Biden-Erdoğan görüşmesi; Ankara istediğini aldı!

HABER ANALİZ |ADEM YAVUZ ARSLAN, WASHINGTON

Başlığa bakıp ‘yazar bizimle kafa mı buluyor?’ diye düşünen varsa acele etmesin ve yazıyı sonuna kadar okusun.

Zira herhangi bir sonucun çıkmadığı, tarafların ‘mış gibi yaptığı’ zirvenin tek somut sonucu Erdoğan ile Biden’ın görüşmüş olması.

Gerçi toplantı başlarken ABD Başkanı Joe Biden, Erdoğan’ın olduğu yere gelip selam verirken ortaya Erdoğan adına talihsiz bir görüntü çıktı ama olsun.

Biden’in ayakta ve Erdoğan’ın oturmakta olduğunu bilmeseniz, görüntünün geri kalanından haberiniz olmasa Erdoğan’ın “ver elini öpeyim abi” dediğini filan sanabilirdiniz.

Her ne kadar Erdoğan başta olmak üzere AKP’liler yıllar boyu merhum Bülent Ecevit ile dönemin ABD Başkanı Bill Clinton arasındaki fotoğraf üzerinden propaganda yürütseler de biz bir kaç saniyelik görüntü üzerinden Erdoğan’a yüklenmeyelim ve esas konuya dönelim.

BİR KARE FOTOĞRAF UĞRUNA…

Erdoğan ile Biden arasının limoni olduğu herkesin malumu.

Trump’la sıradışı bir ilişki kuran Erdoğan aynı şeyi Biden ile de yapacağını umdu ama bunda başarılı olamadı.

Biden geride kalan 6 ayda sadece bir kez telefonla aradı.

Onda da tam da 23 Nisan’a denk getirip Ermeni Soykırımı ile ilgili ifadesine dair önden bilgi verdi. Eğer bu NATO toplantısı da olmasa yakın gelecekte bir Erdoğan-Biden görüşmesi gözükmüyordu.

Öte yandan hem iç siyasette hem de dış politikada sıkışmış olan Erdoğan’ın Biden ile vereceği samimi bir poza çok ihtiyacı vardı.

İşte böyle bir denklemde Biden ile görüşmek Erdoğan için tek başına önemli bir kazanım.

Zaten gerek Erdoğan gerekse de Biden’in açıklamalarına bakılırsa ortada başkaca bir kazanım da yok.

Çünkü ne S 400’ler, ne F-35’ler, ne YPG ve ne de Halkbank başta olmak üzere problemli alanlarda hiçbir değişiklik olmadı.

Nitekim hem Erdoğan hem de Biden’in basın toplantılarındaki hava ‘herkes durduğu yerde duruyor’ şeklindeydi.

Bu arada Erdoğan’ın basın toplantısı da uzun yıllar konuşulmaya aday.

Çünkü bir gün öncesinde ‘Ermeni Soykırım ifadesi nedeniyle Biden’le konuşacağını adeta hesap soracağını’ söyleyen Erdoğan, Biden ile yaptığı görüşmede bu konuyu açmamış bile.

Üstelik bu konuya dair soruya “hamdolsun gündeme gelmedi” diye cevap verdi.Erdoğan’ın gülerek verdiği bu cevap sıkı yandaşları bile şok etti.

Çünkü bu konuyu açması gereken Erdoğan’ın kendisiydi. Gerçi bu durum bir Erdoğan klasiği.

Türkiyedeyken Biden’e ‘elleri kanlı’ diyen, yola çıkarken ‘hesap sormaya gidiyorum’ diyen Erdoğan Biden’e görünce hepsini unutuyor. Hatta Biden ile  samimi fotoğraf verebilmek için ‘kastığı’ herkesin dikkatini çekiyor.

Erdoğan adına ikinci kazanım ise ‘zaman’ oldu.

Şöyle ki; Erdoğan’ın Batı’ya karşı kullanabileceği iki temel kozu var. Birincisi Suriyeli mülteciler, ikincisi NATO kartı.

Yani Erdoğan sıkışıklığı aşmak için tabiri caizse Türk Ordusunu kiraya veriyor.

Avrupa Birliği ve ABD’nin aklını-gönlünü çelebilmek için TSK’yı Afganistan’a yollama kartını açan Erdoğan zaman kazanmış oldu.

ABD Afganistan’dan çıkmak istediği için Erdoğan’ın teklifi dikkatlerini cezbetti.

Ancak burada da başka bir sorun var. Çünkü Erdoğan Trump döneminde ‘İŞİD ile mücadeleyi devralma’ teklifiyle birlikte uzun bir ‘talep listesi’ verince Washington geri çekilmişti.

Benzer bir durum burada da var.

Çünkü Ankara “Kabil Havalimanının koruma ve işletmesini alırım ama bana şunları şunları ve dahi şunları verirseniz…” dedi.

Dolayısıyla Pentagon Ankara’nın teklifine şüpheyle yaklaşıyor.

Ancak bu konunun masada olması ve üzerinde kafa yoruluyor olması bile Erdoğan için bir kazanım olarak görülüyor.

Bir başka ifadeyle ‘hiçbir şey kazanamamak bile Erdoğan için başarı’ sayılıyor.

YENİ NATO KONSEPTİ BİZE NE SÖYLÜYOR?

Peki bu NATO toplantısının anlamı neydi? Bize gelecek adına neler söylüyor?

Türkiye kamuoyu doğal olarak Biden-Erdoğan görüşmesine odaklandı ve zirvenin diğer gündemlerine bakmadı ama orada çok önemli şeyler oldu.

Üstelik NATO 2030 konsepti bizi de çok yakından ilgilendiriyor.

Malum olduğu üzere bir süredir ‘beyin ölümü’ tartışmaları yaşayan NATO güncelleme çalışmalarına hız vermişti.

Bu amaçla oluşturulan heyet (aralarında Türkiye’den Tacan İldem de vardı) sekiz aylık bir çalışma ile “ NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik” başlıklı bir rapor hazıladı.

Üç bölümden oluşan raporda NATO’nun siyasi rolünün kuvvetlendirilmesi temelli 138 ayrı öneri yer alıyor.

Peki bu önerilerde neler var ?

İşte burası Türkiye’yi ve Erdoğan’ı yakından ilgilendiriyor.

Zira rapor ‘Rusya ile caydırıcılık ve diyolog yaklaşımına devam edilmeli’ derken ‘Çin’in faaliyetlerine karşı daha fazla zaman ve kaynak ayrılması’ önerisinde bulunuyor.

Devamında ise ‘NATO’nun otoriter rejimler ile mücadele de daha etkin olması, öncü rolü üstlenmesi’ tavsiyesi yer alıyor. Bu misyonun yerine getirilebilmesi, Rusya ve Çin gibi otoriter rejimlerin istismarının önüne geçmek için “Demokratik Dayanıklılık İçin Mükemmeliyet Merkezi” kurulması, toplumsal direncin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Yeni NATO konseptide demokratik değerler ve hukukun üstünlüğü konusunda yeni bir anlayış birliğine varılması öncelikli hedef haline geliyor.

Dökümanın geneline hakim olan hava ve ortaya konan öneriler dikkatle incelendiğinde NATO önümüzdeki 10 yılda büyük belirsizliklere neden olabilecek radikal değişimlerin yaşanacağını düşünüyor.

Bu durum Türkiye için riskleri ve fırsatları beraberinde getiriyor.

Eğer Türkiye tercihini Batı ittifakından yana yaparsa NATO içindeki pozisyonunu daha da güçlendirebilir.

Ancak hikmetini kimsenin çözemediği S-400 sevdası bırakın bu fırsatları değerlendirmeyi tarihi kayıplarla karşı karşıya kalmamıza neden olabilir.

Son olarak ;

Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi? Erdoğan Biden görüşmesi sonrası yaptığı toplantıda uzun uzun İŞİD ile mücadelede yaptıklarını anlattı.

Herkes Biden ile görüşmesine dair birşeyler beklerken Erdoğan’ın uzun uzun bu konuya girmesi Sedat Peker’in gelmesi muhtemel videolarına hazırlık olabilir mi ?

Ayrıca NATO Zirvesi’nin sonuç bildirgesinin 62. Maddesini de bir yere not etmenizde fayda var.

2 YORUMLAR

  1. Yani anlayacağınız Biden ile görüşmenin gayet başarılı geçtiğine inanabilirsiniz.

    Doğrudur da.

    Tabii Amerikalı iseniz! Fatih Altaylı
    Harika bir tespit.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin