AnaSayfa»Yazarlar»Erkam Tufan Aytav»Tr724’de yayınlanan “o” yazı

Tr724’de yayınlanan “o” yazı

9
Paylaşımlar
Pinterest Google+

Yorum | Erkam Tufan Aytav | @erkamtufan

O yazı derken geçenlerde tr724.com sitesinde yayınlanan “Hizmet Hareketi’nin bugününden portreler” başlıklı yazıyı kastediyorum.

Sosyal medyada da görebildiğim kadarı ile epey tepki aldı. Ben de bir twitle tepkimi dile getirmiş, hiç bir cümlesine katılmadığım belirtmiştim.

Tepkilerin bir kısmı böyle bir yazı nasıl olur da tr724 sitesinde yayınlanabilir şeklindeydi.

Bu itiraza katılmıyorum. Özgür düşünceden bahsediyorsak, beğenmesek, katılmasak bile bu tür yazılara tahammül etmemiz gerekiyor. Yoksa yayınlanmasın söylemi “liberal faşizme” girer.

Üstelik bu yazının temel fikrini benimseyen Hizmet Hareketi’ne gönül vermiş önemli bir damar olduğunu da düşünüyorum. Yani yazar bu konuda tekil bir kişi değil.

Önemli olan her düşünceyi belli bir saygı çerçevesinde tartışabilmek. Kimseyi itmeden, kimseyi dışlamadan.

Yazının temel yanlışlarından biri de bu zaten. Hizmet Hareketi’ne gönül verenler içerisinde daha iyisini bulma çabası içerisinde eleştiri getirenleri dışlıyor ve etiketliyor.

Yazı şekil anlamda akademik bir üslupla yazılma gayreti güdülmüş. Ama ne yazık ki yazının muhtevasında o akademik/bilimsel havayı bulamıyorsunuz.

Kocaman kocaman iddialar dile getirilmiş ama içleri doldurulmamış.

Yazardan isterdim ki “kafası karışık entelektüellerin” itiraz ve tenkit noktalarını birer birer masaya yatırsın ve çürütsün. İşte o zaman bu yazı gerçek anlamda akademik bir yazı olurdu. Hepimiz de istifade ederdik.

Yazarın dikkatimi çeken tespitleri ve o tespitler hakkında düşüncelerim şunlar:

Hizmet Hareketi’ne gönül vermiş kişiler içerisinde iki temel grup varmış. “Kafası karışık entelektüeller” ile “zihni berrak aksiyonerler”.

Yazar burada kafası karışık kavramını olumsuz anlamda kullanmış. Bence bilakis bu olumlu bir kavramdır. Zihin sancısı çekenler, daha iyi nasıl olur diye kafa patlatanlar gelişmiş batı dünyasında el üstünde tutulurken burada yerilmesi temel bir problemin varlığını bizlere gösteriyor.

Zihinsel konfor içerisinde “mutlak doğruyu” bulmuş, ancak kendilerine yüklenen kodlarla hareket eden, kovan içerisindeki aksiyoner işçi arı profili övülmeye çalışılmış sanki. Kraliçe arı talimatı verecek, düşünce yetileri olmayan arılar derhal aksiyona geçecek ve bal üretilecek. Bu yöntem arı komünlerin için geçerli olabilir ama insan toplulukları için kabul edilemez. Hele Hizmet için hiç kabul edilemez.

Kafası karışık olanlar Hareket ile bağlarını koparmadığı halde Hareket’i onlarca teamül üzerinden amansızca eleştiriyorlarmış. Bu eleştiriler Hareket’in öteden beri üzerinde titrediği prensip ve teamülleri aşındırıyormuş. Bu da bilinmesi gereken bir faktörmüş.

Yazar hem hareketle bağlarını koparmıyorlar hem de acımasızca eleştiriyorlar diyor. “Eleştiriyorsan kapı işte orada” demek gibi bir şey bu. Bu nasıl bir mantık? Hizmet’e gönül vermiş bir insan daha iyiyi bulmak adına pekala eleştiriler getirebilir. Bu eleştiriler soğuk kanlılıkla oturulur değerlendirilir. Eleştiriden bu kadar korkmak niye?

Yazar ayrıca eleştirilen “onlarca teamülden” bahsediyor. Bu teamüllerden neleri kastettiğini belirmemiş, muğlak bırakmış. Halbuki açsaydı üzerinde sağlıklı bir tartışma yapma imkanımız olurdu. Tabi birbirimize “kapı işte orada” demeden.

Kafası karışıkların çoğunun idari yetkileri yokmuş, dolayısı ile “uzun erimli” ve önemli kararlarda fazlaca etkiye sahip değillermiş. Bu da bilinen bir gerçekmiş.

Hareket’in zihni berrak ve aksiyonerlik nitelikleri ön plana çıkan ayrı bir insan tipolojisi varmış.

Bu “zihni berrak aksiyonerlerin” ortak nitelikleri Hareket’in lideri ile gerek idari anlamda ilişkisi olan birinci ve ikinci jenerasyondan insanın olmasıymış. Bu “bu zihni berraklar” Fethullah Gülen ile özel/manevi bağlarla bağlı bulunuyorlarmış.

Yazar bu özel ve manevi bağlar nelermiş izah getirmemiş. Ama her nasıl bir bağ ise kafası karışıklarda o bağdan yokmuş. Bu kadar özel bağlarla bağlı olan “zihni berrak aksiyonerler” anlaşıldığı kadarı ile Hizmet’in gerçek sahipleriymiş.

Bu “zihni berraklar”, “zihni karışık” olanların tenkitlerine karşı birleşmişler ve kenetlenmişler.

Gerçekten öyleyse tuhaf bir durum. Birleşmeler, kenetlenmeler. Gerçekten tuhaf.

“Zihni berraklar” Hareket’in geleceğinde en büyük etkiye sahip olanlarmış.

Buradan, panik yapacak, endişelenecek bir durumun olmadığını, her şeyin kontrol altında olduğunu anlıyoruz.

Hizmet Hareketi’ni yazar kadar bildiğimi iddia edemem. Bizlere yazısında gerçekten çok ilginç bilgiler paylaşıyor.

Bu yazılanlar eğer doğru ise,

Yani, eleştirilere kulaklarını kapatanlar, eleştiri yapanları dışlayanlar, onları yıkıcı görenler Hizmet Hareketi’nin karar noktalarındalarsa, Hizmet Hareketi’nin gerçek sahibi biziz gibi pozisyonlara da girmişlerse vay bu Hizmetin haline.

Yazık, çok yazık.

Önceki Yazıları:
Reza Zarrab’ın itirafları tek başına ne ifade eder? - 11 Ara 2017
‘Erkam Tufan’la 30 Dakika’nın Kamera Arkası - 20 Kas 2017
Hizmet Hareketi’nin en büyük ‘günahı’ - 30 Eki 2017
Bir ‘teröristin’ bir ‘hain’ ile yaptığı program! - 03 Eki 2017
Piyasaya sürülen ‘tarikat görüntüleri’ bir tezgâhın parçası olabilir mi?.. - 25 Eyl 2017
Kürtlerin acısını içimizde hissettik mi? - 18 Eyl 2017
Dikta rejiminin bir parçası olarak muhalif medya - 11 Eyl 2017
Tr724’de yayınlanan “o” yazı - 05 Eyl 2017
Hastalıklarla yüzleşme zamanı… - 28 Ağu 2017
önceki yazı

Almanya tutuklamaların Türkiye'de nasıl yapıldığını anladı: 2 Alman'ın gözaltı nedeni isimsiz e-mail!

Sonraki yazı

KHK'ları bile denetleyemeyen AYM'nin Başkanı: Cumhurbaşkanına saygı ile yargı bağımsızlığı arasında bir bağ yoktur!

10 Yorumlar

  1. Yilmaz
    5 Eylül 2017 at 20:24 — Cevapla

    Yerinde ve gayet anlasilir bir tahlil olmus Erkam Bey.

    • Rimad
      6 Eylül 2017 at 17:09 — Cevapla

      Aynen öyle vesselâm…

  2. berrin
    5 Eylül 2017 at 22:01 — Cevapla

    Hizmet hareketinde kimlerin insiyatif sahibi,kimlerin insiyatif sahibi olmadıklarını net çizgilerle açıklayabileceklerini zannetmiyorum .Ayrıca hizmet olgusunun neleri ihtiva ettiğini de gerçek manada avam tabakasına anlatabildiklerini zannetmiyorum.Ben halk tabakasından sıradan bir okuyucuyum.Mevzuyu gereğince anlamaya çalıştım fakat karşımda hiç bir zaman hizmeti her yönüyle basit bir dille anlatabilen kimseye rastlamadım.Doğal olarak hareketi anlatmaya çalışan ve halihazırda memleketinde ikamet edemeyen muhterem kişinin anlatımlarını zaman zaman dinledim ve anlatımlarının halk tabakasında anlaşılması ,harekete dönüşmesi noktasını uzaktan izledim.Bu izleme faslı bir kaç ay değil yıllarla ifade edilebilir.Hareketin sesi olan medya kuruluşlarının yayınlarını da zaman zaman izledim . Hareket hakkında karalama veya övme ,açıklama ne varsa anlayıp karşılaştırmak okudum ,düşündüm.
    Anlatan ve anlatanın anladığı gibi mevzuyu anlayan kişiler mi hizmeti temsil ediyor ?
    Yoksa anlatanın anlatığı mevzuyu anlatanın anladığı gibi anlamayanlar mı hizmeti temsil ediyor?

    Ben ne güç sahibiyim nede güç sahibi olmayı amaç edinen biriyim.Benim insan ve bir müslüman olarak anlamak istediğim İslam dininin oluşturmak istediği faziletli insan kavramına yakınlaşan ve faziletli insan ahlakına,terbiyesine uygun olmayan insanlarda hizmeti temsil etti mi? etmedi mi?

    Uygun olmayan insanlar hizmeti temsil ettilerse ve bir karıncaya dahi helal getirdilerse bunun bedelini kim öder? Kalplerde kararma tek bir nokta ile başlıyorsa, karıncaya zarar gelmesini önemsiz gören kişiler mi temsil etti hizmeti? Lütfen bu sorularımı olumsuzluk olarak algılamayın.Bu soruları sorduğum için beni linç edecek kaç kişi var hizmeti temsil eden? mümkünse o kişiler cevap verebilir mi? Anlatanın anlattığını anladığı gibi anlamayan birisi isem, bir daha!!! vallahi billahi ve tallahi tek bir soru dahi sormayacağım sizlere.

  3. CarotGirl
    6 Eylül 2017 at 00:26 — Cevapla

    Saygıdeğer Erkam bey,

    bu yazı için size teşekkür ederim. Aklımdan geçenleri ve hissettiklerimi aynen kağıda (veya tuşlara) döktünüz.

    Bende yıllardır “o yazı” da yapıldığı gibi bazı dışlamaların ve ötekileştirmelerin mağduruyum.

    Eleştiren insanların daha iyisi için eleştirdiğini bir anlasalar… Ah, bir de şu ‘ben asıl sahibiyim sen sonradan geldin’ davranışları bitse. Bu tür niyet okuma veya ölçmelerinden çok rahatsız oluyorum. Kılıktan kıyafetten bin türlü şey çıkaran insan var. Ayıp. Yazık. Vakitleri nin mi değeri yok yoksa ne yapacaklarını mı bilmiyorlar? Yazınızı okuyunca öyle hafifledim ki tekrar okuyacağım.

    Sağlıcakla kalın

  4. Ömer Faruk
    6 Eylül 2017 at 02:43 — Cevapla

    geçen istişarede
    abimiz küçük bir
    görev vermek istedi
    kusura bakma abi ben kafası karışıklardanım kabul edemem dedim
    gülüştük 😜
    Çekyatları ayıralım abi dedim
    Kafası karışıklar bu tarafa
    Zihni berraklar buraya 😉

  5. Sefer Ishak
    6 Eylül 2017 at 05:50 — Cevapla

    Hani derler ya “surecte en buyuk zarar dinin icini bosaltmak oldu” diye, artik o tabirin Hizmete bakan yonuyle de degerlendirilmesi lazim. Yillardir onde gozuken, hep kosturur gozuken “buyuk abiler” ne yazik ki bu surecte imtihani iyi veremiyorlar gibi. Yillardir hep fedakarliktan, digergamliktan ve kardesini kendine tercih etmekten bahseden ve o bahsetmeleriyle de “buyuk abi” olanlar artik hizmete ve hatta insanlarin imanina bile zarar veriyor gibi… yillardir “buyuk abi” gordukleri adamlarin HE kapatircasina perde olmalari, onde olmayi hic birakmak istememeleri, yoneten ve yonlendiren olmayi cok sevmis durumuna dusmeleri, kucuk bir iyi niyet elestirisini bile hainlik olarak algilamalari… hep “buyuk kalma” arzusuyla baskalarina yol vermeyi dusunmemeleri… HIZMETE, INANDIGIMIZ DEGERLERE ZARAR DEGIL DE NEDIR? ustelik bu kadar emek ve katkilari olmus bir harekete…

  6. Lale
    6 Eylül 2017 at 22:05 — Cevapla

    İçi boş bir yazı okuduğumda hiçbir şey anlamadım çok şey anlatıyor gibi sanki fakat yazı bittiğinde aslında Zihni’nizde hiçbirşey oluşmuyor…başarısız bi deneme

  7. Zübeyr
    6 Eylül 2017 at 22:43 — Cevapla

    valla kafam karışık ama hizmete değil bu karışıklık. 20-25 yildir hizmetteyim. başlangicim 95 lerde sizintiyi ücretsiz abonelere dağıtarak gönülden kapi kapi adrese teslim ederek başladım. hizmet diye sunulan ama ne HE nin ne de yıllarca anlatılan müminliğe benzemeyen istişare kararlarına kafam karışık. özellilkle de tepedeki abilere kafam karışık.
    burasi herkese açık herşey yazilmaz. ama tekear istişarelere başlasak içimi dökerim. bana benzeyen onlarca kişi var. bilesiniz zihni berrak abiler. isteğimiz sadece sormak ve konuşmak

  8. mahir
    7 Eylül 2017 at 03:34 — Cevapla

    Eğer beni Kategorize etmeye çalışırlarsa, KafasıKarışık’lardan olmayı tercih ederim!!!

    Güzel yazı…

  9. Seyda Akınci
    26 Eylül 2017 at 22:57 — Cevapla

    Sayın Erkam bey, nihayetinde müşkülleri açacak bir yazı ile anlatılmak istenenin ne olduğunu yormadan anlattiğınız bu analizi buldum. Ben hizmette sadece sohbetlerde 2 hafta bulundum ve bu arada Risale-i Nur Kulliyatıyla birlikte M.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin piyasadaki tüm kitaplarını 2010 yılında bularak kendimi dini anlamda geliştirmek için okudum. İşin açıkçası 2 haftalık sohbet ortamında gördüğüm ve tasvip etmediğim bazı olumsuzlukları hem risalelerde hem de Hoca efendi ‘bin kitaplarında gördüğümde bunun bir karışıklığına şahit oldum. Sıradan bir Müslüman ve Türk olarak dünyanın çeşitli ülkelerinde kendi kültür ve değerlerinin öğretilmesini tüm kalbimle desteklerken krimilize olan bazı hizmet mensuplarının siyasetle bu kadar ilişkili olmaları bana doğru gelmiyor. Eğitim alanında yıllarca yapılan bunca güzelliklerin hizmetteki değerini ya bilerek,kasıtlı olarak ya da ne oldum delisi bazı kendini bilmez erken dönemde hizmette bulunanların baltaladığını,bunun sonucu olarak da tüm cemaatin bir töhmet altında kaldığını düşünüyorum.
    Naçizane yapmış olduğum bu yorumdan dolayı umarım hiçkimseyi kırıp incitmemişimdir. Ayrıca Tr724’ de yazmanıza sevindim. Yaxılarınızın devamını bekliyor,şahsınızda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Saygılarımla.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir