Birleşik Krallık’ta aşırı sağın sert yükselişi!

MAHMUT AKPINAR | YORUM

1 Mayıs 2025’te yapılan ara seçim ile yerel seçimlerin sonuçları İngiltere’de (UK) şok etkisi oluşturdu ve Britanya siyasetinde dönüm noktası olarak tarihe geçti. Reform UK’nin beklenmedik zaferi, geleneksel iki partili sistemin çatırdadığını, seçmen eğilimlerinde köklü değişim yaşandığını ortaya koydu. Ekonomik buhran, göç politikalarındaki çalkantılar, aşırı sağın yükselişi ve ırkçılık tartışmaları, bu seçimlerin ana dinamiklerini oluşturdu.

Reform UK’nin zaferi ve değişen siyasi dengeler

1 Mayıs 2025’te Runcorn ve Helsby’de yapılan ara seçim bir sandalye için yapılan oylamadan fazlasını ifade ediyor. Reform UK adayı Sarah Pochin’in, sadece 6 oy farkla İşçi Partisi’ni (Labour) geride bırakarak kazandığı zafer, Britanya siyasetinde deprem etkisi yaptı. 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi’nin aynı bölgede 14 bin 696 oy farkla kazandığı düşünülürse, bu sonuç, kısa sürede seçmen ruh halindeki keskin değişimi gözler önüne seriyor. Bu zafer Reform UK Partisi’ni ve lideri Nigel Farage’ı “marjinal ve protest” olmaktan çıkarıp ana akım siyasetin oyuncusu haline getiriyor.

Nigel Farage liderliğindeki Reform UK, 2025 yerel seçimlerinde yüzde 32 oy oranıyla 677 meclis koltuğu ve 10 belediye kontrolü elde ederek tarihi başarı yakaladı. Parti, göçmen karşıtı politikaları, “woke” karşıtı söylemleri ve geleneksel aile değerlerini vurgulayan kampanyalarıyla, beyaz işçi sınıfı arasında güçlü bir çekim merkezi oluşturdu. Ancak, bu söylemler, bazı çevrelerde aşırı sağ ve ırkçı eğilimler olarak eleştiriliyor. Reform UK’nin başarısı, Avrupa’daki popülist dalganın Britanya’daki devamı niteliğinde. Almanya’daki AfD ya da Fransa’daki Ulusal Cephe gibi partilerle benzerlik gösteriyor.

Öte yandan, Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi seçim sonuçları nedeniyle sarsıntı yaşıyor. Parti, 2024 genel seçimlerinde kazandığı ivmeyi sürdüremedi. Ekonomide dikkate değer bir iyileşme olmadığı için yaşlı ve düşük gelirli seçmenlerin iktidara tepkisi var. Parti içindeki sol kanat, Starmer’ın neoliberal eğilimli politikalarını eleştirirken, merkezci kanat, daha geniş bir seçmen kitlesine hitap etme çabasında. İşçi Partisi, Reform UK’nin yükselişi karşısında yeni stratejiler geliştirmek zorunda. Ancak, Starmer’ın ciddi liderlik sorunu var.

14 yıl ülkeyi yöneten ve geçen yıl iktidarı kaybeden Muhafazakâr Parti, yerel seçimlerde 600’den fazla meclis koltuğunu kaybederek adeta bir çöküş yaşadı. Parti lideri Kemi Badenoch, bu sonuçlar için özür dilese de, liderlik krizi ve iç bölünmeler partiyi zayıflatıyor. Brexit sonrası ekonomik başarısızlıklar, enerji krizi ve NHS’nin çöküşü, Muhafazakâr Parti’nin seçmen nezdindeki inandırıcılığını yerle bir etti.

Liberal Demokratlar ve Yeşiller önemli kazanımlar elde etti. Yeşiller, iklim değişikliği ve sosyal adalet gibi konularda net bir duruş sergileyerek, özellikle genç ve eğitimli seçmenlerden destek aldı. Ancak, her iki parti de ana akım siyasetin gölgesinde kalmaya devam ediyor.

Seçmen huzursuz ve öfkeli

Geçen hafta yapılan ara seçimler, Britanya seçmeninin ruh halindeki derin kırılmayı yansıtıyor. Anketler, seçmenlerin en büyük endişelerinin göç (yüzde 34), yaşam maliyeti (yüzde 30) ve ekonomi (yüzde 28) olduğunu söylüyor. Bu veriler, Reform UK’nin neden yükseldiğini anlamak için yeterli. Parti, özellikle kuzeydeki işçi sınıfı bölgelerinde, yüzde 10-15 oranında destek alarak, Muhafazakâr Parti’nin (Tories) ve İşçi Partisi’nin geleneksel tabanlarını eritti. Bu bölgelerde, Brexit sonrası ekonomik hayal kırıklığı, kamu hizmetlerindeki çöküş ve düzensiz göçmen akınına duyulan öfke, Reform UK’nin oylarını patlattı. Sonuçlar seçmenlerin radikal arayış içinde olduğunu gösteriyor.

Ayrıca toplumsal kutuplaşma, Britanya’nın siyasi manzarasını yeniden şekillendiriyor. Pew Araştırma Merkezi’nin 2024 verilerine göre, Britanya seçmeninin yüzde 59’u demokrasinin işleyişinden memnun değil ve yüzde 42’si hiçbir siyasi parti tarafından temsil edilmediğini hissediyor. Ara seçimlerdeki düşük katılım oranları (yüzde 30’un altına düşen bölgeler), memnuniyetsizliğin açık göstergesi. Seçmen, geleneksel partilere sırtını dönerken, Reform UK gibi popülist alternatiflere yöneliyor.

Ekonomik kriz, 2025 seçimlerinin en büyük belirleyicisi oldu. 2022’de yüzde 9,1’e ulaşan enflasyon, 2024’te yüzde 2,6’ya gerilese de, hane halkının alım gücü hâlâ pandemi öncesi seviyelere ulaşamadı. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, gıda enflasyonu ve kamu hizmetlerindeki kesintiler, özellikle orta ve alt gelir gruplarını vurdu. Britanya’da kamu harcamalarındaki israf ve yanlış politikalar, bütçeyi sürdürülemez hale getiriyor. NHS’deki uzun bekleme süreleri, toplu taşımadaki aksaklıklar ve eğitim sistemindeki sorunlar, seçmenin öfkesini artırıyor.

Göç ve artan ırkçılık

Göç, Britanya siyasetinin en tartışmalı konularından biri olmaya devam ediyor. Brexit sonrası verilen “göçü kontrol altına alma” vaatleri, pratikte başarısız oldu. Manş Denizi’ni geçen düzensiz göçmenler, kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratıyor. Reform UK, bu rahatsızlığı fırsat bilerek, sert göçmen karşıtı politikalarla seçmen tabanını genişletti.

Parti’nin “İngiliz değerlerini koruma” söylemi, özellikle beyaz işçi sınıfı arasında destek bulsa da, ırkçılık ve İslamofobi suçlamalarını da beraberinde getiriyor. Göçmen karşıtı söylemler, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor.

Britanya’daki Müslümanlar ve diğer azınlıklar, Reform UK’nin yükselişinden kaygı duyuyorlar. Bu yükseliş, ırkçılık tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Britanya’da ırkçılık, sadece aşırı sağ partilerle sınırlı değil; Muhafazakâr Parti’nin bazı milletvekillerinin tartışmalı söylemleri ve göç politikaları, partinin bu konudaki samimiyetini sorgulatıyor.

Bu seçimler, Britanya’nın yalnızca siyasi bir krizle değil, aynı zamanda toplumsal ve ahlaki bir sınavla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Ekonomik buhran, göç politikalarındaki başarısızlıklar ve aşırı sağın yükselişi, Britanya’yı derin bir kutuplaşmaya sürüklüyor. Toplum, ekonomik ve kültürel fay hatlarında bölünürken, siyasetin seviyesi düşüyor ve popülist söylemler yükseliyor.

Britanya, bu kaostan çıkmak için cesur liderlere ve toplumsal uzlaşıya ihtiyaç duyuyor. Ancak, mevcut manzara, bu umudu yeşertmekten çok uzak. 2025 seçimleri, sadece bir uyarı değil, Britanya’nın geleceğine dair derin bir sorgulamanın başlangıcı gibi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin