Vali topu at!

YORUM | M. NEDİM HAZAR 

Biliyorum Denizli Valisi’nin üzerine çok gidildi. Amacım bu tür süreçlerde anında oluşan linç korosuna katılmak filan değil.

Bu olaydan yola çıkarak ülkenin genel durumu hakkında bir takım çıkarımlarda bulunmaktır kesinlikle…

Geçtiğimiz yazıda devletin valisinin vatandaş ile kurduğu üstenci ilişki ve akabinde yaşananlar hakkında biraz da olmayana ergi yöntemi ile kanaatimi belirtmiştim.

Bu yazıda ise Denizli Valiliği’nin yaptığı açıklama(lar) perspektifinden Türk bürokrasisinin ve insan kalitesinin ulaştığı noktayı ele almak isterim.

Malum, KHK’lar ile yüz binler işlerinden oldu. Haklarında ne bir mahkeme ne de soruşturma açılarak hem de.

İşlerinden edilenlerin yerine birileri getirildi şüphesiz ama gidenlerin hemen hepsi kalifiye devlet memuruydu. Hepsinin liyakatli ve dürüst olduğunu bizzat iktidar cephesi de söylüyor zaten. 

Hükümetin son birkaç senedir işe alımlarda artık parti ilçe teşkilatlarını görevlendirdiği herkesin malumu.

Dolayısıyla işe alımlarda liyakatten ziyade yakınlık ve torpil geçerli.

Sınavda ilk beşe girenlerin elenip, en alttakilerin kazandığı istisnai bir dönem yaşıyoruz.

Denizli’de yaşanan son olaylar bize devlette artık liyakat namına pek bir şey kalmadığını da göstermiş oldu.

Sadece kibirli vali bağlamında söylemiyorum bunu.

Olaylardan sonra valilik sözüm ona işleri düzeltmek ve gönül almak için bir basın açıklaması yaptı.

Tek sayfalık açıklamanın üslubundaki maraziyat bir yana, dil bilgisi ve yazım kuralları açısından da tam bir fecaat gördük.

Bir A4’lük hacimde 49’dan fazla tashih vardı.

Anlatım bozukluğu, kip faciası ve orta mektep düzeyindeki insanların bile yapmaması gereken noktalama işaretleri hataları.

Koskoca Denizli Valiliği’nde Türkçe yazabilen bir Allah’ın kulu yoktu sanırım.

Ki yaptıkları hatayı anlayıp hemen bir ikinci açıklama yaptılar ama o da birinciden daha felaketti.

Ardından üçüncü açıklama geldi, o daha da feci.

Valilik seviyesine gelmiş bir bürokratın “Lisan-ı Münasip” yerine “Lisan-ı Hal” kullanması başlı başına bir dram zaten.

Lakin bu valiliğin yok muydu bir danışmanı, olmadı bir Türkçe hocası dostu filan. Sevabına okuyup tashih yapsaydı…

Yazıyı çok uzatmadan valiliğe sevabına bir kıyak yapmak istiyorum.

Buyrun size valiliğin tek sayfada 40’tan fazla hatanın olduğu metnin içler acısı hali:

2 YORUMLAR

  1. Baştaki “corona”, sonda “koronaya” evrilmiş.
    Musahhih bile düzeltmekten bıkmış olmalı; başta “üzmüştür.Bugüne” şeklinde noktadan sonra bir boşluk verilmesi gereğini işaretlerken, sona doğru “vardır.Umuyor”, “atlatacağız.İnanıyorum”, “kazanacak.en” şeklindeki hataları düzeltme lüzumu hissetmemiş.
    Şunu da itiraf etmek lazım ki, önceki açıklamalara göre bir ilerleme var. Sayın valim, birkaç açıklama daha yazarsa/yazdırırsa, işi daha iyi kavrayacaklar herhalde.
    Not: “Senin yorumunda da şu hatalar var” diyen olursa; “vali değil, memur bile değilim”…

  2. Postsovyet mekanında anlatılan hikayelerden: “Köyle biri papazla takışmış, kendisini Komunist Parti Köy Temsilcisine şikayet edeceğini söylemiş. Papaz: “iyi de beni cezalandırsalar, parti açıklamalarını redakte edecek adamı nereden bulacaklar” demiş”.
    Bu adam, Türkçe öğretmenlerine de dönerci esnafına davrandığı gibi mi davranıyor acaba !?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin