Kuru baklagil artık zengin sofrasında

ÖZEL HABER | İLKER DOĞAN

Patates, soğan, patlıcan derken kuru baklagil fiyatları da aldı başını gitti. Daha 4 ay önce kilosu 25 liraya fırlayan ‘şeker’ kuru fasulye bugün 35 liradan, yine kilosu yaklaşık 16 lira olan nohut bugün 20 liradan satılıyor. Fiyat artışının temel sebebi yaş meyve ve sebzede de olduğu gibi ‘arz’ miktarında yaşanan azalma. 1990’da 20 milyon dekar olan bakliyat ekim alanı aradan geçen 29 yılda yaklaşık yüzde 60 azalarak 8,8 milyon dekara geriledi. Üretim ise 2 milyon tondan 1,2 milyon tona düştü. Bu arada Türkiye’nin nüfusu 54 milyondan 82 milyona yükseldi. Kuru baklagilde fiyatların aşağı çekilmesinin tek yolu üretimin artırılması. Bunun için de çiftçinin desteklenmesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor. Bunun dışında atılacak her adım, havanda su dövmekten öteye gitmez.

Mutfaktaki yangının önü alınamıyor. 31 Mart’ın ardından bir çok yerde tanzim satış mağazaları beklendiği gibi kaldırıldı. Zaten çözüm de olmamıştı. Patates fiyatları 5-5,5 liraya yükseldi. Halde 6 liraya satılan soğan ise markette 10 lirayı buldu. Sivri biber 20 liraya dayandı. Domates 7,5 lira ile 12 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyor. Yaş meyve ve sebzedeki sıkıntının aynısı kuru baklagillerde de yaşanıyor. Üç yıl önce 8-10 liraya satılan kuru fasulye bugün 20-35 lira arasında değişen fiyatlarla raflarda. Nohut ve mercimek fiyatlarında da ciddi artış var. 3 yıl önce 5-6 lira olan nohutun kilosu bugün 17 ile 20 lira arasında değişiyor. 2-3 liralık mercimek ise 7,5-10 lira…

ARZ AZALDI, FİYATLAR FIRLADI

Kuru bakliyat fiyatlarındaki olağanüstü artışın/enflasyonun iki temel sebebi var. Tıpkı yaş sebze ve meyvede olduğu gibi çiftçinin ilaç, gübre, elektirik, akaryakıt gibi girdi maliyetlerinin yükselmesi ve buna bağlı olarak arz yani üretim miktarının azalması. TÜİK’in verilerine göre 1990 yılında kuru bakliyat ekim alanı 20 milyon dekardı. 10 yıl sonra rakam 13 milyon dekara geriledi. 2015 yılında 6,9 milyon dekar alana düştü ekim alanı miktarı. Geçtiğimiz yıl ise 8,8 milyon alanda kuru bakliyat ekimi yapıldı.

NÜFUS ARTTIKÇA, ÜRETİM DÜŞTÜ

Ekim alanlarındaki gerilemeyle doğru orantılı olarak üretim miktarında da ciddi düşüş yaşandı. 1990’da toplam 2 milyon ton olan kuru baklagil üretimi geçtiğimiz yıl 1,2 milyon tona geriledi. Nohut üretimi 860 bin tondan 630 bin tona, mercimek üretimi ise 846 bin tondan 353 bin tona düştü. TÜİK’in verilerine göre 1990’da kuru fasulye üretimi 220 bin tondu. 2007-2008’de 154 bin tona düştü kuru fasulye üretimi. Geçtiğimiz yıl ise 220 bin ton üretim yapıldı. Bu arada hemen hatırlatalım; Türkiye’nin nüfusu 1990’da 54 milyondu. Bugün ise 82 milyon. Türkiye ihracatçı ülke konumundan ithalatçı ülke konumuna düştü. Artık kendi tükettiğimiz kadar bile baklagil üretemez hale geldik.

ÇÖZÜM; ÜRETİMİ ARTIRMAK

Kuru baklagilde fiyatların düşmesi için üretimin, arz miktarının artırılması gerekiyor. Çiftçi üretmiyor çünkü zarar ediyor. Dolayısıyla üretimin artırılması için çiftçinin desteklenmesi, ilaç, gübre, akaryakıt, elektirik vs. gibi girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesi şart. Ancak AKP iktidarı bırakın çiftçiye verdiği desteği artırmayı, yasal olarak vermek zorunda olduğu parayı bile ödemiyor. 2006 yılında çıkarılan kanuna göre GSYİH’nın en az yüzde 1’i tarıma destek için ayrılmalı. Ancak 2007’den bu yana tarımsal destek için ayrılan pay hiçbir zaman yüzde 1’i bulmadı. Bugün itibariyle bizim hesaplamalarımıza göre devletin çiftçiye borcu 127 milyar TL’den fazla… CHP’li Faik Öztrak ise rakamın 123 milyar lira olduğunu söylüyor.

HAVZA DESTEKLİ ÜRETİME GEÇİLMELİ

Ayrıca ülkenin, bir an önce havza destekli üretim modeline geçmesi gerekiyor. Bu model ile Türkiye genelinde ilçe bazında belirlenen havzalarda belirli ürünler desteklenecek. Desteklenecek ürünler buğday, arpa, çavdar, çeltik, dane mısır, tritikale, yulaf, mercimek, nohut, kuru fasulye, pamuk, soya, yağlık ayçiçeği, kanola, aspir, çay, fındık, zeytinyağı,kuru soğan,patates ve yem bitkileri olarak belirlenmişti.

İTHALAT DERMAN OLMUYOR!

Üretim azalınca iç tüketim karşılanamıyor bunun sonucu olarak fiyatlar artıyor. AKP iktidarı ise tıpkı yaş meyve ve sebzede olduğu gibi çareyi ithalat yapmakta arıyor. Ancak bu da çözüm olmuyor. Soğan en sıcak örnek. O kadar ithalat yapıldı ancak bugün fiyatı 7,5-10 lira arasında değişiyor. Bir de nohut örneğinden anlatalım: 2000 yılında ihracat rakamımız 50 bin ton. Aynı yıl ithalatımız ise sadece 7 bin ton. Kuru baklagil ihraç eden ülke konumundayız. Geçtiğimiz yıl resmi rakamlara göre ise 21 bin tona yakın nohut ihraç etmişiz. İthalatımız 91 bin tona yükselmiş. İthalatçı ülke konumuna gelmişiz. Ancak nohut fiyatları düşmedi, aksine iki yıl öncesine göre yüzde 100’e varan fiyat artışları yaşandı. Benzer rakamlar fasulye için de geçerli. İthalata dayalı tarım politikası mutfaktaki yangını körüklemekten başka bir işe yaramıyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin