Yurtta ve dünyada suç kardeşliği…

ANALİZ | BÜLENT KORUCU | [email protected] | @Bulent_Korucu

AKP ve onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni bir dostluk ittifak halkası oluşturuyor. Suç kardeşliği diye özetleyebileceğimiz bir yakınlaşma bu. Birbirine mahkum insan zinciri. Suç büyüyüp aynı oranda risk artıkça kenetlenme de güçleniyor. En somut örneğini Meclis’te 17-25 Aralık Yolsuzluk Soruşturma Komisyonunda gördük. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, partiyi ve suçlananları kurtarmak için bir formül bulmuştu. ‘Bakanları Yüce Divan’a sevk edelim, beraat etmelerini sağlayalım. Hem onları tamamen kurtaralım hem de kurumsal sorumluluğu üzerimizden atalım’ diye düşünmüştü. Parti de makul bulmuştu. Ancak Komisyonun oylama yapacağı gün sürpriz bir telefon geldi ve oturum ertelendi. Sonrasında beklenenin aksine AKP’li bakanları aklayıp mahkemeye göndermeyen bir karar çıktı. Adı geçen bakanlardan biri, tahminen Zafer Çağlayan, saraya çıkmış ve Erdoğan’ı ikna etmişti. Kullandığı argüman ‘bizimle kalmaz, başka yerlere de sıçrar’ olmuştu.

Suçlanan dört bakandan Bayındırlık Bakanı Erdoğan Bayraktar ise NTV canlı yayınına telefonla bağlanarak ‘rüşvet  ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyonu yayınlayınız şeklinde tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Etmiyorum çünkü, soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan’ın onayıyla yapıldı. Bu minval üzere bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ettiğimi açıklıyorum. Bu milleti ve vatanı rahatlatmak için sayın Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğine inandığımı ifade ediyor, yüce milletime saygılar sunuyorum’ demişti. Şok etkisi yapan açıklamadan sonra Bayraktar, önce sözlerini geri aldı. Ardından da Meclis’e döndü. Oğlu ve diğer sanıklar takipsizlikle kurtuldu, kendisi de asıl mesleği olan müteahhitliğe yeniden başladı.

Davutoğlu’nun şeffaflık paketi de Saray’ın muhalefetiyle akim kalmıştı. Temiz siyaset için iddialı bir paket açıklayan Davutoğlu, Erdoğan’dan yediği “Böyle giderse görev alacak il ve ilçe başkanı bulamazsınız” fırçasından sonra geri adım attı. Temiz siyaset konulu PR çalışmalarına bile tahammülü olmayan Erdoğan, kısa süre sonra Davutoğlu’nu azlederek sorunu kökünden çözdü. Artık hakkında benzer dosyalar bulunan bir başbakanla çalışıyor ve uyum problemi yaşamıyor.

ABD’de Reza Zarrap’ın tutuklanmasıyla başlayan süreç 17-25 Aralık dosyasının yeniden açılmasına sebep oldu. Önce Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atila tutuklandı, şimdi de Zafer Çağlayan hakkında iddianame yazıldı. Davutoğlu’nun formülünü yapmadıklarına pişman olup, o manevrayı çok arayacaklar ama iş işten geçti. Ok yaydan çıktı ve inisiyatifi kaptırdılar. Bundan sonra iyice edilgen hale geldiler.

Suç küreselleşince ondan doğan dayanışma arayışı da küreselleşti. Müslümanlarla ilgili düşünceleri İslamofobi sınırlarında dolaşan Başkan Trump, Erdoğan ve AKP’nin yeni gözdesi. Çünkü onun da ABD mahkemeleriyle başı belada. Birçok icraatı bağımsız yargıdan dönüyor ve hakkında ciddi bir soruşturma var. İçeride bütün tahkirlerini yutmak zorunda kaldıkları Doğu Perinçek’in dünyadaki muadilleri de artık müttefik. Dünyanın neresinde bir siyasetçi ve bürokrat yolsuzlukla suçlansa hemen savunmaya geçiyorlar. Malezya’daki soruşturmalar sanki onlara açılmış gibi tepki verdiler. Diktatörlükle suçlanan her devlet adamıyla özdeşleşip, onu kahramanlaştırıyorlar. Putin’in Suriye icraatlarını görmezden geliyor, aşağılamalarını sineye çekiyorlar. Kendi sol elleriyle bile kavgalı olan siyasal İslamcılar, Venezuella’daki komünist yönetimi destekliyor. Sırf demokratik ülkelerle it dalaşı yaptığı için Kuzey Kore’nin çılgın devlet başkanına dahi alkış tutuyorlar.

Ekonomik olarak bağımlı olduğumuz Japonya, AB ülkeleri ve ABD’yi kaybetmeyi göze alamadıklarından orada ikili oynuyorlar. Dışişleri’nin tam ters açıklamaları trollerin kafasını karıştırıyor. Oysa hesap basit, içeride tabanı zinde tutacak dayanışma edebiyatı yandaş medyayla pompalanıyor. Dışa karşı bürokratların diplomatik manevralarını öne çıkarıyorlar. 17-25 Aralık’ta tutmayan hesap bu kurnazlıkta da duvara çarpacak. Ama başka çareleri yok. Denize düştüler bir kere.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin