Ya koronavirüs bizi zombiye dönüştürürse!

YORUM | CUMALİ ÖNAL

Tek başınıza ıssız bir sokaktasınız, arada bir yanınızdan hızla geçen arabalar dışında başka hayat belirtisi yok. Birkaç yüz metre ileride kedi mi köpek mi ayırt edemediğiniz bir hayvana ilişiyor gözünüz. Kafanız onunla meşgulken, köşe başında biriyle burun buruna geliyorsunuz…

İn midir, cin midir düşünmeye kalmadan üzerinize atlıyor ve elini yüzünüze sürüyor… ‘Ben korona oldum, sen de ol‘ diyor ve kahkaha atarak yanınızdan uzaklaşıyor. Yüzünüzü çevirip arkasından bakamıyorsunuz bile…

Bu sahneyi ünlü Walking Dead dizisinden bir sahne gibi düşünebilirsiniz.

Bazı bölümlerini nefessiz izledim diyebilirim Walking Dead‘in; insanoğlunun birgün bu tür bir afetle karşılaşabileceğini düşünerek…

Benzer manzaralara daha önce savaş bölgelerinde şahit olmuştum. Kapkaranlık, harabe sokaklar, belli belirsiz karartılar ve en korkuncusu da kan dondurucu bir sessizlik…

Herşey basit bir virüse bağlı. Nereden çıktığı, sebebinin ne olduğu belirsiz bir virüs çok kısa sürede insanlığı neredeyse dünyadan silip süpürüyor.

Koca koca şehirler kısa sürede çölleşiyor, adım başı zombiler türüyor. Bir ısırıkla kalanları da kendilerine dönüştürüyorlar.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Dün gece sokakta dolaşırken koronavirüs ve Walking Dead filmini üst üste düşündüm, bir irkinti sardı beni. Üzerine bir de dini kitaplarda geçen kıyamet alametlerini ekledim, Yecüc Mecüc‘le örgüledim. Adımlarımın nasıl da hızlandığını farketmedim bile.

Koronavirüs gözümde Walking Dead’in bir provası gibi, birinde ısırık, diğerinde temas. Bu kadar basit.

Hava hafifçe kararmıştı. Adımımı sokağa atar atmaz karşı yönden gelen biri, beş kişinin yan yana rahatlıkla yürüyebileceği kaldırımdan inerek yolda yürümeye başladı, gözlüğünün altından beni süzdüğünü hissettirircesine.

Rüzgar da bir korku filmi için hazırlanmış fon gibi müziği gibi ürküntü vericiydi. Yarım saatlik yürüyüşte bana zombi muamelesi yapan kişi dışında hiç kimseyle karşılaşmadım, birkaç araç dışında.

Sokağa çıkma yasağı yok henüz ama insanlar kendilerini eve kitlemiş durumda. Çünkü artık herkes potansiyel bir koronavirüs taşıyıcısı. Kendi çapında bir zombi yani.

İnsanoğlunun çaresizliğini ortaya koydu aslında bir yandan da bu basit virüs. Kendilerini Kaf Dağı’nda sanıp hergün kameraların karşısında prompterdan okuyarak saatlerce nutuk çekenlerin de nasıl bir korku içinde olduklarını hayal ettim. Acaba Nemrut’u öldüren o sinek de bunun gibi bir virüs müydü?

Her neyse…

Hayat herşeye rağmen devam edecek ve koronavirüs de birgün unutulacak. Ama arkasından derin izler bırakarak, belki insanoğlunun yüzlerce, binlerce yıllık birtakım gelenek ve göreneklerini yok ederek.

Mesela belki insanlar artık bir daha tokalaşamayacak, birbirine sarılamayacak. Kimbilir belki artık camilerde saf saf namaz da kılamayacak. Komşuluk ilişkileri zayıflayacak, arkadaş, dost sohbetleri rafa kalkacak. Halay dahi çekilemeyecek belki. Kimse kalabalık bir otobüse veya minibüse binemeyecek. Tiyatrolar, sinemalar, maçlar tarih olacak kimbilir…

Korona başka nelere mi yol açar?

İnsanüstü özelliklere sahip olduklarını düşünen bazı varlıklar bir anda Kaddafi gibi gider borularında kendilerini bulabilir mesela. Neden mi?

İnsanoğlu dinle, ahlakla, milliyetçilikle, parayla, koltukla, cinsellikle, villayla kandırılabilir ama aç bir insan hiçbir şekilde kandırılamaz. Hele hele o insana evinde otur, dışarı çıkma da denemez.

Bentleri yıkan seller gibi her şeyi önüne katıp götürür aç insanlar… Bunun nasıl olduğuna Mısır ve Tunus’ta şahitlik ettim. Bir kartopu gibi kar toplamaya başladı mı, artık önünde hiçbir güç duramaz.

Birkaç gündür Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın neden ortalıklarda çok fazla görünmediğini anlamaya çalışıyorum. Batılı muadilleri neredeyse her gün ekranların karşısına çıkarak yapacaklarını anlatıyorlar, gazetecilerin sorularına cevap veriyorlar.

Ama o, 100 milyar lira olduğunu öne sürdüğü ekonomi setini duyurduktan sonra neredeyse sırra kadem bastı. O ki, günde beş vakit kameraların karşısına geçen ve kah kaşlarını çatarak, kah parmak sallayarak dünyaya nizam veren biriydi. Yerine göre Trump’a, kimi zaman Putin’e racon kesiyordu. Fakat anlaşılan şimdi durum Trump ve Putin’e kafa tutacak kadar gözü kara olan Erdoğan için pek iç açıcı değil.

Nasıl olsun ki… Merkez Bankası, Yatırım Fonu, deprem fonu, işsizlik fonu, bilmem ne fonu vs. nerede para varsa hepsi tam takır.

Üstüne üstlük ekonominin çarkları neredeyse tamamen durmuş halde. Fabrikaların bacası tütmüyor, oteller ve sahiller bomboş. İçeride dört milyon mülteci var, sınırda da dört milyon daha bekliyor. Askerler Suriye ve Libya’da bir hiç uğruna mayınlı tarlaya sürüldü.

Issız sokağın verdiği ürküntü ile her olayı Walking Dead’a bağladığımın farkındayım. Zombilerin en küçük bir sese yönelmesi gibi, bizler de koronavirüsü salgınıyla biryerlere mi yönlendiriliyoruz acaba diye düşünmeye başladım şimdi de?

Birileri bizim üzerimizden bazı testler mi yapıyor? Gerçekten zombileleştik de haberimiz mi yok?

İşin içine komplo girdi mi yüzlerce soru sorulabilir aslında. Ama son sözüm komplo değil. Koronavirüs kısa sürede çözülemezse Türkiye çok önemli gelişmelere gebe. Benden söylemesi.

1 YORUM

  1. [22/3 21:15] Erhan: Fadime Ebu Talibin Eşinin adı da
    Haticenin de Annesinin adı Fatıma
    Kızı da Fatima
    meşhur isim o.
    [22/3 21:22] Erhan: ama Emîne acayip Kızıl Alev
    muhammedi Annesi
    Yek olan
    Cebraile Cibril Mikaile Mişel falan
    Kendi Kûr*ÂN
    [22/3 21:27] Erhan: Hatîce bi El Kibel
    Ayşe bi El Kelebek
    Kaza Ayşe Kader Hatice
    Smyrna ile Forthuna
    Kibele de Emîne Meryem
    yani BîBi Betül FatimatüzZehra
    O babası muhammedin hem Kızı hem Annesi
    Ümmü Ebîha Babasının Anası türkçesi
    İlginç BirÎ

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin