Anayasa Mahkemesi önündeki adalet heykelinin gözleri neden açık? 

YORUM | Av. MEHMET TAHSİN

Yıl 2009… Anayasa Mahkemesi’nin yeni hizmet binası, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın katıldıkları bir törenle açılıyor. 

Tören sırasında, yeni hizmet binasının önüne dikilen ‘adalet heykeli’nin bugüne kadarki benzerlerinin aksine gözlerinin açık olmasıyla gündeme gelmişti. Adalet Tanrıçası Themis’in yerli ve milli versiyonu heykelin adının ‘Anadolu kızı’ olduğu belirtilmişti.

Adalet ve düzeni temsil eden Themis’in gözlerinin bağlı olması, yargıladığı kimselerin kim olduğunu görmemesini, elindeki terazi, adaleti ve bunun dengeli şekilde dağıtılmasını, diğer elindeki kılıç ise adaletin keskinliğini simgelemektedir.  

***

Geçen hafta Anayasa Mahkemesi (AYM) yasal bir derneğe üyeliğin, terör örgütüne üye olmanın delili olamayacağına yönelik bir karar verdi.

Yüksek Mahkeme 8 Kasım günü yayınlanan Ahmet Urhan kararında, ‘yasal bir derneğin faaliyetlerine katılmanın terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyete delil olarak kullanılmasının örgütlenme özgürlüğünün ihlali’ olduğuna hükmetti. 

AYM kararı ne diyor?

Başvurucu Ahmet Urhan, Marksist Leninist Komünist Parti’nin (MLKP) yasal zeminde faaliyet yürüten örgütü olduğu iddia edilen Sosyalist Gençlik Derneği’ne (SGD) üye olduğu gerekçesiyle tutuklanır. Kararda SGD’nin yasal bir dernek olduğunun ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiği ancak ilk derece mahkemesi, derneğin terör örgütü MLKP’nin amaçları doğrultusunda faaliyet yürüttüğünü ifade ettiği yazıyor. Buna delil olarak da Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bir raporu gösteriliyor. AYM, başvurucunun örgütlenme özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna varmış ve Başvurucu Urhan’ın örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. 

Buraya kadar her şey güzel. 

Yüksek Mahkeme, bu kararıyla hiç kimse yasal bir derneğin faaliyetlerine katıldığı için ‘terör örgütü üyeliği’ ile suçlanamayacağını ilan etmiş oldu. 

Şimdi bu kararda yazılanları içeriğine dokunmadan sadece dernek isimlerini şu şekilde değiştirelim: 

Başvurucu X, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) yasal zeminde faaliyet yürüten örgütü olduğu iddia edilen Kimse Yok Mu Derneği’ne (KYM) üye olduğu gerekçesiyle tutuklanır. Kararda KYM‘nin yasal bir dernek olduğunun ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiği ancak ilk derece mahkemesi, derneğin terör örgütü FETÖ’nün amaçları doğrultusunda faaliyet yürüttüğünü ifade ettiği yazıyor. Buna delil olarak da Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (veya MİT’in) bir raporu gösteriliyor. AYM, başvurucunun örgütlenme özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna varmış ve Başvurucu X’in örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. 

AYM böyle bir karar verebilir mi? Tabii ki vermez, veremez. 

Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği MLKP yerine, FETÖ, Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) yerine de Kimse Yok mu Derneği (KYM) yazınca Anayasa Mahkemesi üyelerinin tavırları birden değişiyor. Adalet heykeli Themis’in kapalı gözü açılıyor ve elindeki kılıcını olanca acımasızlığıyla indiriyor. 

Siz Kimse Yok mu Derneği yerine istediğinizi yazabilirsiniz. Önemli olan yasalara uygun olarak kurulmuş ve yasalar çerçevesinde faaliyet göstermiş bir kurum olması. İster Zaman Gazetesi aboneliği deyin ister Bankasya deyin ister Aktif-Sen deyin ister Fatih Koleji deyin… 

Yasalara uygun olarak kurulup yasalara uygun faaliyet gösteren kurumlarla irtibatlı olmak Anayasa Mahkemesi’ne göre suç olmaması gerekir. 

Ama gel gör ki uygulama öyle değil. 

Daha geçen hafta Ahmet Altan’la beraber yargılanan Zaman’ın eski görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı, adalet aramak yerine intikam peşindeki bir mahkeme tarafından benzer gerekçelerle bir kere daha mahkûm edildi. Yasalara uygun olarak kurulan ve faaliyet gösteren Zaman Gazetesi’nde çalışması, Bankasya’da hesabının bulunması, Pak Medya İş sendikasına üye olması bu mahkumiyetine gerekçe yapıldı. 

Yazıcı’nın Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru bu gerekçelerle kabul edilemez bulundu. MLKP söz konusu olduğunda hukuku hatırlayan ve yasal bir derneğin faaliyetlerine katılmanın suç olmayacağını kabul eden AYM üyeleri, Fevzi Yazıcı’nın yasal bir gazetede çalışmasını, yasal bir bankada hesabının bulunması, yasal bir sendikanın faaliyetlerine katılmasını suç saydı!

Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) Türkiye’nin terör örgütü ilan ettiği bir örgüt. Zaman zaman haberlerde bu örgüte yönelik operasyonlarda silahlı çatışma çıktığı haberlerini okuyoruz. 

Gülen Cemaati de Erdoğan iktidarı tarafından terör örgütü ilan edildi. 15 Temmuz’dan sonra 500 binden fazla kişiye operasyon yapıldı, gözaltına alındı, tutuklandı… Bütün bu operasyonların bir tanesinde bile bir tane Gülen Cemaati mensubu mukavemet göstermedi. Kadın, çocuk, genç, ihtiyar demeden bomboş iddialarla insanlar hapislerde çürütüldü. Geride kalanlar açlığa ve sivil ölüme mahkum edildi. 

Bütün bunlara rağmen çoğunluğu Erdoğan tarafından atanan Anayasa Mahkemesi üyelerinin, silahlı bir örgütün mensuplarına gösterdiği müsamahayı, onlara uyguladığı hukuku, eline silah almamış, hayatı boyunca yasaları çiğnememiş insanlardan esirgemesinin hiçbir izahı yoktur. 

AYM üyelerinin bugünlerde verdiği çelişkili kararların izini 10 yıl önce dikilen ‘gözleri açık adalet heykeli’nde mi aramalıyız? O heykel, ‘ben yargıladığım kişinin kim olduğunu görürüm, ona göre hüküm veririm’ diye subliminal mesaj mı veriyor?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin