Al sana ‘normalleşme’; İmamoğlu’na darbe!

NECİP F. BAHADIR | YORUM

Önce diploma iptali, sonra gözaltı kararı. “Bu kadar büyük şokları bir ülke nasıl kaldırsın!” diye şaşkınlıkla izleyenlere şaşıyorum. Ne bekleniyordu ki…

Perşembe’nin gelişi, çarşambadan belli değil miydi? Diplomanın iptalinden önce hukuk var mıydı bu ülkede… Adalet mi yürüklükteydi? Her şey keyfe keder değil miydi? Türkiye ‘şahsım devletine’ dönüşmemiş miydi? Niye şaşırıyorsunuz!

Hak, hukuk, adalet bu topraklardan göçeli, ülke zulüm karanlığına gömüleli yıllar olmadı mı? Siz de görmediniz mi, adalet güneşinin battığını?

‘Normalleşme’ mi? Özgür Özel al sana normalleşme! Bir adım ötesini göremeyen bir kişiden genel başkan koltuğuna oturursa olacağı bu. Hiçbiri sürpriz değil, diplomanın iptali de gözaltı kararı da, AKP Türkiye’sinin normali… Daha durun, Özgür Özel’in koltuğu da gidecek. AKP kalemlerinin yazdıklarını da mı okumuyorsunuz? Satır aralarında hepsi var. İmamoğlu’nu yazmadılar mı söylemediler mi?

CHP ve sol çevreler AKP’nin hukuksuzluklarını, hadsizliklerini, zulümlerini görmezden, duymazdan geldi, kör ve sağır kesildi. Sandı ki Erdoğan’ın eli kendilerine uzanmayacak. Uzandı işte… Bir sabah polis İmamoğlu’nun kapısına dayandı. 13 yaşındaki kızının gözleri önünde aldı, götürdü. Anadolu’da binlerce örneği yaşandığı gibi… Bugüne kadar nice haneden ailelerden çığlıklar, feryatlar yükseldi.

Evet, İmamoğlu tek de değil. Onlarca isim… Aralarında iş adamı, belediye bürokratı, gazeteci… Kimi ararsan var. Yok yok yani! Emniyet’in otobüsleri yetmedi. Şehirlerarası işletmelerden destek istendi. Büyük ve kalabalık bir dalga… Bu da sürpriz değil. Daha birkaç hafta önce ‘saçma sapan’ bahanelerle Maydonoz Döner’e operasyon yapıldı, yüzlerce kişi alıp götürüldü. Normal ticari faaliyet suç sayıldı.

Önce ‘Sarı Öküzü’ aldı, sonra diğerlerini

Bu ülke her türlü operasyona, hukuksuzluğu alışkın… AKP alıştırdı. Adım adım ilerledi. Önce ‘sarı öküzü’ aldı, sonra diğerlerini. Gazeteci İsmail Saymaz da göz altındaymış. Rasim Ozan Kütahyalı’nın ‘referansı ve emanı’ yetmedi herhalde. O daha önce Hitler Almanya’sında yaşanmış ünlü sözü paylaşmak, okumak yeterli değil. Bir duruş gerekliydi. Sonuna kadar ve her türlü bedel ödemeye hazır asil, onurlu bir duruş.

Ne diyordu Martin Niemöller, “Önce sosyalistler için geldiler… Sustum. Çünkü sosyalist değildim. Sonra sendikacılar için geldiler… Sustum. Çünkü sendikacı değildim. Daha sonra Yahudiler için geldiler… Sustum. Çünkü Yahudi değildim. Sonra benim için geldiler. Benim için konuşacak kimse kalmamıştı.”

Al, bugüne uyarla… Birebir aynı. Fazlası var, eksiği yok.

Masum insanlara operasyon çekilirken alkışlamayacaktınız. Boydak’lara, Dumankaya’ya çökülürken seyretmeyecektiniz. Koza Grubu talan edilirken susmayacaktınız. 14 yaşındaki kız çocukları ‘terör’ iddiasıyla tutuklanırken uzaktan bakmayacaktınız. 80 yaşında Melek İpek hapse atılırken başınızı öte tarafa çevirmeyecektiniz. Bak şimdi sıra size geldi. Konuşacak, yazacak kimse kalmadı. Bir iki cılız ve zayıf ses…

Hayır, hayır; ‘oh olsun…’ falan demiyorum. Çok ama çok üzülüyorum. Kahroluyorum, memleket ve ülkem adına utanç duyuyorum. Fehmi Koru gibi “Türkiye bunları hak etmedi!” demek isterdim ama diyemiyorum. Hak etti çünkü. Hiçbiri şaşırtıcı değil. AKP’nin nicedir politikasıydı bu. Ve fakat olmamalıydı. Hukuksuzlukların önüne daha erken set çekilmeliydi.

İtirazım buna…

İsyanım da CHP yönetiminin ‘normalleşme’ masallarına kanmasına… AKP’nin ‘Hokus pokus’ siyasetini gerçek sanmasına. Kadim ve büyük bir partinin bu kadar pasif ve edilgen politikalarına. Bir hak hukuk ve adalet cephesi açamamasına… Bir özgürlük kavgası verememesine… Mazlumun kimliğine, rengine bakmasına. CHP biraz dik durabilseydi üzerine bu kadar pervasız gelinemezdi.

Erdoğan, ‘mıntıka’ temizliği yapıyor!

Evet, bu bir darbe… Diplomanın iptali de öyle, İmamoğlu’nun gözaltına alınması da… Her ikisi de doğrudan cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili. Erdoğan aklı sıra ‘mıntıka temizliği’ yapıyor. En dişli rakibini ekarte ediyor. Fakat nedir bu kadar ‘kaba ve banal yöntemler’… Bunlar önceden de olurdu. Fakat ince taktikler, ince cinlikler sergilenirdi.

Fincancı dükkanına böyle girilmezdi. Bu 367’den de beter ve daha ahlaksızca… Öncekilerin kendi içinde bir mantığı ve tutarlılığı vardı. Bir mühendislik işçiliği söz konusuydu. AKP iktidarının yaptığı çok vahşice. Erdoğan’ın neden bu kadar gözünü kararttığını tahmin etmek zor değil; kaybetme korkusu… Evet, korkunun dağları beklediği kesin.

İmamoğlu karşısında Beylikdüzü dahil 4 kez bozguna uğradı. Her türlü devlet gücünü seferber etmesine rağmen. Yine kazanma şansı yoktu. Yenilgi mukadderdi. Seçim sürecini erken başlattı. İmamoğlu’nun önüne ‘Berlin’ utanç duvarını çekti. O duvarı aşması imkansız gibi bir şey. Sorunun kaynağı Bağdat’sa yanlış hesap oradan dönmez. İmamoğlu ile sınırlı kalır mı? Böyle düşünenin CHP’linin aklına şaşarım. Mansur Yavaş’ın dosyaları çoktan hazırlanmış, sırasını bekliyordur.

Daha köprünün altından çok sular akacak… Bu dalga kim bilir daha kimleri götürecek? Bu topraklarda ‘siyasi mücadele’ çok acımasız ve sert yaşanıyor. ‘Siyaset’ kelimesinin idamla eş değer olmasının nedeni bu. Erdoğan kaybetmekten çok ama çok korkuyor. Yitireceği çok şey var çünkü. Sadece koltuğu kayıp gitmeyecek altından. Bugüne kadar tarihin kaydettiği en büyük gaddarlıklar ‘iktidarı, koltuğu kaybetmeme’ güdüsüyle gerçekleşmiş. Bugün yaşanan da o. Keşke ‘her yol meşru olmasa…’

Mücadele siyaset ve hukuk içinde kalsa…

Günün sonunda hak, hukuk ve adaleti hiçe sayanların, zulme sapanların kaybettiği bir tarihi gerçeklik… Zulüm bir bumerangdır, döner sahibini vurur. Ben Erdoğan’ın bu kez farklı sonuç beklemesine şaşıyorum. Bu yol onu sahile selamete çıkarmaz. Bırakın uzun vadeyi yakın zamanda da kaybetmesi kaçınılmaz. Bu kadar basit ve yalın gerçeği görememesini çözemiyorum. Kendisine ve ülkeye yazık etti.

İmamoğlu göz altında el yazısıyla kaleme aldığı bir mesaj paylaştı. Oldukça anlamlı; “Yapılan kumpaslara, tuzaklara, yalanlara, kul hakkı yiyenlere, halkın iradesini çalanlara, gerekli cevabı milletimiz verecektir. Önce Allah’a, sonra milletimize emanetim…”

Eminim ki sokaktaki insana kadar halk yaşananların farkında…

1 Yorum

  1. Siz hiç akıllı hırsız gördünüz mü? Akıllı insan dürüst olur. Dürüst olması gerektiğini bilir. Erdoğan cahil hırsızın biri. Ona oy verip muktedir edenler, kılavuzlarının karga olduğu gerçeğini, burunları pisliğe batınca anlayacaklar. Sahte diplomalı cahil hırsız, kendini de ülkeyi de rezil etti.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin