Tuzla tersanelerindeki OSGB’lerde sahte sağlık raporu düzenlendiği iddiası yeni bir tartışma başlattı. İddiaya göre yetkisiz kişiler “iş görür” raporu hazırladı, sahte imza ve kaşe kullanıldı. Bu usulsüzlükleri üst makamlara bildiren Tuzla İlçe Sağlık Müdürlüğü çalışanları ise başka ilçelere gönderilerek cezalandırıldı! Sağlık çalışanları, sahte raporların doğrudan iş cinayetlerine zemin hazırlayabileceğini söylüyor.
Tuzla tersanelerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği tartışması bu kez sahte sağlık raporu iddialarıyla yeniden gündeme geldi. Birgün’ün haberinde yer alan iddiaya göre bölgede faaliyet gösteren bazı Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri’nde, yetkisi olmayan kişilerin “iş görür” raporu düzenlediği, bu raporlarda sahte imza ve kaşe kullanıldığı öne sürüldü. Yalova, Bursa ve İstanbul hattında kurulduğu belirtilen bu usulsüzlük zincirinin, özellikle ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin sağlık denetimini doğrudan etkilediği savunuluyor.
Şikayet eden personel hedef alındı!
Dosyanın en dikkat çekici tarafı ise usulsüzlüğü bildiren kamu görevlilerinin akıbeti oldu. Tuzla İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan denetim ve ruhsatlandırma birimi çalışanlarının, iddialar karşısında sessiz kalmayıp konuyu İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne taşıdığı belirtildi. Ancak çalışanların anlatımına göre süreç, iddiaların merkezindeki yapıların denetlenmesi yerine şikâyetçi personelin hedef alınmasıyla sonuçlandı. Yıllardır Tuzla’da görev yapan bazı sağlık çalışanlarının “usulsüz şikâyet” gerekçesiyle ikamet ettikleri yerlerden uzak ilçelere resen atandığı öne sürüldü.
Şirketin ortağı AKP’li olunca!
İddiaların odağındaki yapılardan biri olarak Koçyiğit OSGB’nin adı geçiyor. Şirketin ortaklık yapısında AKP Tuzla İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Koçyiğit’in yer aldığı, ayrıca firma sahibi ile bir ilçe sağlık yöneticisi arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu da ileri sürülüyor. Bu nedenle dosya, sıradan bir evrak usulsüzlüğü iddiasının ötesine geçerek siyasi ve idari koruma tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Sağlık çalışanları, olayın yalnızca bürokratik bir sorun olmadığını, doğrudan işçi yaşamını tehdit ettiğini vurguluyor. Onlara göre göz kusuru ya da başka sağlık engeli bulunan bir işçiye usulsüz biçimde “çalışabilir” raporu verilmesi, özellikle tersaneler gibi yüksek riskli alanlarda yeni iş cinayetlerinin önünü açabilir. Bu nedenle yapılan işlemin sadece mevzuat ihlali değil, halk sağlığı ve iş güvenliği açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir sahtecilik olduğu savunuluyor.
İddialara göre konu adli makamlara da taşındı, ancak dosya kısa sürede takipsizlik kararıyla kapatıldı. Sağlık çalışanları ise asıl sorumlular hakkında işlem yapılmadığını, buna karşılık görevini yapmaya çalışan personelin cezalandırıldığını söylüyor.
