Yeneroğlu: Açık ve net söylüyorum, dosyalar boş, legal faaliyetler suç sayılıyor, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı çiğneniyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “Hukuksuzluğun Sıradanlaşması: Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Yargılamaları” isimli raporunun ayrıntılarını kamuoyu ile paylaştı.

Darbe girişiminin ardından 2016’da ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde tekrar hukuka dönülmesi için gereken normalleşme adımlarının atılmadığını dile getiren Yeneroğlu, bu süreçte aksine hukuk devleti ilkelerinden olabildiğince uzaklaşıldığını ifade etti.

“Silahlı terör örgütü” suçundan en az 1 milyon 576 bin kişiye soruşturma başlatıldı

Yeneroğlu’nun Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı adalet istatistiklerine göre cumhuriyet başsavcılıklarınca 2016-2020 yılları arasında “silahlı terör örgütü” suçundan en az 1 milyon 576 bin 566 soruşturma başlatıldı.

“Kayseri’nin, Manisa’nın, Samsun’un nüfusundan daha fazla”

Yeneroğlu’nun raporda dikkat çektiği hususlar özetle şöyle:

-1 buçuk milyondan fazla insandan bahsediyorum. Bir Kayseri’den, bir Manisa’dan, bir Samsun’dan daha fazla bir nüfustan bahsediyorum. 1 milyon 576 bin insanı aileleri ile birlikte hesap edelim. 5 kişilik çekirdek aileyi baz alalım. Bu soruşturmalardan etkilenen insan sayısı nerdeyse 8 milyon ediyor. Hırvatistan, Danimarka, Norveç, Finlandiya gibi ülkeleri geçtim, komşumuz Bulgaristan’ın toplam nüfusundan daha fazla insan bizde terör örgütü soruşturmalarının doğrudan etkisi altında.

-Yüzlerce iddianame ve bir o kadar mahkeme kararı okumuş birisi olarak, açık ve net olarak bu dosyaların çok büyük ekseriyetinin boş olduğunu, legal faaliyetleri hukuksuz bir biçimde suç olarak tanımladığını, ne masumiyet karinesinin ne de adil yargılanma hakkının dikkate alınmadığını iddia ediyorum.

“Terör örgütü yargılamaları birer hukuk garabetine döndü”

-Yargılamaların ekseriyetinde suç teşkil eden bir fiil ve kasıt üzerinden değil failin mensubiyeti üzerinden yakıştırmalarla hüküm veriliyor. Bu garabete iktidarın yargı üzerinde kurduğu korku iklimi neden olmuştur. Yargıtay tamamen mevzuata ve kendi geçmişteki içtihatlarına aykırı şekilde maddi ve manevi unsurlarla ilgili kriterleri göz ardı etmiştir. Bu kriterlere dayanan birinci derece mahkemeleri de Yargıtay’a aykırı karar vermemek adına yanlışlıklara ve adaletsizliklere imza atmıştır. Bu nedenle bugün yargı, Yargıtay ve kısmen Anayasa Mahkemesi kişilerin bireysel fiilleri ve suç işleme kasıtları üzerinden değil, mensup oldukları gruba göre kararlarını vermektedir.

-Silahlı terör örgütü üyeliği yargılamalarındaki adaletsizliklere son vermeye davet ediyorum.

-Artık hiç kimsenin ya da grubun düşünceleri sebebiyle peşinen suçlu ilan edilmediği, ceza hukukunun temel ilkelerinin ve adil yargılanma hakkının esas alındığı bir hukuk devleti çizgisine geri dönme zamanı gelmiş de geçmektedir.

2 YORUMLAR

  1. Raporun sonuç bölümü:

    “Mevzuatımıza göre bir örgütün silahlı terör örgütü sayılabilmesi için silah unsurunu taşımasının yanında cebir ve şiddet kullanması gerekliliği TMK’da 2003 ve 2006 yılında yapılan değişikliklerle bir şart olarak kabul edilmiştir.

    FETÖ/PDY’nin ise mevzuatımıza göre bir silah ile cebir ve şiddet kullanma unsurlarına haiz olması, 15 Temmuz 2016 itibari ile söz konusu olmuştur. Bu kapsamda, darbe teşebbüsünden sonra örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan kişilerin işledikleri fiiller bağımsız bir suç oluşturmasa dahi silahlı terör örgütüne üyelikten dolayı sorumlu tutulacakları açıktır.”

    https://www.mustafayeneroglu.com/wp-content/uploads/2021/09/Teror-Orgutu-Uyeligi-Raporu.pdf

    Görüldüğü gibi bu rapor hizmet hareketini silahlı örgüt olarak tanımlamaktadır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin