Türkiye ‘acil’lik oldu

HABER | İLKER DOĞAN

Sağlık sistemindeki en temel sorunlardan biri de ‘acil’ servisler. Yaklaşık 80 milyon nüfuslu Türkiye’de, Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre yılda yaklaşık 130 milyon insan ‘acil’ servislerin kapısını çalıyor. Nüfusunun üzerinde ‘acil’ servislere başvuru yapılan başka bir ülke yok. Poliklinikten randevu almaya üşenen hasta, başı ağrısa ‘acil’e koşuyor! Acil serviste bir gecede 300 hastaya bakmak zorunda kalan doktorlar var…

Saat gecenin ikisi. Hastanenin koridorları ağzına kadar dolu. Oturacak yer olmadığı gibi, ayakta durmak için bile uygun bir yer aramak zorunda kalıyorsunuz. Sıra aldık, bekliyoruz. Çocuğun kulağında akıntı var. Ancak numaratördeki rakamı görünce inanamadım. Görevliye sordum, teyit etti; önümüzde 120 kişi daha var sıra bekleyen. Uzun bir bekleyişin ardından sıra bize geldi. Doktorun odasına girdik. Manzara inanılmaz. Doktor iki hastayla aynı anda konuşuyor. Kelimeler ağzından makineli tüfek gibi çıkıyor. Yetişmeniz imkansız. Bu arada bir eliyle çocuğun birini sedyeden indirirken, diğer eliyle de hasta olan diğer çocuğu sedyenin üzerine yatırıyor. Bu arada hemşireye de reçeteyle  ilgili bir takım şeyler söylüyor. Bir hastaya bakması yaklaşık olarak 1-2 dakika sürüyor.

“BAZEN 200, BAZEN 300 HASTAYA BAKIYORUM”
O tempoyu gördüğünüz anda siz de kendinizi ona ayak uydurmak zorunda hissediyorsunuz. Az sonra start verilecek ve yarış başlayacak gibi… Sıranın bize gelmesi 2 dakika bile sürmüyor. Oğlumu aldı, sedyeye yatırdı. Onun, “Nesi var?” demesiyle ben de tıpkı onun gibi, hızlı bir tempoyla konuşmaya başladım: “Kulağında akıntı var. Yeni fark ettik.” Çocuğun kulağına bakarken verdiği cevap kısa ve netti: “Tamam. Çocuğu sedyeden alın!”
Oğlumu sedyeden nasıl alıp, indirdiğimi hatırlamıyorum bile! Gayri ihtiyari doktora, “Hocam bir gecede kaç hastaya bakıyorsunuz?” deyivermişim. Cevabı da tıpkı muayenesi gibi hızlı ve açıktı: “Değişiyor. Bazen 200, bazı geceler 300.” Ve muayene bitmişti! Tıpkı diğerleri gibi, 1 dakikadan bile az sürdü. Bir iki ilaç yazdılar ve çıktık. Ne olduğunu bile anlayamadan eve döndük. Bu olay nerede mi yaşandı: Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi…

ÖZEL HASTANELER, ‘ACİL’ MESAİSİ YAPIYOR!
Türkiye’nin acil servislerinde durum içler acısı. ABD’nin nüfusu yaklaşık 325 milyon. Acil servislere başvuru sayısı ise 130 milyon civarı. 53 milyonluk İngiltere’de bu rakam yılda 25 milyonu bulmuyor. Türkiye’de ise acil servise başvuru sayısı nüfusun çok çok üzerinde. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 2011 yılında acile başvuru sayısı yaklaşık 94 milyon iken, 2015 yılında rakam 111 milyona dayandı. Geçtiğimiz yıl ise 130 milyon ‘acil’e koştu. Bu acil muayenelerin yaklaşık 12 milyonu özel hastanelerde yapıldı, SGK’ya fatura edildi. Özel hastanelerin acil servisleri 24 saat mesai yapıyor! İstatistiklere göre ‘acil’ vakaların yüzde 70’i aslında ‘acil’ değil. Sağlık Bakanlığı hastaneleri, özel hastaneler ve üniversite hastanelerinde yapılan toplam muayene sayısı ise yaklaşık 372 milyon civarı.

‘Acil’ ama acil değil!

Acil Tıp Derneği Başkanı Prof. Dr. Ersin Aksay, 2017’de acil servise başvuru yapan hasta sayısının 130 milyona ulaştığını anlatıyor. Aksay, “Acile gelen hastaların çoğunluğu ‘acillik’ değil. Birçok hasta gündüz iş yerinden izin alıp hastaneye gelemediğini ya da polikliniklerden randevu alamadığını söylüyor. Polikliniklere gittiği zaman testler aynı günde yapılamıyor ya da sonuçları çıkmıyor. Bu yüzde acile gitmeyi tercih ediyor. Bazı hastanelerde acile yapılan günlük başvuru sayısı 1.500-2.000’e ulaşabiliyor. İki vardiyada 15 doktor olduğu düşünülürse bir doktorun günde 100 hastaya baktığı söylenebilir. Aslında bu yüzden kaliteli sağlık hizmeti veremiyoruz. Gerçekten acil durumda olan hastalara tam anlamıyla özen gösterilemiyor. Bu yüzde öncelikle toplumun bilinçlenmesi gerekiyor. Acil olmayan hastaların acil servise başvurmaması gerekiyor.” diyor.

1 YORUM

  1. bu beleşçi halka bedava sağlık sunulduğu müddetçe hastane sıraları bitmez, çözüm sağlıkta özelleştirme , devletin tedavi hizmetlerinden elini çekmesi ve yeşil kartın iptalidir. devlet sosyal devletse eğer, sadece koruyucu sağlık hizmeti sunsun, tedavi hizmetlerine karışmasın, devlet sigortacılık yapmasın, hastane işletmesin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin