Ali Ünal

YORUM | VEYSEL AYHAN

“Ben, darbecilikle suçlanıyorum. Darbe yapsam ne kazanacağım? Kral mı olacağım? Ki, istemem zaten. Ben, yatakta yatmaktansa toprakta yatmayı, toprakta yatmaktansa sert kayada yatmayı tercih eden bir insanım… Bana değil iki müebbet on müebbet de verseniz aynı şeyleri söylemeye devam edeceğim.”

Bu sözler 64 yaşındaki Zaman yazarı Ali Ünal’ın mahkeme savunmasından. Çok ağır şartlarda yapılan sorgular sonrası 2016 Ağustos’undan beri Yüksek Güvenlikli Kapalı bir cezaevinde. İki defa ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyordu. Sonra 19 yıla mahkum edildi. Suç delilleri sadece 7 köşe yazısı.

Ali Ünal, Uşak- Eşme’nin bir köyünden. Üniversiteyi derece yaparak kazanmış dâhi bir köy çocuğu. İngiliz Dili ve Edebiyatı’nı birincilikle bitirir. Ama nasıl öğrenmişse öğrenmiş çok iyi derecede Arapça ve Farsça da öğrenmiştir. Allah vergisi fotoğrafik hafızasıyla İslami literatüre, sadece sünni değil şii literatüre de hakimdir. 70’li yıllarda önde gelen bir İslamcı aydındır. Köyüne minibüs minübüs ziyaretçi gelir. Dinler giderler. “Mekke – Rasullerin Yolu” kitabı o yıllarda İslamcı gençlik arasında çok popülerdir. Sonra İran devrimi olur. Gençlik İran rüzgarının peşine takılır. O yıllarda İran’a gider. Bir müddet Humeyni’nin yanında kalır onu gözlemler. 80 sonrası tercüman olarak İstanbul İran Başkonsolosluğu’nda çalışır. Humeyni’de gördüğünü ifade ettiği duruluk ve müminliği takipçilerinde görmez. İnkisarla oradan ayrılır.

Dünyevi bir beklentisi olsa daha o yıllarda pek çok İslamcıdan önce geniş imkanlara kavuşabilirdi. Fakat öyle bir hedefi olmamış. Bizim şimdilerde gerçek yüzlerini gördüğümüz İslamcıları daha o yıllarda tanımış ve tiksinerek uzaklaşmış. Bildiğim kadarıyla defterinde sevip değer verdiği samimi İslamcı olarak sadece Ali Bulaç kalmıştı.

O yıllarda vaaz kasetlerini dinleyince Hocaefendi’yi merak eder, kendisiyle tanışmak ister. Manisa’ya vaaza geleceğini duyunca yola çıkar, saatlerce yol kenarında bekler. Nihayet aradığı insanı ve insanları bulmuştur.

İki-üç yıl aynı çatı altında bulunduk. Fevkalade çalışkan bir insandı. Bu kadar çalışma azmine sahip başka bir insan görmedim. Müthiş bir hafızası vardı. Kendisine dikte ettirilen 1,5 sayfalık bir word metni yanlışlıkla silinince eksiksiz tekrar yazdığına şahit olmuşluğum vardır. Bilgisayarın başına oturur, namaz arası hariç aralıksız 10-15 saat çalışırdı. Günde 18 saat çalıştığı hatta geçtiği çoktur. Eserlerine ve tercümelerine bakılsa bu muazzam emek anlaşılabilir.

Evi yoktu. Olmasını da istemezdi zaten. Yıllarca nemli bir giriş katında ailece kirada kaldılar. Arabası da yoktu. Sahip olduğu tek araç iki tekerli alışveriş arabasıydı. Çamlıca’da semt pazarından alışverişini yapar, çok sade bir hayat sürerdi. Eve çoğu zaman yayan giderdi. Bir arkadaş evine arabayla bıraktığında mutlaka benzin ücretini verirdi. Dışarıda kesinlikle yemek yemezdi. Ne lokanta ne de başka bir yer onun bu itiyadını değiştirmemişti. Kıt kanaat geçinirdi. Gözü yukarıda değil hep aşağıdaydı. Bulunduğu yerde hangi gariban varsa Ali Hoca onun arkadaşı ve yakın dostu olmuştur. Bazen köyünden bir şeyler gelince onları evine kahvaltıya ve yemeğe davet ederdi. Zâhit ve âbiddi. Her gece na kadar ibadet ettiğini bilemem ama en az iki cüz Kur’an okuduğunu söyleyebilirim. Odasının kapısından geçseniz dışarı sızan kısık ses ve tazarruyu duyabilirdiniz. Ona bakan “bu zat ashab-ı suffeden biri ama herhalde yanlışlıkla bu zamana düşmüş” diyebilirdi. Yunus’un “Bir garip ölmüş diyeler/ üç günden sonra duyalar” şiirini resmetseniz karşınıza Ali Abi çıkar. Kahkaha attığını hatta sesli güldüğünü hiç hatırlamıyorum. Çoğu zaman mahzundu ve kendisini gördüğünüzde size Allah’ı hatırlatırdı. Hali ve tavrı bana hep Bediüzzaman Hazretlerinin aziz talebesi Zübeyr Gündüzalp ağabey’i tedai ettirirdi. Ciddiyeti, tevazuu, hüznü, çalışkanlığı… Siması da ona çok benzerdi.

Fakat mütebessimdi. Nükteleri, latifeleri latifti. Çok bilen yoktur ama iyi bir Galatasaray taraftarıydı. Televizyondan beraber seyrettiğimiz bir yarı final maçının sonuna doğru seyretmeye kalbi dayanmayınca çıkıp dışarıda cevşen okuduğunu gülerek hatırlarım.

Zihin engelli bir kızı vardı. Dışarı sızdırmazdı fakat ona olan şefkati ve üzüntüsü belini büküyordu. Ayşe’nin engelli dünyasındaki en büyük tesellisi babasıydı. Adeta iki arkadaş gibilerdi. Ali Abi çok müzik dinleyen bir insan değildi ama Ayşe’ye müzik kasetleri bulur dinletirdi. Yüzünü güldürmeye çalışırdı.

Her kötülüğü hayal edebiliyorum hatta anlayabiliyorum. Ama Ayşe gibi bir çocuğu babasından ayırmanın, engelli bir kızı mahzun ve gözü yaşlı bırakmanın korkunçluğunu kavrayamıyorum. Birkaç zavallı yargıç -İsmail Deniz, Cihan Özsoy ve Naim Kalaoğlu- bir gün ne yaptıklarını anlayacaklardır ama beyhude…

İşte bu âlim ve fâzıl insanı 3 yılı aşkın zamandır 7 köşe yazısı bahanesiyle zindanda rehin tutuyorlar. Ahmet Altan “Hapishane insanların hayatını çalıyor. Ben çaldırmam. Ben yazıyorum burada. Benim hayatımı çalamazsınız.” demişti. Ali Abi de hayatını çaldıracak bir insan değil. Eminim vakit sıkıntısı bile çekiyordur. En son ingilizce tefsirle uğraştığını duymuştum.

Büyük fâkih Serahsî, 30 ciltlik fıkıh eseri El-Mebsut’u hapiste, kuyu içinde tamamlamıştı. Soğuktan mürekkebi sık sık donuyor, mürekkep hokkasını ısınsın diye göğsüne koyuyor, eriyince tekrar yazmaya devam ediyordu.

Yüzyıllar geçiyor, insanlık ilerliyor. Ama nemrut, firavun ve tiran tahtları yerini koruyor. Birileri kalkınca boş kalmıyor. Başka birleri oturuyor. Kader birilerine Hakan veya Emir Hasan cübbesi giydirince birileri de yeni Serahsiler olarak tarihe altın harflerle yazılıyor.

– Allah, Ali Abinin çilekeş eşine ve çocuklarına sabır lütuf buyursun ve bir an önce kavuştursun. Ayşe’nin hasretini gidersin.-

15 YORUMLAR

  1. Ali abilerin, sizlerin süreçteki İMANİ YÜRÜYÜŞüNÜ saygıyla, sevgiyle, hayretle selamlıyorum…..

    Ali abi ile ilgili yazdıklarınızı üzülerek okudum. Zalimler zülümleri ile, mazlumlar izzetleri ile göçüp gidiyorlar, demek başka bir yerde bir mahkeme-i kübra var…

    Cemaatın teröre bulaşmadan yaptığı imani yürüyüşünün dayanağı bu imandır. Ötelere iman. Allah’ın adl ismine iman.

    Ey Allahım yardımın ne zaman?
    diye içimizden geçirirkende, aceleci yaratıldığımızın farkındayız.
    Zalimler sürüsünün Ali abi gibi masumlara nasıl tahammül edemediklerini aslında anlıyoruz. Onlar gibi zalimleşmeyen her bir insan bugün hedeftedir. Ahmet Altan gibi insan oğlu insanlarda hedeftedir.
    İslamo faşist zalimler Allah ın kendilerine mühlet vermesini, haklı olduklarına yorumluyorlar… yakında tepetaklak gittiklerinde Allah a da sığınmaya yüzleri olmayacaklar. Firavun gibi gark olanda akıllanacak ama geç olacak.
    Allah bütün mazlumlara yardım etsin inşallah

  2. Rabbilaleminin kimi ne ile imtihan edeceğini bilemiyoruz.Cennet ucuz değil. Birileri içinde cehennem luzumsuz değil.Rabbim kaybedenlerden
    Etmesin.
    Rabbim tez zamanda kurtarsın.

  3. Ali abiyi yâd etmek fevkalede yerinde olmuş. Eli kalem tutan her insanın aslında bu insanları nazara vermesi gerekiyor.

    Hizmet Hareketindeki insan mağduriyetlerini anlatırken, aslın en iyi yolun kişi hikayeleri üzerinde durulması daha yerinde olur kanaatindeyim.

  4. Benim küçük dünyamda Hoca Efendiyi anlayabilen yegane kişilerden biri Ali Ünal Abi… Nasıl dua edilir onlar için bilmiyorum … Rabb’im en iyi bilendir!

  5. Ali beye diğer kardeşlerimize dua ediyorum.Ali beyle aynı safta bulunmakla şeref duyuyorum.Bu günler mutlaka geçecek.Allah bizi rızası istikametinde yaşatsın… Necmi

  6. Ali hocam ve emsalleri nümune insanlardan
    örnekleri kendinden kiymetlerdendir.
    Rabbim İslama Kurana hizmete Aişesine ve bizlere bağışlasın Rabbim
    Bir an önce buluştursun kurtarsın

  7. Helal olsun…helal olsun…helal olsun…
    Ayni safta bulunmaktan şeref duyuyorum…
    Ali abi Tarihçe-i hayatıyla çoklarımızın imanını takviye etmiş bir kişiliktir…
    Sizi de tüm ruhu canımla tebrik ediyorum, bu nevi kahramanları daha fazla yad etmek lazım…
    Cenab-ı Hak hepimize İMAN SELAMETİ versin…

  8. Ali Ağabey , Aali Ağabey.Allaha hamd olsun ki geçmiş zamandan bize ulaşan bir bilgi ve değer olarak değil de şahit olarak kendisini tanıdık…Ne mutlu Ali Abiye ki kendisi hakkında hüsnü şehadet edecek binler şahidi var , baki değerler ve kazanımlar adına duacıları var.

    Rabbim bizleri Ali Abinin yaşadığı değerlere en azından taraftar olarak şahit yazsın ki , inşAllah onu sevdiğimiz için bizler de Rabbimiz tarafından bağışlanırız…

  9. Ali abi gibi gerçek talebelerin içimizde var olduğunu ve onlarla birlikte aynı davaya gönül verdiğimizi hatırlayınca ümitsizlik denen illetten korkmuyorum
    Sizlerle aynı yolda yürümek…biliyorum ki sonunda Gülistana ereceğiz inşallah
    Allahım Ali abi gibi abilerimizi onların eşleri gibi sabırla bekleyen ablalarımızı başımızdan eksik etmesin tez zamanda kavuştursun inşallah

  10. Allah razı olsun
    Ali Ünal hocamıza ve diğer bütün kardeşlerimize en kısa vakitte ferec ve mahrec ihsan buyursun
    Hürriyetlerine evlerine sevdiklerine eşlerine evlatlarına kavuştursun Amiiiiinnn

  11. Şu Ali Ünal ile ilgili yazıyı okurken yüreğim hopladı gözlerim yaşardı.. Rabbim tanışmayı nasibetti.. 15 Temmuz sürecinden 8-9 yıl önce idi sanırsam bir ilde görüşmek nasiboldu sohbetini dinledik.. Ve ben soru cevap faslında ta o zaman yine aykırılığımı gösterip soru sordum başını eğdi sükut etti cevap vermedi.. Aslında cevap açıktı sükut ikrardan gelir.. Belliki çok şeyler söylemek istiyor da söyleyemiyor içine atar gibi idi benim gibi deli dolu bir adam ancak açıktan konuşurdu.. Sorum şu idi bunu bu görüşmeden çok 4-5 yıl önce de Ali abi gibi mübarek bir insana daha sormuştum o da aynı tavrı göstermişti büyük bir kalabalığın önünde bir kitap okuma kampında sormuştum yine il dışında bölgeden bir çok kişi vardı o da sükut etmişti aynı soruya belliydi ki o da doluydu ama konuşamıyordu.. Üniversitede öğrenci iken onunla tanışıklığımız hasbihallerimiz olmuştu (yanılmıyorsam Çorumlu idi Alaaddin abi) ; Sorum şu idi Hem Alaaddin abiye hem yıllar sonra Ali Ünal abiye cevaplarını hal dili ile aldığım kamptakilerin imalı ve bön bön bakışları altında sormuştum böyle soru sorulur mu der gibi bakışlar altında “BEN ARTIK ESKİSİ GİBİ BİR RUH GÖREMİYORUM.. ESKİDEN KENDİMİ CEMAAT MENSUBU OLARAK GÖRÜRKEN ŞİMDİ O RUHU BULAMIYORUM KENDİMİ DERNEK ÜYESİ GİBİ GÖRÜYORUM O RUHU NEDEN KAYBETTİK” minvalinde bir soru idi.. O zamandan bozulmaları yozlaşmaları görmüştüm zaman zaman dile getiriyordum istişarelerde… KEŞKE HOCAEFENDİNİN ETRAFINDA ALİ ÜNAL GİBİ 5 KİŞİ OLSA İDİ.. Nerdeeee Vallahi de billahi Ali Ünal her hususta gerek takvada gerek duruşunda gerek insanlarla iletişiminde gerek ilminde 100 xyz abi eder benim nezidmde bunu xyz abiyi abiyi küçümsemek içindeğil Ali ÜNAL ABİNİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ VURGULAMAK İÇİN SÖYLÜYORUM.. Olsa idi 5 Ali Ünal belki bunca melanetlere yozlaşmaya çürümeye dur diyecek birileri çıakrdı birilerinin görüp de susmasının rağmına… HAKKIN HATIRI ÂLİDİR HİÇ BİR HATIRA FEDA EDİLEMEZ DÜSTURU Ali Ünal’da vardı.. Türkiyede Rİsaleleri en en iyi ve kapsamlı bilen hazmetmiş 5-10 kişiden biridir.. Hocaefendiyi de hizmeti de hocaefendinin dizinin dibinde yetişmişlerde çok çok daha iyi bilen anlayan hazmeden ender kişilerden biridir.. İslam dünyasını da sosyal bilimlere ve dile vukufiyeti de ilahiyata vukufiyeti de öyle

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin