AKP Hükümeti, Cenevre’de ‘Turkey Tribunal’de sanık sandalyesine oturtulacak

Prof. Dr. Johan Vande Lanotte

TR724 HABER | ERSAN AY

Turkey Tribunal adlı sivil inisiyatif 20-24 Eylül tarihlerinde Cenevre’de Türk hükümetini yargılamak için toplanıyor. Mahkemenin hakimleri arasında eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıçları, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu sekreteri, Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Yargıcı, Avrupa Konseyi İdare Mahkemesi Başkan Yardımcısı da bulunuyor. 

Son yıllarda Türkiye’de artan insan hakları ihlallerine ve bu ihlallerin çeşitli uluslararası organlar ve mahkemeler tarafından çok keskin ifadelerle onaylamış olmasına dikkat çeken sivil mahkeme ‘Çünkü sessizlik temel insan haklarının en büyük düşmanıdır’ sloganıyla Brüksel’de kuruldu. 

Mahkeme yasal olarak bağlayıcı bir organ değil, ancak mahkemeni kararlarının yüksek ahlaki otoriteye sahip olacağı ve içtihat oluşturacağı öngörülüyor. 20-24 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek olan mahkemeye dair tüm belgeler, tanıklıklar ve hakimlerin kararları, modern dijital iletişim araçları aracılığıyla tam şeffaflık içinde yayınlanacak. Mahkeme böylece uluslararası toplumu Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri ile ilgili bilgilendirmek ve bilinçlendirmek istiyor.

Sivil mahkeme Prof. Dr. Johan Vande Lanotte tarafından organize ediliyor. Ghent Üniversitesi’nde profesör olan Lanotte, dört farklı dönemde Belçika’da federal hükümetlerde Başbakan Yardımcılığı yaptı ve 2006 yılında Kral II. Albert tarafından Devlet Bakanı olarak atandı. 

Mahkemeyi yönetecek bağımsız, yüksek itibarlı 6 hakimin farklı hukuk ekollerinden olması dikkat çekiyor. Hakimlerden Dr. Johann van der Westhuizen, 2004-2016 yılları arasında Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Yargıçlığı yaptı. Prof. Em. Dr. Giorgio Malinverni, Avrupa Konseyi İdare Mahkemesi Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyor. Prof. Ledi Bianku ise 2008-2019 yılları arasında AİHM yargıcı olarak görev yaptı. 

Mahkeme yapılacak yargılamalar kapsamında 6 farklı başlıkta raporlar yayınladı. Rapor başlıklarını İşkence, Zorla kaybetmeler, Cezasızlık, Basın ve ifade özgürlüğü, Adalete erişim hakkı ve Türkiye’de insanlığa karşı işlenen suçlar oluşturuyor. İşkence başlıklı rapor 1995-2010 yılları arasında  Dünya İşkence Karşıtı  Örgütü Genel Sekreteri olan Eric Sottas tarafından hazırlandı. Cezasızlığa dair raporu ise Ghent Üniversitesi İnsan Hakları Profesörü Prof. Dr. Yves Haeck hazırladı. 6 ayrı başlıktaki tüm raporların alanlarında uzman kişiler tarafından hazırlanmış olması dikkat çekiyor. Raporlara Turkey Tribunal’ın internet sitesinden (https://turkeytribunal.com/) ulaşılabiliyor. Eren Keskin, Barbaros Şansal, Cevheri Güven ve daha birçok isim mahkemeye tanık olarak katılacak. Mahkemede her bir rapor başlığı için 3 tanık dinlenecek. Mahkeme ve suçlamalara dair bilgiler, BM nezdinde Türkiye devletine savunma yapmaları için ulaştırılmış durumda.

Mahkemede 10 soruya cevap aranacak:

1- (İşkence) tanıklarının ifadelerinde bağlantılı bir model görülebiliyor mu? Hangi gruplar hedefleniyor ve neden? Motivasyon nedir ve Türkiye Devleti’nin bu olaylardaki en yüksek katılım  seviyesi nedir? 

2- İşkence hakkındaki tanıklıklar göz önüne alındığında, Türkiye’de sistematik ve organize bir işkence olduğu sonucuna ulaşılabiliyor mu?

3- İşkence veya kötü muameleyi önlemeye ve izlemeye yönelik dahili bir sistem var mı, eğer var ise gerçekte nasıl işliyor?

4- Olası kötü muameleyi veya işkenceyi cezalandırmak için etkili bir sistem var mı? Yoksa gözaltında tutulanlara yönelik kötü muamele ve işkenceye karşı organize bir cezasızlıktan bahsedilebilir mi?

5- Türkiye yargı sistemi uluslararası düzeyde korunan bağımsızlık ve tarafsızlık standartlarına uygun olarak değerlendirilebilir mi?

6- İnsan hakları ihlallerinde, Türkiye yargı sistemi adalete tam erişim ve etkin yargı koruması sağlayabiliyor mu? 

7- Mahkeme huzurunda sunulan raporlar ve ifadeler dikkate alındığında, kaçırılmaların devletin muhalif kişilere yönelik eyleminin bir parçası olduğu ve bu eylemler hakkında ciddi bir soruşturma yapılmadığı sonucuna varabilir miyiz?

8- Türkiye bu aşamada basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı ve iyi işleyen bir demokrasinin standartlarına uygun bir ülke olarak kabul edilebilir mi?

9- Türk hükümeti tarafından alınan kararlar (hala) “darbe” ile bağlantılı bir tepki olarak değerlendirilebilir mi yoksa Türkiye’de hükümete yönelik eleştirel sesleri ve/veya örgütleri “yok etmenin” bir yolu olarak değerlendirilmeli midir?

10- Türkiye Mahkemesi’ne sunulan raporlarda tarif edilen işkence fiillerini, ulusal ve ülke dışı kaçırmaları Roma Statüsü’ne göre insanlığa karşı suç olarak nitelendirmek gerekir mi?

Mahkeme, Cenevre’den 5 gün boyunca tüm programı içerecek şekilde canlı yayınlanacak ve program sonrası mahkeme kayıtları, görüntüleri paylaşıma açılacak. Ayrıca mahkemenin bitmesinin ardından 6 haftalık süre içerisinde bir belgesel yayınlanacak. 

24 Eylül Cuma günü eğer hakimler bir hükme varabilirse karar açıklanacak. Açıklanacak karara bağlı olarak ‘Turkey Tribunal’ dosyayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne götürebilir. 

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin