Uber ve AirBnb tecrübesi gelecek adına bize neler anlatıyor? [Kemal Ay]

İstanbul Tophane’de bir kavga çıkmıştı belki hatırlarsınız. Semte yeni açılan bir sanat galerisinde o akşam gala yapılmaktaydı ve mahalleli, buradaki ‘sanat erbabına’ saldırmıştı. Mahallelinin o anki tepkisel gerekçesi, galadaki ‘tiplerin’ ellerinde şarap kadehleriyle mahalleye ‘taşmaları’ oldu. Ancak biraz altını kazıdığınızda, semtte uzun süredir devam eden bir dönüşümün oluşturduğu ‘rahatsızlığı’ görüyordunuz.

Beyoğlu’nun hemen aşağısı olan Tophane, ‘sanat erbabı’ için iyi bir mekân. Yürüyerek İstiklal Caddesi’ne çıkabileceğiniz bu semtte, sanat galerilerinin açılmaya başladı birkaç yıl önce. Sanat galerilerinin ve burada arada sırada galaların yapılmasının ‘doğrudan’ bir zararı yok aslında mahalleliye. Zira bu mahallenin insanları hemen yukarıdaki Beyoğlu’ndaki hayat tarzına aşina. Ancak bu galerilerin semtte asıl değiştirdiği durum, artan kiralar.

uber beyoğlu

Varoşlarda açan yeni tüketiciler

Bir sanat galerisi düşünün, hemen yanı başında eski bir manav, karşısında köhne bir kıraathane, az ileride artık pek rastlanmayan bir tamirci, onun da yanında terzi dükkânı var. Galeriler burada tutunmaya başladıkça, diğer dükkân sahipleri de heyecanlanıyor. Çünkü oradaki bir manava göre sanat galerisi daha çok kira veriyor. Bir anda semtteki kira fiyatları, ev kiraları da dâhil, artıyor. Mahalleli, en çok buna kızmıştı. Belki elli senedir oturdukları semtten uzaklaşmak zorunda kalacaklardı.

Tophane’de yaşananlar, dünyadaki yeni bir trendin Türkiye’deki yansımasıydı aslında. Yeni kuşak üretim ve tüketim alışkanlıklarıyla, eski mahalle örgüsü Amerika ve Avrupa’daki pek çok şehirde benzer şekilde karşı karşıya gelmişti. Yeni ekonomik trendler, eski mahalleleri ‘geri dönüşüm’ yoluyla emlak piyasasına ve ‘şehir kültürü’ne açmaya çalışıyordu. Sanat galerileri, yeni tarz kafeler, restoranlar, çeşitli hobi dükkânları artık ‘varoşlarda’ yükseliyordu.

Dijitalleşme market alışkanlıklarını değiştiriyor

Bu, yeni üretim ve tüketim modelleri arasında, dijitalleşme önemli bir yer tutuyor. Sadece varoşlardaki ‘ucuz’ dükkânlar değil, şehir hayatının hemen her alanı yeni bir mobil uygulama (application) tarafından kullanılabiliyor. Şehir hayatının vazgeçilmezi olan ulaşım ve konaklama, artık özel taksilerin ya da otellerin tekelinde değil. Uber ve AirBnb gibi, ‘kullanıcıları bir araya getiren’ akıllı uygulamalar, ulaşım ve konaklama ihtiyaçlarınızı ‘çok daha ucuza’ çözebiliyor.

Uber, kendisini aracıyla bir yerden bir yere gidecek kimselerle, o esnada araca ihtiyacı olanları bir araya getiren bir ‘buluşturma uygulaması’ olarak tanımlıyor. Amerika’da ortaya çıkan uygulama, Uber sürücüleri ile taksi ihtiyacı duyan kullanıcıları bir araya getiriyor gerçekten de. Taksiye göre ‘daha güvenli’ ve ‘daha ucuz’ olma gibi avantajları bulunan Uber, kısa sürede neredeyse bütün dünyaya yayıldı.

Uber dayak yemezse iyi!

Tıpkı Tophane’deki esnaf gibi, taksici esnafı da duruma tepkili. İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde hâlihazırda süregelen ekonomik krizden bunalan taksiciler, bir de Uber’den darbe yedi. Tepkilerini sokak gösterileriyle ortaya koyup hükümetten Uber’i kısıtlama yönünde adım atmasını talep ettiler. Londra, Lizbon, Miami gibi şehirlerde Uber protestoları yayıldı. Türkiye’de dün medyaya yansıyan bilgilere göre, trafik polisi Uber sürücüsü ve müşterilerine ‘ceza yazılmasına’ karar verdi. Ancak bu itirazlar, Uber’i şimdilik yolundan çevirebilmiş değil. Zira ortada ‘müşteri memnuniyeti’ var.

Uber’in ‘masrafları karşılayamayacak kadar ucuz’ olduğunu söyleyen taksiciler aslında haklı.

Şu an sadece ABD’de ‘kâr edebilen’ Uber şirketi her yıl 2,4 milyar dolar para kaybediyor. Evet, şaka değil. Uber müthiş zararda. Ancak bu ‘zarar’, uzun vadeli bir planın parçası. Dünyanın çeşitli yerlerinde ulaşım piyasasını ele geçirmeye çalışan Uber, ilk etapta alabildiğine ‘ucuz’ çalışmak istiyor. İnsanlar bu hizmete ‘bağımlı hâle gelince’ de, fiyatlarını düzenli olarak arttırarak, şirketi sürdürülebilir hâle getirecekler. Şimdilik, masrafları yatırımcılar karşılıyor.

Evet, ortada bir ‘müşteri memnuniyeti’ var. Ucuz, erişimi kolay ve güvenli bir yolculuğu kim talep etmez? Ancak şirketin bu ‘zarar’ politikası sadece taksicileri ve özel araç şirketlerini değil, Uber sürücülerini de bıktırmak üzere. Dünyanın çeşitli yerlerinde Uber sürücüleri, çalıştıklarından yanlarına kâr kalana karşı öfkeli. Afrika’daki en büyük Uber marketlerinden Nairobi’deki sürücüler, geçen yaz ortasında, ‘Uber kölesi’ olmak istemediklerini dile getirdiler.

uber mobil

AirBnb, turizmcileri çok kızdırdı

Benzer problemler AirBnb için de geçerli. Evini yabancılar açarak para kazanmak isteyenlerle, gittikleri şehirlerde ucuza kalacak yer arayanları bir araya getiren AirBnb uygulaması, özellikle Avrupa’daki pek çok şehirde kısıtlamalara maruz kalıyor. Geliştirdiği yeni ‘ekonomi modeli’ ile turizm pastasından ciddi pay almaya başlayan AirBnb, otelleri ve ucuz motelleri öfkelendirdi. Uygulamanın anavatanı Amerika’da bile zorluklar yaşandı. Frankfurt’ta yerel mahkeme, AirBnb ile tüm evin kiralanmasını yasakladı.

Özellikle Avrupa için problemlerin başında ‘vergilendirme’ meselesi geliyor. Avrupa Birliği’nin ‘ortak pazar’ yaklaşımından faydalanan Uber ve AirBnb gibi şirketler, Avrupa ofislerini vergilerin en ucuz olduğu ülkelerde açarak, AB ülkelerinin tamamında aynı ‘düşük vergiyi’ ödüyor. Yakın zamanda bu sebeple, Apple ve Google’a yönelik davalar açıldı ve Avrupa’da ‘daha fazla vergi ödemeleri’ için baskı yapılmaya başlandı.

Minimum maliyet hesabı

Ancak yeni nesil teknoloji şirketleri, ‘minimum maliyet’ esasına göre çalışıyor. Mobil uygulamalar, dükkân sahibi olmadan, hatta hiçbir somut ürün üretmeden satış yapabiliyor. Tüketicinin alışkanlıklarına yönelik birkaç hamleyle, tamamen farklı bir para akışı sağlıyorlar. İlk bakışta ‘değer ürettikleri’ düşünülebilir ancak bir yandan değer üretilirken, diğer yandan ciddi değer kayıplarına yol açıyor.

Zara, H&M, Primark gibi kıyafet firmalarının Uzakdoğu’da çok ama çok ucuza giysi ürettirip bunları Avrupa ve Amerika pazarında yine ucuza satarak kurdukları ‘saadet zinciri’ ciddi insan hakları ihlallerine dayanıyor. Benzer şekilde Apple’ın Uzakdoğu’daki fabrikalarında yok pahasına üretilen iPhone’lar, dünya pazarında büyük kârlarla satılabiliyor. Maliyetlerin ‘daha kreatif’ yollarla düşürülmesi, karşımıza ‘daha kreatif’ problemler çıkarıyor.

Hayatın olağan akışına darbe

Uber ve AirBnb, ulaşım ve konaklamada bize yepyeni bir imkân sundu. Kendileri içinse yepyeni bir ekonomi modeliydi bu. Piyasaya girmeleriyle çok sayıda iş kolunun etkileneceğinin farkındalardı muhtemelen. Tepki göreceklerinin de. Ancak süpermarketlerin bakkallara yaptığını, Uber taksicilere yapmayı sürdürecek. Tophane sanat galerileriyle dolacak yine muhtemelen ve Tophaneliler, bu ‘değişime’ ayak uydurmak zorunda kalacak.

Yeni ekonomik yollar keşfedenler, hayatın ‘olağan akışını’ değiştirmeyi sürdürecekler. Teknoloji, yaşadığımız yere adaptasyonumuzu biçimlendirecek her zaman. Zenginleştikçe mahalle değiştirdiğimiz gibi, yeni zenginliklere ulaştıran yollar da, eski mahallemizi değişime zorlayacak. Bu süreçte tek yapabileceğimiz, uyum sağlarken kendimizi kaybetmemek.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin