AnaSayfa»Yazarlar»Semih Ardıç»KHK mağduru hekimleri 2. defa öldürdüler

KHK mağduru hekimleri 2. defa öldürdüler

Pinterest Google+

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) adaletten zerre kadar nasibinin olmadığını ispat edecek yeni bir kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde müzakere ediliyor.

15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden sonra Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen hekimlerin özel hastanelerde çalışması yasaklanıyor.

28 ŞUBATÇILARDAN İLHAM ALMIŞ OLMALILAR

Bir nevi ölüme, açlığa ve sefalete mahkum edilecek hekimler. Bu nasıl bir intikam hissidir ki devletten kovdukları insanların özel hastanelerde dahi şifa dağıtmasına tahammül edemiyorlar.

28 Şubat 1997 post-modern darbesinin mimarları Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararı ile ihraç ettikleri subay ve assubayların belediyelerde, özel şirketlerde dahi iş başı yapmasına müsaade etmiyordu.

AKP’liler bu düzenlemenin ilhamın 28 Şubatçılardan almış olmalı.

MGK’NIN KARARTTIĞI HAYATLAR

Kanun teklifinin 5’inci maddesine göre terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılan veya güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan tabipler ve diş tabiplerinin meslek icrası adeta imkânsız hale getiriliyor.

Dikkat edilirse mahkeme kararı vesaire kimsenin umurunda değil. İdari kararlar anayasa ile teminat altına alınmış hakları ezip geçebiliyor.

AKP kendisinden olmayan herkesi derin devlet fişlemeleri ile bertaraf etmeye alıştı nasıl olsa. Dün kendileri hakkında “irticacı”, “eşi türbanlı”, “namaz kılıyor”, “içki içmiyor” şeklinde fişleme yapıldığını unutan Sağlık Bakanlığı bürokratları hazırladıkları kanun teklifi ile 28 Şubat’ın darbecilerini gölgede bıraktı.

HİTLER İLE YARIŞAN AKP

Onlarla ancak Hitler gibi bir diktatör yarışabilir. Hitler’in devr-i zulmünün üzerinden 70-80 sene geçmiş ve dünya aynı acılara bir daha maruz kalmamak adına temel hak ve hürriyetleri, insan haysiyetini devletin merkezine yerleştirmiş olsa da AKP’nin nezdinde bu değerlerin karşılığı yok.

MGK kararına göre “vatan haini”, “terörist” ilan edilenler mahkemeden beraat kararı alsa bile vazifesine dönemedi.

Olağanüstü Hal (OHAL) komisyonu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaatın önünü kesmek için kurulmuş en kahpe tuzaklardan biri.

6 BİNE YAKIN HEKİM İŞSİZ KALACAK

Teklif kanun haline geldiğinde en az 6 bine yakın mütehassıs tabip/hekim kapının önüne konulacak. Bazı hastane sahipleri şimdiden hekimlere kaş göz işareti bile yapmaya başladı.

Yakında Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden 6 yılın sonunda mezun olmuş, Tıpta Uzmanlık (TUS) imtihanını geçmiş ve ihtisasını tamamlamış hekimlere, “Asgari ücretle ve sigortasız çalışırsan belki devam edebiliriz.” denilirse şaşırmayacağız.

Zira Türkiye bu hazin filmi iki senedir sadece seyrediyor. Son iki senedir kamudan ihraç edilen vasıflı insanlara, okulları kapatılan ve lisansları ellerinden alınan öğretmenlere benzer teklifler yapıldı ve o insanlar evlerine ekmek götürebilmek için o teklifleri çaresiz kabul etti.

SGK İLE ANLAŞMASI OLMAYAN HASTANE Mİ VAR?

İki sene hayatını idame ettirebilen hekimler Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşması olmayan hastanelerde çalışabilecekmiş. Kanunu hazırlayanlar 100 hastaneden 97’sinin SGK ile anlaşmalı olduğunu bilmiyor olamaz.

Böyle bir cadı avının ortasında hangi hastane o cüzzamlı gibi görülen hekimlere kapılarını açabilir ki!

Faşizm yukarıda güya devleti muhafaza etme saiki ile böyle kanunları çıkarır, aşağılara inildikçe bu kanunların tesiri maksadın da ötesine geçer.

Kanundaki sui niyete bakın ki hekimlerin güvenlik tahkikatından geçememesi halinde özel hastanelerde çalışamayacağına dair hüküm yargı denetimine tabi olmayacak.

Sağlık Bakanlığı kanunu tatbik ederken idari yahut adli mahkemelerden hekim lehine çıkacak kararları kale almayacak.

HİTLER’İN ZULMÜNDEN KAÇAN PROFESÖRLER

Demokratik bir memlekette böyle bir teklifin değil kanun olarak kabul edilmesi tasavvuru bile imkânsızdır.

Hitler Almanyasında Yahudilerin kamuda vazife yapması yasaklanmıştı. Üniversiteden atılan Yahudi profesörlerden bazıları Türkiye’ye iltica etmişti.

O profesörler İstanbul Hukuk Fakültesi ve Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi gibi Türkiye’nin hâlâ en itibarlı fakültelerinin kuruluşunda hayati roller üstenmişti.

Muhtemelen şu vakte kadar Türkiye’de kalıp insanına sağlık hizmeti götürmek için didinen hekimlerin ekseriyeti Hitler’in cehenneminden kaçan Yahudi akademisyenler misali

Türkiye’yi terk edecek.

Hekim açığı ortada iken yetişmiş insanlar sokağa atılacak, başka memleketlere sürgüne mecbur bırakılacak.

AKP’nin “sakıncalı” diye fişledi hekimler raporlar bile yazamayacak. Rapor yazsalar da o evrak yargı kararlarına ve idari işlemlere esas teşkil etmeyecek.

KHK MAĞDURLARINA BİR DARBE DAHA

KHK ile ihraç edilen hekimlerin kesinleşmiş herhangi bir idari cezaları olmasa da diploma kullanma yetkileri ellerinden alınabilecek. Güvenlik soruşturmasına takılan doktorlar iki sene boyunca mesleklerini hiç bir şekilde icra edemeyecek.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın “terörist” diye itham ettiği Türk Tabipler Birliği de unutulmamış kanun teklifinde. 11’inci madde yeni bir muayene açmak için TTB’den müsaade alma şartını kaldırıyor. Bu da demek oluyor ki TTB’nin içi boşaltılacak.

GERGERLİOĞLU VE ŞEKER FERYAT EDİYOR

Haksızlıklara karşı verdiği mücadele ile dikkat çeken HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Bu devirde SGK ile anlaşması olmayan bir yer bulmak veya muayene açmak o kadar kolay bir şey değil. Neredeyse bütün hastanelerin yani yüzde 99’unun SGK ile anlaşması var. Zalimce bir karar.” diye feryat ediyor.

CHP’nin hekimlikten gelen milletvekillerinden Ali Şeker komisyonda isyan ediyor: “Biz komisyon üyesiyiz diye insanların mesleğini elinden almaya ne hakkımız var? Böyle bir kanunu çıkarmak için insanlıktan istifa etmiş olmak lazım.”

Gergerlioğlu ve Şeker bu zalimce teklife mani olmak için feryat ederken TBMM Sağlık Komisyonu’nun üyeleri garsonun dağıttığı tavşan kanı çaylarını keyifle yudumluyordu.

İnsan vicdanını kaybetmişse yeryüzünde başka bir yırtıcı aramayın. Kendinizi o cani insanlardan muhafaza etmeye bakın…

Önceki Son 10 Yazı:
Yüzde 10’cular nerede? - 06 Kas 2018
Masallara inanmak bedava! - 05 Kas 2018
Kriz bitti mi? - 03 Kas 2018
Mehmet Cengiz’in o sözleri ve İstanbul Havalimanı - 30 Eki 2018
Krizle boğuşan Türkiye için bir bu eksikti - 29 Eki 2018
800 gündür cezaevinde olan 70 yaşındaki Alaattin amcanın ‘adalet’ feryadı - 27 Eki 2018
Simit-çay hesabı hâlâ geçerli mi? - 26 Eki 2018
İktidar muhibbini kalkındırma bankası - 25 Eki 2018
Tükendik - 24 Eki 2018
Başkanlar krizi nihayet fark etti; Ama artık çok geç! - 23 Eki 2018
önceki yazı

Uyanış mı dediniz?

Sonraki yazı

Sen nelere kadirsin elektrik faturası

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir