Türkiye’nin ‘Black Friday’i: AYM, Yücel, Akşener, MİT TIRları

YORUM | RAMAZAN FARUK GÜZEL

Cuma günü yaşanan 4 olay var ki Türk hukuk tarihinde unutulmaz bir kesit olarak anılacaktır.

İlki Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesinde -en kibar ifadesi ile- ihsas-ı rey anlamına gelen “iç talimatlar”a ilişkin skandal emir…

Levent Mazılıgüney, twitter hesabından bu talimatları deşifre edince AYM, apar topar internet sitesini kapattı.

Milli Savunma Bakanlığı’nda iç denetçiyken kanun hükmünde kararnameyle (KHK) görevinden ihraç edilen ve ardından hukuk fakültesini bitiren Levent Mazılıgüney’in Twitter’da paylaştığı videoda, AYM’nin internet sitesinde karar araması yapıldığında Cemaat ile ilgili başvurularda ‘açıkça dayanaktan yoksunluk’ kararı verilmesi için yazılmış iç talimatlar olduğu görülüyordu.. En üst seviyede talimatla iş gören, mağdurların üzerine adeta bir de beton döken majestelerinin yargısı!..

İkincisi, aynı zamanda Almanya vatandaşı olan gazeteci Deniz Yücel’in yine bugün twitter hesabında paylaştığı ibretlik bilgiler… Bu detaylar da Türk hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek. Almanya devletinin en üst seviyede bastırması ile anca serbest kalan ve özel uçakla Almanya’ya götürülen Yücel, paylaşımlarında haklı olarak yaptıklarının bir gazetecilik faaliyeti olduğuna yer verdikten sonra AYM’nin, onun tutukluluğunun haksız bir işlem olduğu yönünde verdiği kararını irdeliyordu.

Bir yıldan fazla tutuklu kalmasıyla ilgili olarak da AYM 25 bin TL manevi tazminata hükmetmiş… Bu parayı Ali İsmail Korkmaz Vakfı’na ve gazetecilik kurumlarına bağışlayacağını ifade eden Yücel, “Bu kararla, Tayyip Erdoğan’dan başlayarak Mevlüt Çavuşuğlu, Bekir Bozdağ vb. ve gaspçı oldukları tescillendi. İktidar medyasının alçaklığı bir kere daha gözler önüne serildi.” şerhini de koyuyordu.

“Bu kararla ayrıca hakkımdaki abuk sabuk iddianameyi hazırlayan ve “Çağlayan’ın en geri zekâlı savcısı” olarak bilinen başsavcı vekili Hasan Yılmaz’ın bu ünvanı boşuna taşımadığı tescillendi. Yarasın” diyen Yücel şöyle devam etti:

“Rehin alınmama katkıda bulunan herkes- suç örgütü elebaşı Erdoğan ve bakan, hâkim, savcı vs. sıfatındaki diğer çete mensuplarına kadar- hukuk karşısında hesap verene kadar bu dava bitmeyecektir.”

Tarihe not düşen bu ifadelerini de aynen buraya aktarma gereği duydum!..

Cuma gününün bir ibretlik gelişmesi de, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla soruşturma başlattığını ve konuyla ilgili de gizlilik kararı aldırmış olduğunu öğrenmemiz…

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener

Hürriyet muhabiri Mesut Hasan Benli’nin sosyal medyadan duyurduğu haberle birlikte haberdar oluyoruz ki; 3 yıldır alttan altan Akşener için soruşturma sürüyormuş. Hiç şaşırmadı kimse… Çünkü bu yeni Türkiye’e mevcut iktidara alternatif yayın yapan gazetecinin potansiyel terörist görüldüğü yerde, siyasi muhalifi hayli hayli terörist muamelesi görülür.

MİT TIRLARI (MI)!?

Cuma gününün 3. Ve son gelişmesi ise Mit Tırları Davasında yaşandı… Yargıtay 16. Ceza Dairesi, “Adana ve Hatay’da MİT’e ait tırların durdurulmasına” ilişkin 54 sanığın yargılandığı davada kararını açıkladı ve adeta ceza yağdırdı!..

Bundan öncekilerde işini yapmaya çalışan  gazetecinin, siyasetçinin nasıl suçlu muamelesini gördük. Burada ise işi, kanunsuz işlemleri araştırmak olan hakim savcılar ile kolluk güçlerine reva görülen muamele!..

Hatırlarsınız, 2014 yılında Suriye’ye götürülen bazı tırlar durdurulmuş, bunların Suriye’deki Türkmenlere götürülen yardımlar olduğu iddia edilmişti. İHH’ya ait olduğu ifade edilen tırların aslında MİT’a ait olduğu, içinde de insani yardımlar olduğu ileri sürülmüştü.

Fakat önce Aydınlık, daha sonra Can Dündar imzalı Cumhuriyet’in manşet haberlerinden öğrendik ki bu tırların içi, ağzına kadar ağır silahlarla dolu imiş!

Bu haberi yapan Aydınlık’a göstermelik soruşturma açılmış ve bilahare dosyası düşürülmüştü. Can Dündar’a ise dava açılmış, hatta suikast girişimi bile yapılmıştı. Almanya’ya geçen Dündar canını zor kurtarmıştı.

Olayı soruşturan kamu görevlileri için bu kadar kolay olmamıştı. O zamandan beri, 5 yıldan beri) tutuklulardı ve şimdilerde 17 ila 26 yıl arası cezalar verildi, hem de, ‘devletin gizli bilgilerini temin etme ve açıklama’ gibi evlere şenlik bir gerekçe ile!..

KİME NE KADAR…?

– Eski Adana Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık’a 22 yıl 6 ay,

– Eski Adana Başsavcıvekili Ahmet Karaca’ya 18 yıl 9 ay,

– Eski özel yetkili Adana Savcısı Aziz Takçı’ya 26 yıl,

– Eski Adana Savcısı Özcan Şişman’a 17 yıl 3 ay,

– Eski Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Hamza Celepoğlu’na 20 yıl,

– Eski Adana İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Özkan Çokay’a 20 yıl 5 ay hapis cezası verildi.

BİRİLERİNİN ŞAHSİ DAVASI

Tırlarda ne olup ne olmadığını, o tırların aslında hangi örgütlere ait olduğunu yargılamarda savcılar anlatmıştı aslında.

2 dakikalık bir videoda anlatılanlar bile kafi. El Kaide bağlantılı tırlarda 1200 füzenin nasıl taşındığını savcılar detaylı anlatıyordu bu videoda…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, olayın ilk zamanlarında Balıkesir Burhaniye’de halka hitap ederken “Bayırbucak Türkmenlerine giden yardımları deşifre ettiler” derken, “Bir ajan marifetiyle MİT tırlarının içinde ne var ne yok kontrol etmek suretiyle dünyaya ifşa ettiler. Şimdi kaçıyorlar…” diye eklemişti.

Sonraki konuşmalarında Can Dündar’ı hedef alan Erdoğan, bu işin peşini bırakmayacağını ilan etmişti. Nitekim Dündar hakkında yapılan suç duyurusunun altında sadece Erdoğan’ın imzası vardı.

Bu durumun çarpıklığına işaret eden Dündar, kayıt dışı silah sevkiyatının bir Cumhurbaşkanı’nın nasıl şahsi meselesi olabileceğini haklı olarak soruyordu!

O soru hala cevaplanamadı.

Belki de cevabına bile gerek görülmedi…

Ülkede son 4-5 yıldır ulusal ve uluslararası hukuka aykırı sayısız işler yapılıyor. İran ile ambargo delmeye matuf rüşvet çarkları, IŞİD ile petrol sevkiyatı, Suriye’deki muhalif bazı gruplarla, teröristlere silah, militan temini vs…

Bu işlere adı karşılanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor, bunların üzerine gitmeye, hukuka çağıran ne kadar gazeteci, kamu görevlisi vs varsa ya hapiste, ya da sürgünde.

Ve bu satırları yazdığım tarih 28 Haziran 2019.

Amerika’nın “Black Friday” isimli alışveriş çılgınlığı günü olduğu gibi, Türkiye’nin de kara leke olarak tarihe geçen bir ‘Kara Cuma’sı oldu dün. Ülke ve adaleti bir dip noktası daha gördü. Çıkış için daha ne kadar dip göreceğiz, bilemiyoruz… Bildiğimiz bir şey var ki, “Zulümle abad olunmaz.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin