Âlimler olarak biz ne yaptık? (1) [Abdullah Salih Güven]

DİB Başkanı Mehmet Görmez, İran'daki 29. Uluslararası Vahdet Konferansı'nda konuştu. Fotoğraf: AFP

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Dünya İslam Mezhepleri Yakınlaştırma Birliği tarafından 27-29 Aralık tarihleri arasında İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen ve İslam ülkelerinden temsilcilerinin yanısıra, İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin de katıldığı ’29. Uluslararası Vahdet Konferansı’ndaki konuşmasından bir bazı ilave ve çıkartmalara gerçekleştrilen bir uyarlamadır.

Bir hayal ürünü ama hayali bile güzel. Görmez Başkan’ın siyasilerin “Ulusa Sesleniş” konuşması gibi alimleri bir yere toplayıp onlara yönelik şöyle bir konuşma yaptığını hayal edelim ve yazının sonunda da bu konuşmanın muhtemel yansımaları ile hayalimizi sonlandıralım.

Muhterem Hâzirûn

salih spot2“Hiçbir strateji, insana zulüm edilmesinden daha değerli değildir. Hiçbir siyaset, Türkiye insanının parçalara ayrılarak sui-zan, yalan, gıybet, dedikodu ve iftiralarla birbirinin aleyhinde olmasından daha önemli değildir. Kendilerinden olmayan, kendi siyasi veya gayri siyasi görüşlerini desteklemediğinden dolayı herkesi ötekileştiren anlayış, Türkiye’nin kalbine maalesef bir hançer gibi saplanmış durumdadır.

Ülkemizde yaşayan hemen her ailenin ocağına ateşin düştüğü ve ateşten çıkan dumanların gökyüzünü kapladığı bir dönemde kardeşlik ahlak ve hukukumuzu konuşmak, millet olma şuurumuzu sorgulamak, aramızdaki vahdeti yeniden tesis etmek zamanı gelmiş ve geçiyordur. Ülkemizde yaşananlara hiçbir insan vicdani sessiz kalamaz ve kalmamalıdır. Fitne ve tefrika ateşinin milletimizi her taraftan kuşattığı, işgal ve istibdatların hâkim olduğu günümüzde her türlü şiddet ve cinayeti caiz gösteren, hak-hukuk-adalet gibi kavramları askıya alıp her türlü zulmü Hz. Ali’nin deyimiyle ‘yaratılışta eşiti veya dinde kardeşi olan’ insana reva gören ve kendilerinden olmayan herkesi neredeyse tekfir ederek ötekileştiren anlayış, ülkemizin kalbine bir hançer gibi saplanmış durumdadır. Açık konuşuyorum; ülkemizin ve ülke insanımızın izzet ve onuru tarihte hiç bugünkü kadar yerlerde sürünmemiştir. Ne yazık ki bu duruma sebebiyet verenler de İslamcı söylemleri dillerinden hiç düşürmeyen siyasi idare ve idare olmuştur.

Bugün İslam dini ve o dine inanan Müslümanların yaşamış olduğu coğrafya parçaları tarihin belki de en zor süreçlerinden birini yaşamaktadır. Irak, Suriye, Libya, Yemen, Nijerya ve İslam coğrafyasının diğer köşelerindeki çatışmaların, Allahuekber nidalarıyla yapılan intihar saldırılarının, masum kız çocuklarını kaçırmaların, camileri bombalamaların, kutsal mekanları tahrip etmelerin sonunun nasıl olabileceğini tahmin edilememektedir. Maalesef akan kan insan kanı, ağırlıklı olarak da Müslüman kanıdır. Müslümanların izzet ve onuru bizzat birbirlerinin eliyle yok edildiği böylesi bir dönem tarihin hiç bir zaman diliminde bu ölçüde, bu çapta, bu genişlikte yaşanmış değildir. Bunların tabii neticesi olarak maalesef milyonlarca insan yerinden, yurdundan, evinden barkından, hayatından olmaktadır. Yaşanan kaos ortamı bütün dünyada İslam ve Müslüman algısını tahrip etmektedir. Tüm dünyada Müslümanların başı hüzünle öne eğilmekte, İslam dininin temsilcileri korku, dışlanma ve şiddet tehdidi altında yaşam mücadelesi vermektedir.

Bugün İslamofobiyi oluşturmak isteyen endüstri, İslam dünyasındaki çatışmaları ve yaşanan manzaraları gösterip Müslümanlar aleyhine acımasız bir propaganda yapmaktadır. Bu müşerref dini, korku dini olarak lanse etmekte, birbirinin canına, malına, ırzına kasteden Müslümanlar arasındaki fitne ateşini körüklemektedir. Bugün bizler -Ey Âlimler- tefekküre, derinden düşünmeye ve mütalaa etmeye muhtacız. Zira bugün maalesef İslam’ın cahil müntesiplerinin, her türlü iman, akıl ve hikmetten uzak terör şebekelerinin, Sevgili Peygamberimizin mübarek ismini sözde bayraklarına nakşederek din-i Mübin-i İslam’a verdiği zarar, azılı düşmanların verdiği zararı fersah fersah geçmiş bulunmaktadır.

Pekâlâ, resmetmeye çalıştığımız bu coğrafyanın bir parçası olan güzelim ülkemiz? Maalesef manzara hiç de iç açıcı değildir. Aynı şeyler küçük veya büyük ölçekte bizim ülkemizde de yaşanmaktadır ve gerekli önlemler alınmazsa yaşanmaya da devam edecektir. Âlimler olarak bizlerin bu manzara karşısında çok büyük sorumluluğu vardır. Alnı secdeli, eşinin başı örtülü temsilcilerle bu ülke 15 yıldır yönetilmektedir. Onları zihniyetlerine ve ülke yönetimi adına yapaduracakları politikalara sirayet etmek, onları etkilemek, Kur’an ve sünnetin belirlediği yola yönlendirmek bizler için kolay olmalıdır.

salih spot1Biz bu vazifeyi yapabildik mi? Âlimler olarak bir muhasebeye ihtiyacımız vardır. Gelin bir muhasebe yapalım. Zaten bu buluşma bir muhasebe buluşmasıdır. Yaşanan acıların, tefrikanın, adavetin sebeplerini sadece dış mihraklarda aramak en kolay yoldur. Suçu sadece diğer mezhebin, muhalif görüşün, siyasi emellerle şeytanlaştırılan cemaatlerin, ötekileştirilen grupların yaptıklarında bulmak kolaycılıktır. Tüm bu hadiseleri sadece hükümet muhaliflerine, şer güçlere, emperyalistlere, Siyonistlere bağlamak bizi kurtaramaz. Zira sorunların bir de iç dokumuzu, imanı ve ahlaki dinamiklerimizi,

Diğer taraftan genelde İslam topraklarını özelde de Türkiye’mizi kan gölüne çeviren çatışmaların dinin aslından ya da mezhep farklılıklarından kaynaklandığı da söylenemez. Bu vahşetin köklerini asr-ı saadette, Hz. Peygamber’in hadislerinde, Hz. Osman’ın katliyle başlayan fitne döneminin akabinde yaşanan mezhep ihtilaflarında aramak beyhudedir. Neo-Harici, Neo-Mutezile gibi yakıştırmalar yaşananları izah etmeye yetmez. Zira bunlar, modern zamanların işgal ve sömürgelerinden sonra istibdatların gölgesinde, yoksulluk, cehalet ve esaret altında büyüyen yaralı bilinçlerin ürünüdür.

Evet, ey âlimler! Tekrar ediyorum, bizler muhasebeye muhtacız. Zira kin, öfke, ihtiras ve intikam yüklü ölümcül kimlikler kendilerini mezhep, meşrep ve siyasi görüş görüntüsü altında meşrulaştırmaya çalışılmaktadır ve bütün bunlar olurken bizler ne yapmaktaydık, devleti temsil edenlere veya halka neyi anlatamadık, nerede hata yaptık kendimize sormak zorundayız.”

Devam edeceğiz…

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin