Kazanılmış bir seçimin gaspı: YSK’nın itirafları!

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul’da neden seçimi yenileme kararı verdiklerine ve kazanan Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını neden elinden aldıklarına dair ‘gerekçelerini’ açıkladı.

Tam 250 sayfa… Laf karmaşası ve bilgi kirliliği ile kararlarına hukuk kılıfı giydirmeye çabalamışlar.

Kararın özeti; YSK kendi hatalarını gerekçe göstererek, hukuksuz şekilde seçimi iptal etmiş.

Oy çalınması, organize seçim hilesi gibi iddiaların hepsi yalan. Bırakın somut delili soyut iddia bile gerekçede yok.

Dahası, YSK kendisi itiraf ediyor yıllardır tekrar eden aynı seçim hatası nedeniyle bugüne kadar iptal kararı verilen tek belediye de İstanbul Büyükşehir.

Gerekçe, özerk bir kurum siyasi baskıya nasıl baş eğer, hukuk adamları bağımsızlığını ve tarafsızlığını nasıl kaybeder bir manifesto gibi ortaya koyuyor.

İşte gerekçe ve gerçekler…

***

YSK diyor ki;

İstanbul’da 300 bin 657’ye tabi memur olduğu ve sadece 31 bin 186 sandık bulunduğu ve bunlar için de 93 bin 558 sandık görevlisine ihtiyaç duyulduğu halde 754 (aynı gerekçede başka bir yerde 212 olarak geçmekte) sandıkta Sandık Kurulu Başkanı kamu görevlisi olmadığı ve bu durum da seçim sonucuna etki edebileceği için iptal kararı verdik…

***

Hukuk diyor ki;

“İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekmek suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler…’’

Yani İstanbul’da 300 bin 657’ye tabi memur olması değil bu sandıkların olduğu ilçelerde yeterli sayıda memur oturuyor olması gerekiyor.

Diyelim bir ilçe de hata söz konusu, sorumlusu kim?

İlçe Seçim Kurulu ve üst karar organı İl Seçim Kurulu.

Bu bir hataysa bile bunun mesulü İmamoğlu değil, YSK’nın bizatihi kendisi…

Peki, Sandık Kurul Başkanı’nın 657’ye tabi memur olmadığı tek il İstanbul mu? Hayır…

Bir çok il ve ilçede aynı yönteme başvurulmuş.

Kendisine görev bildirilen, çoğunluğu banka çalışanı, kişilerin mazeretsiz olarak görevi kabul etmemeleri ise suç!

Peki, ilk kez bu seçimde mi Sandık Kurul Başkanı, kamu görevlisi olmayanlar arasında seçilmiş? Hayır…

Her seçimde başvurulan rutin bir uygulama.

***

Hukuk diyor ki;

‘’Sandık kurullarının yasada öngörülen şekilde atanmaması halinde yapılacak işlem Yüksek Seçim Kurulunun 13/12/2018 tarihli 2018/1105 sayılı kararıyla kabul edilen seçim takvimine göre 02 Mart 2019 tarihinde sandık kurullarının teşkiline dair ilçe seçim kurulu kararlarına karşı yapılan itirazın il seçim kurulunca kesin olarak karara bağlamasının son günü şeklinde düzenleme ile belirlenmiştir…’’

Peki bu sandık kurullarına söz konusu dönemde itiraz yapılmış mı? Hayır…

Yapılmadığına göre itiraz süresi dolmuş mu? Evet…

İtiraz süresi dolduğuna göre ve bu sandıklarda seçim sonucuna tesir eden somut bir delil ortaya konulamadığına göre, seçime iptal gerekçesi olabilir mi? Hayır…

YSK’nın daha önce aynı gerekçe ile iptal başvurularına red verdiği emsal kararlar var mı? Evet…

Hatta aynı 31 Mart Seçimi’nde muhalif partilerin farklı seçim bölgelerinde sandık kurul başkanlarına ilişkin itirazlarını, YSK iptal gerekçesi olarak kabul etmemiş, bunu da ‘gerekçeli kararda’ kendileri itiraf ediyorlar.

***

Biraz daha açalım…

Bu sandıklarda AKP’li müşahitler görev yapmış mı? Evet…

YSK Başkanı Sadi Güven muhalefet şerhinde şu detaylara yer veriyor:

‘’Kamu çalışanı olmadığı halde sandık başkanı olarak görev yapan 754 kişinin görev yaptığı sandıkların 750 tanesinde Adalet ve Kalkınma Partili üye görev yapmış olup bu sandıklara 1.104 üye vermekle 354 sandıkta iki üye ile temsil edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi de aynı sandıkların 3 tanesine üye vermemiş, 28 üye göreve gelmemiş, diğer 723 sandıkta üyesi görev yapmıştır. Aynı sandıklara toplamda 979 üye veren Cumhuriyet Halk Partisinin de 256 sandıkta iki üyesi görev yapmıştır. Bu sandıklarda ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Saadet Partisi, İyi Parti, Demokratik Sol Parti, Büyük Birlik Partisi, Demokrat Partili ve Vatan Partili üyeler de görev yapmıştır….’’

Peki, 5 siyasi parti, hatta sandıkların yarısında AKP’nin iki temsilcisinin görev yaptığı tutanaklarda,  bir itirazda bulunulmuş mu? Hayır…

(Bu arada, CHP’nin çok iyi organize olduğu varsayılan seçimde bile sandık müşahiti görevlendirmediği yerlerin varlığı dikkatinizden kaçmasın…)

Peki, 5 siyasi partinin temsilcisinin gözleri önünde gerçekleşen bir oy kullanma ve sayımı işlemi, hiçbirinin müşahitinin itirazına konu olmadığı halde, seçimin sonucuna tesir edici bir rol oynamış olabilir mi?

Tabii ki, hayır!

Ancak YSK, seçime hurafe karıştırmaya karar vermiş bir kere…

‘’Gözünün üstünde kaşın var…’’ tarzı bir gerekçe bu!

***

YSK diyor ki;

Hukuksuz atanan Sandık Kurul Başkanları, ilçe belediye başkanlığı, il ve ilçe belediye meclisleri için de oy kullandırma ve sayma görevi yapmışsalar da, bu durum İstanbul’da ilçe belediye başkanlığı seçimlerinin de yenilenmesini gerektirmiyor…

Hukuk diyor ki;

Aynı sandıkta, tek bir zarf içinde kullanılan iki oydan ilçe belediye başkanı oyları temiz büyükşehir belediye başkanı oyları tek başına nasıl kirli olabilir?

Tek zarftaki oyları ‘hukuksuz’ dediğiniz aynı Sandık Kurulu başkanları saydığına göre birinde şaibe diğerinde güven nasıl olabilir?

Aslında tüm bu soruların ve hukuk katliamı kararın cevabı seçim sonucunda gizli…

İstanbul’da 39 ilçe belediyesinin 24’ünü AKP, birini de MHP kazandı.

Şayet iptal edilirse, bu ilçe belediyelerinin de ‘kaza kurbanı’ olması, kaybedilmesi ihtimali var…

İstanbul’da büyükşehir belediye başkanlığını ise, AKP hiç ummadığı bir şekilde kaybetti.

YSK, iktidarın bu hayal kırıklığını ve hesap hatasını tamire çalışıyor.

Siyasi baskı altında, demokrasilerde örneği olmayan hukuksuz ve tutarsız çarpık karara imza atıyor.

***

Sonuç olarak, YSK seçimlerin bağımsızlığını ve adilliğini bitiren bir karar verdi.

Bırakın halkı, gerekçeleri ile kendi başkanlarını bile ikna edemedi…

YSK bu kararla, ’’İstediğim zaman, halkın iradesini siyasi baskıya kurban edebilirim. İstediğim seçimi sudan bahane uydurup iptal edebilirim…’’ diyor, egemenlere kabiliyetini gösteriyor.

Bu şekilde keyfi karar alan YSK, muhalefet bir kez daha kazansa mazbatayı verir mi?

YSK’ya bu şekilde hukuku katlettiren siyasi irade, milli iradeye ikinci kez yenilince boyun eğer mi?

Korkarım, hayır…

Hukuksuz iptal sonrası izlenecek en doğru strateji, siyasi partiler olarak tekrarlanan seçimi boykot edip iktidarı milli iradeye saygıya zorlamaktı…

Olmadı. Muhalefet, adil bir seçim umuduyla davrandı.

Umarım kazanırlar. Kazanamazlarsa (daha doğrusu kazanmalarına izin verilmezse), seçime katılarak hukuksuzluğa meşruiyet sağlamış olacaklar maalesef…

Her şeye rağmen kazanırlarsa, bu iktidar için yıkıcı olacaktır.

Kazandıkları halde, hakları bir kez daha gasp edilirse, bu da demokrasimizin bittiği ancak iktidarın da son evresine girdiği anlamına gelecek.

***

YSK, iptale gerekçeler uydurabilir ama demokrasimize ve ülkeye verdiği zararın asla bir mazereti olamayacak.

Ülkeyi nasıl faşizm batağına süreklediklerinin farkında bile değiller…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin