Türkiye hipnozda mı? 

YORUM | LEVENT EROĞLU, Uzman Psikolog

Hipnoz eğitimleri sırasında ilk defa canlı olarak gerçek bir hipnozu görmüştüm. Hipnoz olmak için gönüllü olan bir kursiyer, hipnoz koltuğuna oturmuştu. Hipnoz başlamış, kursiyer transa girmiş, kendisine söylenen ama aslında olmayan her şeyi zihin dünyasında canlandırmış ve kendisinden istenilen her şeyi yapmıştı.

Kurs hocası, kursiyere bir bardak su içirmiş ve bu suyun dünyanın en güzel meyvelerinden yapılmış bir meyve aroması olduğunu söylemişti. Kursiyer de içtiği suyun gerçekten çok lezzetli bir meyve aroması olduğunu teyit etmişti.

Kursiyerin gözleri açıkken, hoca tarafından kursiyerin koluna iğne batırılmış, iğne bir taraftan girmiş ve öbür taraftan çıkmıştı. Buna rağmen kursiyer bağırmamış, acı çekmemiş ve hatta gülmüştü. 

Bütün bunlar olurken, hoca; kursiyere sürekli olarak kolunu hissetmiyorsun, canın aslında yanmıyor, çok mutlusun diyerek telkin vermeye devam etmişti. Hocanın telkinlerine aynı zamanda etkileyici bir müzik de eşlik ediyordu. 

Bizler kursiyerler olarak olanları şaşkınlıkla izlerken, hoca olayı bir üst perdeye taşımış ve kursiyere sende kendi koluna iğne batırmak istiyorsun, hatta şu anda kendini zor tutuyorsun, ben iğneyi eline verince, sevinçle kendi koluna iğne batıracaksın demişti. Hipnoz olan kursiyer iğneyi hocadan aldığı gibi bir hışımla iğneyi kendisine batırmıştı. Kursiyerde acı yok, bağırma yok, üstelik çok mutlu. İzleyenler olarak bizler şaşkınlık içerisindeydik…

Bu anlatılanlar tanıdık geldi mi? Size bir şeyleri anımsattı mı? Türkiye son 6 yıldır adeta bir hipnoz sürecinde… Türkiye gerçekten bir hipnozda mı? Cevabını hadi birlikte bulalım…

Başarılı bir hipnoz için, hipnozun yapıldığı yerde hipnozu destekleyen araçlar, hipnozu yapacak bir uzman ve hipnoza girmeye gönüllü olan kişiler gerekiyor.

Hipnozu destekleyen araçlar sizce neler olabilir? İstisnalar dışında son 6 yıldır Türkiye’de; TV kanalları, gazeteler, radyolar, haber siteleri, hatta sosyal medya platformları adeta tek ses..!

Medya araçları sürekli olarak topluma adeta afyon enjekte ediyor..! Bu medya araçlarını izleyen, dinleyen ve okuyan herkesin kafası güzel..! Medya araçlarına Afyon TV desek, yeridir. Çılgınca eğleniyoruz, çok mutluyuz ve hayatımızdaki her şey mükemmel..! 

Ülkece çağ atlıyoruz, bütün dünya bizi kıskanıyor, yaşam standartlarımız sürekli yükseliyor… Ülkeyi yönetenlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Medya araçlarıyla düzenli olarak bu mesajlar veriliyor. 

İçtiğimiz sadece su ama biz dünyanın en güzel meyvelerinden yapılmış meyve aroması içtiğimizi sanıyoruz. Bu açıdan baktığımızda medya araçlarının, hipnozun devam etmesi için gerekli olan araçları çağrıştırdığını söyleyebiliriz.

Peki medya araçları toplumun hipnozu için kendi başına yeterli mi? Elbetteki değil. Hipnoz için bir de uzman gerekiyor. Hipnozu yapacak uzmanın, hipnozu başarılı bir şekilde yönetmesi gerekiyor. Hipnoz sürecinde uzman tarafından verilen telkinler hipnozun için çok önemlidir. Telkinlerin etkili ve inandırıcı olabilmesi için uzmanda etkili bir ses tonu ve konuşma becerisi olması gerekiyor. Ayrıca hipnoz boyunca telkinlerin devam etmesi gerekiyor. Telkin biterse hipnoz da bir müddet sonra kendiliğinden biter. 

Bu açıdan baktığımızda toplumu hipnoza sokan ve hipnozu devam ettiren kişi kim dersiniz? Cevabını birlikte bulalım mı? Devletin en tepesinde bir yönetici düşünün. Neredeyse her gün konuşuyor, medya araçları vasıtasıyla hergün toplumun karşısına çıkıyor, ne derse toplum sadece ona inanıyor. Toplum da bu yönetici için “ne güzel konuşuyor” diyor. Etkileyici bir ses tonuyla güzel konuşmak, uzmanın hipnoz sırasında yapması gereken tek şeydir. Bu yönetici de sanıyorum sadece bunu yapıyor. Her halde ismini vermeme gerek yok. Kim olduğunu anladığınızı sanıyorum.

Peki, medya araçları ve etkili konuşan bir yönetici toplumun hipnoz olması için yeterli mi? Elbetteki değil. Başarılı bir hipnoz için bir de hipnoz olmaya gönüllü ve istekli kişilerin olması gerekiyor. Kişiler gönüllü ve istekli değilse hipnoz gerçekleşmez. Bu açıdan baktığımda aklıma Hitler’in şu meşhur diyaloğu geliyor:

Hitler, “Sivil halk ölüyor. Artık teslim olalım.” diyen komutanlarına şu cevabı veriyor:

“Bu, onların tercihiydi… Bizi onlar seçti, elbette ölecekler!”

Unutmayalım..! Siz gönüllü olmadığınız sürece kimse sizi hipnoza sokamaz. 

Meyve aroması diye içirilen şeyin aslında su olduğunun farkındaysanız, hipnoterapistin yalan söylediğini biliyorsunuzdur. Yalan söylediğini bildiğiniz birisine inanır mısınız? Cevabınız evetse siz de hipnozdasınız… 

Umarım anlaşılabilmişimdir…

Toplumun biran önce hipnozdan uyanması dileğiyle…

1 YORUM

  1. Hocam, hipnoz ortamında calan “etkileyici muzikten” de soz etmissiniz. Aslinda bahsettiğiniz ve uzerinde ayrintili durmadiginiz bir diger sey de seyredenler yani “seyirciler”…
    Bakin, sadece hipnoz altindakilerin soyledikleri degil “bizim sarkilar” da degisti. En buyuk dertlilerden Biri: “siz oldugunuz yerde durun, siz de uzaklasirsaniz aradaki ayrilik buyur” diyor ama buna ragmen birileri “Bu devlet zaten Ermenilere de soykirim yapmisti”, ” 18 yasindan kucukler cocuktur. 17 yasinda kizla evlenenler cocuk istismarcisidir”, “Avrupa ve ABD’deki insanlarin yasantilari pek cok Muslumandan daha Islami”, “Televizyondaki imama uyup namaz da kilinir”, “kadin da imamlik yapabilir” gibi parcalar soyluyorlar. Haliyle hipnoz halindeki insanlar da “Bakin gordunuz mu? Sizler devlet dusmanisiniz. Islam dusmani Israil, ABD ve Avrupa aleyhine soylediginiz tek cumle yok”, “CHP aleyhine soylediginiz dise dokunur kisim, kendi isinize gelenler”, Turkiye’de yasanan tek bir iyi seyi soylemiyor hep karaliyor hep kotuluyorsunuz. Yillardir “deniz bitti, gemi karaya oturdu” deyip, dolar her arttiginda sanki milletin cektigi cileye sevinir gibi yazip ciziyor, sonrasindaki gelismeleri gormezden geliyorsunuz” diyor ve hipnoza devam ediyorlar… Oyle degil mi !?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin