Türkiye’ye iade edilirken BM’nin korumaya alıp kurtardığı ‘Erdoğan ailesi’

Uşak’ta müteahhitlik yaptıktan sonra 2015 yılında ailesiyle birlikte Fas’a yerleşen inşaat mühendisi Ferhat Erdoğan, AKP hükümetinin iade talebi üzerinde Nisan 2017’de tutuklandı. 15 Temmuz’da Fas’ta olmasına rağmen darbe girişimiyle suçlandı. Terör örgütü kurmak, yönetmek ve finanse etmekle itham edildi. Fas’ın Rabat şehrinde 27 ay hapis yatan Ferhat Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in (BM) araya girmesiyle 10 Temmuz 2019’da tahliye edildi. Ferhat Erdoğan ve ailesini korumaya alan BM, Fas hükümetine yazdığı tavsiye mektubunda “Bu aile terörist değildir. Türkiye’nin talebi siyasidir. Serbest bırakılmasını tavsiye ediyoruz” dedi. Erdoğan ailesi şu anda Almanya’da bir arada yaşıyorlar.

Bold Medya’ya Sevinç Özarslan’ın haberine göre, Ferhat Erdoğan yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Nisan 2017’de terör örgütü kurmak, yönetmek, finanse etmek suçlamalarıyla Uşak’ta açılmış bir dosyanın parçası olarak ben de Fas devletinden talep edildiğimi öğrendim. Ailem ile konuşup Nisan 2017’de Fas’tan ayrılmaya karar verdik. Almanya’ya bilet aldık. Ancak Kral Beşinci Muhammed Havaalanı’nda beni tutukladılar, eşim ve çocuklarıma ise gidebileceklerini söylediler. İki ülke arasında suçluların iadesi anlaşması varmış. Biz bunu bilmiyorduk.

“15 TEMMUZ’DA FAS’TA OLMAMA RAĞMEN DARBEYE KATILMAKLA SUÇLANDIM”

“O güne kadar Fas’ta herhangi bir problemimiz olmamıştı. Karakola gitmedik. Onlarca çalışanımız var. Zamanında vergilerimizi ödüyoruz. Ülkede birçok işadamı dostumuz, arkadaşımız var. Belirli seviyede yöneticilerle tanışıyoruz. Hiçbir sorunumuz yok ama Uşak’ta açılan o dosyada 130 kişiyle birlikte terör örgütü kurmak, yönetmek, 15 Temmuz darbe girişiminde görev almakla suçlanıyoruz ki, darbe girişiminde ben Türkiye’de bile değilim. Fas’tayım ve hiçbir şeyden haberimiz yok. Minimum 25 yıl, maksimum 42 yılla yargılanıyoruz. Görünce biz de şok olduk. Daha önce ne Türkiye’de ne Fas’ta bir davayla, cezaeviyle tanışıklığımız olmamış. Sadece küçük çaplı ticari davalarımız olmuştu.

“27 AY RABAT’TA CEZAEVİNDE KALDIM”

Havaalanında 5-10 dakika görüşmeden sonra polisler beni karakola götürdü. Bir gün orada kaldıktan sonra Rabat şehrindeki cezaevine nakledildim. Rabat Fas’ın başkenti. Kazablanka’ya yakın. 27 ay orada kaldım. Suçlu olduğumu düşünmediğim için kısa zamanda çıkarım diye tahmin ediyordum. Bir hafta, bir ay, en fazla 3 ay kalırız diye düşünüyordum. Bir hafta sonra eşim ve çocuklar beni ziyarete geldiler. Zaten o ilk ve son gelişleriydi. Onlar için de artık Fas’ın güvenli olmadığına karar verdik ve onlar Almanya’ya gittiler. Eşim Türkiye’de 15 yıl öğretmenlik yaptı. Yeşil pasaportu vardı. Dolayısıyla çocuklarımızın ve benim de yeşil pasaportumuz var. Daha önce birçok Avrupa ülkesine bu pasaportla gitmiştik zaten.

115 GÜN HÜCREDE KALDIM

Cezaevinde 27 ay kolay geçmedi tabi. Güzel günler de sıkıntılı günler de oldu. Kendi adıma o günleri kayıp olarak görmüyorum. Her şeyden önce suçlu olduğuma inanmıyordum tabi ki. Ama o kadar sert bir dosyaydı ki ilk 3-4 aylık süreçte hücrede kaldım. 115 gün. İlk başta kalem, defter vermediler. Mektup yazamıyorum, tek kişiyiz. 3-4 ay sonra onlar beni yakından tanıyınca farklı davranmaya başladılar. Odamızı değiştirdiler. Haftada 3-4 gün ailemizle telefon görüşü yapabiliyorduk. Yarım saat, 1 saat süren telefon görüşmelerimiz olabiliyordu. Her istediğimiz kitabı getirtebiliyorduk. Yani artık cezaevinde kalan diğer tutuklulardan farklı bir pozisyonum oldu. Diğerlerinin kitap imkanı hiç yoktu mesela. Ben ayda ortalama 30-40 kitap okuyordum. Onlar da çok şaşırıyorlardı. Odamız kütüphane gibiydi.

“TUTUKLULARIN YÜZDE 30’U TÜRKİYE’DEN İADE EDİLEN IŞİD’LİYDİ”

Cezaevi zaten terör cezaevi diye geçiyor. Onlar ‘irhab’ diyorlar. Merkezdeki mahkemelere yakın olması için başkentte böyle bir cezaevi açmışlar. IŞİD mensubu çok fazla insan vardı. Zaten Fas’ın beni iade etmek istemesinin altında yatan sebeplerden biri onlardı. Türkiye, IŞİD üyesi Faslıları sürekli iade ediyordu. Bunlar Türkiye’den Irak’a gitmek üzereyken yakalanmış insanlar. 250 kişilik cezaevinin yüzde 30-40’ı Türkiye’den iade edilmiş IŞİD’li Faslılardı. Hepsi Türkiye’yi çok iyi biliyordu. İzmir, Adana ve İstanbul’daki cezaevlerini anlatıyorlardı. Biz hiçbirini bilmiyoruz tabi. Şu anki hükumeti de çok seviyorlar.

İki-üç kez Rabat’taki mahkemeye çıktık. Onlar beni iade etmeye karar verdiler. Normalde iki ülke arasında siyasi tutukluların iade edilmesine dair bir anlaşma yok. Siyasi tutuklular 1995’te yapılan iade anlaşmasının dışında tutulmuş. Birleşmişler Milletler bu aşamada devreye girdi. BM biliyorsunuz önemli bir kurum. 195 üyesi var. Dediler ki “Bu insan Türkiye’den siyasi olarak talep ediliyor.” Türkiye’deyken siyaset de yapmıştım zaten. Hatta AK Parti’de siyaset yaptım bir dönem. 2009-2012 tarihleri arasında Uşak’ın il ve ilçe yönetiminde bulundum. Başkan yardımcılığı ve başkanlık yaptım. Son dönemde belediye başkanlığı için ismimiz konuşuluyordu. İstifa etmeseydim, bir şeyler yanlış gidiyor diye üst yöneticilerimizi eleştirmeseydik farklı pozisyonlarda olabilirdik.

“BM AVUKATLARIYLA HER MAHKEMEDE BİZİ TEMSİL ETTİ”

Rabat’taki mahkeme 3-4 ay sürdü. Kendi avukatlarımın yanı sıra BM’nin avukatları 2-3 avukatla her mahkemede bizi temsil etti. Cezaevine sık sık yanıma geldiler. Fas önce iade kararı verdi. Ama BM’nin avukatları dosyayı Cenevre’ye taşıdı. Orada BM’nin İnsan Hakları Komisyonu var. Dosyamın orada görüşülmesi gerektiği söylendi ve Fas Adalet Bakanlığı da bunu kabul etti. Dosyamızın görüşülmesi, bize sıra gelmesi 24 ayı buldu. Ben yalnız değildim, 4 kişiyle birlikte tutuklanmıştık.

Hepimizin dosyası incelendi ve BM’den şöyle bir karar çıktı: “Bu insanlar ve temsil ettikleri sivil toplum kuruluşu terör faaliyetleri yapmıyor. Tüm dünyada organizasyonları var. Tüm dünya ülkelerinde terörist bir hareket olarak görülmüyor. Geçmişleri ortada, son 4 yıldır Fas’ta yaptıkları ortada. Dolayısıyla bu siyasi bir taleptir. Bu insanların serbest bırakılmasını tavsiye ediyoruz” Zaten BM’nin tavsiye kararlarını ülkeler ciddiye alıyorlar.

“KARAR ÇIKTIKTAN 2 AY SONRA SERBEST BIRAKILDIK”

Karar çıktıktan sonra bizi 2 ay içinde serbest bıraktılar. Cezaevinde bize zaten iyi davranıyorlardı ama bu karar çıkar çıkmaz tavırları o andan itibaren çok daha farklı oldu. Cezaevinde bir misafir gibi olmaya başladık. İki ay sonra tahliye edilince Fas yetkilileri bize tabiri caizse “pardon” dedi. Cezaevine girmeden önce Fas’ta ne iseniz bizim için aynısınız. İsterseniz burada kalabilir, işinize devam edebilir ya da gidebilirsiniz.

“CEZAEVİNDEYKEN ALMANYA DA BENİ AİLE BİRLEŞİMİ İÇİN TALEP ETTİ”

Ben cezaevindeyken Almanya da elçilikleri aracılığıyla beni talep etmişti. Aile birleşimi için. Çıkar çıkmaz da BM yetkilileri eşliğinde Almanya’ya geldik. 10 Temmuz 2019’da tahliye edildim. Çarşamba günüydü. O gün cezaevinde dışarıyı aramak yasak. Normalde diğer 4 gün aranabiliyor. Ben de ailemi ve avukatlarımı aramadan dışarı çıkmak istemedim. Çünkü kapıda belki bir Transporter gelir alır, Türkiye’ye iade eder diye korkularımız vardı. Bunun örnekleri var. En sonunda 4-5 gardiyanın kolları arasında zorla arabaya bindirildim. Çıkar çıkmaz Fas polisi bizi teslim aldı, çok sıcak davrandılar, hemen bir restorana gittik, yemek ısmarladılar, telefon verdiler ve “İstediğiniz kişiyi arayabilirsiniz.” dediler. Yani ülkeyi sevdirmek amaçlı bir jest yapıldı. Sonra da diplomatik bir dille kusura bakmayın dediler.

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin