1,5 yılda kiralar yüzde 70 arttı: ‘Barınma krizi’ kapıda

HABER İNCELEME | YUSUF DERELİ  

Türkiye ciddi bir barınma kriziyle karşı karşıya. Sadece İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana gibi büyükşehirlerde değil, Anadolu’da bile kiralar pandemi öncesine göre yüzde 70 civarında artmış durumda. İstanbul’da salgın öncesinde 1-400-1.500 TL olan evin kirası bugün itibarıyla 2.700-3.000 liraya çıktı. Artış oranı yüzde 80! Aynı evin fiyatı 380 bin liradan 600 bin liraya fırladı. Ücretli çalışanlar için ‘kira’ ödemek neredeyse imkansız hale geldi.

İstanbul’da nispeten ucuz bir semtte oturan asgari ücretli bir çalışan, salgın öncesinde aldığı 2 bin 324 lira maaşın 1.200 TL’sini kiraya ayırmak zorundaydı. Diğer masrafları için cebinde 1.124 lira kalıyordu. Bugün asgari ücret 2 bin 825 lira ancak aynı evin kirası 2 bin liraya çıktı. Asgari ücretlinin cebinde kirayı ödedikten sonra kalan para 825 liraya düştü! Bu arada başta elektrik olmak üzere bütün faturalar da kabardı! Asgari ücretle çalışan dar gelirli aileler için hayat artık çok daha zor.

Türkiye genelinde ev ve kira fiyatları son 1 yılda inanılmaz bir hızla arttı. Ücretli çalışan dar gelirli aileler için ‘barınma’ sorunu kapıya dayandı. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) araştırmasına göre yıllık kira artış oranı İstanbul’da yüzde 50.7, Ankara’da yüzde 31.8 ve İzmir’de yüzde 30.9’a ulaştı.

Pandemi öncesine göre artışlar daha vahim boyutlarda. İstanbul’da 2020 yılı Ocak ayında yani pandemiden hemen önce 1.400 lira olan evin kirası bugün 2 bin 700-3 bin TL. Artış oranı yüzde 80’i buldu. Aynı şekilde salgın öncesi 1.800-2 bin liradan kiralanan 3+1 ev için bugün 3 bin 700-3 bin 800 lira kira isteniyor.

Kira artışlarının temel sebebi ev fiyatlarının neredeyse ikiye katlanması. Pandemi öncesinde 380 bin TL’ye satılan evlere bugün 650 bin lira fiyat isteniyor. Artış oranı yüzde 70’in bile üzerinde. Yine 1,5 yıl önce 600-620 bin lira olan evin fiyatı bugün 1 milyon lira civarında.

EV FİYATLARI VE KİRALAR NEDEN ARTIYOR?

AKP rejiminin geçtiğimiz yıl patlak veren pandemiyle birlikte uygulamaya başladığı ‘genişletici para politikası’, ekonomideki bütün dengeleri alt üst etti. Gevşek para politikasının en önemli etkileri konut sektöründe görüldü.

Özellikle kamu bankaları eliyle piyasaya ucuz konut kredi sağlanması ev fiyatlarının da sadece 1 yılda yüzde 40’ın üzerinde artmasına neden oldu. Konut kredisi faiz oranları Ağustos ayında yeniden eski seviyesine çekildi. Ancak ev fiyatları düşmediği gibi o günden sonra da artmaya devam etti. BDDK’nın verilerine göre kamu bankalarının son 5 yıldaki konut kredilerindeki büyüme oranı yüzde 280’in üzerinde!

İNŞAAT MALİYETLERİ YÜZDE 45 ARTTI

Ev fiyatları ve kiraların yükselmesinde enflasyonun da etkisi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 10 Eylül’de 2021 yılı Temmuz ayı inşaat maliyet endeksi verisini açıkladı. Buna göre, inşaat maliyet endeksi, 2021 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 2,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 44,76 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 56,41, işçilik endeksi yüzde 21,01 arttı. Bina inşaatı maliyet endeksindeki artış oranı ise yüzde 45,15 olarak ölçüldü.

GİDERLER ARTARKEN, GELİR AZALIYOR

Tablo vahim ötesi; ev fiyatları ve kiralar arttı, otomobil fiyatları katlandı, elektrik ve doğalgaz faturaları cep yakıyor, gıda fiyatları da TÜİK’e göre bile bir yılda yüzde 29 zamlandı. Ancak vatandaşın geliri artmadığı gibi alım gücü de TL’deki erimeye bağlı olarak azaldı. Yoksul halk, daha da yoksul hale geldi…

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün yaptığı konuşmada enflasyonu en kısa sürede kontrol altına alarak raflardaki fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceklerini söyledi. 19 yıldır aynı şeyi söylüyor… Bunu nasıl yapacaklarını ise “Hem maliyetlerdeki yükselişle hem fırsatçılarla mücadele ederek milletimizin refah seviyesini daha da yukarılara taşıyacağız.” diyerek anlattı.

Erdoğan’ın açıklamasına göre rejim, enflasyonla ekonomi (para ve maliye) politikalarıyla değil de ‘polisiye’ yöntemlerle mücadele edecek!

1 YORUM

  1. Friedman’a göre, para politikası, emisyon üzerinden piyasalara müdahale oldukça etkilidir. Maliye politikası teorisindeki, Para piyasası-Tahvil Piyasası-Para Piyasası-Mal piyasası.. arasındaki geçişli ilişki, Para politikasında ortadan kaldar ve doğrudan Para Piyasasındaki etki Mal Piyasasına etki eder. Bu bir ilacı hap olarak değil, doğrudan şırıngayla almak demektir. Daha çabuk etki eder. Friedman araştırmalarına göre, Amerikan piyasalarındaki bu etkinin tam olarak ortaya çıkması 18 aylık bir dönemdir ortalama olarak. Nitekim, 2019 yazıyla başlayan ve Corona ile devam eden süreçte ortaya çıkan para arzı uygulamalarının etkisinin ufaktan ortaya çıktığını görmek mümkün. Malum, para piyasası müdahelelerinin maliyeti, reel faiz artışıdır, dönem sonunda. Maliye Politikası cephesinden olaya girmedim, ama sırf bu para cephesinden olaya böyle bir bakış bile ülkeyi bekleyen durumu ortaya koyuyor. 2019 yazından bu vakte kadar, piyasaya yapılan reel para arzı artışlarını bilmiyorum ama istikrarını koruduğunu düşünürsek, bu fiyat artışının da malesef durmayacağını söylemek bir kehanet değil. Diğer bir tahminim, ama veriler olmadığı için söylemek erken, ülke FİSCHER ETKİSİne giriyor. Uzun dönem denge durağana ulaştığımızda, ki bu denge noktaya gelmek gibi bir kavram yok , çünkü planlanmış reel bir çözüm önerisi yok, zamanla piyasaların reel para arzı m=reel para talebi L ye eşitleneceğini varsaymamız gerekiyor. Faiz ile para talebi arasında ters yönlü teorik ilişkiyi göz önüne getirdiğimizde de, ilk hareketin para politikasından geldiği ve yüksek faizle neticeleneceği düşünülünce, reel para talebinin düştüğünü, dolayısıyla reel para talebinin de düştüğüne şahit olacağız. Yani piyasalarda balon etkisi ortaya çıkacak, Parasal bir genişleme karşısında aslında reel birpara arzı azalmasına şahit olacağız. Fisher etkisi şimdiden hayırlı olsun. Bakalım zaman haklı gösterecekmi beni, umarım göstermez.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin