Ayasofya hemen açılsın!

YORUM | ERHAN BAŞYURT

İktidar, bir gündem değiştirme sihirbazı.

Erdoğan, siyaseten her sıkıştığında gündemi değiştirmek ve kamuoyunun dikkatlerini başka bir konuya çekmek için ‘ustaca hamleler’ yapıyor.

Çoğu önceden planlanmış ve üzerinde çalışılmış, rafta bekleyen şiddet derecesi işaretli dosyalar.

Ne zaman ihtiyaç duysalar, bu suni gündem maddelerini ortaya atıyorlar.

Hiç yoktan konuşup, konuşturup gündemi değiştirmeyi başarıyorlar.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Suni gündem hamlesi tutmazsa, şok etkisi yapacak, beklettikleri ‘zaman ayarlı’ bir yargı operasyonunu devreye sokuyorlar.

Zamanlama ve kapsam konusunda iktidarın talimatı ile hareket etmediği için, bir devrin en kudretli savcısının görevden alındığını en yetkili ağızdan dinlemiştim.

Açığa alındıktan sonra da O savcıdan, söz konusu süreçte kendisine yapılan telkin ve baskıların ayrıntılarını, nasıl ‘yargıya hile’ yapıldığını dinlemiştim…

Kısacası, iktidar için yargı operasyonları bile, gündemi belirleme veya değiştirme amaçlı bir araç…

‘Yargıyı iktidarın sopası’ olarak kullananlar, ‘yargıyı siyasetin köpeği’ olarak niteleyenler için bu tabii bir süreç…

Böylece bir taşla iki, hatta çok kuş vuruyorlar.

Hem hedefledikleri isimlere zaman ayarlı operasyon gerçekleştiriyor hem de gündemi değiştiriyorlar.

CHP ve HDP’li 3 ismin vekillerinin düşürülüp tutuklanmasını ve ardından CHP’li ismi serbest bırakıp HDP’li iki ismi hapiste tutmalarını, hafta başında gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel’e operasyon yaparak unutturdukları gibi…

***

Sosyal medya, demokrasi yanlıları ve muhalifler için önemli bir mecra. Ancak saman alevi gibi… Sürekli harlanacak yeni bir konuya ihtiyaç duyuluyor.

İktidar da sosyal medyaya hakim olamıyor ama suni gündemler oluşturarak gündemlerini belirliyor.

Böylece, çığ üstüne çığ düşer gibi… En son çığ altında kalana herkes odaklanıyor, altta kalanlar unutuluyor…

Sosyal medyada tsunami gibi büyüyen bir önceki konu saman alevi gibi sönüyor.

İnsanlar da balık hafızalı olunca, iktidar gizli hedefine doğru şaşmadan belki zikzak çizerek kararlı şekilde ilerlemeye devam ediyor.

***

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması konusu da bu tarz bir gündem değiştirme eylemi olarak görünüyor.

Ayasofya, İstanbul’un fethinin sembolü…

Fatih, Ortodoks aleminin dini merkezini, kralların taç giyme törenlerinin yapıldığı devrinin bu en görkemli kilisesini camiye çevirerek, Constantinople’ün artık bir Osmanlı ve İslam şehri olduğu damgasını vuruyor.

Ayasofya’nın, fethin gerçekleştiği dönemdeki sembol değeri ile bugün taşıdığı anlam şüphesiz bir değil.

Sultan Ahmet Camii yanı başında artık ondan çok daha görkemli duruyor.

Ayasofya’ya bölgedeki camilerin talebi karşılayamaması gibi bir nedenle de ihtiyaç yok!

Ayasofya, İslam’ın kutsal mabedlerinden birisi de değil…

O halde Ayasofya neden açılmak isteniyor?

***

Muhafazakar ve milliyetçi kesimde yaygın kanaat, (Kadir Mısıroğlu’nun Lozan Hezimet mi Zafer mi? eserinde işlendiği gibi…) Ayasofya’nın Lozan’ın ‘gizli’ kısmında verilmiş bir taviz olduğu şeklinde.

Lozan’ın böyle bir ‘gizli’ eki resmen yok, ancak yine de ‘sözlü taviz’ veya ‘sözlü mutabakat’ olarak lanse ediliyor…

Sonuçta, Ayasofya’nın 1930’da tadilat adı altında ibadete kapatılması, Amerika’daki Bizans Merkezi tarafından sıva altlarından kilise olduğu döneme ait mozaik ve işlemelerin gün yüzüne çıkarılması ve 1934’te Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülmesi bu ‘komplo’ teorilerini ya da düşünceleri kısmen de olsa haklı çıkarıyor.

***

Erdoğan’ın “Ayasofya’nın açılması için çalışma yapılması” talimatı verdiği medyaya düştü. AKP’den de bir yalanlama gelmedi.

İktidarın ‘koltuk değneği’ MHP de hemen devreye girdi. Bahçeli, “Ayasofya’da çan sesleri değil ezan sesleri yükselmeye devam edecek” açıklamasında bulundu…

Hoş! Ayasofya’da çan hiçbir zaman çalınmadı… Hatta ezanlar da okunmaya devam ediyor…. Ama halkın büyük kısmı bunu bilmiyor.

Ayasofya alışılageldik bir gündem değiştirme çabası değilse şayet, bir baskın seçim hazırlığı demektir.

Ezanı yeniden Arapça olarak okunmasını sağlayıp muhafazakar ve milliyetçi tabanda gönülleri kazanan Menderes misali, Ayasofya’yı müze olmaktan çıkarıp yeniden cami olarak ibadete açmak da Erdoğan’a itibar kazandırır.

İktidarın arayıp da bulamayacağı bir milliyetçi-muhafazakar tabanda konsolide aracı Ayasofya’nın açılması…

İktidar, Ayasofya’nın açılmasında samimi olsaydı bunu en zayıf olduğu dönemde değil en güçlü olduğu dönemlerde yapardı.

Dini duyguları sömürmek değil de inanca saygı olsaydı dertleri, bunu seçim malzemesine dönüştürmeye tenezzül etmezlerdi…

***

Sözcü Gazetesi, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine ilişkin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı için Danıştay’a iptal başvurusu yapıldığını yazdı.

Danıştay’ın Temmuz ayında karar vermesi bekleniyormuş…

***

Sonuçta sebep ne olursa olsun, ister gündemi değiştirmek, ister oy devşirmek, Ayasofya’nın şehri fetheden Sultan’a ve orduya saygı çerçevesinde cami olarak açılmasına kimse ‘hayır’ diyemez.

Hodri meydan diyorum…

Samimi olan Ayasofya’yı hemen açar…

Fethin sembolünü bir kez daha siyasi istismara kurban etmeden, seçimi beklemeden, halkı daha fazla oyalamadan, aldatmadan hemen açar!

Buna cesaretleri yoksa, ‘siyasetin köpeği’ olarak gördükleri, istedikleri kararı vermeyen hakimleri hapse atan iktidar, Danıştay’ın 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesini sağlar.

İktidar Ayasofya tartışmalarında samimi mi, gündem mi değiştirmeye çalışıyor? Yoksa bir kez daha mı inançları istismar ediyor?

Bekleyip pek yakında göreceğiz…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin