Bedava jet, çöken etik değerler

Dünya liderleri arasında hediyeleşme diplomasinin ince sanatıdır. Peki ya bu hediye 400 milyon dolarlık bir uçak olursa? Ne diyordu o atasözü: “Bedava peynir sadece fare kapanında olur!”

M. NEDİM HAZAR | YORUM

Amerika’nın ikinci Trump döneminin ilk aylarında, Beyaz Saray’ın “Air Force One” başkanlık uçağının Katar tarafından “hediye” edilecek lüks bir Boeing 747-8 ile değiştirilmesi planı, sadece bir transatlantik skandal değil, aynı zamanda modern diplomasinin içine düştüğü etik çukurun da metaforik bir portresi niteliğinde.

“Bize bir hediye veriyorlar!” diyor ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere, “Ve kabul etmezsem aptal bir insan olurum.”

Diplomaside hediyeler genellikle kültürel değeri olan, sembolik objelerdir; pahalı bir kalem seti, belki yerel bir sanat eseri.

Ama bir jumbo jet?

Bu artık hediye değil, adeta bir krallık haracı; başka anlamı yok!

Olayın ironisi, Trump’ın “Önce Amerika” sloganıyla yükseldiği bir dönemde, Amerika’nın gücünün en önemli sembollerinden birinin yabancı bir el tarafından sağlanacak olması.

Asıl soru şu: Air Force One’ı Katar mı finanse etmeli, yoksa Amerika mı?

Anayasa metninde bir gezinti: Emoluments Clause

ABD Anayasası’nın ‘Emoluments Clause’ olarak bilinen maddesi, Amerika’nın kurucu babalarının yabancı güçlerin Amerikan siyasetini etkileme potansiyeline dair derin endişelerini yansıtır. Bu madde, seçilmiş hiçbir yetkilinin Kongre onayı olmadan yabancı bir devlet liderinden “her ne türden olursa olsun… herhangi bir hediye” kabul edemeyeceğini açıkça belirtir.

California Senatörü Adam Schiff’in sosyal medyada hatırlattığı gibi, bu madde boşuna konulmadı. Kongre Üyesi Ritchie Torres’e göre uçak, “yabancı bir hükümet tarafından bir başkana verilmiş en değerli hediye” olabilir. Vaktiyle Anayasa’yı kaleme alanlar kalem setlerinden ya da sanat eserlerinden değil, tam da bu tür potansiyel yıkıcı etkisi olan hediyelerden kaçınmak için bu maddeyi eklemişlerdi.

Trump destekçileri arasında bile rahatsızlık oluşturan bu durum, aşırı sağcı medya fenomeni Laura Loomer’ın “Trump için kurşun yiyebileceğini” söylediği halde, jeti kabul etme kararının yönetim için “büyük bir leke” olacağını ilan etmesine neden oldu.

Peki Trump’ın böylesine büyük bir hediyeyi kabul etme konusundaki ısrarının ardında ne yatıyor? Başkan, Boeing’in gecikmelerinden şikâyet ederek, yeni ‘Air Force One’ uçaklarının 2027’den önce teslim edilmeyeceğini öne sürüyor. Bu durumda Katar’ın ‘cömert’ teklifi hemen devreye giriyor.

Ancak uzmanlar, bu “ücretsiz” uçağın aslında ABD vergi mükelleflerine yüz milyonlarca dolara mal olabileceğini belirtiyor.

Politico’nun raporuna göre, uçağın başkanlık uçağına dönüştürülmesi için temelinden yeniden inşa edilmesi gerekecek: “Bu gerçek bir hediye değil. Uçağı temelinden söküp, Air Force One’ın tüm yaşam destek, güvenlik ve iletişim gereksinimlerini karşılayacak şekilde yeniden inşa etmeniz gerekir. Bu devasa bir girişim; aynı zamanda henüz bütçesi belirlenmemiş bir girişim.”

Dahası, uçağın yabancı bir güç tarafından sağlanması güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor. Tüm dinleme cihazlarının ve potansiyel güvenlik açıklarının tespit edilmesi için uçağın neredeyse parça parça sökülmesi gerekecek.

Bu hediyeyi daha da şüpheli kılan bir başka unsur, Trump ailesinin Katar’la uzun süredir devam eden iş ilişkileridir. Geçen ay, Trump’ın şirketi Katar’da lüks bir golf tesisi inşa etmek üzere bir anlaşma imzaladı, başkanın ikinci dönemindeki ilk yurtdışı iş anlaşması.

Georgetown Üniversitesi hukuk profesörü David Super’in dediği gibi: “Burnuma pis kokular geliyor.” Super, uçağın Trump’ın görevden ayrıldıktan sonra özel hayatında kullanabilmesi halinde yasadışı bir kişisel hediye olarak görülebileceğini de ekliyor.

Katar’ın bu jesti, Ortadoğu jeopolitiğinde aktif rol oynamak isteyen ufak ama zengin bir ülkenin dünyanın en güçlü kişisinin gözüne girme çabası olarak da okunabilir. Amerikalı bir lider için, dünyayı dolaşırken “Katar tarafından sağlanmıştır” etiketini taşıyan bir uçağa binmek, “Amerika Önce” retoriğiyle nasıl bağdaşır?

Erdoğan’ın “Katar Jeti” Vakası: Paralel Bir Hikâye

Aslında Trump’ın durumu benzersiz değil.

2018’de Katar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da lüks bir jet hediye etmişti. 500 milyon dolar değerindeki Boeing 747-8i, o dönemde Türkiye’de büyük tartışmalara yol açmıştı.

Türkiye’nin ekonomik zorluklar yaşadığı bir dönemde, cumhurbaşkanına böylesine lüks bir hediyenin sunulması sert eleştirilere neden olmuştu. Trump olayında olduğu gibi, Katar’ın bu cömertliğinin ardında siyasi ve ekonomik beklentiler olduğu yönünde şüpheler dile getirilmişti.

Her iki olayda da ortaya çıkan ortak tema, demokrasilerde liderler ve yabancı güçler arasındaki ilişkilerin şeffaflığı ve etik sınırları hakkındaki temel sorular.

Nobel ödüllü ekonomist Milton Friedman’ın ünlü sözüyle, “Dünyada bedava öğle yemeği yoktur.” Hediyeler, özellikle devletlerarası ilişkilerde, asla tamamen karşılıksız değildir. Obama yönetiminde etik danışmanı olan Norm Eisen’in hatırlattığı gibi, Barack Obama Nobel Barış Ödülü’nü kazandığında, beraberinde gelen 1 milyon doları kabul etmeyi reddetmiş, ödül parası çeşitli hayır kurumlarına dağıtılmıştı.

Bush yönetiminin etik avukatı Richard Painter da benzer bir hikâye anlatıyor: Suudi Arabistan hükümeti bir Beyaz Saray yetkilisine Rolex saat hediye etmek istediğinde, “Hediyenin ya iade edilmesini ya da ABD hükümetine devredilmesini sağladık. Üst düzey ulusal güvenlik yetkililerimizden birinin Suudilerden hediye bir Rolex saatla dolaşmasına izin vermeyecektik.”

Eski ABD Temsilciler Meclisi Başkanı ve Trump müttefiki Newt Gingrich bile “ideal bir dünyada” Trump’ın hediyeyi kabul etmek için Kongre’den onay alması gerektiğini söylüyor.

Yerle bir olan standartlar

Trump’ın başkanlık dönemlerinin en belirgin özelliklerinden biri, Amerikan siyasetinin yerleşik normlarını ve etik standartlarını sistemli bir şekilde yıkmasıdır. Ancak Air Force One’ın Katar tarafından finanse edilmesi, “Önce Amerika” sloganının ardındaki milliyetçi retoriğe tamamen ters düşerken, aynı zamanda yabancı nüfuzdan korunma konusundaki anayasal ilkeleri de hiçe saymakta.

Burada ironi, hava kuvvetlerinin bu uçağın muhtemelen Trump’ın başkanlık filosuna aktarılacağını ve bu sayede görevden ayrıldıktan sonra bile kullanabileceğini belirtmesi. Böylece, teorik olarak bile olsa, eski bir ABD başkanı, yıllarca yabancı bir güç tarafından sağlanan bir uçakla dünyayı dolaşabilecek.

New York’lu Demokrat kongre üyesi Ritchie Torres’in dediği gibi, bu durum “Amerikan hükümetinin sunabileceği en değerli hediyelerin dahi alınıp satılabileceği” tehlikeli bir emsal oluşturmakta.

Trump’ın “hediye” uçağı kabul etme kararı, demokrasilerin temel direklerinden biri olan etik yönetişimin nasıl sistematik olarak aşındırıldığının canlı bir örneği. Bir başkan “bedava lüks bir uçağı reddetmenin aptalca olacağını” söylerken, aslında ülkesinin bağımsızlığı ve bütünlüğü pahasına kişisel konforunu öncelediğini itiraf etmekte.

Amerikan hava kuvvetleri, Trump’ın konvoyunu Katar uçağına doğru götürürken, sembolik olarak çok daha derin bir yolculuk gerçekleşmekte: Bir ulusun etik pusulanın kademeli olarak kaybedilişi. Trump’ın “uçan saray”ı, Amerika’nın gücünün ve otonomisinin sembolünden, potansiyel olarak yabancı nüfuzun ve çıkar çatışmalarının aracına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya.

Gökyüzünde süzülecek bu altın kafes, sadece bir başkanın kibrinin değil, bir demokrasinin etik temellerinin aşınmasının da somut bir ifadesi. Eğer Air Force One’ın yeni versiyonu gerçekten Katar tarafından sağlanırsa, bu uçak, Amerikan demokrasisinin ve “Önce Amerika” vaadinin içi boş sembolü haline gelecek.

Belki de bu durumun en acı ironisi, bir zamanlar bağımsızlık ve özgürlük simgesi olan bir ulusun liderinin, yabancı bir monarşinin lüksüne bu kadar hevesle teslim olması. 400 milyon dolarlık bu “hediye”, demokrasilerin ve etik siyasetin bedelinin hesaplanmasını çok daha zorlaştıracak gibi.

2 YORUMLAR

  1. Hırsız Recep ve sahtekâr Trump gibileri, demokrasi ve özgürlükler için büyük tehdit. Bunların aptallığı ve açgözlülüğü yüzünden yağı bol bulunca sağına soluna sürmekle maruf görgüsüz ve cahil petrol zengini birileri dünya düzenini dejenere edebiliyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin