AKP nasıl geldi, nasıl gidecek?

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Ağır siyasi, ekonomik krizlerin ardından 2002 yılında “adalet, kalkınma, özgürleşme” gibi büyük iddia ve vaatlerle iktidar olan AKP ve Erdoğan şimdilerde ülke demokrasisi ve güvenliği için tehdit haline gelmiş durumda… En koyu partililer bile partinin ve liderinin artık en az zayiatla nasıl gideceği/ gönderilebileceği hesapları yapıyor.

Her canlı mutlak ölümü tadacaktır. İnsanoğlu, hayvanlar, bitkiler, kurumlarda, devletler.. doğarlar, büyürler ve ölürler. AKP de 2002 seçimlerinden hemen önce doğmuş, 2010 yılına kadar yükselme yaşamış, 2010 anayasa değişikliğinden 2013 yılı 17/25 Aralık operasyonlarına kadar duraklama dönemine girmiş ve 2013 yılından itibaren de çöküşü başlamış bir siyasi partidir.

“Herkes biliyor geminin su aldığını, herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini..”

Ve şimdi homurtular iyice ortalığı aldı. Mehmet Metiner gibi partinin fedailiğini yapanlar dahi “Yeni bir AKP kurulsun, bu AKP’nin işi bitti” açıklamaları yaparken azledilmiş; eski başbakan Ahmet Davutoğlu dahi suskunluğunu bozmuş vaziyette…

Bir zamanlar AKP içinde yer almış kimselerin fotoğrafları silinirken, partiye omuz vermiş insanlar birer birer yollarını ayırıyor. Partiyi özel mülkü haline getiren Erdoğan’a en büyük destek, yıllarca rakibi hatta düşmanı gibi gözüken Bahçeli ve Perinçek’ten geliyor. Son röportajında da Perinçek, Erdoğan’ın böyle devamı etmesi için hep arkasında olacaklarını deklare etmişti.

AKP’NİN GELİŞİ

Erdoğan’ın ve arkadaşları; insan hakları, özgürlükler, adalet, eşit gelir dağılımı, Avrupa Birliği, gelişmiş dünyaya entegre olma gibi herkesin onay vereceği ilkelerle Fazilet Partisi’nden koparak, dini siyasete alet etmeyecekleri vaadiyle, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurmuşlardı.

O gün için çizdikleri gelecek planlaması ülkeye birkaç beden büyük gelen bir gömlekti. 2010 yılında yapılan “yetmez ama evet” sloganıyla özdeşleşen anayasa değişikliğine kadar her şey mükemmel olmasa da iyi işliyordu. Mesela, devlet yönetiminde:

– Bireysel hak ve özgürlüklerde iyileştirmeler yapılmış,

– Avrupa Birliği yolunda önemli adımlar atılmış,

– Kürt sorunu çözülemese de çözülmesi yolunda belli bir ortam oluşturulmuş,

– Meşhur 367 krizi sonrası cumhurbaşkanını halk seçmeye başlamış,

– Demokrasinin kara lekesi parti kapatma zorlaştırılmış,

– 2001 yılında 3048 dolara kadar gerileyen kişi başına düşen milli gelir, 2013 yılında zirve yaparak 12480 dolar seviyesine kadar çıkmış,

– BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine yüksek oyla seçilmiş, dünyada itibar gören, devletler arası ilişkilerde itilafların çözümünde arabuluculuk görevi verilen bir ülke olmuş,

– 27 Temmuz 2007 yılında Ergenekon gerçeği ile yüzleşip, derin devleti ile hesaplaşmaya başlanmış, askeri vesayet bitirilmişti… Ama sonra gidişat değişti.

ÇÖKÜŞ BAŞLIYOR…

Peki sonra ne oldu? Bu sorunun cevabını Murtaza Kılıç isimli hukukçu dostum güzel özetliyordu:

“Kibir oldu, halkı küçük görme, sırça köşkler, büyük paraları “çerez parası” olarak görme oldu. Muhalif herkesi düşman, hain görme oldu. AKP’nin 2002 yılında iktidara gelirken ülkeye diktiği gömleği ülke doldurdu, doldurduğu gibi sığmamaya, belli yerlerinden de yırtmaya başladı. Ancak AKP’nin ülkeye yeni bir gömlek dikecek ufku, hikayesi ve heyecanı kalmamıştı. 

Tek adam olma ihtirası, rant ekonomisi, parayı betona gömme yoluyla kısa yoldan zengin olma hevesi, teknolojiyi, sanayi ve bilimi önemsememek geldiğimiz noktada bizi eksi büyüme ile tanıştırdı.”

Sonra; rüşvet, yolsuzluklar, 17/25, Mit Tırları gibi skandallar patlak verdi, bunları silmek için yargıda ve devlette yapılan darbeler, uluslararası ilişkilerde yapılan telafisi mümkün olmayan yanlışlar… Geliştirilen FETÖ” heyulası, ardından kurgulanan 15 Temmuz! Ve artık KHK’larla, kayyumlarla yönetilen bir ülke!

SON DURUM

Enkaz haline dönmüş ülkede son durum:

– Dolar 6 liraya dayandı,

– Bütçe açığı had safhada; işsizlik parasına çöküldü, Merkez Bankasının yedek akçesine göz dikildi,

– Enflasyon kağıt üzerinde oynamalara rağmen %20,

– İşsizlik yine oynamalara rağmen %14,

– Faizler almış başını gidiyor,

– Dış borç Mart 2019 yılı rakamlarıyla brüt 453 milyar dolar,

– İnşaat, enerji, otomobil dahil tüm sektörler kapanma, iflas durumunda,

– Eğitim, 17 yıllık iktidarlarında defaatle bakan ve sistem değişti; artık çökme noktasında (Şimdi baktığımızda bunun kasten yapıldığı, cahil, sorgulamayan, düşünmeyen, kısa yoldan zengin olmak isteyen bir nesil hesaplandığı ortaya çıkıyor),

– Dini hassasiyeti olan vatandaşlar bile dinden soğutulmuş, deizm katlanmış, din şekilden ibaret olmuş halde…

– Askeriyenin, emniyetin, yargının içi boşaltılmış, yerine AKP militanları yerleştirilerek ‘Polis Devleti’ ya da ‘Parti Devleti’ oluşturulmuş, gelişmiş dünya ile ve müslüman ülkelerle köprüler atılmış, Çin, Rusya, İran’ın yörüngesine girilmiş bir ülke. (Bu da yine Hükümetin ortağı ve yol göstericisi Perinçek’in verdiği istikamet doğrultusunda gerçekleştirildi.

– Hukuku iğdiş etmişken seçim ve demokrasiye dair bütün teamülleri de, beklentileri de yerle bir ettiler… Nitekim son seçimlerde de hukuksuzlukları tavan yaptı. Kaybettikleri İstanbul seçimi vermemek için yaptıkları tarihe geçti. Yüksek Seçim Kurulu eliyle seçimi yenilettiler, gerekçeleri yandaşlarını bile tatmin etmedi, “milli irade” söyleminin onlar için slogandan başka bir anlam taşımadığını herkese gösterdiler.

23 Haziran seçiminde oy için Abdullah Öcalan ve kardeşi Osman Öcalan’dan medet uman, hükümet, şimdi HDP’nin kazandığı 3 büyük büyükşehir Diyarbakır, Mardin ve Van’a “terörle bağlantıları var” diye kayyum atadı. CHP’nin 3 büyükşehiri de (Ankara, İstanbul, İzmir) topun ağzında.

YA BUNDAN SONRA…?

Ve bugün AKP başladığı noktanın çok gerisinde artık…

Her alanda 2002 yılında iktidarı devraldıkları dönemi bile insanlar arar oldu…

“Mağduruz” dedikleri konularda halkı mağdur ettiler. Zulümlerinden ve hukuksuzluklarından nasiplenmeyen kesim kalmadı. Bir partinin içinden çıkarak bugünlere gelmişlerdi. Şimdi ise içinden bir veya daha fazla partinin çıkacağı, parti içinin kazan gibi kaynadığı kapalı kapılar ardında Erdoğan’ın liderliğinin sorgulandığı günlere geldiler.

Batı, Erdoğan sonrası döneme hazırlanıyor, uygulamalar ve aldıkları kararlar bunu gösteriyor. Son 15 Temmuz yıldönümünde işin içinde Tayyip Erdoğan’ın da olduğu söylemler iyice arttı.

Bunun arkasından yargılamalar başlar. Sonrası çorap söküğü gibi gelir.

Her şeyin bir sonu olduğu gibi AKP ve Tayyip Erdoğan’ın da var… Krizle geldikleri gibi krizle gidecekler anlaşılan. Erdoğan Türkiyesi artık K. Kore gibi, “Öngörülemez ülkeler” kategorisinde… O yüzden de bu krizin bedelini kestirmek imkansız. Yaşayarak öğreneceğiz!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin