AİHM kararlarının uygulanması: Son Avrupa Konseyi raporu hükümetin verileri çarpıttığını ortaya koyuyor

ENSAR NUR | TR724 STRAZBURG

HABER-İNCELEME | Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasına dair kapsamlı bir raporu 9 Nisan’da kabul etti. Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komitesi adına Kıbrıslı milletvekili Constantinos Efstathiou tarafından hazırlanan rapor ve ona eşlik eden karar ve tavsiyeler, Türkiye’nin AİHM kararlarına uyumu konusundaki resmi söylemin gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Türkiye Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “AİHM kararlarını uygulamada Avrupa ülkeleri ortalamalarının üzerindeyiz” şeklindeki beyanlarına rağmen, raporda sunulan veriler ve değerlendirmeler, Türkiye’nin Avrupa Konseyi içindeki en ciddi ihlal karnesine sahip ülkelerden biri olduğunu ve Türk otoritelerinin istatistikleri çarpıttığını gösteriyor.

Türkiye zirvede: 137 öncü karar hala uygulanmayı bekliyor

Rapor, Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulama performansına dair çarpıcı istatistiklere yer veriyor. 2024 sonunda Türkiye, 137 adet öncü davayla Avrupa Konseyi üyeleri arasında en fazla uygulanmayı bekleyen öncü karara sahip ülke konumunda. Bu davalar, bireysel ihlallerin ötesinde sistematik insan hakları sorunlarını temsil ediyor.

Dahası, bu 137 davanın 76’sı 5 yıldan uzun süredir uygulanmamış durumda. Bu da, Türkiye’deki ciddi hak ihlallerinin uzun yıllar boyunca çözülmediğini ve yapısal reformların yapılmadığını ortaya koyuyor.

Raporda toplamda 440 AİHM kararının da Türkiye tarafından uygulanmayı beklediği belirtiliyor.

Bu kararlar arasında henüz Yalçınkaya kararı yer almıyor. Yalçınkaya kararı, Haziran ayında yapılacak Bakanlar Komitesi toplantısının ardından uygulanmayan kararlar kategorisinde yer alabilecek.

Avrupa Konseyi: Türkiye “gerçekçi olmayan bir tablo” sunuyor

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, Türk yetkililerin Avrupa Konseyi komitelerine sunduğu savunmalara ayrılmış. Ocak 2025’te yapılan komite oturumunda Türk temsilcilerinin, kararların uygulanması konusunda “gerçekçi olmayan şekilde olumlu” bir tablo çizmeye çalıştığı vurgulanıyor.

AKP milletvekili ve AKPM Türkiye Delegasyonu Başkanı Yıldırım Tuğrul Türkeş ve Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkan Yardımcısı Alper Hakkı Yazıcı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Komite oturumunda zor anlar yaşamıştı.

Raportör Efstathiou, “Türk yetkililerin verdiği cevaplar, bu kararların uygulanmasına yönelik somut bir plan veya irade içermemektedir” diyerek Türkiye’nin açıklamalarına sert eleştiriler yöneltiyor. Raporda, bazı sosyal alanlardaki ilerlemeler hariç (örneğin Opuz/Türkiye kararına bağlı olarak aile içi şiddet konusunda atılan bazı adımlar), siyasi haklar ve ifade özgürlüğü gibi temel alanlarda hiçbir ilerleme sağlanmadığına dikkat çekiliyor.

Tazminat ödenmesi kararın uygulanmış olduğu anlamına gelmiyor

Raporda, Türkiye’nin uygulama konusundaki olumlu istatistikleri çarpıtarak sunduğuna dair özel bir uyarı da yer alıyor. AİHM kararlarının büyük kısmı, yalnızca maddi tazminat ödenerek ve tekrar eden (repetitif) davaların dosyalarının kapatılması yoluyla uygulanmış gibi gösteriliyor. Oysa Avrupa Konseyi açısından önemli olan bu ihlallerin tekrarını önleyecek yapısal değişikliklerin yapılması.

Raporda açık şekilde şu uyarı yapılıyor: “Türk yetkililerinin, yüksek uygulama oranı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Bu iddialar genellikle sadece tazminat ödenerek kapatılan dosyalara dayanmaktadır. Oysa esas mesele, Türkiye’de süregelen sistematik insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılmamış olmasıdır.”

Madde 18 ihlalleri: Demokrasiye doğrudan tehdit

Raporda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18’inci maddesi kapsamındaki ihlaller özel bir başlık altında ele alınıyor. Madde 18, hak ve özgürlüklerin “kötüye kullanım” yoluyla sınırlandırılmasını yasaklıyor. Yani, hukukun araçsallaştırılması yoluyla siyasi rakiplerin cezalandırılması gibi durumlar bu maddeye giriyor.

Bu madde kapsamında Türkiye’nin en çarpıcı davası Osman Kavala dosyası. AİHM, Kavala’nın 2017’deki tutuklanmasını siyasi saiklerle yapılmış, delilsiz ve “demokrasinin özüne aykırı” bir eylem olarak tanımlamıştı. Türkiye bu kararı uygulamayınca, AİHM tarihinde yalnızca ikinci kez 46(4) süreci başlatıldı ve Mahkeme, Türkiye’nin yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti. Osman Kavala hala hapiste.

Aynı kapsamda yer alan diğer isimler arasında, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski milletvekili Figen Yüksekdağ da var. Her iki isim de siyasi nedenlerle tutuklandı ve AİHM, haklarında “inandırıcı delil bulunmadığı” sonucuna vardı. Ancak Demirtaş ve Yüksekdağ da hala cezaevinde ya da benzer davalarla karşı karşıya.

Raporda, “Türkiye’nin bu kararları uygulamaması, demokrasiye doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır.” ifadeleri kullanılıyor.

Yeni siyasi müdahaleler: Ekrem İmamoğlu ve Abdullah Zeydan örneği

Rapor, sadece Kavala ve Demirtaş dosyalarıyla sınırlı kalmıyor; güncel gelişmelere de yer veriyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan siyasi içerikli davalar, raporda doğrudan örnek olarak gösteriliyor. Rapor, mevcut tabloya bakıldığında bu davaların da siyasi saiklerle yürütüldüğüne dair ciddi kuşkular olduğunu vurguluyor.

Ayrıca 2024 yerel seçimlerinden sonra seçilmiş 10 belediye başkanının görevden alınması ve özellikle Van Büyükşehir Belediyesi örneği, demokrasiye yönelik yeni tehditler olarak raporda yer alıyor. Van’da bir milyon kişinin oyuyla seçilen DEM Partili başkan görevden alındı, bu da AİHM kararlarının uygulanmaması sonucunda ortaya çıkan siyasi müdahalelerin güncel bir göstergesi olarak sunuluyor.

Avrupa Konseyi’nden meclis uyarısı: Denetim görevinizi yerine getirin

Raporda ulusal parlamentolara da doğrudan çağrı yer alıyor. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, insan hakları kararlarının uygulanması konusunda ulusal meclislerin daha etkin denetim mekanizmaları kurmasını istiyor. 2011 tarihli 1823 sayılı karara atıfla, her ülkede karar uygulamasını düzenli izleyen özel insan hakları komiteleri kurulması öneriliyor.

Yılmaz Tunç gerçekleri çarpıtıyor

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “AİHM kararlarına ortalamanın üzerinde uyuyoruz” söyleminin gerçeği yansıtmadığı bu raporla belgelenmiş oldu. Raporda yer alan somut veriler ve örnekler, Türkiye’nin sadece tazminat ödeyerek yüzeysel bir uyum görüntüsü verdiğini, ama siyasi tutukluluklar ve yargı bağımsızlığı gibi temel konularda hiçbir ilerleme kaydetmediğini gösteriyor.

Avrupa Konseyi, Türkiye’nin bu tavrının yalnızca insan hakları açısından değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin bütünlüğü açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin