Amerika’da darbe olur mu?

AMERİKA GÜNLÜĞÜ | ADEM YAVUZ ARSLAN

Peşinen söyleyeyim olmaz. 

Peki nerden çıktı bu darbe söylemi? Kim kime karşı darbe yapacak?  Aslında bu tartışmayı başlatan Başkan Trump’ın kendisi.

Son anketlere göre Demokrat Partili rakibi Joe Biden’in 6-7 puan gerisinde olan Donald Trump bir gazetecinin ‘seçimi kaybetmesi durumunda görevi barışçı şekilde devredip devretmeyeceği’ şeklindeki sorusuna “ne olacağını görmemiz lazım” diye cevap vermesi, devamında da seçim sonucunun mahkemelik olacağını iddia etmesi ortalığı karıştırdı. 

Amerika Günlüğü’nde bu hafta sonu Beyaz Saray’ın ‘boşaltılması’ tartışmalarına bakacağız.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

TRUMP’IN İMALI ÇIKIŞI 

Bir önceki yazıda ABD seçim sistemini anlatmış ve 3 Kasım’da yapılacak seçimin olağanüstü gelişmelere neden olabileceğini anlatmıştım.

Eğer o yazıyı okumadıysanız dönüp bakmanızda fayda var. Çünkü bugünkü tartışmayı anlamak için seçim sistemini bilmek gerekiyor.

Başkan Trump uzunca bir zamandır Demokratların seçimde hile yapacağını iddia ediyor. Bugüne kadar bu iddiasını destekleyen bir delil ortaya koymadı ama bu durum biraz da Trump’ın ‘tarzı’. 

İddiayı ortaya atıp, gündemi domine edip yoluna devam ediyor.(Ne kadar tanıdık değil mi!) 

Başkan Trump mektupla oy kullanmayı bahane edip “Demokratların oy çalacağını” iddia ediyor. Bu arada başkan Trump’ın son dönemde ABD posta idaresinin üst düzey kadrolarına yakın dostlarını atadığını unutmamak gerek. 

Geçen hafta iddiasında bir adım daha öteye geçti ve seçimi kaybetmesi halinde koltuğu devretme konusunda istekli olmayacağının sinyalini verdi. 

İhtimallere geçmeden bir hatırlatma yapayım. 

Covid-19 yüzünden bu seçimde yaklaşık 80 milyon kişi postayla oy kullanacak. Üstelik bazı eyaletler postayla kullanılan oyları 6 Kasım’a kadar kabul edecek.

Durumu daha enteresan hale getiren bir boyut ise şöyle: çoğunlukla Demokratlar postayla oy kullanıyor. Cumhuriyetçiler ise sandığa gitmeyi tercih ediyorlar. 

Yani sandıklar açıldığında Cumhuriyetçilerin önde çıkması büyük ihtimal. Postayla gelen oylar sayıldıkça fark kapanabilir ama 3 Kasım akşamı fark az olursa görün gürültüyü. 

Bir önceki yazıda anlatmıştım, ABD’de başkanı halk doğrudan seçmiyor. Halk aslında Seçici Kurul’u seçiyor. İşte o Seçici Kurul’da 14 Aralık’ta yeni başkanı belirleyen oylamayı yapmak zorunda. 

Eğer bu esnada hala kesin seçim sonuçları elde edilememiş olursa bu kez devreye Yüksek Mahkeme girecek.

Prosedür böyle ama saha gerçekleri işi daha da karışık hale getiriyor. 

HAKİMİN ÖLÜMÜ DENGELERİ SARSTI 

Erdoğan ile Trump arasındaki benzerlikleri sık sık hatırlatıyorum. Trump da Erdoğan gibi doğuştan şanslı. 

Her şekilde dört ayak üstüne düşüyor. Yargıçlar ve hızlı koşan muhabirler’ başlıklı yazımda anlatmıştım. ABD başkanları için en prestijli iş Yüksek Mahkemeye üye atamaktır. Çünkü yüksek mahkeme üyeleri ölünceye kadar görevde kalıyorlar ve aldıkları kararlar bağlayıcı. 

Bazı başkanlar görev süresi içinde hiçbir mahkeme üyesi atama imkanı bulamayabiliyor. Ancak Başkan Trump’ın 4 yıllık görev süresi içinde şu ana kadar iki yüksek yargıç ataması yaptı.

Malum olduğu üzere mahkemenin özgürlükçü kararları ile bilinen efsane yargıçlarından Ruth Bader Ginsburg hayatını kaybetti ve tartışma alevlendi.

Ginsburg’un ölümü bir anda seçim kampanyasının öznesi haline oldu. Çünkü Ginsburg’un ölümü sonrası Trump jet hızıyla yeni yargıç atamak istedi.

Yargıç atamanın usulü şöyle: başkan adaylarını öneriyor ama onayı Senato yapıyor. Senato’da da Cumhuriyetçiler ağırlıkta. 

Ancak etik tartışmalar aldı başını gitti çünkü seçime bir buçuk ay kala başkanın yüksek yargıç ataması etik bulunmuyor.

Nitekim Obama’nın son döneminde boşalan koltuk için atama yapmak istediğinde Cumhuriyetçiler “seçime 10 ay var. Seçim yılında atama olmaz, yeni başkan atasın” diye ayağa kalktı.

Bilin bakalım o gün ayağa kalkan Cumhuriyetçiler Ginsburg’un ölümü sonrası ne yaptı: “Yüksek Mahkeme’nin boşalan koltuğunu gecikmeden dolduracağız”. 

Burada bir parantez açalım.

Siyasetçiler dünyanın her yerinde aynı. Obama’ya ‘seçim yılındayız , yeni başkan atasın’ diyen Cumhuriyetçi liderler şimdi ‘1,5 ay kala atamak etik mi’ sorusuna muhatap olunca gülüp geçiyorlar. 

Dediğim gibi yargıcın ölümü seçim kampanyasının ana gündemi haline geldi. Trump jet hızıyla muhafazakar bir yargıç atayıp mahkemedeki dengeleri değiştirmek istiyor.

Trump o kadar şanslı ki, giderek desteklerini çeken muhafazakar Hristiyanlar bir anda u dönüşü yaptılar. 

Trump’ı yine sevmiyorlar ama yüksek mahkemeye muhafazakar bir hakim ataması ihtimali doğunca destek açıkladılar.

Yeni yargıcın atanması süreci iki ayı buluyor. Ancak Trump 3 Kasım’da seçimi kaybetse bile 21 Ocak 2021’de koltuğu devredecek. Çünkü arada bir geçiş süreci yaşanıyor.

Seçimi kazanırsa sorun yok, doğrudan istediği bir hakimin atanması sürecini başlatacak. Kaybederse de ‘topal ördek’ diye tanımlandığı bu ara dönemde yeni yargıcı atamayı planlıyor.

Baştaki soruya geri dönelim:

Eğer başkan Trump seçimi kaybetse de koltuğu bırakmayı reddederse ne olur?

Başta da dediğim gibi ordunun gelip Trump’ı indireceği yok. Onun yerine yüksek mahkeme devreye girecek.

Eğer yeni başkan 21 Ocak’a kadar belirlenmemiş olursa görevi Demokrat Parti’nin meclis liderine devretmesi gerekecek. 

O isim ise Trump’la kavgaları ile bilinen Nancy Pelosi. 

Pelosi Trump’ın seçim sonuçlarına yönelik şaibe açıklamalarına ve ‘bakacağız’ türü sözlerine sert tepki veriyor.

Hatta Perşembe günü yaptığı açıklamada Trump’a “Burası Rusya, Kuzey Kore ya da Türkiye değil, burada demokrasi var” diye sert çıktı. 

Son olarak, seçim sonuçlarının mahkemeye taşınması daha önce de oldu. 

2000 yılı seçimlerinde George Bush ve Al Gore arasındaki yarışın galibini Yüksek Mahkeme belirlemişti. 

Ama hiçbir zaman görevdeki başkanın “kaybedersem duruma bakarız” dediğine şahit olunmamıştı. 

Boşuna ‘Macera dolu Amerika’ demiyorlar!

3 YORUMLAR

  1.  @ADEM YAVUZ ARSLAN  Adem bey MAK ARASTIRMA DANİŞMANLIK SIRKETININ BAŞKANİ Mehmet Ali Kulat Mit elemanıdır ,bilgin olsun hizmete sizmaya calıstı ögrenciyken bunun şahidi benim bilgi olsun diye paylaşiyorum sizin ile.

    (MAK)Mehmet Ali Kulat Bir MİT mensubudur kendisini yakinen biliyorum AKP nin oy oranını enaz % 5-10 fazla gösteriyordur emin olabilirsiniz.

    Tabi tabi Ankara ilahiyattan , Ankara zafer çarşısında ki kücük camideki cuma vaazlarınıdan ,ha bide en önemlisi o cin çagırma seanslarından onu çok iyi hatırlıyorum, Acaba kamuoyu arastirmalarını da CİN lere yaptiriyor olmasın, onun en beligin özelliği o zamanlar büyük palavralar atabilmesiydi.

    Memedali Kulatı Ankara ilahiyattan , Ankara zafer çarşısında ki küçük camideki cuma vaazlarınıdan ,ha bide en önemlisi o cin çagırma seanslarından onu çok iyi hatırlıyorum, Acaba kamuoyu arastirmalarını da CİN lere yaptırıyor olmasın, onun en beligin özelliği o zamanlar büyük palavralar atabilmesiydi.

  2. Eşek her yerde eşek. Semer her yerde semer. Amerikası türkiyesi yok işte. Hepsi aynı. Biri boz eşek diğeri gri eşek. Dünya niye düzelmez? Bu eşekler olduktan sonra düzelmez.

  3. ABD de darbe olumu? Yok Adamlar disarda isini görüyor bu konuda! Iceride özde Demokrasi (%70-80), disarida sözde Demokrasi (Yalani). Beyazlar azalirsa (%55-60 suan), sömürecek ülkede kalmassa Darbe olur. Reel-Ekonominin Ekonomiye orani % 35 ABD de. Gerisi Finanz ve Modern sömürücülükten. 20 Trilyon $ Milli gelirin 13 Trilyonu Alavere-Dalavere anliyacagin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin