Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde görev yaparken kışladaki erlerin sağlık koşullarını ve tıbbi ihmalleri rapor ettiği gerekçesiyle ihraç edilen Tabip Teğmen Efran Tumaris Usul’ün açtığı hukuk mücadelesi ve dile getirdiği iddialar kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Bir askeri rütbelinin kızı olan Dr. Usul, zorunlu askerlik görevini yapan erlere tarihi geçmiş ilaç verilmesinden, ambulansların şahsi işlerde kullanılmasına kadar uzanan bir dizi vahim iddiayı yargıya taşıdı.
Olayın arka planı, Dr. Efran Tumaris Usul’ün görevli olduğu acemi birliğinde erlerin yaşam koşullarındaki aksaklıkları fark etmesiyle başladı. Medyaya yansıyan haberlere göre genç doktor, tıbbi etik ve hekimlik sorumluluğu gereği kışladaki eksiklikleri ilk olarak askeri hiyerarşi içinde çözmeye çalıştı. Birlik içinde sayısız tutanak tutan ve komuta kademesine resmi dilekçeler yazan Usul, bu girişimlerinden sonuç alamayınca durumu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve sivil Cumhuriyet savcılıklarına taşıdı.

Ancak askeri usulsüzlükleri ihbar eden Dr. Usul, bu süreçlerin ardından “disiplinsizlik” gerekçesiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi ve TSK’dan ihraç edildi. İhraç kararının ardından iddialarını kamuoyuyla paylaşan genç doktor, kararın usulsüzlüklerin üzerini örtmek amacıyla alındığını öne sürerek idare mahkemesine iptal davası açtı.
Vahim iddialar!
Dr. Efran Tumaris Usul’ün hem savcılık suç duyurusunda hem de kamuoyuna yaptığı açıklamalarda yer alan iddialar, kışladaki temel insan hakları ve sağlık güvenliğine dair ciddi soru işaretleri doğurdu. Peki Usul’ün iddiaları neler?
- Tarihi Geçmiş İlaç Baskısı: Revirde erlere son kullanma tarihi geçmiş ilaçların verilmesinin istendiği, yeni ilaçlar geldiğinde bile bunların depoda tutularak erlere ulaştırılmadığı iddia edildi.
- Temiz Su ve Hijyen Krizi: Birlikte salgın enfeksiyonların ve uyuz vakalarının tırmandığı; erlerin temiz içme suyuna erişemediği için musluk suyu içmek zorunda kaldığı ve 15-16 gün boyunca banyo yapmalarına izin verilmediği öne sürüldü.
- Acil Müdahale ve Ambulans Suistimali: Revirdeki oksijen tüplerinin boş olması nedeniyle astım/alerji atağı geçiren hastalara müdahale edilemediği; kafa travması ve iç kanama geçiren acil erlerin ise birlikteki ambulansın rütbeli personel tarafından şahsi işler için birlik dışına çıkarılması sebebiyle hastaneye sevk edilemediği iddialar arasında.
- Hekimlik Yetkisine Müdahale ve Mobbing: Doktorun erlere verdiği yasal istirahat ve muafiyet raporlarının komuta kademesi tarafından “numara yapıyorlar” denilerek iptal edildiği; usulsüzlüklere direnen Dr. Usul’ün yemekhaneye girişinin yasaklanarak erler aracılığıyla odasına yemek gönderilmek suretiyle tecrit edildiği belirtildi.
Asker kızıyım, sessiz kalamazdım!
Kendisinin de bir asker çocuğu olduğunu ve babasının rütbeli bir subay olarak hayatı boyunca hiçbir ere kendi şahsi işini yaptırmadığını vurgulayan Dr. Usul, kışlada şahit olduğu bu muamelenin hem askeri geleneklere hem de insan onuruna aykırı olduğunu ifade etti:
- Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER’e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
- Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
- Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
- Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim. Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
- Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
- Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
- Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
- Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
- Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
- Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
