ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanması planlanan nükleer anlaşmanın, tamamen Riyad’ın İsrail’i resmen tanıyan İbrahim Anlaşmaları’na (Abraham Accords) katılması şartına bağlı olduğunu söyledi.
İlk başkanlık döneminde İsrail ile Arap dünyası arasında köprüler kurmak amacıyla İbrahim Anlaşmaları’na öncülük eden Washington yönetimi, bölgedeki diplomatik ağını genişletmeyi hedefliyor.
Trump, kendisine ait Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, Suudi Arabistan’da sivil bir nükleer program kurulmasını öngören anlaşmaya yeşil ışık yaktı ancak şu net mesajı verdi: “Anlaşma onaylanacak; fakat bu durum, Suudi Arabistan’ın son derece saygın ve başarılı olan İbrahim Anlaşmaları’na katılması şartına tamamen bağlıdır.”
Suudi Arabistan, 2023 yılında İsrail ile ilişkileri normalleştirmek adına ön görüşmeler yürütmüş ancak Gazze’de savaşın patlak vermesiyle süreci aniden askıya almıştı. Riyad yönetimi, bağımsız bir Filistin devleti kurulmadığı müddetçe İsrail’i resmen tanımayacağını defaatle ilan etmişti.
Bölgede nükleer yarış endişesi
Trump’ın bu resti, ABD ve Suudi Arabistan’ın krallıkta sivil bir nükleer program kurulmasını içeren tarihi bir anlaşmayı duyurmasından sadece bir gün sonra geldi. Muhalifler ve bazı uzmanlar, bu adımın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin önünü açmasından ve Orta Doğu’da bir atom silahı yarışını tetiklemesinden endişe ediyor.
Bu kritik hamle, ABD’nin büyük ölçüde Tahran’ın nükleer programına ilişkin endişeler nedeniyle başlattığı ve şu an çıkmaza giren barış görüşmelerinde ana ihtilaf maddesi olmaya devam eden İran savaşı gölgesinde yaşanıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas, İbrahim Anlaşmaları’nı imzalayarak İsrail ile diplomatik, ekonomik ve güvenlik bağları kurmuştu. Anlaşmanın dördüncü ortağı Sudan ise ilişkileri henüz resmiyete dökmedi. Öte yandan, İsrail’i halihazırda tanımakta olan Arap dışı bir ülke, Kazakistan, geçtiğimiz Kasım ayında sürpriz bir adımla anlaşmaya katılmayı kabul etmişti.
