Vehip Paşa’nın Ermeni tehciri raporu

YORUM | Dr. YÜKSEL NİZAMOĞLU

Ermeni tehcirinin soykırıma dönüştüğüne dair iddiaların delillerinden birisi de 1916-1918 yıllarında önce III. Ordu ardından da Şark Orduları Grubu Komutanı olarak görev Vehip Paşa’nın raporudur. 

Bu rapor Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan çeşitli suistimalleri incelemek üzere oluşturulan Tetkik-i Seyyiat Komisyonu’na 5 Aralık 1918’de sunulduktan sonra 29 Mart 1919’da Divan-ı Harp’te okunmuş daha sonra da İttihat ve Terakki ana davasında gündeme gelmiştir. 

Bu yazımızda Vehip Paşa’nın bu raporunu özetleyecek ve bundan hareketle daha sonraki yazılarımızda bazı değerlendirmelerde bulunacağız. 

Vehip Paşa Kimdir?

Vehip Paşa bugün Yunanistan sınırları içinde olan Yanya doğumlu olup Harp Okulu ve Erkân-ı Harbiye Mektebi’nden üstün başarılarla mezun olmuş bir Osmanlı subayıdır. Paşa, Manastır’da görev yaptığı sırada Enver Bey’in (Paşa) aracılığıyla İttihat ve Terakki’ye üye olmuş ve 1908’de Manastır’da Meşrutiyeti ilan eden beyannameyi okumuştur. Ardından Harp Okulları Komutanlığı görevini üstlenmiş, Balkan Harbinde de ağabeyi Esat Paşa ile birlikte Yanya’yı savunmuşsa da Yunanlılara teslim etmek zorunda kalmış ve Atina’da esaret hayatı yaşamıştır. 

Esaretten dönüşte Hicaz’da görev almış sonra da II. Ordu Komutanı olarak İstanbul’a gelmiş, 1915 Temmuz’unda da ordusuyla birlikte Çanakkale cephesinde görevlendirilmiştir.  Ağabeyi Esat Paşa Çanakkale’de Şimal Grubu Kumandanı olarak görev yaparken Paşa da Cenub Grubu Kumandanlığını üstlenmiştir. 

1916’da Erzurum’un düşmesi sonrasında III. Ordu Kumandanlığına atanmış ve 6 Mart 1916’da Erzincan’a gelerek göreve başlamıştır. Vehip Paşa’nın tayin ve terfilerinde İttihatçı kimliği ve Manastır günlerinden dost olduğu Enver Paşa ile olan yakınlığının etkili olduğu anlaşılmaktadır. 

Paşa başlangıçta Ruslar karşısında başarılı olamayarak kuvvetlerini Erzincan’ın batısına çekmiştir. Bolşevik İhtilali ile birlikte Rus kuvvetlerinin geri çekilmesi üzerine de Vehip Paşa kumandasındaki III. Ordu, önce 1914 sınırının ötesine geçmiş daha sonra da Abdülhamit devrinde kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum’u kurtararak 1877 sınırının ilerisine gitmeyi başarmıştır. 

 Paşa’nın Raporu

Paşa’nın kazandığı zaferler aynı zamanda düşüşünün de başlangıcı olmuş ve görevden alınarak Harbiye Nezareti emrine verilmiştir. 

Vehip Paşa Mütareke döneminde Tetkik-i Seyyiat Komisyonu’na Ermeni olayları hakkında bir rapor sunmuştur. Bu dönemde Damat Ferit Hükümeti, İngilizlerin istekleri doğrultusunda Ermeni tehcirindeki suçlamalar nedeniyle 10 Mart 1919 tarihinde bazı kişileri tutuklamış; Said Halim Paşa, Halil Paşa (Kut), Nuri Paşa, Ağaoğlu Ahmet, eski şeyhülislamlar Ürgüplü Hayri Efendi, Musa Kâzım Efendi gibi tutuklular arasında Vehip Paşa da yer almıştır. 

Paşa’nın daha önce komisyona sunduğu rapor, tutukluluğu sırasında “tehcir suçlamalarına delil olmak üzere” gündeme gelmiş ve Trabzon Tehciri Davası’nda okunduktan sonra dönemin gazetelerinde özet olarak yayınlanmıştır. Raporun orijinaline şu ana kadar ulaşılamamışsa da Taner Akçam ve Dadrian orijinal nüshanın Kudüs Ermeni Patrikliği Arşivinde olduğunu iddia etmektedirler. 

Paşa’nın Tehcirle İlgili Suçlamaları

Paşa’nın raporu iki kısımdan oluşmaktadır. Raporun bir bölümünde tehcirle ilgili iddialar bulunmakta, diğer bölümünde ise 1914 ve 1917-1918 yıllarında Ermenilerin Müslüman halka yönelik saldırılarına dair bilgiler verilmektedir. 

Burada göz önünde tutulması gereken ilk husus, Paşa’nın III. Ordu bölgesinde 6 Mart 1916-6 Temmuz 1918 tarihleri arasında bulunduğudur. Bu tarihler, Paşa’nın da belirttiği üzere “Ermeni sevk ve tehcirinin” sona erdiği dönemdir. Bunun anlamı Paşa’nın 1914-1916 (Mart) dönemine ait bilgileri duyumlara ya da kumandanlık yazışmalarına dayanmakta olup kendisinin şahit olduğu olaylar değildir. 

Vehip Paşa raporunda göreve geldikten sonra Erzurum ve Trabzon’dan tehcir edilen Ermeni kafilelerinin Kemah üzerinden geçerken nakit paraları ve mücevherlerinin alınarak bir kısmına mahalli idare tarafından el konulduğunu diğer kısmının da İttihat ve Terakki merkezine gönderildiğini, kendilerinin de Fırat’tan geçerken imha edildiklerini öğrendiğini belirtmektedir.  Bunun üzerine olaylara karışan jandarma subayları ve onlara yardım eden kişileri yanına getirterek sorguladığını ve bu kişilerin de emri dönemin Erzincan Mutasarrıfı Memduh Bey ve İttihat ve Terakki liderlerinden Bahattin Şakir’den aldıklarını söylediklerini aktarmaktadır. Paşa bunun üzerine Memduh ve Bahattin Şakir’i Divan-ı Harb’e sevk etmiş ancak bu kişileri sorgulamak mümkün olmamıştır. 

Vehip Paşa bir başka olayda da küçük yaştaki bir Ermeni kıza iki subay tarafından tecavüz edildiğini öğrendiğini ve bu kişileri askerlikten uzaklaştırarak sivil makamlara teslim ettiğini anlatmaktadır. 

Paşa ayrıca Amele Taburlarında bulunan Ermeni askerlerin Halep’e sürülmek üzere Sivas’ta toplanmalarının emredilmesi üzerine yaşanan faciaları aktarmaktadır. Paşa aradan üç ay geçmesine rağmen Ermeni askerlerin Halep’e ulaşmadıklarını öğrenmiş ve Sivas Valisi Muammer Bey’e sorduğunda Ermeni askerlerin kendilerini sevke memur edilen Yüzbaşı Nuri tarafından Şarkışla ile Gürün arasında öldürüldüğünü öğrenmiş ve bunun üzerine Yüzbaşı Nuri’yi yargılatmış ve suçu sabit olunca idam ettirmiştir. Bu bilgi arşiv kayıtlarından da doğrulanmaktadır.

Paşa’nın bizzat yaşadığı olaylarda askeri görevlilerin katliamlara iştirak ettiği ayrıca tehcirin katliamlara dönüşmesinde mülki amir ve İTC yönetiminin de rolleri olduğu açıkça görülmektedir. 

Vehip Paşa raporda şahit olduğu olaylar dışında tehcir dönemine ait duyumlarına yer vermekte ve yaşanan katliamları anlatarak faillerini açıklamaktadır. 

İlk olarak Canik vilayeti tehcirini anlatan Paşa, mutasarrıf Necmi Bey’in dirayetiyle Samsun Ermenilerinin liva sınırına kadar problemsiz çıksalar da diğer livalarda üzücü olaylar yaşadıklarını söylemektedir. 

Benzer şekilde Erzurum Ermenileri de Vali Tahsin Bey’in (Uzer) tedbirleriyle Erzincan’a kadar gelmişler ancak Tahsin Bey’in kendisine bağlı bu mutasarrıflığa emirlerini tam olarak verememesi ve süreci takip etmemesi nedeniyle Erzincan sınırını geçtikten sonra katledilmişlerdir. Tahsin Bey olayı öğrenmesine rağmen herhangi bir takibatta bulunmamıştır. 

Vehip Paşa raporda Ermenilerin saldırılara uğradıkları noktaları da belirtmektedir. Trabzon Ermenileri Gümüşhane Deresi’nden geçerken kadın ve çocuklar dışında katliama maruz kalmışlar, kafilenin geri kalan kısmının bir bölümü de Kemah Boğazı’nda katledilmiştir. Paşa’ya göre yaşananların sorumluları Trabzon valisi Cemal Azmi ve Gümüşhane mutasarrıfı Abdülkadir olup bu kişilerin sorgulanması gerekmektedir. 

Vehip Paşa’ya göre en acı olaylar Muş, Harput ve Mezra’a’da yaşanmış, buralarda kadın ve çocuklar da saldırılara uğramış fakat sorumlular hakkında takibat yapılmamıştır. Hatta Muş’a yakın bir köyde toplanan Ermeniler, kadın ve çocuklar dahil olmak üzere ateşe verilmiştir. 

Paşa Bitlis’te de üç ayrı yerde binlerce Ermeni’nin katledildiğini ve bunun sorumlusunun Jandarma Kumandanı Laz Hacı Osman olduğunu ve dönemin valisi Abdülhalik Bey’in (Renda) katliamlara engel olamamasını esefle karşıladığını belirtmektedir. 

Vehip Paşa’ya göre en vahim cinayetlerse Diyarbakır’da işlenmiş, Ermenilerin yanında Rumlar, Keldaniler ve Süryaniler de katliamlara maruz kalmışlardır. Paşa ayrıca Sivas’ta da benzer hadiselerin yaşandığını ve validen jandarma neferine kadar bütün memurların olaylarda rolü olduğunu aktarmaktadır. 

Paşa tehcirle ilgili olarak kendi düşüncesini, “Ermeni sevkiyatı insaniyet ve medeniyet ve şeref-i Hükümete yakışmayacak tarzda yapıldı” şeklinde özetlemekte, yapılanların İttihat ve Terakki merkez-i umumisinin kararlarıyla gerçekleştiğini söylemektedir. 

Vehip Paşa III. Ordu bölgesindeki katliamların Dr. Bahaddin Şakir tarafından organize edildiğini, Bahaddin Şakir’in hususi otomobille İttihat ve Terakki merkezlerine emirleri “şifahi” olarak ilettiğini ileri sürmektedir. Olaylara müdahale etmeyen adliye mensuplarının da  bu facialara zemin hazırladıklarını iddia eden Vehip Paşa, her şey “şifahi talimatla” yapıldığından geriye “tahriri bir delil” kalmadığını söylemektedir. 

1914 ve 1917-1918’deki Ermeni Saldırıları

 Vehip Paşa ayrıca raporunda 1914 ve 1917-1918 yıllarında Ermeniler tarafından Müslüman halka yapılan katliamlara da yer vermiştir. 

Paşa’ya göre 1914 sonunda Hasankale önlerine gelen Rus ordusu içinde bulunan Ermeni komitacılar, Müslüman ahaliden eli silah tutan erkekleri öldürmüşler ve geri kalanları da Rusya içlerine götürmüşlerdir. Paşa’ya göre “Pasin’in köyleri” Ermeniler tarafından tahrip edildiği gibi bazı köylerde de Müslüman halka yönelik çok elim katliamlar yapılmıştır. 

Vehip Paşa 1918 yılında Osmanlı ordusunun ileri harekâta geçmesiyle karşılaşılan acı manzaraları da anlatmaktadır. Paşa, Ermeni komitacıların icraatlarını o sırada kurulan Kafkas Hükümetine de iletmiş ve engel olunmasını istemişti. Bu yazışmalar Genelkurmay ATASE Arşivlerinden de tespit edilebilmektedir. 

Rapora göre Erzincan’da Sivaslı Murat adlı komitacının liderliğindeki Ermeni çeteleri Müslüman halkı evlere ve kışlalara doldurarak yakmışlardır. Vehip Paşa ordunun ilerleyişiyle birlikte Bayburt’ta da Arşak adlı çetecinin liderliğindeki komitacıların halkı katlettiğini ve benzer katliamların Mamahatun, Hınıs, Karayaprak ve köylerinde de gerçekleştiğini aktarmaktadır. Rapora göre üç günlük bir kuşatma sonrasında geri alınan Erzurum’da da Antranik komutasındaki Ermeni komitacıları büyük katliamlar yapmışlardı.

Vehip Paşa III. Ordu’nun Batum’a kadar devam eden ilerleyişi esnasında benzer birçok faciayla karşılaşılmasına rağmen ordunun soğukkanlılığını koruduğunu ve intikam hissiyle hareket etmediğini de ilave etmektedir.  

Vehip Paşa raporunun sonunda ise hiçbir zaman gerçekleşmeyecek şu teklifi yapmaktadır: “… İttihat ve Terakki erkânı ile beraber mukatelata sebep olan Taşnaksütyun ve Hınçak reisleri ve General Antranik’in dahi hür fikir ve insaniyeti takip ettiklerini göstermek isteyen devletlerin mümessilleri tarafından tecziye edilmeleri elzemdir…”.

Suçlular Kim? 

Vehip Paşa’nın bu raporunun elbette bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Paşa raporunda Ermeni komitelerinin Müslüman halka yönelik saldırılarına yer vererek faciaların yaşanmasında bu çetelerin sorumluluğuna dikkat çekmekte, ayrıca kendi komutanlığı dönemindeki ileri harekâtla birlikte karşılaşılan dramları da anlatmakta ve olayın faili Ermeni çete reislerinin isimlerini vermektedir. 

Bunlar yanında Vehip Paşa, “tehcir sürecinin” iyi yönetilmediğini belirterek en başta İttihat ve Terakki merkeziyle III. Ordu emrinde Teşkilat-ı Mahsusa birliklerinin başında bulunan Bahattin Şakir’i suçlamaktadır. Özellikle Bahattin Şakir’in “şifahi emirlerle” tehcirin katliamlara dönüşmesinde önemli bir rolü olduğunu ileri sürmektedir. Ayrıca vali ve mutasarrıflar da görevlerini ihmal ederek katliamların boyutunu daha da artırmışlar ve jandarma görevlileri, sivil memur ve yerel çetecilerin eylemlerine zemin hazırlamışlardır. Paşa’nın ifadesiyle “yaptıranlar mesul, yapanlar mesul, göz yumanlar mesuldür”.

Ayrıca Paşa’nın dikkat çektiği hususlardan birisi de asıl tehcir edilmesi gerekenler, olaylara karışan Ermeniler olması gerekirken kadın, çocuk ve yaşlıların tehcir edilerek facialara zemin hazırlanmıştır. 

İşte bu aşamada sorulması gereken soru şudur: Bu rapor “Tehcir ve Taktil Mahkemelerinde” gündeme getirilmesine rağmen Vehip Paşa niye “şahit” olarak dinlenmemiştir? Bu sorunun cevabını bulmak gerçekten zordur. Paşa’nın ifadelerinin sorulduğu kişiler de Vehip Paşa’nın mahkemeye getirilmesini talep ettikleri halde bu gerçekleşmemiştir.

Vehip Paşa serbest kaldıktan sonra yurt dışına gidecek ve önce askerlikten sonra da vatandaşlıktan çıkarılacak, Türkiye’ye dönüşü ise ancak 1940’ta yeniden vatandaşlığa kabulüyle gerçekleşecektir.  

Kaynaklar

Y. Nizamoğlu, Vehip Paşa’nın Hayatı ve Askeri Faaliyetleri, İÜ SBE Doktora Tezi, İstanbul, 2010; Kahramanlıktan Sürgüne Vehip Paşa, İstanbul, Yitik Hazine, 2013; N. Bilgi, “Ermeni Tehciri ve Olaylarına İlişkin Vehip Paşa’nın Raporu”, Yeni Türkiye, S. 62, 2014; F. Ata, İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları, Ankara, TTK, 2005; BOA, DH. ŞFR. 605/65, (R. 10.12.1334); Z. Tüfekçi, Trabzon ve Çevresinden Yapılan Ermeni Tehciri ve Yargılamaları, MÜ Türkiyat Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2001.

1 YORUM

  1. Sn. Hocam, elinize kaleminize saglik. Bir akademisyenin ne kadar objektif ve kaynaklara dayanarak kendi alaninda nasil makale yazmasi gerektigini gosterdiginiz icin cok tesekkurler. Her iki tarafin da olaylarin ciddi boyutlarda insan hakki ihlali ve magduriyet seviyesine gelmesindeki katkisini ortaya koymaniz benim icin cok onemli. Su cumleleriniz yazinin ozetin: “Paşa raporunda Ermeni komitelerinin Müslüman halka yönelik saldırılarına yer vererek faciaların yaşanmasında bu çetelerin sorumluluğuna dikkat çekmekte, ayrıca kendi komutanlığı dönemindeki ileri harekâtla birlikte karşılaşılan dramları da anlatmakta ve olayın faili Ermeni çete reislerinin isimlerini vermektedir. Paşa’nın ifadesiyle “yaptıranlar mesul, yapanlar mesul, göz yumanlar mesuldür”. Bu vesile ile saygi ve hurmetlerimi arz ederim.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin