Yerli araba için zoraki nikâh

HABER-ANALİZ | SEMİH ARDIÇ

Yerli araba tacirliğinde son perde. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan aradığı ‘babayiğit’ firmaları bulmuş. Türkiye’nin yerli arabasını Anadolu Grubu (Tuncay Özilhan), Zorlu/Vestel Grubu (Ahmet Nazif Zorlu), Kıraça/Karsan (İnan Kıraç), BMC (Ethem Sancak) ve Turkcell (Ahmet Akça) müşterek imal edecekmiş.

Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun şefliğindeki yerli araba orkestrasını Saray’da ağırladı. Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na hazin vedasının Gökçek’e en yakın işadamlarından Rifat Bey’i endişeye sevk ettiği konuşuluyordu. Erdoğan’ın yerli araba tacirliğinin taşeronluğunu üstlendiği için derin bir nefes aldığı hissine kapılmış olmalı ki salonda onun haricinde gülücük dağıtan yoktu. Sebebi bilinmez, lakin imzalar atılırken Erdoğan’ın bile yüzünden düşen bin parçaydı. Velhasıl salondaki hava, zoraki nikâhtan farksızdı.

Amansız rekabette geride kalmamak için yenilikçi ve verimlilik odaklı teknolojilere yatırım yapan otomotiv firmalarının Türkiye’nin yerli araba projesini kıskandıkları hezeyanı, içi boş yerli hamaset nutuklarından sadece biridir. Nitekim hiç olmadığı kadar çok alternatife sahip tüketici arabayı milliyetine bakarak almıyor. Tamamen rasyonel sebepler belirleyici oluyor.

BAŞKANLIK SEÇİMİ İÇİN HAYAL TACİRLİĞİ

Erdoğan, işbirliği protokolü imzalanırken prototipin 2018’e kadar bitirilmesi talimatını verdi, gecikmeye tahammülü olmadığının altını çizdi. Esasında 2018 tarihi bütün bu merasimin can alıcı noktasını teşkil ediyor. Nitekim 2019’da başkanlık seçimi var. Ondan evvel yerli arabanın yollarda arz-ı endam etmese bile bu hikâyenin parlatılması şart.

Arabanın motoru Güney Kore’den, şanzımanı BMC’den, lisansı bilmem hangi firmadan intihal edilse de millet o tarafına bakmaz diye düşünüyorlar. Saray’ın gazete ve televizyonlarına malzeme lazım. Bir fotoğraf, iki kelimeden ibaret yerli araba. Gerisi kiralık kalemlerin hayal gücüne kalmış. Mevzunun özünde propaganda var. Yeri otomobilin ekonomik olup olmaması kimsenin umurunda değil.

İSVEÇ’TEN TIR’LA GETİRİLEN ‘YERLİ’YE NE OLDU?

Bilvesile devrin Bilim ve Sanayi Bakanı Fikri Işık’ın 7 Haziran 2015 seçiminden evvel İsveç’ten TIR’a yükleyip getirttiği üç otomobil ne olacak? Hani onlar yerli otomobildi? TÜBİTAK’ın hazırladığı prototip tamamdı, seri imalata geçecek bir babayiğit aranıyordu.

İşin aslı sonradan ortaya çıktı. İsveçli SAAB’ın imal etmekten vazgeçtiği eski bir model ‘yerli araba’ diye takdim edilmişti. 50 milyon Euro’dan fazla para ödenmişti SAAB’ın damalı modeline. Turuncu ve beyaz kâğıtlarla kaplanmıştı siyah karoser. Bütün bunların TÜBİTAK patentli bir yalan olduğu bugün itibarıyla tescil edildi. Şimdi beş firmadan yeni bir prototip hazırlamaları isteniyor. Madem prototip vardı, niye o modeli imal edip piyasaya sürmüyorlar?

2012’DE YOLLARDA OLACAKTI

Karoser, motor, şasi, şanzıman ve bilumum aksamı SAAB’a ait bir modelle iki sene oyaladıkları millete başkanlık seçimine kadar beş firma vasıtasıyla yine hayal tacirliği yapacaklar. ‘2012’de yollarda olacak’ denilen arabanın 2017 senesi geride kalırken esamisi bile okunmuyor. Hal böyle iken Saray’da şatafatlı imza merasimleri ile bu minareye kılıf uydurulamaz. Naklen yayında atılan imzalarla yerli araba yürümez, yürütülemez.

ELEKTRİKLİ KOLAY, PİL VARSA TABİÎ

Gelelim yerli arabanın teknik taraflarına. Araba hibrit (hem akaryakıtlı hem elektrikli) ya da elektrikli olacakmış. Dünya devleri Toyota, Ford, Opel, Citroen, Mercedes ve BMW’nin çözemediği pil meselesi nasıl çözülecek? Elektrikli arabada en büyük maliyet pil. Firmalar maliyeti düşürmek için pili kiralıyor. Yerli arabanın motor, şanzıman ve diğer aksamı yüzde 100 yerli olsa bile pil mecburen kiralanacak. Bundan hiç bahsedilmiyor.

Motor lisansı, marka ve diğer fikrî sınaî mülkiyet hakları gibi başlıklarda milyarlarca dolara ihtiyaç duyulacak. Kim verecek bu paraları? Beş firmanın böyle bir imkânı olmadığına göre masraflar Hazine’den karşılanacak. Arabanın kâr getirmesi için Türkiye’de en az 200 bin adet satılması lazım. İhracat da 300 bin adet olmalı ki o tesis ayakta kalabilsin. Yani 500 bin araba satmazsa iflas kaçınılmaz.

Türkiye’de ortalama pazar büyüklüğü 800 bin otomobilden ibaret. Burada Doğuş Oto, Ford, Renault ve Fiat gibi devler pazarın yüzde 80’ini elinde tutuyor. Yerli araba bunların arasında ne kadar varlık gösterebilir?

500 BİN ADET SATMAZSA BATAR

Tek bir modelle bu nasıl olacak? O modeli bugünün şartlarında 50 bin liradan aşağıya mal etmek imkânsız. Sıfır vergi ile satılsa bile 50 bin liralık araba Renault’un ucuz Dacia’sının yanında bile külüstür ve demode kalacaktır. Vergi mevzuatı hükûmete yerli araba da olsa böyle bir ayrıcalığa gitme imkânı vermiyor. En düşük Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yüzde 45+yüzde 18 Katma Değer Vergisi (KDV) ilave edildiğinde anahtar teslim fiyatı 85 bin lirayı geçiyor.

Hadi millî seferberlik ilan ettiniz ve içeride krediyle 200 bin arabayı zorla sattınız. Pekâlâ Türkiye hudutlarının ötesinde tanınmamış bir markayı satmak maksadıyla 300 bin müşteriye nasıl ulaşılacak? Zira Erdoğan’a göre batıda herkes üst akıl ve Türkiye düşmanı.

SATILAN 100 ARABADAN 77’Sİ İTHAL

Yedek parça bulunabilecek mi? Bayi ve servis hizmetleri kâfi mi? Müşteri hız, konfor, emniyet ve donanım itibarıyla Türkiye’de imal edilen ya da ithal markalarla mukayese ettiğinde yerli arabaya 10 üzerinden kaç verecek? Satılan sıfır model her 100 arabadan 77’sinin ithal olduğu Türkiye’de araba tercihinde çıta çok yukarıda. Kimse ‘yerli’ diye içine sinmeyen, avantajlı bulmadığı bir arabaya para vermez.

İtalyan Fiat ile Bursa’da TOFAŞ fabrikasında ortaklığı devam eden Koç Holding, Fransız Renault’un yerli ortağı Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) sektöre ait en ince ayrıntılara vakıf olduğu için böyle bir maceraya girmedi. Zoraki nikâha imza atmadıklarına göre vardır bir bildikleri.

KOÇ VE OYAK YOK

Aksi takdirde otomotivin iki devi devlet teşvikini alır, hazır tesiste daha fazla para kazanmanın keyfini sürerdi. Bugün bu işin üstesinden gelebilecek iki firma var onlar da tribünde kalmayı tercih etti. Son derece manidar! Koç ve OYAK (TSK’nın kurduğu sandık) gibi Sabancı Holding (Temsa) ve Ferit Şahenk’in Doğuş Otomotiv’i de sahaya inmedi.

Anadolu Grubu’nun Japon Isuzu ile midibüs ve kamyonet imalatında tecrübesi olsa da o işlerin hepsi Japonların lisansı ile icra ediliyor. Japon ortağının bu işten çok memnun kalmayacağını söylemeye lüzum görmüyorum. Anadolu Grubu patronu, eski TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan’ın yerli arabaya giderken evdeki Isuzu’dan olma ihtimali de var.

Vehbi Koç’un damadı ve Karsan’ın patronu İnan Kıraç, otomobil işine ticarî taksi ile birkaç defa teşebbüs etti, mamafih muvaffak olamadı. Ticari faaliyetine minibüs ile devam ediyor. Ethem Sancak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), yani hükûmetin kıyağı olmasa BMC’nin önünden dahi geçemezdi. BMC hal-i hazırda ‘Kirpi’ denilen zırhlı askerî taşıtların yanı sıra belediyelere sattığı otobüslerle ayakta duruyor. Dış pazarda varlık gösteremiyor. İç pazardaki varlığın da tamamen siyasî desteğe borçlu. Yerli oto işinde sektörde tecrübesi olmayan Sancak var, Koç ve OYAK yok.

ZORLU CENTER’IN İMAR DİYETİ

Zorlu Grubu’nun patronu Ahmet Nazif Zorlu, insansız hava araçları işine, cep telefonuna da merak salmıştı. Paneli Uzakdoğu’dan getirip Türkiye’de televizyon imal etmekle olmuyor bu işler. Vestel kıymetli bir marka, fakat yerli araba bahsinde Vestel’in imkân ve kabiliyetleri fazla değil. Keşke Vestel her sene milyarlarca dolar ödediğimiz akıllı telefonlarda dünya çapında işler yapabilseydi.

Ahmet Nazif Bey, muhtemelen İstanbul Zincirlikuyu’da Karayolları arazisi üzerine inşa ettiği Zorlu Center’ın bedelini ödemeye devam ediyor. Bir işadamı rüşvet ve iltimas çarkının içine girmeye görsün. Artık kendisinin bile inanmadığı işlere talimatla girer, itibarını ayaklar altına alır.

TURKCELL’İN ESAS SAHİBİ NE DİYOR?

Resmî olarak Mehmet Emin Karamehmet’e ait Turkcell’in yönetim kurulu başkanı olarak Ahmet Akça da Saray’da yerli araba protokolüne imza attı. Akça’ya sual etmek lazım: Emaneten tayin edildiğiniz Turkcell’de esas patronlar bu işe ne diyor? Halka açık bir şirket olan Turkcell’in Genel Kurulu’ndan tensip alınmasını icap ettirecek bu kararı tek başınıza nasıl aldınız?

BMC ve Turkcell’in Karamehmet’in elinden niçin cebren alındığı şimdi daha iyi anlaşılıyor. Ankara’ya boyun eğmeyen işadamlarının şirketlerine kayyım, bağımsız ismi altında bağımlı üyeler tayin edilmesi boşuna değilmiş. Bunun ismi talimatlı serbest piyasadır. Turkcell’in yerli arabanın neresini imal etmeyi düşündüğünü hakikaten çok merak ediyorum.

2000’lerin başında Turkcell’in bölgenin lider GSM şirketi olma hedefi vardı. O minvalde Ukrayna’ya da yatırım yapılmıştı. Akça ve AKP kontenjanından tayin edilen yönetim kurulu üyeleri Ukrayna pazarındaki Life markasını satışa çıkardı. Telekomünikasyon sektöründe satın alma fırsatlarına trene bakar gibi bakan Turkcell ne kadar şayan-ı dikkat ki Erdoğan’ın gönlünü hoş etmek üzere yerli arabaya bindiriliyor.

ZORAKİ NİKÂHIN DAMADI: İNAN KIRAÇ

Dikkat ederseniz beş babayiğitten ikisi Karamehmet’in gasp edilen iki şirketi BMC ve Turkcell. İmar, enerji ihaleleri ve diğer Ankara iltisaklı diğer işlerinden mütevellit Zorlu’nun vaziyeti iç güveysinden hallice. Sancak, Erdoğan’a duyduğu aşkın karşılığını alıyor. Özilhan üzerime gelecekler endişesini böyle bertaraf ediyor.

İnan Kıraç da bu zoraki nikahta damat oluyor. Sermayenin ne kadar omurgasız olabileceğini merak edenler bin küsur odalı Saray’da yerli araba tiyatrosu için toplanan işadamlarına, hassaten orkestranın şefliğini üstlenen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na bakmalı. “Biz bunu yaparız” diyerek ortaya atılan Rifat Bey, firma ya da sermaye olarak yerli araba için taşın altına elini koymadı. Vardır bir bildiği…

Hazır yerli arabaya binmişken ‘jet fadıl’ lakaplı Fadıl Akgündüz’ü de davet etselerdi keşke. Hayal tacirliğinde onun da tecrübelerinden istifade ederlerdi.

5 YORUMLAR

  1. Reis bir taktik değişikliğine gitti; ne kadar emek harcayıp nasıl bir makale yazmışsınız. Elinize, dimağınıza sağlık iyi güzel de şimdi bu makaleyi, halka nasıl okuyacağız; okusa nasıl anlayacak? Reis baktı ki, 2010’dan bu yana aynı nağmeyi terennüm etmesi, bir kısım vatandaşın uyandırılmasında kullanılabilir, değiştirdi. Böylelikle en azından bir kaç yıl daha kazandı. Esas önemlisi, becerilmezse “aldatıldım; beni kandırdılar” diyebileceği birilerini buldu…

    • Tabii şimdi o “babayiğitler” de, “ya birkaç yıla kadar ya at ölür, ya kral ölür, ya da biz ölürüz” fıkrasını anlatarak ferahlıyorlardır…

    • Haklısınız. Bu zoraki nikâh merasimini boşuna tertip etmedi Saray’da. “Bana söz verdiler. İşte belgesi. Lakin Sözlerini tutmadılar.” diyecek.

  2. Hukukun olmadigi yerde motor degil igne bile uretilemez, ne talebi olur ne arzi; ne argesine kaynak (parasal/beyinsel) ayrilir ne de seri uretim safhasina gecilebilir. Olu dogum bile degil resmen olu ceninin rahme yerlestirilmesi gibi bir tesebbus olmus bu

  3. “istanbula ihanet ettim” deyince alkış alan, yarın “vatana ihanet ettim” dese heykeli dikilecek olan, “sizi kandırdım” demeye kalksa “helal be ne zeki reisimiz var” denmesi muhtemel zatın böylesine davar sürüsü bir millete yaptığı her şov dahiyane bir fikir sayılır! Yeter ki biraz gündem değişsin, bikaç gün konuşulsun.. Bakın, siz de o kadar kalem oynatmış klavye yormuşsunuz.. Ben de yorum yazdım 🙂 Maksat hasıl olmuş

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin