Bu ateş sizi de yakar!

YORUM | ALPER ENDER FIRAT 

Beyaz Türk’lük bir imtiyaz isimlendirmesidir. Kendisini cumhuriyet eliti olarak görenlerin, her şart ve zeminde ayrıcalıklı olma, canından ve malından emin bir halde yaşayabilmesi durumudur.

İktidarlar gelir geçer ama onlar statülerini her dönem devam ettirirler. Görünürde sıkı muhalif olmalarına rağmen AKP iktidarında da bu ayrıcalıklı hallerini fazlasıyla devam ettirdiler ve ettirmeye de devam ediyorlar.

Ama şimdiki durumlarını AKP ile bir ittifak anlaşmasına borçlu olduklarının da farkındalar.

Bize duydukları öfkenin temelinde, bu ayrıcalıklı dünyalarına müdahale ettiğimizi, o dokunulmaz yüze çizik attığımızı düşünmeleri var. Her tahliye haberinde ayağa kalkmaların altında da bu dinmez, bitmez öfke var.

En son, Mümtaz’er Türköne’nin tahliye edilmesine kıyameti kopardılar. Mafya liderlerinin, kadın katillerinin, tecavüzcülerin salıverilmesini izlemekle yetinen bu ‘beyaz’ kesimler, Türköne gibi bir düşünce adamının, bir üniversite öğretim üyesinin salıverilmesinden dolayı çılgına döndüler.

O’nun 2010 referandumunda ‘yetmez ama evet’çi olmasını bahane ediyorlar.

Bu tavırları bile tek başına içlerindeki faşist kafayı gün yüzüne çıkarmaya yetiyor.

Bir düşünce adamının, “Evet daha adil, daha demokratik bir ülke talep ediyorum. Bu referandum taleplerimin hepsini karşılamıyor ama bu yolda önemli bir adım olduğu için bunu destekliyorum” demesinden dolayı ömür boyu hapisle cezalandırılmasını istemek, faşistlik değil de nedir?

12 Eylül 2010 referandumu öncesine kadar var olan düzenekte yüksek yargıyı ve askeri tam kontrol altında tutabildikleri için, ülkede “dokunulmazlar zümresi” olarak kalmaya devam ediyorlardı. Gerçi AKP ile kurdukları ittifak sayesinde imtiyazlarının devam ettiriyorlar ancak eskisi gibi güvende hissetmiyorlar kendilerini.

AKP ile bütün istenmeyen unsurlar hem devletten, hem ekonomiden, hem de sosyal hayattan temizleniyor. Peki ya sonrası?

AKP ile baş başa kaldıklarında ne olacak?

Oysa ‘ötekini’ yok etmek yerine varlığı çoğaltmayı düşünselerdi, adaleti, hukuku, adil paylaşımı bütün ülkeye yaymayı deneselerdi, kendilerini de güvence altına alacaklardı. İradi olarak yapmadılar.

Her şeyden önce çocuğu bir öğretmen titizliğiyle yetiştirebilirlerdi. Bugün herkesi hayattan bezdiren, yakan, yıkan ve ülkeyi terörize eden bu adamlar onların tornasından geçti. Bunların rol modelleri sizsiniz. Şiddetle büyümüş çocuklar gibi, eline güç geçince bütün meseleleri sopayla çözmeye kalkışmalarının altında geçmiş uygulamalar yatıyor. Çünkü bunlara sopasız bir çözüm yolu göstermediler. Terörize ederek eğitmeye kalkıştıkları için, “beyaz”ların eğitim tezgahından geçenler de bugün her şeyi terörize ediyor.

Ellerinde fırsat varken, adaleti, hukukun üstünlüğünü, evrensel değerleri öğretebilir, devlet olmanın, gücü dizginleyebilmek, evrensel metinlere göre hareket etmek olduğunu gösterebilirlerdi.

Ama bunu yapmadılar, iraden, taammüden, kasten emniyeti bütün ülkeye ve bütün vatandaşlara yayma yolunu tercih etmediler.

Bugün hala geçmiş uygulamalardan zerre kadar ders almış değiller. Almadıkları gibi o günlerin özlemini duyuyor ve geldiniz bizim ayrıcalıklı ve korunaklı hayatımıza müdahale ettiniz bunun cezasını çekeceksiniz nidalarıyla öfke kusuyorlar. Oysa bütün kötülüklerin başlangıcı olarak gördükleri 2010 referandumunda hukuka veya evrensel değerlere uymayan hiçbir anti-demokratik madde yoktu. Aksine Türkiye’yi Batı standartlarında bir demokrasiye hazırlıyordu. Bu yüzden AKP iktidarı, fişleme dahil referandumda kabul edilen bütün maddeleri tek tek elimizden geri aldı.

Hasılı, adalet ormanını ateşe verdiniz ve zararlı gördüğünüz canlıların yanmasını mutlulukla izliyorsunuz. Bu canavarca duruma tek bir ses etmediğiniz gibi o yangından kurtulanlar olduğunda hiddetle ayaklanıyorsunuz. Adalet ormanını yakarsanız, ateşin nerede, kime musallat olacağını asla kestiremezsiniz. Her şeyi kendi ellerinizle yaptınız.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin