ABD seçimlerinde son düzlüğe girerken…

HABER-İZLENİM | ADEM YAVUZ ARSLAN, WASHINGTON TR724 

Beni sosyal medyada blokladığı için dolaylı olarak görebildim.

“Devrik Başbakan” Ahmet Davutoğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı televizyon düellosuna davet etmiş ve demiş ki, “Bize medya ambargosu koyuyorlar. Biliyorlar ki biz 3 gün konuşsak, 3 ay nefes alamazlar.”

Davutoğlu’nun bu açıklaması üzerine bir yazı yazacak değilim.

Zira benzeri ifadeleri AKP’den atıldığı günden bu yana sarf ediyor. Ancak şu ana kadar bu lafların altını doldurabildiğini gören olmadı.

Özellikle Şehir Üniversitesi’ne kayyım atanması ve kapatılması sürecinde esti gürledi ama arkasını getir(e)medi. Oysa ki Davutoğlu’nun danışmanlıktan başbakanlığa uzanan siyasi kariyeri birçok olaya birinci elden şahit olmasını sağladı.

Eğer şantaj yapmıyorsa siyasi rakibi Erdoğan’ın canını yakacak donelere sahip.

Ankara’da öyle “Bizans oyunları” dönüyor ki olayları yerli yerine oturtmak kolay değil.

Erdoğan’a kavgada bile söylenmeyecek laflar eden MHP lideri Devlet Bahçeli Saray’ın en büyük destekçisi oldu.

Üstelik Erdoğan’ın danışmanlarının kendisiyle ilgili ağza alınmayacak küfürlerini bile sineye çekerek.

Davutoğlu’nun “Beni konuşturmayın” mealli açıklamaları sonrası Pelikan Çetesi’nin temsilcileri televizyon ekranlarında ‘Konuşmazsan adam değilsin’ dedi ama Davutoğlu sessiz kalmayı tercih etti.

O yüzden “3 gün konuşsak, 3 ay nefes alamazlar” lafının bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum.

Tabi olayın bir de şu boyutu var: Davutoğlu beni bloklamış derken ironi yapıyorum. Çünkü Davutoğlu çıkacak televizyon kanalı, konuşacak gazete bulamıyor.

Sesini duyurabileceği tek yer sosyal medya.

Orada da muhalif gazetecilerin hepsini bloklamış. Böyle bir iletişim stratejisi için insanın profesör olması gerekirdi herhalde.

Davutoğlu’nun açıklaması üzerine yazı yazacak değilim dedim ama neredeyse yazının yarısına geldim.

Neyse ki internette yer sıkıntısı yok.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

ABD’DE TANSİYON YÜKSELİYOR

Erdoğan’ın rakipleriyle televizyon programına çıktığı günleri şimdiki gençler bilmezler. Çünkü Erdoğan çok uzun süredir siyasi rakipleri ve zor soru sorabilecek gazetecilerin karşısına çıkmıyor.

Özellikle de 2013 sonrası tek kişilik tiyatro oynuyor.

Yani Davutoğlu boşuna bekliyor. ABD’de ise seçim kampanyaları hızlandı ve şimdi televizyon tartışmaları zamanı.

ABD seçimlerinde televizyon tartışmaları köklü bir gelenek. Hem de öyle böyle değil. Bir televizyon tartışmasındaki performansı ile seçimi kaybeden ya da kazanan adaylar oldu.

COVID-19 yüzünden parti kurultayları sönük geçtiği için şimdi gözler ayın 29’unda yapılacak ilk televizyon tartışmasında. Şimdiden söyleyeyim, 29 Eylül’de Cleveland’da yapılacak televizyon tartışması reyting rekorları kıracak.

Çünkü Trump anketlerde geride, kişisel olarak ekranla arası iyi ve rakiplerine agresif vuruşlar yapmasıyla biliniyor. Rakibi Biden da Trump’tan aşağı kalır değil, iyi bir polemikçi. Öte yandan Biden kırdığı potlarla da polemiklere konu olmuş bir isim.

İkinci televizyon tartışması 15 Ekim’de Miami’de, üçüncüsü de 22 Ekim’de Nashville’de yapılacak.

Dediğim gibi adayların televizyon tartışmaları başlı başına bir yazı konusu ve tartışma öncesi bu konuyu ‘Amerika Günlüğü’ bölümünde ayrıca yazacağım. 

TRUMP’TAN ERDOĞAN TAKTİĞİ

Trump ve rakibi Biden arasındaki yarış her geçen gün daha da sertleşiyor.

Hatta Amerikalı siyasi gözlemciler 2020 seçimlerinin ülke tarihinin en sert kampanya dönemine şahit olabileceğini ifade ediyorlar.

Trump, Biden ile ilgili komplo teorileri (hatta birisi Erdoğan’ın Kabataş Yalanına çok benziyordu) ortaya atıyor. Biden’in seçilmesi halinde polise kaynak aktarmayacağını, sokaklarda kaos yaşanacağını iddia ediyor.

Trump’ın kampanyası aslında bir çok yönüyle Türk halkı için tanıdık gelebilir.

Başkan Trump da Erdoğan gibi kutuplaşmaya oynuyor ve milliyetçilik balonunu şişiriyor. Trump’ın destekçileri de aynı minvalde kampanya yürütüyor.

Öyle ki eski seçim danışmanı Roger Stone, Trump’ın seçimi kaybetmesi halinde sıkıyönetim ilan etmesini ve önde gelen muhalifleri tutuklatmasını önerdi.

Biden cephesi ise bir yandan Trump’ın salvolarına cevap yetiştirmeye çalışırken öbür taraftan “Amerikan değerleri”ne vurgu yapan bir kampanya yürütüyor. Trump’ın salgın günlerindeki performansı da Biden’in seçim kampanyasının en önemli ayaklarından.

ANKETLER NE DİYOR?

Seçim kampanyasının sert geçmesinin nedenlerinden birisi de anketler.

Çünkü anketlere göre Trump ile Biden arasındaki fark oldukça yüksek. Gerçi bir ara Trump aleyhine 10 puana çıkan fark şimdilerde 6,2 puana kadar geriledi ama Trump için tablo yine de parlak değil.

Tabi şunu da unutmamak lazım: ABD sisteminde en çok oyu olan başkan olmuyor. Seçici Kurul oyları belirleyici ve bir eyaleti alan o eyaletin delege oylarının tamamını alıyor. Nitekim 2016 seçimlerinde Clinton, Trump’tan 3 milyona yakın fazla oy almasına rağmen Seçici Kurul oylarıyla başkanlığı kaybetmişti.

Seçimde “Salıncak Eyaletler” denen kritik eyaletlerde kıran kırana bir mücadele var. Kısacası seçimin kaderi Pensilvanya, Michigan, Florida ve Wisconsin gibi eyaletlerde belirlenecek.

Bu arada bir not daha ekleyeyim: ABD yasalarına göre hiçbir başkan iki dönemden fazla aday olamıyor. 300 milyon Amerikalı Beyaz Saray’ın önüne toplanıp “lütfen devam et” dese bile 2 dönemden sonra devam imkansız.

Ancak Trump bu kuralı değiştirmek istediğine dair sinyaller verdi. Son düzlüğe girildiğinde daha ilginç açıklamalar göreceğimiz kesin.

TRUMP’IN BAŞI KİTAPLARLA DERTTE

Keşke Türkiye gündemi izin verse de ABD seçimlerine dair daha fazla yazı yazma, video yapma imkanı olsa.

Çünkü kampanya süreci hayli ilginç. Mesela Trump’ın başı bugünlerde kitaplarla dertte.

Öyle ki hakkında yazılan kitaplar, onu rakibi Biden’dan daha çok zorluyor.

Mesela öz yeğeni Mary Trump’ın kitabı Başkan Trump’ı yerden yere vurdu. Mary Trump’a göre Donald Trump “dünyanın en tehlikeli adamı” ve hemen “başkanlıktan alınmalı.”

Trump’ın başını ağrıtan bir diğer kitap ise uzun yıllar avukatlığını yapan Michael Cohen tarafından kaleme alındı. O da başkanı yerden yere vurdu. Hatta başkanın “ırkçı ve sahtekar” olduğunu iddia etti.

Trump’a son darbe ise ABD’nin en saygın gazetecilerinden Bob Woodward’ın yeni kitabıyla geldi. Watergate Skandalını ortaya çıkartan gazeteci olan Woodward yeni kitabında Trump’ın “Korona ile ilgili gerçekleri halktan sakladığını, riski daha küçük gösterdiğini” yazdı.

Tabi ortalık fena karıştı.

Sonuçta salgın nedeniyle şu ana kadar yaklaşık 200 bin kişi hayatını kaybetti ve Trump riski bilmesine rağmen hafife alan açıklamalar yaptı.

Ünlü gazeteci Woodward meşhur 60 Minutes programında kitaba dair konuşurken “Trump başkanlık için yanlış adam” tanımlamasını yaptı.

AKP İKİLİ OYNUYOR

Peki süreç ABD ile Türkiye ilişkilerini nasıl etkiler?

Erdoğan’ın mevcut başkanla sıcak ilişkileri var. Hatta Washington’da Erdoğan’ın tek destekçisi Başkan Trump denebilir.

Eğer Trump yeniden kazanırsa Erdoğan’ın eli rahatlayacak. Ancak Biden kazanırsa Türkiye’nin işi kısmen de olsa zorlaşır.

İlişkilerin tümden bozulmasını, kopmasını beklemek gerçekçi değil. Türkiye önemli bir ülke ve ABD’nin Türkiye ile ilgili stratejik çıkarları var. O yüzden ilişki ne kadar gerilirse gerilsin kopmaz.

Biden’in seçilmesi halinde insan hakları ihlallerinin, muhaliflere ve basına yönelik baskıların ikili gündemlerde daha fazla yer tutacağını tahmin etmek zor değil.

Peki Erdoğan yarışta kimi destekliyor?

Trump diyenlerdenseniz yanılıyorsunuz. Erdoğan her iki adayı da destekliyor. Normalde Biden’e yönelik sert eleştiriler yapan AKP, ABD’deki uzantıları aracılığıyla Biden’in kampanyasına destek veriyor.

Yani Erdoğan, “Kim kazanırsa onunla devam ederim” stratejisi izliyor.

Sonuç olarak ABD seçimleri dünyanın tamamını ilgilendiriyor ve geride kalan sürede tansiyon hayli yükselecek.

Takipte kalmakta fayda var.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin