AnaSayfa»Yazarlar»Levent Kenez»Neredeysen orasıdır

Neredeysen orasıdır

Pinterest Google+

Yorum | Levent Kenez

Türkiye’deki arkadaşlarla konuşurken kendimin de zaman zaman yaptığı bir hatayı fark ettim. İyi niyetli olduğu tartışmasız, Türkiye’den bir an evvel çıkma ısrarının Türkiye’de kalanların moralini ve maneviyatını bozacak bir hale getirmemek gerektiğini gördüm.

Yanlış anlaşılmasın, hala aynı fikirdeyim. İmkanı olan herkesin Türkiye’den çıkması gerektiğini düşünüyorum. Özgürlük esastır, her an kapının çalınıp alınıp götürülme duygusu ile yaşamak ağır bir yüktür. Bundan kaçmak tercih edilmelidir. Kimse sebepsiz ve hukuksuz yere hapse girmeyi evinde oturarak beklememeli. Ciğeri beş para etmez birinin ihbarıyla insanların tutuklandığı bir ülke Türkiye. Geçen hafta sohbet etmek için bir araya gelen eski koğuş arkadaşlarının başına gelenler ve o alçak manzaralar her şeyi anlatmıyor mu?

Bu kadar badirelerden sonra hayatta şunu herhalde öğrenmişizdir, tek mutlak doğru olmadığı gibi, çok iyi bildiğimiz, herkesi kendi konumunda ve sebepleri ile kabul etmek gerekiyor.

Bugün çıkmayı düşünmeyen birisi, yarın bakış açısı değişir, hayatında başka bir gelişme yaşanır, çıkmaya karar verir. Ne bu zamanki kararı ne de o zaman vereceği karar doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmemelidir.

Yurtdışına çıkmayı başarmış bizlerin Türkiye’dekilerden çok daha fazla aktüaliteyi takip ettiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta moralleri bozulmasın, tımarhanede dirençleri kırılmasın diye bir çok şeyi duymak ya da takip etmek istemeyenlere yaşanaları bizim anlattığımız da doğrudur.

Hepimizin psikolojisinin bozuk olduğu zor günler geçirdiğimizi kabul etmemiz gerekiyor. Bugün arkadaşlar arası sitem günü, laf sokma günü değil. Sormasan ‘kendini kurtardı,ilgilenmedi’ derler, ilgilensen ‘oradan konuşmak kolay’ derler. Ne derlerse desinler gün bunlara takılma günü değil. Herkes kendi başına bir dünya. Ancak dayanışma ve empati ile birbirimizi anlamamız mümkün.

Kalanların da gidenlerin de psikolojisini düşünerek hareket etmek gerekiyor. Çıkmış olmak ya da kalmış olmak bir marifet olmadığı gibi kınanma vesilesi de değildir.

Yurtdışına çıkanlar, bilindik propagandanın ve psikolojik harbin gazına gelip vicdanlarını rahatsız etmesin. Çıkanların nasıl çıktıklarını, sevdiklerini nasıl riske ederek türlü türlü yollarla maceralar yaşadıklarını ve gidilen yerlerde sıfırdan bir hayata tutunmaya çalıştıklarını bilen biliyor. Bugün bütün devlet imkanları ile dünya çapında yapılan kirli propagandanın istedikleri neticeyi vermemiş olmasında kadın-erkek-çocuk Türkiye’den gelmiş insanların önemli bir rolü vardır. “Terörist bunlar” demek propagandaya; ‘Bunlar mı terörist?’ dedirtmek temsile bakar. O sebeple hayatlarını riske ederek gelenlerin başardıkları da yabana atılamaz. Yıllardır yurtdışında yaşayanların binbir emek gerçekleştirdikleri hizmetlere de eksiğine gediğine takılmadan vefa günüdür.

Kalanlar da ahmak ya da bela gelsin bizi bulsun diye kalmıyor. Herkes çıkamayacağı gibi kimse de çıkmak gibi bir zorunlulukta değil. Kaldı ki çıkanların sayısı kalanların yanında çok ama çok küçük bir oran. Kalanların da çıkanların da yapacağı onlarca iş var. Kim neredeyse orada bulunmanın hakkını vermeye çalışması ve bunun için imkanları zorlayarak çaba sarfetmesi bence en temel düstur olmalı. Bizim ülkemiz Türkiye ve kıyamete kadar da bu öyle kalacak. Yine güzel işlerin en büyük hamisi yine ülkemiz olacak.

Önemli bir husus da kimse hapse girip çıkmış insanlardan içerisini daha iyi bilemez. O yüzden davasının sonuçlanmasını bekleyen insanlar çıkıp çıkmama konusunda en iyi kararı verecek durumdalar. Şartlara göre gelişmeleri en iyi yorumlayacak olanlar da yine onlar.

Diğer önemli bir husus; müspet hareket etmekten vazgeçmemek, reaksiyoner tepki ve reflekslerin his dünyasını esir almasına izin vermemek gerekiyor. Türkiye ile yapılan projeksiyonların sanki bir temenni halini alma algısından bahsediyorum. Ben de yakın zamanda Türkiye’nin başına bir sürü siyasi ve ekonomik felaketler geleceğini düşünüyorum. Sebebi de çok basit, bir kişinin keyfi idaresindeki ülkeler eninde sonunda çeşitli krizlerle duvara tosluyor. Türkiye’de de aynısı olacak. Ancak bunu ‘Türkiye kan gölüne dönecek’, ‘ekonomik kriz patlayacak ekmek bulamayacaksınız’, ‘şöyle kötü olacak böyle felaket olacak” şeklinde sunmak ve bunu cemaate yapılanlara karşı bir ceza olarak paketlemek doğru değil. Allah ülkemizi korusun bu salaklar yüzünden kimse maddi ve manevi mağdur olmasın. Kaldı ki Allah’ın da bir sebebe de ihtiyacı yoktur, sebebi de kendisi yaratır. Neyin neye vesile yapacağına biz karar veremeyiz. Zaten şu ana kadar ki tahmin ve öngörülerde pek başarılı olduğu söylenemez. Ülkenin başına gelecek kötü şeyleri temenni ediyor algısına izin vermemek lazım.

Bir de kalmayı tercih edip başına bir şey gelenler için ‘Size o kadar çıkın dedik bizi dinlemediniz şimdi iyi mi oldu?’ da dememek lazım. Hakikat bu olsa da bunu kaldıracak durumda değil kimse.

Çıkanlar, kalanlar demek doğru değil aslında, belki daha iyi anlatabilmek için tercih ettim ama doğrusu bu değil.

Altan’ın dediği gibi her şey bitecek, geride bir hikaye kalacak. Bizim hikayemiz güzel bir hikaye, kimsenin zerre şüphesi ve endişesi olmasın.

Birbirimizin moralini bozmadan devam. Yapacak çok iş var.

Önceki Son 10 Yazı:
Erdoğan’ın bir gazetesi daha oldu - 08 Eyl 2018
Artistlik Çin Seddi’ne kadar - 05 Eyl 2018
Menemene yumurta konur mu? - 03 Eyl 2018
Sen ne sanmıştın? - 29 Ağu 2018
Helal olsun Kaymakamıma! - 25 Ağu 2018
Şeyini şey ettiğimin vefası - 20 Ağu 2018
Dolara endeksli demokrasi - 15 Ağu 2018
Kriz falan kalmadı! - 12 Ağu 2018
Torbacıları topluyorlar - 09 Ağu 2018
Neyi savunmalı? - 05 Ağu 2018
önceki yazı

Patron muhasebe müdürü olursa

Sonraki yazı

Gazetenin ismi Cumhuriyet

2 Yorumlar

  1. Yolcu
    13 Eylül 2018 at 10:54 — Cevapla

    Allah razi olsun. Cok guzel soylediniz. Zaten bu yasananlari, ulkenin bu hale gelmesinin sebeplerinden biri de , herkesin herseye, kendini ilgilendirneyen konulara bulasmasi, mudahale etmesi degil mi?
    Kiskanclik var bide. Insanlar kendi isine bakacagina , hep baskasini merak ediyor. Mesela ispiyoncu, ihbarci alcaklar bu ozellige sahip. Kendi kendine dese ki ” be adam git isine. Sen kendini duzelt. Kendi isine bak” belkide bu kadar masum iceri girneyecekti.
    Allah tum masumlarin , caresizlerin, insanlarin, erkeklerin, kadin ve cocuklarin ve minicik bebeklerin yardimcisi olsun. Tez zamanda bu gunler guzel gunlere donsun.Demokrasinin ve hukukun oldugu, herkesin birbirine kardes oldugu gunlere.

  2. Omer
    13 Eylül 2018 at 12:21 — Cevapla

    Hocam guzel demissiniz .Ben cok sıkıntılar yasadim ailemle 3 kez agirlastirilmis muebbetle yargilaniyorum hizmeti tanidigim kisi sayisi bi elin parmaklari kadar diyebilirm. Sakın elestiri yapiyorum sanmayin bunu dusunenler olursa hakkini helal etsin.turkiyeden yunanistana gecmek olayin %10 yunanistanda yasamak %70 sonra gideceginiz ulkede surec %20 oldugu kanaatindeyim.ben hic tanimadigim dedigim abilerle yunanistanda tanistim belkide bugun basladi benim dunyam bu olmamali dedigim gunler.insanlari taniyamiyorduk esimle turkiye den birkac tanidigim kisiye durumu anlatiyordum onlarda siz onlarla takilmayin cok farkli kisilikler gorebilirsiniz demisti. Ben o gunlerde yasadiklarimi anlatip kimsenin moralini bozmak istemem.sunu demek istiyorum allahim bize varlikla ve sayilarla degil samimiyetle hizmet ettir ve ALLAHIM BUYUK SIKINTI ICNDE OLAN KARDESLERIMIZE YARDIM ETMEYI BIZLERE NASIP ET demek gerektigi unutmayalim . Bu yuzden abilerin arkadaslarin cok begenmedigi bir ulkeye gelmeyi tercih ettik.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir