Ödetiyorlar! Kimse ‘kına yakamayacak’ artık…

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi çok tartışılan bir karar verdi, hücredeki bir hakim ile ilgili… Ülkede gündemin jet hızıyla değiştiği bir ortamda bu skandal karar arada kaynayıp gitti.

Aslında verilmiş olan kararın arka planında ülke ve  yargı camiası adına tam bir derin trajedi vardı. Buna çok az insan vakıftı, bilenler de meselenin üzerine çok durmadı ve öylece geçip gitti. Eski bir yargı mensubu olarak da bu meseleye parmak basmak istediğimden bu yazıyı kaleme alıyorum.

“15 Temmuz Kurmaca Darbe” sonrasında ortada hiçbir somut delil olmamasına rağmen, diğer 5 bine yakın yargı mensubu ile birlikte ihraç edilen ve hapse gönderilen bir hakimin o zamandan beri hücrede tutulması ve Timur Demir isimli bu yargıcın en son olarak Anayasa Mahkemesi’ne bu “insanlık suçu” ile ilgili başvurması ve AYM’nin “Tek Kişilik Koğuşta Tutulmanın Kötü Muamele Yasağını İhlal Ettiği İddiasının Kabul Edilemez Olduğu” yönündeki kararı ve bu kararın arkasında yatan sebepleri irdeleyelim kısaca…

AYM SÜRECİ

Evet, Timur Demir isimli hakim 3 yıla yakındır hücrede… Onunla aynı durumda daha bir çok hakim -savcı var. “15 Temmuz Kurmaca Darbe” sonrasında halen hücrelerde tutulan binlerce insanın tam sayısını bilmiyoruz! Bir de kaçırılan, nerede tutulduğunu halen bilmediğimiz yüzlerce mağdur var. Erdoğan Rejimi’nde mağdurların isimlerine, detaylarına ulaşabilmek bile artık başlı başına bir mesele…

Timur Demir isimli hakim ile ilgili karar önemli idi ve bu insanlık suçuna son verimesi diğer sanık ve hükümlüler için de bir umut olacaktı ama AYM buna geçit vermedi!

AYM dediğiniz Yüksek Yargı ki, 2 üyesi halen hapislerde ve onların haklarına bile gözü kapalı!.. Üye Alpaslan Altan ile ilgili AİHM de Türkiye aleyhine karar verdi. Ayrıca 256 kadar yargı mensubu hakkında da Türkiye aleyhine hüküm verdi ama AYM yine sessiz!..

Ve bu Anayasa Mahkemesi’nin “İkinci Bölüm”ü 9/5/2019 tarihinde, Timur Demir (B. No: 2018/33190) başvurusunda “kötü muamele yasağının ihlali” iddiası karşısında “açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez” dedi ve geçti! Bunu da “Somut olayda tutulma koşulları bakımından asgari eşik derecesinin aşılmadığı” düşüncesi ile yapmış… Evet sayın Anayasa Mahkemesi üyeleri, bir hakim meslektaşımızın sosyal medyada sorduğu gibi soralım, “Bir hakime daha ne yapılırsa tarafınızdan asgari eşik derecesi aşılmış sayılacak!?”

AYM KARARININ SÜRECİ

– 15.07.2016: Kurgusal Darbe tarihi

– 21.07.2016: Bakanlar Kurulu tarafından 90 günlük için (adeta Takrir-i Sükun gibi) ilan edilen OHAL.

– 18.07.2016: “Darbe yaptığı(!)” gerekçesi ile Timur Demir isimli hakimin tutuklanıp Yozgat E Tipi Kapalı Cezaevine gönderilmesi. (Hakim Demir daha sonra sırayla Kırıkkale, Sincan ve Konya Ereğli Cezaevlerine gönderilmiş.)

07.10.2016: Adalet Bakanlığı’ndan gelen bir yazı ile hakim Demir tek kişilik hücreye konuldu.

02.11.2016: Hakim Demir, hücreye konulmasıyla ilgli olarak yaptığı başvurularının red olması üzerine meseleyi AYM’ye taşıdı.

27.12.2017: Tutuklu yargılamasının sürdüğü Ankara 13. ACM’deki son duruşmasında Hakim Demir için “silahlı terör örgütü üyeli(?)”nden mahkumiyet kararı verildi ve “tutukluluğunun devamı”na dendi.

01.06.2019: AYM, 3 yıla yakın zamandır hücrede tutulan Hakim Demir’in başvurusunu 9.5.2019 tarihinde reddetti ve bunu Resmi Gazete’de yayınladı.

PERDE ARKASI

Evet, AYM ölçtü biçti ve bir yargı mensubunun bu kadar uzun süre hücrede tutulması ile ilgili hukuka aykırı bir durum bulamadı. Ne de kötü bir karar verdi…

“Düşündü taşındı, ölçtü biçti.

 Kahrolası, ne biçim ölçtü biçti!

Sonra kahrolası ne biçim ölçtü biçti!

 Sonra baktı.

Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.

En sonunda sırtını dönüp gitti ve kibrine yenildi…” (Müddesir Suresi/ 18-23)

Uzun süreli hücre hapsinin nasıl bir “insanlık suçu” olduğunu, insanlar üzerinde nasıl büyük yıkımları olduğunu tekrarlamak istemiyorum. Zira bu konuda bazı yazılar kaleme almıştım, bunlardan birisi olan TR724’deki 14.08.2018 tarihli Hücredekiler! Ceza almamış müebbetlikler… başlıklı yazımıza detayları havale ediyorum…

Bilenler bilir ki ısrarla hücrede tutulan kimselerle, özellikle de yargı mensupları için özel bir garez vardır ve onların durumunu merkezden sürekli olarak takip ederler. Bu hücrelikler, mutlaka zamanında bu dönemin muktedirini kızdıracak bir şey yapmıştır.

Peki Timur Demir isimli hakim, bu azgın iktidarı o kadar kızdıracak ne yaptı ki 3 yıla yakındır hücrede tutuluyor ve o kadar cezalar yağdırılıyor? Bunu öğrenmek için de google’a küçük bir arama yapmanız yeterli. Orada da göreceksiniz ki bu kadar “affedilmez!” olmak için o kadar da büyük bir vebale gerek yok! Dönemin Tek Adamı Erdoğan’la ilgili dolaylı da olsa muhalif bir karar vermeniz yeterli…

İşte  Timur Demir de “Erdoğan’a kına gönderdiği için hakaretle suçlanan asker babasına beraat veren hakim”dir, ondandır affedilmezliği…

Hatırlarsınız, oğlu ve yeğenini askerdeyken kaybeden Şehit Aileleri Federasyonu’nun eski başkanı Mehmet Gençer, 14 Temmuz 2014 tarihinde eşi ile birlikte Kırıkkale Postanesi’ne giderek, elindeki poşette bulunan ve hacdan getirdiğini söylediği bir kilo kınayı Erdoğan’ın İstanbul’daki ev adresine göndermişti. Bunu da “Kürt şarkıcı Şivan Perwer ile kucaklaştığı için dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’a tepki olarak” yaptığı ifade edilmişti.

Kınanın hakaret kastı içerdiği gerekçesiyle Gençer hakkında Kırıkkale’de kamu davası açılmıştı. Yargılamanın son duruşmasında Hakim Timur Demir, sanığın beraatine karar vermişti.

Beraat kararı sonrasında Gençer’in avukatı Yavuz Kuzucu’nun şu söyleri ne kadar manidar idi:

“Bu dava sadece Mehmet Gençer ağabeyimizin yargılandığı bir dava değil. Bu davayı, Türk milletinin yargılandığı bir dava olarak görüyorum. Davanın neticesinde müvekkilim Mehmet Gençer beraat etti. Hala bir yerlerden emir almayan bağımsız, tarafsız hakimlerimizin olduğunu görmek bizler için mutluluk verici.

“Bağımsız, tarafsız” kararlar vererek insanlara “mutluluk veren” Hakim Timur Demir’in şu anki durumu ortada, yaklaşık 3 yıldır hücrede!.. Adil kararları ile mutlu ettiklerinden birisi olsun acaba onun akibeti araştırmış, düşünmüş müdür..?!

BÖYLE HAKİMLERİN AKİBETİ…

Kimdir Hakim Timur Demir?.. Özelliklerine ve yaşadıklarına bakarsak, şu anki yargının durumu hakkında da genel bir kanaat sahibi oluruz.

Timur Demir uzun yıllar bakanlıkta çalıştıktan sonra YBP’nin (Hükümetin kurdurduğu Yargıda Birlik Platformu) ikinci sürgün kararnamesiyle Kırıkkale Hakimliği’ne gönderilmişti. Timur bey ile ilgili mesai arkadaşlarının ortak ifadesi şu:

“Gerek mesleki birikimi, gerekse sosyal çevresi itibarıyla donanımlı birisi. Karakteri itibarıyla dönemin omurgasızlarına lafını esirgemememişti.”

Nitekim bu durum Adalet Bakanlığı’ndaki YBP ekibinin yapmış olduğu fişlemelere yansımıştı, kendisi gitmeden de Kırıkkale’ye fişleme bilgileri gitmişti… Kırıkkale asliye ceza mahkemelerinde çalışmıştı. Çok cesur kararlar vermeye devam etmiş, “kına davası” ise sonu olmuştu!

Kurgusal Darbe’den sonra Kırıkkale’de ilk tutuklananlardan idi. Lojmanda kaldığı için 16 Temmuz gecesi evinde gözaltına alınmış, Pazar  tutuklanmıştı. Eziyet olsun diye Kırıkkale’de F Tipi Yüksek güvenlikli cezaevi olduğu halde Yozgat E Tipi Cezaevine gönderilmiş, yaklaşık bir ay sonra da Kırıkkale F Tipi Cezaevine nakledilmişti, ordan oraya gönderilmeye devam etmişti..

Timur Hakim cezaevinde de rahat durmamış, kaldığı koğuşta arkadaşlarının Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurularının taslaklarını hazırlamalarına yardımcı olmuştu. Cezaevi idaresi ile sürekli hak mücadelesi vermişti.

Onun bu yardımları Cezaevi yönetimlerinin ve merkezdeki muktedirlerin de dikkatinden kaçmamış ve onu tamamen tecrit etmenin yolunu tutmuşlardı!

Ve evet, Timur Hakim 3 yıldır hücrede, tecritte…

Erdoğan ya da onun yakın dairesindeki birisine ait davada, işlemde onun iradesine muhalif kimselerin başına gelen genelde bu…

İhraç edilen yargı mensuplarının hemen hepsi de aynı şekilde;

Ya muktedirlerin işine gelmeyen bir karar vermiş, ya da verebilecek potansiyelde olmak…

Buna kılıf hazır: “FETÖ”!

Bu çok kullanışlı ve ülke içindeki 82 milyon insanın hepsine de bir şekilde uydurulabilicek bir kılıf hem de… Yargıyı böyle ekarte ettikten sonra diğer muhalifleri gruplar halinde yok etmek çok daha kolay oldu.

Şimdilerde “böyle yargı mı olur, yok mu cesur kararlar verecek savcı- hakim?” diye sızlanılıyor…

Ama samimiyetsiz kaçıyor. Sahip çıkılmadı cesur olmaya çalışanlar…

Kendimle ilgili de biliyorum; Erdoğan’ın eşinin mal varlığına dair bilgi paylaşan Hollandalı bir gazeteciye beraat verdim diye beni attıklarında kimseleri bulamadım yanımda. Hakkımda linç kampanyası başladığında da aynı vurdumduymazlık vardı. (Vaktinde çıkmasaydı ben de hücredeydim, ya da ona bile gerek kalmadan kaybedilmiştim…)

Fakat kalan yargı mensuplarını bari cesatlendiriniz, destek olunuz. İstanbul seçimleri için verilen YSK kararında muhalif oy kullananların yaşadığı gerilimi tahmin etmek de güç değil.

Şimdi bir şeyleri düzelteceksiniz, önce Hakim Timur Demirleri hücrelerden çıkartabilirsiniz mesela… Belki sonrası da gelir. Bir denesek, bir omuz atsanız sevgili vicdan sahipleri..?!

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin