AnaSayfa»Yazarlar»Mehmet Efe Çaman»Gücün kaynağı diskur – “Fetö” kavramı üzerine

Gücün kaynağı diskur – “Fetö” kavramı üzerine

Pinterest Google+

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

Türkiye’de rejim, diskur üzerinde oturuyor. Diskur ise “Feto” kategorisi üzerinde! Yani, bugünkü rejim, kendi diskurunu (dilini, anlatısını, söylemini) insanlara kabul ettirdiği ölçüde konsolide oluyor. Bu dilin temeli ise, “Feto”. Kullanılan dili belirleyen iktidar, en büyük gücü elinde bulunduruyor demektir. Mesela Hitler, Yahudilerin “aşağılık ırk” olduğunu Alman toplumuna kabul ettirerek, korkunç Holokost’u, yani Yahudi soykırımını gerçekleştirdi. Almanları bu ırkçı nefret söylemine alıştırmak için medyayı kullandı. Stalin rejim muhaliflerini yok etmek için onları vatan hainliği ile itham etti ve bunun Sovyet toplumuna yerleşmesi için Komünist partisini, yani ülkenin yönetiminde bulunan tek partiyi ve onun diktatörlüğünün tüm olanaklarını seferber etti. Hedefteki muhalifler ve etnik gruplardan 2. Dünya Savaşı’nda üstün hizmetlerinden dolayı madalyaya layık görülenleri bile fişlendi, hain ilan edildi ve madalyalarına el kondu! Yani savaşta canını riske atmış Sovyet vatandaşlarının hain olduğuna insanlar inandırıldı. Böylelikle Sibirya’daki çalışma kamplarına gönderilirlerken toplumun büyük bir çoğunluğu yapılanın “olağan” olduğunu düşündü. Hitler rejiminin Yahudilere yaptıkları veya Stalin rejiminin muhaliflere ve hedefteki etnik gruplara yaptıkları normal miydi? Elbette değildiler. Ancak insanlar bu uygulamaların normal olduğuna ikna edildiler. Nasıl mı? Rejim, kendi diskurunu topluma kabul ettirmeyi başardı da ondan!

Bugün Türkiye’de bu taktik çok başarılı şekilde uygulanmaktadır. Başarının göstergesi nedir? Rejimin kendi yandaşlarına bu jargonu kabul ettirmesi mi? Ne alakası var! Elbette ki rejimin kayıtsız şartsız yanında ve arkasında yer alan Milli Görüş’çü, İslamcı, radikal sağcı önemli oranda bir kitle var. Ama bunların Erdoğan rejimini desteklemelerine şaşırmıyorum. Benim garipsediğim, MHP, CHP ve hatta HDP gibi partilerin de bu söylemi benimsemesi. Hatta çok daha ilginç olan ne biliyor musunuz? Rejim tarafından zulüm gören, tutuklanan veya takibata alınan bazı isimlerin de bu dili kullanması! Öyle ki, bazıları hakkında rejim “FETÖ’cü” olduklarını iddia ediyor. Örnek mi? Can Dündar örneğin! Ya da Eren Erdem!

Eren Erdem, haksız yere hapis yatıyor

Eren Erdem, eski bir CHP milletvekili! Aylardır haksız yere hapis yatıyor. Hakkında birçok asılsız iddia var. Başta “Feto” üyesi olmak gibi! Alman Bild gazetesinin Türkçe servisi Eren Erdem’le yaptıkları bir röportajı yayınladı. Hemen okudum tabii. Çünkü durumuna hem üzülüyordum, hem de zeki bir insan olduğunu düşündüğüm Erdem’in yorumlarını merak ediyordum. Tüm röportaj boyunca Erdem “Feto” terimini tırnak içine almadan kullanıyor. Diyebilirsiniz ki, röportajı yazıya döken bunu kasten yapmış olabilir mi? Birincisi Almanya’daki medya organlarının Gülen Cemaati konusunda nesnel kavramlar kullandığı biliniyor. Yani Almanlar, Erdoğan rejiminin dilini kendi özgür medyalarında kullanmazlar. İlke olarak diktatörlüklerin keyfi terörizm tanımlamaları özgür dünyaca kabul görmez. Yani “Feto” teriminin tırnak içinde kullanılmaması redaksiyon tarafından verilmiş bir kadar değildir kanımca. O halde nedir? Metni okuyunca, Erdem’in Gülen Cemaati’ni Erdoğan rejiminden farksız şekilde algıladığı anlaşılıyor. Mesela röportajın ortalarında Erdem kendisinin “eto’cü” olmadığını kanıtlamak için, Fethullah Gülen karşıtı olduğunu, bu konuda dokuz kitabının yayınlandığını, 2009’dan bu yana 3000 sayfa Gülen karşıtı yazmış ve konuşmuş biri olduğunu ileri sürüyor. Sadece Gülen’e değil, tüm dini yapılara mesafeli olduğunu da ekliyor. Diyor ki “… Türkiye’de Feto’cülük iddiası bir moda (!). Herkes bu örgüte üye olabilir. Erdoğan’a karşı herkes bu gerekçelerle tutuklanıyor.” Durum o kadar vahim ki, bu cümleyi kuran biri, “Feto” diye bir örgütün (terör örgütünün) varlığından bahsedebiliyor.

Eren Erdem gibiler şunu diyor aslında: evet Feto diye bir örgüt vardır, ama ben bu örgütün üyesi veya destekçisi değilim. Gidin destekçileriyle uğraşın. Benimle neden uğraşıyorsunuz? Yani bir taraftan rejim bu “örgüt” ile bağlantılı diyerek herkesle uğraşabilir diye bir tespitte bulunuyor, diğer taraftansa hemen bir cümle sonrasında o “örgütten” bahsediyor ve ona üye olmadığını söylüyor. Mantık silsilesi bakımından bu yaklaşımın ne kadar sakat olduğunu sanırım aklı başında herkes görüyordur.

Adama demezler mi, kardeşim, madem ki herkesi “Feto” kılıfıyla tutukluyorlar, yani bu bahsi geçen örgüt uydurma bir kategori, sen neden bu “örgütle” bağın olmadığını söylemek için yırtınıyorsun? Örgüt palavra, yok böyle bir şey de, geç. Engizisyon mahkemesine cadı olmadığını ispat etmeye çalışan bir zavallı durumuna neden düşüyorsun? Cadı yok der geçersin. Engizisyon yakmaya karar verdiyse seni, sen istediğin kadar “ben cadı değilim!” diye sızlan, fayda eder mi?

Eren Erdem gibilerin anlaşılamayan tutumu ve tutarsız söylemleri…

Erdem gibilerin bir de anlaşılamayan tutumu, mahkemelere ilişkin tutarsız söylemleri. Evet mahkemelerin kurgulu olduğunu, rejime bağlı olduklarını söylüyorlar açıkça. Ama sonra, sanki bunu hiç söylememişler gibi çıkıp dosyalarından, kanıt olmamasından, yalancı şahitlerden falan yakınıyor, beraat falan bekliyorlar. Yani çok içler acısı bir savunma yapıyorlar. Bu durum da rejimin değirmenine su taşıyor. Bir tek Ahmet Altan var, dik duran ve yargılayan savunma yapan! Kardeşim, almışlar işte seni içeri. “Feto’cü” olduğunu iddia ediyorlar. Ben Feto’cü değilim, asıl Feto’cüleri almadılar zaten vb. türden söylemlerle hem şahsiyetlerini sıfırlıyorlar, hem rejimin diskurunu kullanarak ona biat etmiş oluyorlar, hem de siyaseten bitiyorlar. İnanın Saray’dan kıs-kıs gülme sesleri benim kulaklarıma kadar geliyor! Kardeşim, sen madem iki dönem milletvekilliği yapmışsın, çık bir manifesto gibi savunmanı yap. Dünyaya uğradığın haksızlığı anlar. Mazlum insanların sözcüsü ol! O insanları dolaylı olarak suçlamakla eline ne geçebilir? Yani sen “Feto’cü” değilsin, o halde kim “Feto’cü”? O zavallı dershane öğretmenleri mi, yoksa Bank Asya’ya para yatıranlar mı? Sakın Fatih Üniversitesi’nde ders veren veya okuyanlar olmasın? Ya Zaman’da yazanlar? Hah, buldum: kermesçi kadınlardır o halde! Kim yahu bu “Feto” mensupları?


Gülen Cemaati kendisine Hizmet Hareketi diyor. “Feto” ne demek? Hem “Fethullahçı Terör Örgütü” diye bir ismi kendine neden versin? PKK “Kürdistan İşçi Partisi diyor kendisine. PKK kısaltması, bu örgüt isminin kısaltması! Kendisine Ayrılıkçı Kürt Terör Örgütü mü diyor? Demiyor! Devlet bu örgüte PKK diyor, yani örgütün kendi adını kullanıyor. Peki devlet neden Gülen Cemaat’ini cemaatin kendi kullandığı isimle nitelemiyor?


Arkadaş, terör örgütü terimi öyle önüne gelen her grup veya hareket için kullanılabilir mi? Dahası, kendisine o ismi vermemiş bir yapıya devlet isim babası olabilir mi? Öyle ya, tüm terörist örgütler kendilerine isim verir: PKK veya El-Kaide gibi. Gülen Cemaati kendisine Hizmet Hareketi diyor. “Feto” ne demek? Hem “Fethullahçı Terör Örgütü” diye bir ismi kendine neden versin? PKK “Kürdistan İşçi Partisi diyor kendisine. PKK kısaltması, bu örgüt isminin kısaltması! Kendisine Ayrılıkçı Kürt Terör Örgütü mü diyor? Demiyor! Devlet bu örgüte PKK diyor, yani örgütün kendi adını kullanıyor. Peki devlet neden Gülen Cemaat’ini cemaatin kendi kullandığı isimle nitelemiyor? Çünkü o zaman endoktrine etmek zor olacak toplumu değil mi? Peki bunları Eren Erdem veya Can Dündar gibi eğitimli ve düşünebilme yetisine sahip olan “aydınlar” bilmez mi? Bilmez olurlar mı! Bal gibi biliyorlar. O halde neden pozisyonlarını açıkça almıyorlar? Neden ikili oynuyorlar? Neden mazlumun dünya görüşüne bakmaksızın hak ihlallerini eleştiremiyorlar?

Ben, bu yaklaşımın Türkiye’deki rejimin ana gıdası, ana varoluş nedenlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Dahası, rejimin karşısındaymış gibi görünenlerin asıl dertlerinin rejimin insan haklarıyla sorunlu tutumu veya demokratik olmayışı değil, güç olduğuna inanıyorum. Amaçları gücü elde etmektir, başka bir şey değil! Yani bugün rejimin başında onlar olsa, zannediyor musunuz ki demokratikleşme olacak? Sanır mısınız ki zülüm sonlanacak?

Rejimin dilini kullandıkları sürece rejim devam edecek. Gücün kaynağı diskurdur.

Önceki Son 10 Yazı:
Rusya’nın ufak ortağı Türkiye “Respublıkası” - 01 Ara 2018
Riyaset diyalogları: reis ve adamları - 30 Kas 2018
2019’a girerken rejime ilişkin beklentiler - 27 Kas 2018
Soğan - 24 Kas 2018
Korsan rejim ve rehine sorunu - 22 Kas 2018
Uğradığım haksızlığa gerekçe bulmam! - 20 Kas 2018
Aykırı fikirler neden önemli? - 17 Kas 2018
Rejimin ötekileri - 15 Kas 2018
Kokuşan devlet - 13 Kas 2018
Dert - 10 Kas 2018
önceki yazı

Nostalji ve hayatın gerçekleri

Sonraki yazı

Hey Patron!

6 Yorumlar

  1. bilal
    5 Aralık 2018 at 08:52 — Cevapla

    cok guzel bir yazi, elinize saglik..
    olaylara bu sekilde net, saf, demokratik,hakkaniyetli, mahruti.. yaklasabilmeniz sizin de Ahmet Altan gibi bir potansiyele sahip oldugunuzu gosteriyor.
    Sizin gibilerin cogalmasi temennisi ile…

  2. tatar Ramazan
    5 Aralık 2018 at 09:30 — Cevapla

    Tam on ikiden vuruş! Mehmet Efe bey bravo!
    Hayırlı çalışmalar dilerim.
    Selametle.

  3. Ayhan Öztürk
    5 Aralık 2018 at 09:56 — Cevapla

    Eklemek gerekir, bir kesim zaten amansız bir cemaat düşmanı.

    Onlar için adın herhangi bir şey olması önemli değil.

    Yani hakta, adalette, insanlık ortak paydasında buluşmak değil; düşmanlık ortak paydasında buluşmak.

    Ee, bu da oluyor zaten.

    Mahalle baskısını da hesaba katmak gerek.

    -Aa, sen de mi onlardansin yoksa!!!

    -Hayır canım, ne münasebet. Onlar terörist, ben terörist olacak adam mıyım?

  4. Karinca
    5 Aralık 2018 at 11:03 — Cevapla

    Sayin Hocam, günaydin.
    ” Örnek mi? Can Dündar örnegin! Ya da Eren Erdem” Unuttugunuz cok isim var hocam. Listeyi devam etmek mümkün. Örnegin Nazli Ilicak. Bu kisileri özellikle hapiste olanlari elestirmek bana zor geliyor. Allahtan Ahmet Altan var, Allahtan Hasan Cemal var. Baska var mi? Saniyorum yok. Türkiye solunun acinacak hali. Saga sola gerici, tutucu, aptal diyenler bunlar. Kendileri daha beter.

    Hocam! Dreyfus´u okumadan bu isler olmaz. Dikkatimi ceken bir konu sizin bu kisilerden beklentiniz büyük. Yoksa.

    Saygilarimla

  5. 5 Aralık 2018 at 12:26 — Cevapla

    Kesinlikle dogru, cok dogru ifade etmissiniz sayin yazar. Maalesef en solcusundan en sagcisina kadar butun farkli ideoloji ve insan gruplarinin en genel hata ve gunahidir bu. Ama iktidar da bunu cok iyi bildigi icin korku ve tehditle, devlet baba kullarini(!) Terbiye ediyor.
    Ama daha kotusu aydin ve demokrat gecinenlerin ucuzlugu ve karaktetsizligi. Ornegin; bu adam icin bir yuce kamet dedi ki; sakirt sigara icmezmis de, bu adam her halti yermis. Bu nasil kotuluk ve insanliktir.

  6. Daniel
    5 Aralık 2018 at 16:07 — Cevapla

    Marjinal gazeteciler her zaman, toplumu manipulatif eylemler ile yonlerdirmeye calisan guclerin hedefi olmustur .Bazi yapilar kimi zaman kendi davasini savunsa bile has evlatlarini feda ettirmekten zerre kadar cekinmez.Bugun ergenekon denilen dunun teroristi bugunun magduru yapilar gun gelir suclu olur gun gelir hic olmamis sanilan sucun magduru olur ve bu magduriyetten kendine guc cikartir,

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir