41 yıldır savaşan ülke

HABER ANALİZ | YÜKSEL DURGUT 

Amerika Birleşik Devletleri, NATO ile birlikte 11 Eylül’den yaklaşık bir ay sonra 7 Ekim 2001 tarihinde Afganistan’da bir savaşa girdi. Binlerce insanın hayatını kaybettiği ve dünyanın seyrini değiştiren bu savaşın geride bıraktığı acı bir tablo var.

Afganistan’daki savaş aslında 2001 yılında başlamadı. Rusya’nın Afganistan’ı 1979’da işgalinden bugüne hep sürdü. Yani 41 yıldır o topraklar savaşı yaşıyor. 41 yıldır Afgan halkı henüz gün yüzü görmüş değil. ABD, bu savaşa soyunurken üç amacının olduğunu dünyaya ilan etmişti. İki amacına 19 yıl geçmesine rağmen hala ulaşmış değil. Tarihinin en uzun savaşından kurtulmaya çalışan ABD, Taliban’ı devirme ve Afgan kadınlarına özgürlüklerini sağlama hedeflerine henüz ulaşamadı. Ancak büyük avı Üsame Bin Ladin’i 11 yılın ardından 2012’de Pakistan’da saklandığı yerde yakalayarak öldürdü. Diğer yandan birçok kişi ABD’nin bunu bir sıçrama tahtası olarak kullandığını düşünüyor.

Bu savaşın aynı zamanda acı bir bilançosu var. 100 binin üzerinde Afgan ve 3,500’in üzerinde NATO ve ABD askeri hayatını kaybetti. ABD, şu ana kadar savaşa 822 milyar dolar para harcadı. Savaşa ABD ile birlikte girmeye karar veren İngiltere’nin 2013 yılına kadarki harcamaları 37 milyar pound.

Katar’ın Doha kentinde ise 20 yıldır birbirlerini öldürmeye çalışan yaşlı erkek liderler bir masanın etrafında toplanmış iki yıla yakın süredir savaşı sona erdirmek için uğraşıyorlar. Taliban, 19 yıl boyunca yeryüzünün en zengin 40 ulusuna karşı savaş verdi. Bu savaş ile birlikte Taliban ülke nüfusunun en az üçte ikisini kontrolü altına aldığı gibi sayısız intihar bombacısına sahip olduğunu iddia etmesi ile masadaki üstünlüğü elinde bulunduruyor.

Bu üstünlüğün bir örneğini geçtiğimiz aylarda yaşadık. ABD’nin de onay vermesiyle hapiste tutulan 5,000 Taliban militanı barış görüşmelerine bir jest olarak serbest bırakıldı. ABD’nin 2001’de Taliban’ı yok etme vaadi ile yola çıktığını göz önünde bulundurursak konunun asıl muhatabı olan Afgan halkı bu görüşmeleri samimiyetten uzak görüyor.

Afganistan’da 1979’da dünyaya gözlerini açan bir kişi 41 yıldır savaştan başka bir şey görmüş değil. Bu yüzden halk, Doha’daki görüşmelerden de çok ümitli değil. Yıllardır karşılıklı savaşan tarafların masada karşılıklı oturuyor olması, barışa olan inancını çoktan yitirmiş insanlar için sadece bir gösteri. Bu arada müzakerelerin meşru olmadığını düşünen ve Taliban’ın kendilerini temsil etmediğini iddia eden Pakistan’da da büyük bir kitle olduğu unutulmamalı.

Amerika, “Afgan kadınlarına özgürlük” iddiasına ulaşamadı ama Doha’daki barış görüşmelerinde göstermelik de olsa bir kadın delegasyonu bulunuyor. Ancak barış anlaşmasının asıl amaçlarından birini artık kadınlar oluşturmuyor. Bunun yerine asıl endişe Taliban’ın bir daha El Kaide’ye Afgan topraklarında ev sahipliği yapmamaya ikna edilip edilemeyeceği.

ÜLKENİN YER ALTI KAYNAKLARININ YENİ SAHİBİ

Trump, ABD askerlerini Afganistan’dan çıkarmak istediğini açıkça belirtti. 12 bin ABD askeri kısa sürede 4 bine düşürülecek. ABD, Afganistan’daki 5 askeri üsten ise muhtemelen çekilmeyecek. Bunun gerekçesi ise ülkede bulunan yer altı kaynakları ve bunlarla ilgili yapılmış anlaşmalar. Afganistan dünyanın en zengin maden bölgelerinden biri. Pentagon ve ABD Jeoloji Araştırması tarafından 2011 yılında yapılan ortak bir çalışma bunu kanıtlıyor. Altın, bakır, uranyum, kobalt ve çinko da dahil olmak üzere ülkenin yer altı kaynaklarında işlenmemiş 1 trilyon dolarlık mineralin olduğu tahmin ediliyor. Böyle bir yer altı zenginliği söz konusu olunca da 19 yıldır süren bu mücadelenin neden bir sıçrama tahtası olduğu ortaya çıkıyor.

Doha’daki görüşmelerde ara bulucuların başındaki ABD, Afganistan’dan vazgeçmeyecektir. Ancak vazgeçmesi durumunda ülke ekonomisine en büyük desteği sağlayan ülkenin elini çekmesi ülkeyi zor duruma sokar.

Diğer yanda ülkeden ayrılmak zorunda bırakılan mültecilerin durumu var. BM verilerine göre, küresel olarak Afganistan’dan ayrılan 2,5 milyon kayıtlı mülteci var ve bu sayı dünyadaki en büyük ikinci yerinden edilmiş nüfusa işaret ediyor. Afganistan, barışın çok uzak olduğu bir ülke. BM Afganistan Misyonu 2018 yılında hazırladığı raporunda bunu ortaya koyuyor. Sadece bir yıl içinde 3,804 ölüm, 11,000 yaralanma ile dünyanın en yüksek sivil zayiatlarının olduğu ülke.

Afgan toprakları 40 yıldır paylaşılamıyor. Rusya sıcak denizlere inmenin yolunu Afganistan’dan geçmekte aradı. Çin, Hindistan ve Pakistan İpek yolundan vazgeçmek istemediler. Amerika’nın 19 yıldır bu topraklardan vazgeçmemesinin nedeni ise muhtemelen gözünü diktiği el değmemiş madenler. Bir İslam ülkesi kendi içinde Savaş Lordları doğurdu. Halkın karın tokluğuna savaştığı toprakların üzerinde akıtılan kanın asıl amacının ne olduğunu öğrenmeye daha yakınız. Doha’daki sonucu bekleyip görmek gerekiyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin