, uzunca bir süre kimseyle iletişime geçemeyeceğinin farkında. Bu yüzden bir çeşit veda mesajı gibiydi.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Gözden düşen Prens’in annesi Kraliçe Nur, Twitter’dan oğluna destek olan paylaşımlarda bulundu. Daha sonra sildiği tweet’lerden birinde, şu sözleri sarf etti: “Büyüyün artık çocuklar.”

Jordan says Prince Hamzah′s circle aimed to destabilize security | News | DW | 04.04.2021
Prens Hamza (ortada) ve Kral Abdullah (sağdan ikinci). Babaları Kral Hüseyin’in dördüncü karısı Kraliçe Nur (en sağda) da ailenin önemli figürlerinden.

1999’dan bu yana tahtta oturan Kral Abdullah’la üvey kardeşi arasındaki “gizli rekabet” eskiden bu yana biliniyor. Yaklaşık 40 yıl boyunca Ürdün’ü yöneten Kral Hüseyin’in çocukları ikisi de. Prens Hamza, iyi eğitimli (Harvard mezunu) ve karizmatik görüntüsüyle yarışta birkaç adım önde görülürken, Kral Hüseyin’in vefatına yaklaşan günlerde ani bir karar değişikliği oluyor ve Kral Abdullah tahta geçiyor. Aynı yıl Prens Hamza veliaht prens unvanı almış. Ama 2004’te bu makamdan azledilip yerine Abdullah’ın o zaman 20 yaşındaki oğlu Prens Hüseyin getirilmiş.

Kral Abdullah’ın zamanında Ürdün, Batılı ülkelerin Ortadoğu’daki “güvenilir” müttefiklerinden biri hâline geldi. İsrail-Filistin meselesinde arabulucu, Suriye ve Irak’taki krizlerde hep bir şekilde masadaydı. Ürdün istihbaratı, CIA’in bölgedeki en büyük yardımcısı olarak biliniyor. IŞİD’e karşı mücadelede ABD ordusunun yanında yer aldı. Bunda, IŞİD’in Ürdünlü bir pilotu esir edip ardından yakmasının da rolü büyük. Amerikan dışişleri bakanlığının yazdığına göre, ABD geçen yıl Ürdün’e 1,5 milyar dolarlık yardımda bulunmuş. Koronavirüs pandemisinden ve Suriye’deki mülteci krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri Ürdün. Ülke nüfusunun önemli bir kısmı zaten Filistinli göçmenlerden oluşuyor.

Uzmanlar, bu türlü “aile içi kavgaların” daha önce hiç dışarıya yansıtılmadığını söylüyor. Ürdün’de “iktidarın meşruiyeti” kısmen Washington’dan kısmen de ülkenin güçlü aşiretlerinden geliyor. Prens Hamza’nın son yıllarda ekonominin kötüye gidişi ve ülke içindeki huzursuzluklarla birlikte yolsuzlukları gündeme getirdiği ve başa geçmek için aşiret liderlerini ikna etmeye çalıştığı söyleniyor. ABD’ye de çeşitli şekillerde mesaj gönderdiği düşünülüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price yaptığı açıklamayla “müttefikimiz Kral Abdullah’ın yanındayız” dese de, Ürdün işlerin kötüye gittiği birçok Ortadoğu ülkesinde olduğu gibi, baskıcı yöntemlere başvurmaktan çekinmeyen bir yönetime sahip. Basit bir koronavirüs stratejisi bile olmayan Ürdün, yeni sosyal medya platformu Clubhouse’u yasaklayan ilk ülkelerden biriydi. Pandemi yönetimini protesto etmek isteyenlere izin vermedi. Freedom House ülkeyi yakın zamanda “kısmen özgür” kategorisinden “özgür değil” bölgesine taşıdı.

Peki, dış güçler? Ürdün dışişleri bakanı, dünya kamuoyunu ikna etmeyi hedeflediği açıklamasında, Prens Hamza’nın ve aralarında eski Maliye Bakanı Bassem Awadallah’ın da olduğu kişilerin “yabancı istihbarat teşkilatlarıyla” ilişkili olduğuna dair yazışmalar ele geçirdiklerini de duyurdu. Bir dönem krala çok yakın olan Bassem Awadallah, hâlihazırda Suudi Arabistan kraliyet ailesine danışmanlık yaptığı için, Suud tarafı hemen Kral Abdullah’la irtibata geçerek girişimi kınamak zorunda kaldı. Nitekim diğer şüphelilerden Sharif Hassan bin Zaid de Suudi Arabistan’da elçilik yapmış birisi.

Bu arada Avrupa’da yaşayan İsrailli iş adamı Roy Shaposhnik’in, Prens Hamza’nın eşini arayarak ülkeden çıkmak isterse özel uçağını gönderebileceğini söylemesi, gündem oldu. Shaposhnik, herhangi bir istihbaratla irtibatlı olmadığını, aile dostu olduğunu belirtti. Ama burası Ortadoğu, burada zan ve şüphe yeterli delildir. Yine de heyecanlanmayın. İsrail, Ürdün’ün “istikrarını” kendi güvenliğinin önemli bir parçası olarak görüyor. Zira en uzun sınırı paylaştığı ülke ve Trump dönemi biraz çalkantılı geçse de, 1994’ten bu yana iyi ilişkileri var. Zaten İsrail savunma bakanı da hemen Ürdün kralına destek açıklaması yaptı.

Yani toparlayınca, Kraliçe Nur haklı görünüyor. Çocuklar büyümediği için oluyor bunlar. Oyuncaklarını paylaşamadıkları gibi ülkeyi de paylaşamıyorlar muhtemelen. Paylaşmanın “vazgeçmek” olduğu bir kültürde yetişmiş olabilirler. Asıl olanın “sahiplik” olduğu, iş bölümü ve paylaşım yoluyla daha müreffeh bir toplum inşa etmektense, o toplumun kaderinin tek sahibi olmanın daha “erkekçe”, daha “kahramanca” görüldüğü bir kültürden söz ediyorum.

Nüansları atlamayalım elbette. Ortadoğu kültürü yekpâre değildir. Ürdün’ün muhakkak kendine has meseleleri de rol oynuyordur. Hatta kraliyet ailesinin iç dünyasında bambaşka cereyanlar da vardır. Ama bazı ortaklıklar da mevcut bölgedeki diğer örneklerle. Eskiden “toplumumuz demokrasiye hazır değil” denirdi mesela Türkiye’de, “fazla özgürlük verirsen, yanlış tercihlerde bulunur.” Bu yalnızca “askerlere mahsus” bir bakış açısı değildi. Kendini “halkının babası” gören herkeste vardır az ya da çok. Biliyorsunuz, Kaddafi, kendisini öldürmeye gelen genç isyancılara, “Durun, ben sizin babanızım” demişti.

Türkiye’deki “darbe girişimleri” biraz daha komplike. Çok şükür monarşiyi devirip Cumhuriyet kurduğu için Türkler, farklı bir parolamız var: Demokrasi. Ağzını açanın demokrasi kahramanı olduğu bir ülkenin demokrasi liginde bu kadar geride olması, muhakkak hakemlerle ilgili. Yoksa hepimiz on numara demokratız. Geleneği olan, nesilden nesile gelişerek ilerleyen aile şirketi bile kuramıyoruz ama “ortak yaşama” idealimiz hep kafalarda. Ortaklıklarımız kavgalarla sonlanıyor sürekli ve miras kavgasında kardeş kardeşi öldürüyor ama onlar hep asabiyetten oluyor, normal.

Yani, emekli büyükelçilerimiz ve emekli amirallerimiz bir konuda itiraz eden metinler yayınladığında, “Dur bakalım bunların niyeti neymiş,” demeden önce oturur, dediklerini inceler, “Aaa bak şu konularda haklı olabilirler,” deriz. Hemen gözaltına aldırmayız mesela, terörist ilân etmeyiz. Ne darbesi? Ne dış güçleri? Hepimiz kardeşiz… Oturur konuşur anlaşır, uygularız. Baktık beceremiyoruz, yönetimi başkasına bırakır, köşemize çekiliriz. Birbirimizin kuyusunu niye kazalım canım, burası Ortadoğu mu? Koca koca insanlar, neden çocuk gibi davransınlar?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin