BM, elektrikle işkence gören Aysun Işınkaralar için Türkiye’den savunma istedi

SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724

Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Komitesi (CAT), Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında elektrik verilerek işkence gördüğünü söyleyen Aysun Işınkaralar (38) hakkında Türkiye’den savunma istedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından 22 Temmuz 2026 tarihinde Türk makamlarına gönderilen yazıda, Aysun Işınkaralar adına 23 Temmuz 2023’te yapılan başvurunun kayıt altına alındığı bildirildi. Başvurunun, ‘İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme’nin 22. maddesi kapsamında değerlendirileceği ifade edildi.

Komite, usul kuralları gereğince başvurunun bir örneğini Türkiye’ye gönderdiğini ve başvurunun kabul edilebilirliği ile esasına ilişkin görüşlerini altı ay içinde Komite’ye iletmesini istedi. Türkiye’nin sunacağı savunmanın daha sonra başvurucu tarafla paylaşılacağı ve buna karşı görüş bildirme hakkı tanınacağı belirtildi.

Işınkaralar’ın yaşadıklarını DEM PArti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu gibi siyasetçiler de gündeme gertirmiş ve süreci yakından takip etmişti.

NE OLMUŞTU?

Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Malzeme ve Metalurji Mühendisliği bölümünden mezun olan Aysun Işınkaralar, kapatılan Özel Nezahat Kız Öğrenci Yurdu’nda müdürlük yaptığı gerekçesiyle 7 Mayıs 2018’de Afyonkarahisar’da gözaltına alındı.

Işınkaralar, Afyon Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi’nde başına çuval geçirildiğini, boğazının sıkıldığını, ayak bileklerinden elektrik verildiğini, cinsel taciz tehdidine maruz bırakıldığını ve silahla korkutularak “yalancı infaz” uygulandığını anlattı.

İşkence sırasında kendisine, tanımadığı bir kişi hakkında ifade vermesi ve dini sohbet faaliyetlerini kabul etmesi yönünde baskı yapıldığını söyleyen Işınkaralar, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Dişlerime, saç tellerime kadar bütün vücudumda elektriği hissettim. Öleceğimi zannettim. Ben kelime-i şahadeti tamamlamadan onlar tamamlayarak benimle dalga geçiyorlardı.”

Işınkaralar, polislerin daha sonra kendisini soymakla tehdit ettiğini, silah çekerek korkuttuklarını ve uzun yıllardır bu olay nedeniyle travma yaşadığını belirtti.

İŞKENCE RAPORU DOSYAYA GİRMEDİ

Işınkaralar, gözaltından günler sonra yapılan adli muayenede işkence gördüğünü doktora anlattığını ve yaralarının rapora geçirildiğini söyledi. Ancak bu raporun dosyaya konulmadığını, yerine kendisini hiç muayene etmeyen başka bir doktor tarafından düzenlenen “darp yoktur” raporunun dosyaya eklendiğini öne sürdü.

Cezaevine gönderildikten sonra yapılan ikinci muayenede ise işkence izlerinin yeniden kayıt altına alındığını ifade eden Işınkaralar, işkence yapan polisler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ancak soruşturmanın sonuçsuz kaldığını söyledi.

56 AY CEZAEVİNDE KALDI

18 Mayıs 2018’de tutuklanan Işınkaralar, yaklaşık 15 ay iddianame hazırlanmadan cezaevinde tutulduğunu belirtti.

Daha sonra yalnızca bir öğrenci yurdunda yöneticilik yaptığı gerekçesiyle 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Toplam 56 ay (4 yıl 8 ay) cezaevinde kalan Işınkaralar, 22 Aralık 2022’de tahliye edildi.

Tahliyesinin ardından önce Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na (TİHV) başvuran Işınkaralar hakkında vakıf, işkence iddialarını destekleyen bir rapor hazırladı. Daha sonra işkence yaptığı iddia edilen polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Nisan 2024’te kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Anayasa Mahkemesi’nden de sonuç alamayan Işınkaralar, dosyasını Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komitesi’ne taşıdı.

“SUÇUM YURT MÜDÜRLÜĞÜ YAPMAK”

Aysun Işınkaralar yaşadığı gördüğü işkenceleri ayrıntılı bir şekilde iki yıl önce anlatmıştı:

Aysun Işınkaralar, Afyon E Tipi Cezaevi, 2019.

“Afyonkarahisar’da 2,5 yıl, bir yıl da Manisa Akhisar’da yurt müdürlüğü yaptım. Afyon Kocatepe Üniversitesi Malzeme ve Metalurji Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra Afyon’da Özel Nezahat Kız Öğrenci Yurdu’nda çalışmaya başladım. Sonra Manisa’da başka bir kız yurdundan görev yaparken 15 Temmuz oldu ve çalıştığım kurum KHK ile kapatıldı. Ben de Akhisar’dan ayrılıp ailemin yanına gittim.

Afyon’da çalıştığım için, hem orada iş ararım hem de bildiğim çevre diye 2018 yılında tekrar Afyon’a döndüm. Bir apart tuttum ama eve taşındıktan 1,5 ay sonra 5 Mayıs 2018’de kapıma polisler geldi. Akşam 21.30 sularıydı. 5-6 polis hemen içeri girdi. Hatice Beyza diye bir kızı arıyorlarmış. Evde öyle biri yoktu, kendisini tanımıyordum. Sözleşmemi gösterdim.

‘Cumhuriyet Savcılığından arama kararımız var, evde kimi bulursak götürmeye hakkımız var’ dediler. Beni kelepçeleyip oturttular. Evi aramaya başladılar. Evdeki paramı tutanak tutarak aldılar. 1050 dolar, 5 bin TL Türk parası ve bir de küçük altınım vardı. Misafir bir arkadaşım vardı. İkimizi birlikte gözaltına aldılar.

Önce Afyon İl Emniyet Müdürlüğü’ne gittik. Toplu bir operasyonmuş; 38-39 kişi, çoluk çocuk, öğrenci, birçok insan duvara dönük bir şekilde duruyordu. Daha sonra kadınları Sahipata Karakolu’na götürdüler. Bir gün sonra beni, misafirimi ve bir kişiyi daha çağırdılar ve bizi ifadeye götüreceklerini söylediler.

“KAPIDAN GİRER GİRMEZ KAFAMA ÇUVAL GEÇİRDİLER”

Afyon İl Emniyet Müdürlüğü’nün Terörle Mücadele Şubesi’ne gittik. Önce benim adımı söylediler. Kapıdan girer girmez, arkamdan kapıyı kapattılar, orada zaten hazırlıklılarmış ve hemen kafama çuval geçirdiler. Yan taraftan “Ahh…” diye bir ses geliyordu. Herhalde birine işkence yapıyorlar, şahit olmayayım diye benim kafama çuval geçirdiler diye düşündüm. Sağıma, soluma koluma girdiler, arkamdan biri eğdi beni, rüku şeklinde koşturmaya başladılar. Ama o kadar hızlı bir şekilde koşuyorlardı ki, koridorun sonunda sağdaki odaya beni fırlattılar. Orada zaten beni bekliyorlarmış.

“BOĞAZIMI SIKIP BENİ BOĞMAYA BAŞLADILAR”

Kapıdan atar atmaz biri boğazıma sarıldı, diğerleri de beni yuvarlak içine aldı. Boğazımı sıkıp beni boğmaya başladılar. “İmame misin”, “ByLokc’u kim yükledi” gibi sorular sormaya başladılar. Boğazımı sıkıyorlar, sarsıyorlar. Ben bir şey demeyince yüzümü duvara döndürdüler. ‘Sen sohbet yapmadın mı’ diye bağırdı biri. Biri ‘Sen zaten buralarda dolaşıyordun’ dedi. Çalıştığım Nezahat Yurdu, Emniyet’in yakınındaydı, o yüzden bu çevrede dolaşmamın normal olduğunu söyledim.

“ELEKTRİK VERİP DİNİ SOHBET YAPMADIN MI DİYE SORUYORLARDI”

Sonra bana elektrik vererek ‘Hatice Beyza’yı nereden tanıyorsun, o nerede’ sordular. Hayatımda gerçekten öyle birini tanımıyordum. Bir yandan elektrik verip bir yandan ‘Biz devletiz’ diye bağırdılar, ‘Sen dini sohbet yapmadın mı?’ diye sorguladılar. Elektriği nasıl verdiklerini çuval başımda olduğu için bilemiyorum ama önce sağ ayağımdan verdiler. Ama öyle tutup bırakmadılar.

“DİŞLERİME, SAÇ DİPLERİME KADAR ELEKTRİĞİ HİSSETTİM, ÖLECEĞİMİ ZANNETTİM”

Sağ ayak bileğime bir alet yapıştırdılar ve tuttular. Dişlerime, saç tellerime kadar, bütün vücudumda elektriği hissettim. Ben sürekli elektrik vermeden önce de sonra da o anda da “Allahhh” diye bağırıyordum. Öleceğimi zannettim. Ben kelime-i şahadeti tamamlamadan arkamdan kendileri tamamlayarak dalga geçiyorlardı.

İlk önce sağ ayağımdan, sonra soldan, sonra tekrar sağ, tekrar sol, sonra her ikisine birden verdiler. Sonunda ayaklarımda yaralar oluştu. Cezaevindeyken 60 gün boyunca o yaralar kaldı. İtirafçı olan bir adamın söylediklerini bana ikrar ettirmeye çalıştılar. Fotoğrafın var dediler, gösterin dedim, göstermediler.

‘Sen sürekli neden Allah diye bağırıyorsun. Bizim Müslümanlığımıza mı laf ediyorsun’ dediler. Aklımda şu vardı. Gazetede birkaç haber okumuştum. Bazı hakimler tecavüze uğrayan kadınlara ‘Neden bağırmadın’ diye soruyorlarmış. Eğer bağırmadıysa kadını da kusurlu buluyorlarmış. Sırf bana öyle bir bahane söylemesinler diye, ben o anda hep Allah, Lailaheilllelah diye bağırıyordum.

“DEMEK KONUŞMUYORSUN AYSUN! SOYUN ARKADAŞLAR” 

Ben konuşmayınca polislerden biri diğerlerine komut verdi. “Demek konuşmuyorsun Aysun! Soyun arkadaşlar!” diye. ‘Bana böyle bir şey yapamazsınız’ dedim. ‘Sana bunu yapmamızı istemiyorsan istediklerimizi söyleyeceksin.’ dediler. İçimden bir ses, ‘Bunlarla muhatap olma Aysun, sadece Rabbine sesini duyur’ dedi. İki kere aynı komutu verdi. Beni soyarlarsa dayanamam diye ‘Allahım bana güç kuvvet ver’ diye bağırmaya başladım.

Sonra kapı açıldı biri geldi, bir şeyler konuştular. Polislerden biri bana ‘Aysun biraz az bağırır mısın’ dedi. ‘Bana elektrik veriyorsunuz, beni soymak istiyorsunuz, nasıl bağırmam’ diye bu sefer o şekilde avazım çıktığı kadar bağırdım. Ondan sonra arkamdan polis çekildi. Biz sana ne elektrik veriyoruz ne de soyuyoruz dediler.

İŞKENCEDE “YALANCI İNFAZ”

Sonra beni karşı çapraz odaya götürüp sandalyeye oturttular. Orada bir kadın polis vardı. O polis bana yapılan işkenceye şahit aslında. Sonra silahını çekip bırakmaya başladı, defalarca. Karşısındaki polis de… İki tarafımdan silahla beni korkutmaya çalıştılar.

TİHV’in uzmanları bunun adının “işkencede yalancı infaz” olduğunu söyledi. Bak seni öldüreceğiz deyip başına silah dayama, silah çekme ya da uçuruma götürüp buradan atacağız diyerek korkutmaya çalışmak…. Bunlara yalancı infaz diyorlarmış.

Kulağımda onlarca kez sağdan soldan sürekli silah çekip bıraktılar. Sonra yumruk sesleri geliyordu. ‘Şunlara söyleyin de biraz sessiz dövsünler’ diyorlar. Bunlar olurken halan kafamda çuval vardı. Sonra çuvalı çıkardılar ve ben hepsini gördüm. O kadar kendilerine güveniyorlardı ki… Zaten güvenmeseler bir ilin emniyetinden sorumlu binada beni taciz etmezlerdi.

“BANA TECAVÜZ EDECEKLERİNİ ZANNETTİM”

2013 yılında Afyon Adliyesi’nin önünde eylem yapılmıştı. Oradan bazı fotoğraflar çekmişler. Bana fotoğraftan birini gösterip ‘Bu sen değil misin’ diye sordular. Daha sonra beni bir yere götürmeye başladılar, zannettim ki, herhalde tecavüz edecekler. Beni soymak isteyen o gruptaki polis, gözlerimin içine bakarak ‘Seni tekrar alacam’ dedi. Tekrar nezarethaneye götürdüler. Orada öğrenciler vardı. Sesimi nasıl duyuracağım diye düşünüyordum,  söylesem öğrencilerin hepsi korkacaktı.

“HALA TRAVMA YAŞIYORUM, TEDAVİ GÖRÜYORUM”

Bir yandan dua ediyordum, ‘Allahım ne olur ayağımdaki yaralar geçmesin de hastaneye gidip rapor alayım’ diye. Beni 5 gün boyunca hastaneye götürmediler. İki ay boyunca geçmedi yaralar. Çünkü elektrik yarası, yanık, kemiğe kadar işliyor. İki aydan sonra psikolojim bozulduğu için yaraların varlığını sayamadım.

Etkin pişmanlık yasasından yararlanan bir adamın attığı iftiralar yüzünden ben orada işkence gördüm. Tacize uğradım. Kaç sene geçmesine rağmen hala travma yaşıyorum, EMRD diye bir tedavi görüyorum. Antidepresan kullanıyorum.

“SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLUNCA İŞKENCE YAPMAKTAN VAZGEÇTİLER”

Nezarete götürdükten bir gün sonra ya da o akşam, şu an tam hatırlayamıyorum, avukat geldi. Ailem avukat tutmuş. Hemen yaralarımı gösterdim. İşkence yaptıklarını söyledim, tekrar ifadeye götüreceklerini söyledim. Savcılığa gidip suç duyurusunda bulunacağını söyledi ama bulunmamış.

Yan taraftaki arkadaşların Antalya Barosu’ndan avukatları gelmişti. M.A. diye bir avukat vardı. O işkence yapıldığını duyunca milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nu arıyor. Sezgin bey de Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü’nü arıyor. Hemen sosyal medyada gündem yapıyorlar ‘Afyon’da kadınlara işkence yapılıyor’ diye. Aynı dönemde Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun paylaşımları da var. Bunun üzerine Afyon İl Emniyet Müdürlüğü tekzip yayınladı.

14 gün Afyon TEM Şube’de kaldım. Akşamları gelip nabız yokladılar. İşkence gündem olunca ifadeye götürdükleri diğer kadınlarla bana haber gönderdiler. ‘Aysun’a güya işkence yapılmış, nasıl ispatlayacakmış, çığlıklarını kim duymuş.’ diye haber gönderdi polisin biri. Sonra bütün kadınlara ‘Sana işkence yapıldı mı?’ diye sordular. Onlar da bana yapılmadı ama arkadaşımıza yapıldı diye cevap verdiler. Bu olay gündem olunca beni bir daha ifadeye götürmediler.

“BENİ HİÇ MUAYENE ETMEYEN DOKTORUN RAPORUNU DOSYAMA KOYMUŞLAR”

Adli muayeneye 5 gün sonra, 14 Mayıs 2018’de götürdüler. Ali Konu diye bir doktor beni muayene etti. Yaralarımı gösterdim. İşkenceye uğradığımı, tecavüz etmek istediklerini, elektrik verdikleri söyledim. Bunların hepsini rapora yazdı. Polislerden biri ise ‘Bu raporu dosyana koyacağız’ diye elimden aldı. Ancak dosyaya koymamışlar. Onun yerine beni hiç muayene etmeyen Muhammed Turan Bitir adlı doktorun ‘Darp yoktur’ diye verdiği yalan bir raporu dosyama koymuşlar. Suç duyurusunda bulundum bu doktor hakkında. Sağlık Bakanlığı ve CİMER’e şikayet ettim. Gergerlioğlu ve diğer milletvekillerine mektup gönderdim.

“AKŞAMLARI FARELERLE BİRLİKTE YATIYORDUK”

Beni bir daha ifadeye götürmediler ama nezarette psikolojik işkence devam etti. 5-6 kadın tek kişilik bir nezarette tutulduk. Akşamları fare çıkıyordu. Yerde yatıyorduk sırayla, o fare bizim yanımızda cirit atıyordu. 18 Mayıs 2018 cuma günü tutuklanıp Afyon E Tipi Cezaevine götürüldük. Pazartesi günü adli muayene oldu. Oradaki doktor işkence izlerini rapor etti. Sonrasında Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum.

“İŞKENCECİLERDEN HESAP SORABİLME UMUDUYLA HAPİSTE AYAKTA KALDIM”

İki ay sonra ifadem alınmadan takipsizlik verdiler. Karar itiraz ettim, red geldi. Hapiste tam kendimi bırakacakken takipsizlik vermişlerdi. Depresyona girme zamanı değil Aysun, kendi topla deyip mücadele etmeye başladım. İnanın kantin yapacak param yoktu, oturup milletvekillerine, TBMM İnsan Hakları Komisyonuna, her yere mektup yazmaya başladım. Bana işkence yapanlara hukuk çerçevesinde hesap sorabilmek inancıyla ayakta kalabildim.

“BANA İŞKENCE YAPAN İL EMNİYET MÜDÜRÜ İNTİHAR ETTİ”

Bu arada bana işkence yapanlardan biri olan İl Emniyet Müdürü Arif Apaslan ben hapisteyken intihar etti. 14 Ekim 2019’da Eskişehir yolu üzerinde ölü bulunmuş, beylik tabancasıyla intihar ettiği söylendi. İddiaya göre, Arif Alpaslan, Afyon Emniyeti’nin yaptığı o dönemdeki ev baskınlarında el koyduğu paraları çalmış, iddia oynamış, batırmış, bu olay ortaya çıkınca da intihar etmiş. Bana ait olan, el koydukları yani çalınan paraları devlet hazinesinden geçen ay geri ödediler. 17 bin TL civarında bir para.

“56 AY HAPİS YATTIM”

Afyon E Tipi Cezaevinde 15 ay boyunca iddianamesiz yattım. 23. ayda yurt müdürlüğü yaptığım için 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası verdiler. 56 ay hapiste kaldım. 22 Aralık 2022’de cezanın yatarı bittiği için tahliye oldum. Devletin denetiminde olan, açılma izni olan bir yurtta müdürlük yaptım. 15 Temmuz’dan bir ay önce Haziran 2016’da yurdumuz denetim geçti. Hiçbir sıkıntı bulmadılar. Dört dörtlük bir yurttu. Bir ay sonra kapattılar.

“İŞ ARIYORUM, EĞİTİMLERİN ÇOK İYİ DİYORLAR AMA İŞVERMİYORLAR”

Şu an iş arıyorum. İŞKUR bile iş vermiyor. Ben mühendisim. Malzeme ve Metalurji Mühendisliği bölümünden mezunum. Aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği uzmanıyım. Fabrikalara başvuruyorum, görüşmeler çok iyi geçiyor, ‘Donanımlarınız çok iyi’ diyorlar ama adli sicil kaydım olduğu için almıyorlar. En son geçen hafta bir otomotiv fabrikasına gittim, çok iyi geçti görüşme ama genel müdürlüğüne sormamız gerekiyor diye İstanbul’u aradılar ve red verdiler. Yaşadığımız hukuksuzluğun, ötekileştirmenin haddi hesap yok, ne olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğim.”

Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı gözaltında elektrikli işkenceye takipsizlik verdi

Afyon TEM Şube’de işkence TİHV raporuna yansıdı: ‘Dişlerime, saç tellerime kadar, bütün vücudumda elektriği hissettim’

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin