
15 Temmuz 2016 gecesi Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhı’nda yaşananları konu alan ‘Beştepe’ belgeseli ‘Adalet Devriyesi’ kanalında yayınlandı. O gece görev yapan ya da olaylara tanıklık eden eski jandarma personeli, askerler ve çarpıcı açıklamalar yaptı. Belgeselde; karargâh çevresinde yaşanan ölümler, teslim olan askerlere yönelik saldırılar, işkenceler, kayıp kamera kayıtları ve yargılama süreçleri üzerinden 15 Temmuz gecesine ilişkin resmî anlatının dışında bir tablo çizildi.
Belgeselde konuşan isimler, karargâhta bulunan askerlerin sivillere ateş açmadığını, buna rağmen çok sayıda askerin ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezalarına çarptırıldığını söyledi. Yapımda, Beştepe dosyasının “cevapları araştırılmayan sorularla dolu olduğu” vurgulandı.
“O gece normal bir gündü”
Belgeselde konuşan eski jandarma tabip üsteğmen Osman Elmalıca, 15 Temmuz gecesi Beytepe Asker Hastanesi Acil Servisi’nin sorumlu hekimi olarak görev yaptığını anlattı. Elmalıca, hastanenin WhatsApp grubundan gelen çağrının ardından görev yerine gittiğini ve Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı’nda yaralılar bulunduğu bilgisi üzerine ambulansla karargâha yöneldiklerini söyledi.

Elmalıca, ilk gidişinde karargâhta iki yaralı gördüğünü, ikinci kez geldiğinde ise camların kırıldığını ve binanın dışarıdan ateş altında olduğunu fark ettiğini belirtti. Karargâhta gördüğü askerlerin organize bir çatışma hâlinde olmadığını savunan Elmalıca, “İnsanlar birbirine ne olduğunu soruyordu. Bir kısım kişi soğukkanlı biçimde oradakilerin güvenliğini sağlamaya çalışıyordu.” dedi.
Eski jandarma yüzbaşı Ümit Berber de 15 Temmuz akşamı Bursa’da olduğunu, darbe iddiasını eşinden duyduğunu anlattı. Berber, “İşime bir darbe olsa senden öğreneceğim. Zaten kendim askerim” diyerek habere ilk anda inanmadığını vurguladı.

“Terör saldırısı ihtimali üzerinden askerler kışlaya çağrıldı”
Belgeselde, 15 Temmuz’dan önce Türkiye’de yaşanan bombalı saldırıların askerî personel üzerinde sürekli bir güvenlik alarmı oluşturduğuna dikkat çekildi. Anlatımlara göre, cep telefonlarına ulaşan terör saldırısı mesajları üzerine birçok asker, görev gereği birliklerine ya da karargâhlarına gitti.
Belgeselde konuşan askerler, “Bir askerin kışlasına gitmesi, görevinin başına dönmesi normal bir reflekstir” görüşünü dile getirdi. Yapımda, bu refleksin o gece bazı askerlerin “önceden hazırlanmış bir senaryonun içine çekilmesi” için kullanıldığı kaydetti.

Eski jandarma üsteğmen Yaşar Tarım ise 15 Temmuz günü Mardin kırsalında operasyonda bulunduğunu anlattı. Tarım, daha sonraki süreçte Sincan Cezaevi Koruma Bölük Komutanlığı’na atandığını ve darbe davaları sırasında yaşananlara doğrudan tanıklık ettiğini söyledi.
“Karargâh dışarıdan ateş altındaydı”
Belgeselde dikkat çeken bölümlerden biri, Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı binasına yönelik dışarıdan açıldığı öne sürülen ateşlere ilişkin anlatımlar oldu. Karargâhın sivil konutlara yakınlığına işaret edilen yapımda, çevredeki yüksek binalara keskin nişancıların yerleştirildiği hatırlatıldı.
Osman Elmalıca, karargâhta bulunduğu sırada binanın dışarıdan hedef gözetmeksizin ateş altında tutulduğunu savundu. Elmalıca, “Dışarıya ateş etme durumu yoktu. Bir çatışma durumu yoktu. Bina ciddi ateş altındaydı” ifadelerini kullandı.
Belgeselde ayrıca, dönemin Jandarma Genel Komutanlığı Harekât Başkanı Arif Çetin’in Meclis’te verdiği ifadeye atıf yapılarak, “Elinde silah olan herkesi vurun talimatı verdim” sözleri tartışmaya açıldı. Yapımda konuşanlar, bunun askerî bir kışla için son derece ağır ve hukuka aykırı bir emir olduğununun altını çizdi.
Yasin Özdemir’in öldürülmesine ilişkin detaylar
Belgeselde, sabah saatlerinde teslim ol çağrısına uyduğu belirtilen yüzbaşı Yasin Özdemir’in katledilmesi de özel olarak ele alındı. Tanık anlatımlarına göre Özdemir, askerlerini güvenli biçimde aşağı kata indirmeye çalışırken polis operasyonu başladı.
Ümit Berber, Yüzbaşı Yasin Özdemir’in elleri havada dışarı çıktığını ve arkasındaki erleri korumak için öne geçtiğini; açılan ateş sonucu yere düştüğü, yerdeyken de üzerine ateş edildiği anlattı.
Yapımda, yaralı askerlerin uzun süre tıbbi yardım alamadığı ve bazı askerlerin hastaneye ulaştırılmalarının geciktirildiği yönünde de bilgilere yer verildi.
“Beyaz yelekliler, plakasız araçlar ve kimliği belirsiz kişiler”
Belgesel, 15 Temmuz gecesinde ortaya çıkan “beyaz çelik yelekliler”, plakasız araçlar, uzun sakallı silahlı kişiler ve uçuş kayıtları açıklanmayan hava araçları üzerinden çeşitli sorular gündeme getirdi.
Belgeselde konuşanlar askerler, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunmadığı ileri sürülen beyaz yeleklerin İstanbul Boğazı’ndaki köprüde ve Ankara’daki bazı noktalarda da görüldüğünü kaydetti. Bu durumun “önceden kurulmuş bir organizasyona” işaret ettiğine dikkat çekti.
Yapımda ayrıca, polis telsiz kayıtlarında plakasız ya da çalıntı araçların kullanılmasına ilişkin ifadeler geçtiği hatırlatıldı. Bu araçlarla hangi eylemlerin gerçekleştirildiğinin ise araştırılmadığı savunuldu.
Tankları askerler mi kullandı?
Belgeselde, 15 Temmuz gecesi sokaklarda görülen bazı tankların askerler dışındaki kişiler tarafından kullanılmış olabileceği belirtildi. Bir polis memurunun anlatımına yer verilen yapımda, tankların amirlerin talimatıyla başka noktalara götürüldüğü, tankların üzerinde polislerin bulunduğu öne sürüldü.
Bu anlatımlar üzerinden, tankların hangi güzergâhlarda kullanıldığı, ölümlere ya da yaralanmalara yol açıp açmadığı ve araçları kimlerin sevk ettiği soruları gündeme getirildi. Belgeselde konuşanlar, bu başlıkların yeterince soruşturulmadığını vurguladı.
“Kamera kayıtları neden yok?”
Yapımın en dikkat çekici noktalarından biri de Beştepe çevresindeki MOBESE, zırhlı araç ve karargâh kamera kayıtlarıyla ilgili oldu. Belgeselde, olay gecesine ait bazı kayıtların mahkemeye verilmediği, bazı kameraların ise polis operasyonu sırasında kırıldığı aktarıldı.
Belgeselde aktarılan bir tutanağa göre, nizamiye girişini gösteren DVR cihazında 29 Temmuz 2016 öncesine ait görüntü kaydı bulunmadığı belirtildi. Bu durumun, 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz sabahına ilişkin kritik görüntülerin ortadan kaybolduğu anlamına geldiği ifade edildi.
Yapımda mahkemede konuşan ve Sebgis kaydına yer verilen tutuklu Kurmay Binbaşı Kadir Söylemez, “Bu MOBESE görüntüleri benim suçsuzluğumu kanıtlayacak en önemli delillerden bir tanesiydi. Ama sırf bazı şeyleri gizlemek için bize görüntüler verilmiyor” dedi.
Gözaltında işkence
Belgeselde, 16 Temmuz sabahından itibaren gözaltına alınan askerlerin ağır fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakıldığı yönünde çok sayıda tanıklığa yer verildi. Anlatımlarda, askerlerin elleri arkadan bağlanarak dövüldüğü, çıplak ya da iç çamaşırıyla bekletildiği, hakarete uğradığı ve günlerce temel ihtiyaçlarına erişemediği anlatıldı.
Bir tanık, karargâhtan çıkarılan askerler için oluşturulan polis koridorunu “ölüm koridoru” olarak niteledi. Başka bir anlatımda ise rütbeli personelin, erlere zorla dövdürüldüğü anlatıldı.
Belgeselde, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün de gözaltında darp edilmesine de yer verildi. Tabip Üsteğmen Elmalıca, Öztürk’ün salona getirildiğini, askerlerin önünde darp edildiğini ve bunun diğer gözaltındakileri korkutmak için yapıldığını anlattı.
Yapımda, bazı askerlerin aileleriyle tehdit edildiği, cinsel saldırı tehdidine maruz bırakıldığı, sigarayla yakıldığı ve zorla ifade vermeye zorlandığı yönünde de anlatımlar yer aldı.
Turgut Aslan suikastı ve zorla itiraf baskısı
Belgeselde, dönemin Emniyet Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan’ın yaralandığı olay da tartışmaya açıldı. Üsteğmen Osman Elmalıca, kendilerine işkence altında Turgut Aslan’ı öldürdüklerini kabul etmeleri için baskı yapıldığını tanıklıklarıyla anlattı.
Elmalıca, Turgut Aslan’ı cezaevine girdikten sonra tanıdığını belirterek, “Bana sürekli ‘Sen Turgut başkanı öldürdün’ diyorlardı. Kabul etmedikçe işkencenin şiddetini artırıyorlardı” dedi.
Belgeselde, Turgut Aslan’ın karargâha nasıl ve neden gittiği, kim tarafından davet edildiği ve yaralandığı noktada kimlerin ateş açtığı sorularının yeterince aydınlatılmadığı dile getirildi.
Yargılama sürecine ilişkin eleştiriler
Belgeselde, Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı davasında yargılanan askerlerin savunmalarının yeterince dikkate alınmadığı ve mahkeme süreçlerinin siyasî baskı altında yürütüldüğü ifade edildi.
Üsteğmen Yaşar Tarım, bazı tanık ifadelerinin virgülüne kadar aynı olduğunu, bunun “önceden hazırlanmış bir senaryoya” işaret ettiğini savundu. Tarım ayrıca, bazı mahkeme salonlarına otobüslerle getirilen kişilerin günlük ücret karşılığında duruşmaları takip ettiğini hatırlattı.
Bir başka anlatımda ise bir mahkeme başkanının, tahliye beklenen bir sanık hakkında “Üzerimizdeki baskıyı bilmiyorsunuz. WhatsApp’ımı açsam mesajları görseniz inanamazsınız” dediği aktarıldı.
“Sivillerin ölümünden askerlerin sorumlu olmadığı kararda yazıyor”
Belgeselde en çok vurgulanan hususlardan biri, Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı davasının gerekçeli kararında yer aldığı belirtilen balistik değerlendirmeler oldu. Yapımda konuşanlar, hayatını kaybeden sivillerin bedenlerinden çıkan mermilerin sanık askerlerin silahlarıyla eşleşmediğini vurgulandı.
Belgeselde, karargâh çevresindeki sivillerin ölümüne neden olan çelik çekirdekli mühimmatın Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunmadığı belirtildi. Buna rağmen olay yerindeki diğer silahlı unsurlar, zırhlı araçlar ve özel harekât personeline yönelik kapsamlı bir inceleme yapılmadığının altı çizildi.
Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı davasında 244 askerin yargılandığı, 86 jandarma personeline ağırlaştırılmış müebbet, 35 kişiye ise müebbet hapis cezası verildiği belirtilen belgeselde, gerekçeli kararda askerlerin sivillerin ölümünden sorumlu tutulmadığı vurgulandı.
“Vefa borcu için konuşuyorum”
KHK ile ihraç edilen Ümit Berber, konuşmasının arkadaşlarına karşı bir “vefa borcu” olduğunu belirterek, “Sadece kendim ve küçük ailem için yaşasam kendimi mutsuz hissederim. Vefasız hissederim” dedi.
Osman Elmalıca ise o gece kimseye ateş açmadıklarını savunarak, “Onurlu bir duruş sergiledik. İnsanlara kötülük yapmayı tercih etmedik. Bizden sonraki insanlar, onurlu ve şerefli insanların yaşadığını bilsin” ifadelerini kullandı.
Belgesel, Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı dosyasındaki karanlık noktaların, sorumluların ve olay gecesindeki ölümlerin gerçek faillerinin ortaya çıkarılması çağrısıyla sona erdi. Yapımda, “Gerçekler bütün açıklığıyla ortaya çıkana kadar Beştepe dosyası kapanmayacak” mesajı verildi.