Bugün seçim olsa Türkiye bu tabloyu yaşar

HABER-ANALİZ | MUHSİN AHMET KARABAY

Son haftalarda siyaset açısından ilgi çekici gelişmeler yaşanıyor. Muhalefet, ilk kez koro halinde erken seçimi dillendirmeye başladı. Cumhur İttifakı ise her iktidarın doğal olarak yaptığı gibi seçimlerin zamanında yapılacağını vurguluyor. Gelin siyasi ve ekonomik tabloya birlikte bakalım.

Bugüne gelmek için önce bir iki adım geriye gitmek gerekiyor. Siz siz olun aynı standartlarla elde edilen verilerde tek bir tabloyu esas almayın. Önünüze bir tablo konuyorsa bu tablo tek başına bir şey ifade ediyor olsa bile bize gidişat hakkında bir fikir vermeyebilir. Bunun için tabloya hep karşılaştırmalı bakmak gerekiyor. Yani karşılaştırmalı sonuca ulaşabilmek için dünün verilerinin elimizde olması gerekiyor.

İşte bunun için önce bir iki adım geriye gitmeye ihtiyacımız var. Dünü hatırlatırken biraz sabır lütfen…

Geriye bir adım attığımızda karşımıza çıkan pandemi/salgının ilk günlerindeki tabloyu görüyoruz. Türk siyasetindeki tablo şu sıralar 2020 Mart ayına geri dönmüş durumda. 15 ay önce tablo nasıldı diye bakacak olursa diye baktığımızda durum şöyle idi:

Mart 2020’de iktidar kanadını oluşturan Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 50’yi bulmuyordu, MHP’lilerin bir kısmı ittifaka oy veriyor ama cumhurbaşkanlığı için Erdoğan’a oy vermek istemiyordu. Parçalı muhalefeti de tek bir potaya koyacak olursanız yüzde 55’e varan bir oy oranına sahipti.

Salgının ortaya çıkması ile birlikte ilk haftalarda toplum, sosyolojide bilinen tavrı takındı ve risk karşısında “mevcut ve güçlü olanın yanında durma” dürtüsü ile hareket edip iktidarın etrafında kenetlendi. Hatırlarsanız bunun bir değişik bir türünü 2015’te 7 Haziran-1 Kasım arasında yaşamıştık. 7 Haziran seçimlerinde AK Parti iktidarı kaybetmişti. Ancak ülkeye yaşatılan bir dizi korku ortamı sonunda seçmen gidip aynı parti etrafında kümelendi.

Geçen yıl iktidar kendisine tanınan krediyi doğru kullanamadı. Salgın yönetimindeki beceriksizlikler belirginleştikçe bu sosyolojide “bayrak altında toplanma” diye adlandırılan tablo dağılmaya başlandı.

2014’TE BELİRGİNLEŞEN OLUMSUZ TABLOYU HALK YENİ FARK EDİYOR

Ekonomide bozulan tablonun topluma yansıması salgın döneminin negatif katkısı ile daha belirgin bir şekilde ön plana çıkmaya başladı.

Esasen bakıldığında Türkiye’de ekonomideki tablo 2014 yılından bu yana bozulmakta. Vatandaş bu bozulmayı maalesef 24 Haziran 2018 seçim sonrasında dövizin patlaması ile algılamaya başladı. Artık bu tarihten itibaren halkı ilgilendiren birçok önemli ekonomik gösterge kalıcı olarak olumsuzluğa büründü. Enflasyon hızla tırmandı, faizler dizgin tutmayacak şekilde yükselmeye başladı, işsizlik çift haneli rakamların üzerindeki yerini sağlamlaştırdı.

Şimdi görülen şöyle bir tablo var. Halk salgın yönetimindeki olumsuzluklara karşı homurdanmaya başladı, ardından enflasyonun sofralarından götürdüklerine karşı sesini yükseltir oldu. Bütün bunlar halkı yeniden iktidardan kopmasını sağlayacak sonuçlar doğurur oldu.

Ancak şu an itibariyle muhalefetin öne sürdüğü gibi iktidarı Cumhur İttifakı’nın elinden alacak açık bir tablo yok orta yerde. Net görünen bir şey var o da Erdoğan ilk turda seçimi kazanamayacak.

Milletvekillerinin çoğunluğunu hangi ittifakın alacağını ise seçim sistemi belirleyecek. İktidar bloğu hangi seçim sisteminin kendisi için daha iyi sonuç vereceğini görürse o seçim sistemini getireceğine şüpheniz olmasın.

Yakın zamana kadar halk, erken seçime sıcak bakmıyordu. Özellikle Metropoll’ün yaptığı anketlerde, “Erken seçim olsun mu?” sorusuna “Hayır” cevabı veriyordu. Hemen altını çizeyim her “Hayır” cevabı iktidarı desteklediği anlamına gelmiyor. Bir kısmının gerekçesi, “tablo nasıl olsa değişmeyecek” yaklaşımından dolayı seçime karşı çıkıyor.

Şimdilerde ise erken seçim talebi vatandaşta geniş bir kabul görüyor. Kamuoyunda ciddiyeti ile bilinen şirketlerde bu ortaya konmaya başlandı. Kamuoyu araştırmacısı Dr. İbrahim Uslu, son yaptıkları anketlerde erken seçim talebini dile getirenlerin oranının yüzde 55’i bulduğunu ifade ediyor.

İKTİDAR ERKEN SEÇİME SON ANA KADAR DİRENECEK

Muhalefet, halkta erken seçim isteğinin yüzde 50’lerin hayli üzerine çıktığını görünce sandık talebini yüksek sesle dillendirme yoluna gitti. İktidar bu çağrıya kulak verecek mi?

Hemen söylemeliyim. Kesinlikle hayır. Direnebildiği kadar direnecek. Dayanma gücü gösterebileceği kadar dayanacak. Son takatine kadar seçimin zamanında yapılacağını ısrarla dile getirecek. Kendi içini toparlamaya çalışacak. İçeride yaşanan kavgaların dışarıya yansımasını engelleme gayretinde olacak.

Bugüne kadar yapılan araştırmaların hiçbirinde çete reisi Sedat Peker’in yayınladığı videoların toplumdaki etkisine ilişkin bir bulgu yoktu. Haziran ayı içerisinde yapılacak yeni anketlerde bunun sonuçlarının ne olduğu görülmeye başlanacak.

Şimdi tabloya yeniden bir bakma zamanı. İşsizlik yükseliyor, yüksek faiz yatırımcının önünde aşılması güç bir duvar durumunda, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) düşmeye devam ediyor, buna bağlı olarak kişi başına düşen milli gelir azalıyor, enflasyon tırmanıyor, döviz fiyatları her defasında tarihi zirve testi yaparak ilerliyor.

Bütün bunlar bir iktidarın oylarını bırakın artırmayı, mevcudunu korumaya bile izin vermez. Bu tablo karşısında bütün dünyada iktidarlar oy kaybeder. Bizde de geçmişte hep aynı tablo yaşandı.

Yarın seçim olsa ne olur size söyleyeyim. Türkiye’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki tablo ortaya çıkar. Ekrem İmamoğlu nasıl muhalefetten bir isim olarak başkanlık koltuğuna oturuyorsa, cumhurbaşkanlığı koltuğuna da muhalefetten biri geçer. Seçim sisteminin sonucu olarak da TBMM muhtemelen iktidarın çoğunlukta olduğu bir tabloya dönüşür.

Seçim sistemi Meclis’te çoğunluğu sağlamak için her şey mi onu da zaman gösterecek.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin