AYM’den mahkemelere ‘Altan’ uyarısı: Göreviniz yetki tartışmak değil ihlalleri gidermek!

Anayasa Mahkemesi, ‘hak ihlali’ kararına rağmen yerel mahkeme tarafından tahliye edilmeyen yazar ve akademisyen Prof. Dr. Mehmet Altan’a 30 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti. Yüksek Mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararlarının nihai ve bağlayıcı olduğuna yönelik AİHM ve Yargıtay kararlarına da atıf yaparak, yerel mahkemelerin görevinin Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini tartışmak değil, hak ihlaline yol açan durumu ortadan kaldırmak olduğuna yönelik Şahin Alpay kararını hatırlattı.

Yüksek Mahkeme, Altan’ın hak ihlali kararına rağmen 6 ay boyunca tahliye edilmemesinin yeni bir hak ihlali anlamına geldiğine hükmetti. Karar, AİHM kararına rağmen tahliye edilmeyen Gezi davası sanığı, iş insanı Osman Kavala başta olmak üzere AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına rağmen mağduriyetleri devam eden isimlerin haklarının yeniden ihlal edildiği anlamına geliyor.

Tr24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre, 9 Ocak 2020 tarihli kararda, Altan’la ilgili hukuki süreç özetlendi. Kararda, Altan’ın İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 22 Eylül 2016 tarihli kararıyla tutuklandığı, 8 Kasım 2016’da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduğu hatırlatıldı. 12 Nisan 2017’de Altan hakkında “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla dava açıldığının anımsatıldığı kararda, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11 Ocak 2018’de bireysel başvurusunu karara bağladığı belirtildi. Anayasa Mahkemesi’nin, Mehmet Altan’ın, “kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkı ile “ifade ve basın özgürlüklerinin” ihlal edildiğine karar verdiği vurgulandı. Yüksek Mahkeme’nin, tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma mercilerince yeterince ortaya konulamadığı, tutuklamanın hukuki olmadığı sonucuna vardığı ifade edildi.

MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ AMA…

Kararda, bu kararın ihlalin ortadan kaldırılması için İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği, gerekçeli kararın da Anayasa Mahkemesi’nin sitesinde erişime açıldığı ayrıca 19 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığı ifade edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ise buna rağmen 11 Ocak 2018’de gerekçeli kararın tebliğ edilmediği ve karşıoyların da yazılmamış olduğu gerekçesiyle başvurucunun tahliye talebinin reddine karar verdiği belirtildi. İtirazın da İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği ifade edildi.

İKİNCİ KEZ REDDEDİLDİ

Mehmit Altan’ın, kararın Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesinde yayımlandığını belirterek yeni başvuru yaptığının aktarıldığı kararda, bu talebin de reddedildiği, itiraz üzerine yeniden ret kararı verildiği belirtildi. İstanbul 26 ve 27. Ağır ceza mahkemelerinin, bu kararlarında Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurularda mahkemenin yerine geçerek delilleri değerlendiremeyeceği, yerindelik denetimi yapamayacağı, delil durumu takdir edilerek tutukluluk kararı verilmişse Anayasa Mahkemesince delillerin yetersiz olması nedeniyle ihlal kararı verilemeyeceği, Anayasa Mahkemesinin yasal sınırların dışına çıkarak vermiş olduğu söz konusu kararın kesin ve bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği gerekçelerine dayandığı vurgulandı.

Kararlarda ayrıca Anayasa Mahkemesi kararının otomatik olarak başvurucunun tahliyesi sonucunu doğuracağını kabul etmenin mahkemelerin bağımsızlığı, mahkemelere emir ve talimat verilemeyeceği, telkinde bulunulamayacağı yönündeki anayasal düzenlemelere aykırı olduğu ifade edildiği anımsatıldı.

İKİNCİ BİREYSEL BAŞVURU

Altan’ın bunun üzerine 30 Ocak 2018’de karara konu başvuruyu yaptığının anımsatıldığı kararda, 12 Şubat 2018’de ise İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanığı ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırdığı vurgulandı. Altan’ın bunun üzerine 30 Mart 2018’de yeniden bireysel başvuruda bulunduğu kaydedildi.

Altan’ın mahkumiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurduğunun anlatıldığı kararda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nin 27 Haziran 2018’de Anayasa Mahkemesi kararına göre tahliyesinin gerektiği, hak ihlali kararının kesin nitelikte ve yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler yönünden bağlayıcı olduğu sonucuna vardığı ifade edildi. Kararda, dairenin tahliye kararından sonra ise Altan hakkındaki hükmü onadığı kaydedildi.

DOSYA YARGITAY’DA BOZULDU

Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin ise 5 Temmuz 2019’da bu mahkûmiyet hükmünü beraatinin gerektiği görüşüyle bozduğu ifade edildi. Yargıtay’ın da bu kararında Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına dikkat çektiği hatırlatıldı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bozma kararından sonra yargılamaya devam ettiği ve Altan’ın beraatine karar verdiği, bu kararın da 12 Kasım 2019’da kesinleştiği kaydedildi.

AİHM, ‘TAHLİYE EDİLMEMESİNE’ ATIF YAPTI

Anayasa Mahkemesi kararında, Altan’ın 2017’de AİHM’ye de başvurduğu, AİHM’nin de 20 Mart 2018’de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdiği anımsatıldı. AİHM’nin Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Altan’ın tahliye edilmemesine atıf yaptığına dikkat çekilen kararda, yerel mahkemenin, “Anayasa Mahkemesi dosyadaki unsurları değerlendiremez” görüşüne ise katılmadığı vurgulandı.

AİHS İHLAL EDİLİYOR

Anayasa Mahkemesi kararında, AİHM’ye göre de Yüksek Mahkemesi kararlarının nihai ve bağlayıcı olduğu, buna karşılık İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Altan’ı serbest bırakmamasının AİHS’nin ihlali anlamını taşıdığı kaydedildi.

YEREL MAHKEME, YETKİLERİ SORGULAYAMAZ

AİHM’nin, ‘bir mahkemenin nihai ve bağlayıcı kararlar verme yetkileriyle donatılmış bir anayasa mahkemesinin yetkilerini sorgulaması, hukuk devleti ve hukuki güvenlik temel ilkelerine aykırıdır’ yorumunu yaptığının anımsatıldığı kararda, bunun özgürlük ve güvenlik hakkının ihlali anlamına geldiğinin tespit edildiği vurgulandı.

BAKANLIK, YEREL MAHKEMEYİ SAVUNDU

Kararda, Yüksek Mahkeme kararına rağmen tahliye edilmeyen Altan’ın bireysel başvurusunun 9 Ocak 2020’da görüşülerek karara bağlandığı belirtildi. Kararda, Adalet Bakanlığı’nın savunmasına da yer verildi. Adalet Bakanlığı’nın, Altan hakkında yerel mahkemenin mahkumiyet kararı verdiğini anımsatarak, böylece tutulma halinin sona erdiği yorumunu yaptığı kaydedildi. Bakanlığın, ayrıca Anayasa Mahkemesince verilen bir hak ihlali kararı sonrasında ihlalin ne şekilde giderileceğinin takdirinin derece mahkemelerine ait olduğu görüşünü savunduğu belirtildi.

ŞAHİN ALPAY ÖRNEĞİ

Anayasa Mahkemesi kararında, aynı şekilde Yüksek Mahkeme kararına rağmen tahliye edilmeyen Şahin Alpay ile ilgili verdiği karardaki ilkeleri sıraladı. Kararda, “derece mahkemelerinin görevi Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerinin kapsamını değerlendirmek değil Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktan ibarettir” şeklindeki Şahin Alpay kararına atıf yapıldı. Altan’ın tutukluluğunun Anayasa Mahkemesi kararına rağmen ortadan kaldırılmadığının anlatıldığı kararda, bunun anayasadaki güvencelere aykırı olduğu ifade edildi. Kararda, “Sonuç olarak -mahkemeye erişim hakkının sağladığı güvencelerle de bağdaşmayacak şekilde- Anayasa Mahkemesinin tutukluluğa ilişkin ihlal kararının uygulanmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir” denildi. Anayasa Mahkemesi, Altan’a 30 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti. Karara muhalif kalan Serdar Özgüldür ise Altan’ın istinaf mahkemesi kararıyla tahliye edildiğini ve böylece Yüksek Mahkeme kararının yerine getirildiğini savundu.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin