Batı’dan kopmak iyi fikir mi? [Mahmut Akpınar]

İslam dünyasında ciddi bir Batı düşmanlığı var. Her problemi ‘Batı kaynaklı’ görme, her olumsuzlukta Batı’yla ilintili komplolar geliştirme Müslümanların önemli açmazlarından. Batı düşmanlığı ayrıca her başarısızlığın mazereti. “Batı bizi bırakmıyor ki gelişelim, kalkınalım” moduyla her olumsuzluğu Batı’ya yüklüyoruz. En kötüsü kendi coğrafyamızda iyi, kaliteli, başarılı ne/kim varsa paranoyakça onu Batı’yla, İsrail’le ilintilendirip linç ediyoruz. Böyle olunca İslam coğrafyası hırsızlar, diktatörler, zorbalar ve ‘cihad’ adı altında ölüme koşan radikaller dışında bir şey üretmiyor.

Oysa Hazreti Peygamber böylesi mazeretlere, kolaycılıklara boyun eğmedi. Köklü bir devlet geleneği,  orduları olmayan bedevi Araplardan zamanın iki süper gücüne (Sasani ve Bizans) kısa sürede diz çöktürecek gelişmelere öncülük etti. ‘Dış güçlere’, komplo söylemlerine sığınmadı.

Batı medeniyetinin işlediği zulümler, işgaller, cinayetler ayrı bir bahsin konusu. Derdimiz onları aklamak değil. Kaldı ki geçmişleriyle yüzleşmekten kaçınmıyor, insanlığa yaşattıkları acıları itiraf ediyorlar. Ancak özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra alınan derslerle Batı kendisine evrensel hukuk, insan hakları, çevre duyarlılığı, sosyal devlet, sivil toplum, şeffaf ve hesap verebilir yönetim gibi konularda önemli çıpalar belirledi. Coğrafyasını daha güvenli, yaşanabilir, insani hale getirdi. Bu nedenledir ki dünyanın her yerinde zulme maruz kalanlar en başta Batı ülkelerine sığınıyor. Zira bu ülkelerde adalet var, temel haklar güvence altında ve siyasi konjonktürle bunlar değişmiyor. Otoriter ülkelerdeki gibi bir gecede özgürlüğünüzü, haklarınızı yitirmiyorsunuz.

Trump örneğinde görüldüğü üzere dengesiz biri ülkeyi yönetse bile kamuoyu, sivil toplum, bağımsız yargı, özgür medya karşı çıkıyor. Trump’ın Müslümanlara karşı kullandığı nefret diline ve eylemlerine İslam ülkelerinden çıt çıkmazken Amerikan toplumu, Batı kamuoyu kitlesel tepki veriyor, meydanları dolduruyor. İslamcılar tarafından yönetilen Türkiye’de ise bir gün önce doğum yapmış kadın bebeğiyle gözaltına alınırken, cezaevine eşini ziyarete giden kadın 5 çocuğunun gözü önünde tutuklanırken 10 kişinin tepki verdiğini göremedik. Oysa her gün şeytanlaştırdığımız Batı kamuoyu Müslümanların haklarına Müslümanların cesaret edemeyeceği kadar sahip çıktı, çıkıyor. Çünkü onlar elde ettikleri hakları uzun ve zor süreçler sonunda kazandılar. Müslüman’a yapılanın kendisine de yapılabileceğini biliyor, tehlikeyi seziyor, tepki veriyorlar.

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDE ‘ÇÖKMEMEK’ VAR

Dindar kesimde, AKP tabanında “Batı’ya muhtaç değiliz, onlar bize muhtaç”, “Rusya’yla Çin’le de iş tutarız”, “Kendi paktımızı kurarız”, “Hilafeti ilan ederiz” gibi söylemler dolaşıyor. AKP’nin tabanına verdiği gazlar bir yana bugün Türkiye’nin reel ajandasında ayakta kalma, yıkılmama, 50 cente muhtaç olmama var. Ülke her alanda çöküş yaşıyor. Ekonomi, dış politika bitik. Hukuk, güçler ayrılığı, demokrasi kalmadı. Erdoğan demokratik blokta kendine yer bulamayacağı, hukuka demokrasiye dönemeyeceği için otoriter ülkelere yöneliyor.

Peki, bu ülkeye ne getirecek? Dini saiklerle AKP’yi destekleyenlere daha fazla dini özgürlük, hak getirecek mi? Elbette hayır.

Reel politikte devletlerarasında telaffuz edilmeyen güçler hiyerarşisi vardır. Bir ittifakın içindeki öneminiz gücünüz ve gelişmişliğiniz oranındadır. Bu sıralama süper güçler, büyük güçler, bölgesel güçler ve küçük devletler şeklinde yapılabilir. Kedinin kaplan görünme şansı yoktur. Liderler Arnavutluk’un Enver hocası gibi halkını aldatabilir, hamasetle uyutabilir ama her devlet her devletin gücünü bilir ve ona göre muamele eder.

Türkiye şu ana kadar demokratik Batı kulübünde ama bölgesel bir güç olageldi. Son dönemlerde bölgesel güç olması dahi tartışılabilir; zira bölgedeki hiçbir yapılanmada kale alınmıyor, hep dediklerinin aksi gelişmeler yaşanıyor.

EN AZINDAN KURALLARI BELLİ

Müslüman toplumlar ABD’nin İsrail’e verdiği prim, kutsallarımıza dair aşağılayıcı yayınlar, eski/yeni işgaller nedeniyle Batı’ya tavırlı ve tepkili. Türkiye, Batı/ABD düşmanlığının en yüksek çıktığı ülkeler arasında. Batı bizim için ne kadar ideal bir müttefiktir, ne kadar dosttur, bize ne kadar müdahale etmektedir gibi konular tartışılabilir. Ancak her şeye rağmen Batı demokratiktir, hukukun işlediği ve kuralların belli olduğu bir kulüptür. Sivil toplum, baskı grupları, etki odakları vardır. Hukuksuzluklara, mağduriyetlere karşı yargıya başvurabilir ve haklarınızı alabilirsiniz, medyada yer bulabilirsiniz.

Türkiye Rusya ve Çin’in bulunduğu totaliter ve otoriter ülkelerle angajmana girdiğinde ülkemiz-insanımız için durum daha iyi olur mu? Batıyla değil Çin veya Rusya ile müttefik olsa, daha kaba tabirle onların uydusu olsa ne olur? Mesela hak ve özgürlükler, dinin yaşanması, mülkiyet hakkı, gibi konularda rahat olur mu halkımız? Ekonomide diplomaside daha kazançlı çıkar mıyız?

Hayır.

Demokratik ülkelerde yönetim süreçleri bir denge ve denetim içinde yürütülür ve büyük oranda şeffaftır. Devletle problem yaşadığınızda bağımsız yargıya, muhalefete, sivil topluma ulaşabilirsiniz. En azından temel haklarda bir mağduriyet yaşamayacağınızı bilirsiniz. Ama otoriter blokta son zamanlarda Türkiye’de de yaşandığı üzere mülkiyetinize bir gün çökülebilir. Kendinizi her an ve gerekçesiz hapiste bulabilirsiniz ve duyanınız dahi olmaz. Putin Rusya’sındaki gibi muhalifler bir trafik kazasına, kör kurşuna kurban gidebilir. Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı gibi dininiz, kimliğiniz ağır şekilde baskılanır ve yok sayılırsınız. Bu durumlarda yine çoğulcu, demokratik Batı’dan medet umarsınız.

ÇİN’LE NASIL BİR YOL ALABİLECEĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Çin’le müttefik olsak dini dininize uymaz, sistemi sisteminize uymaz. Sizi bir Kuzey Kore haline getirir ve başınıza koyduğu ‘şef’le halkınızı ezer. Lideriniz kendi eniştesini köpeklere yem eder ve kimsenin sesi çıkmaz.

Ey Müslümanlar! Evrensel bir hukuk düzeni, insani ilkeleri, hak ve özgürlük kriterleri olmayan Çin size ve dini inançlarınıza Batı’dan, ABD’den daha mı toleranslı davranır? Mesela müttefik olsanız ve Çin’den bir Trump çıksa ve çılgınca kararlar alsa sizin haklarınızı Çin’de koruyacak bir bağımsız hakim, sizi savunacak sokaklara dökülen kitleler, derdinizi ekrana-gazetelere taşıyacak medya bulabilir misiniz?

Çin kapalı bir kutu ve insanlık, İslam âlemi için ne gibi olumsuzluklara gebe bilemiyoruz. Rusya mafyatik bir devlet görünümünde. Rusya ile bir bağımlılık ilişkisi içine girdiniz ve Erdoğan’la Putin çatıştı, sizce ne olur? Kim kimi yer? Hangi ülke zarar görür ve Rusya’da bunu düzeltmek, derdinizi anlatmak için hangi iç dinamiklere başvurabilirsiniz?

AKP, siyasal İslamcılar ülkeyi bağımlılıktan kurtarıp itibarlı, güçlü hale getiremediler ama kendi sıkışmışlıklarını, yolsuzluklarını, hukuksuzluklarını otoriter rejimlerle ittifak kurarak örtme telaşındalar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin