‘Terörsüz Türkiye’ raporu: PKK’lılar için özel, geçici yasal düzenleme çağrısı

TBMM’de “Terörsüz Türkiye” sürecinin yasama ayağını yürüten Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak raporunu tamamladı. Raporda, silah bırakan PKK mensuplarının topluma kazandırılması için “amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici” bir yasal düzenleme önerildi. Düzenlemelerin cezasızlık veya af algısı yaratmaması gerektiği vurgulandı; AYM ve AİHM kararlarına uyum çağrısı yapıldı. Kayyım uygulamasında da, görevden alınan belediye başkanının yerine seçimin belediye meclisince yapılması önerisi yer aldı.

Beklendiği gibi rapor, silah bırakma sürecine paralel olarak PKK mensuplarını da kapsayacak “amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici” bir yasal düzenleme öneriyor. Bu düzenleme, örgütün feshi ve silah bırakmanın yürütme tarafından tespiti ile izleme/teyit mekanizmasına bağlanıyor; ilgili yürütücü organların belirli aralıklarla Meclis’e rapor vermesi öngörülüyor. Raporda, düzenlemenin “genel af” ya da “cezasızlık” algısı yaratmaması için kapsamının net, bütüncül ve yoruma kapalı şekilde yazılması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca “mutlaka adli işlem” ifadesiyle, sürecin ceza ve infaz hukukundaki hükümlerle birlikte işletileceği, yani tamamen adli sonuçları ortadan kaldıran bir model tarif edilmediği belirtiliyor.

İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ olarak tanımladığı sürecin yasama ayağını yürüten TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos 2025’te başladığı çalışma sonucunda raporunu tamamladı. Hürriyet’in haberine göre kronolojik ek listesiyle birlikte 60 sayfadan oluşan raporda komisyon çalışmaları, sunumlar ve uzlaşılan öneriler sıralandı. Raporda, “Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku. Örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakma süreci. Yasal düzenleme ve demokratikleşme” başlıklarıyla önerilerde bulunuldu. Önerilen “müstakil-geçici” yasal düzenlemelerde silah bırakmanın yürütme organınca tespiti ve izleme mekanizmasıyla “teyit” şartı ifade edildi. Bu amaçla, “İlgili yürütücü organlar” ifadesiyle silahları bırakma sürecini takip edecek ve belirli sürelerle Meclis’e rapor edecek bir mekanizma önerildi. Rapordan öne çıkanlar şöyle:

AF ALGISI OLMAMALI

Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir. Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.

MUTLAKA ‘ADLİ İŞLEM’

Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır. Belirtilen müstakil geçici kanunla birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.

İNFAZ YENİDEN ELE ALINMALI

Yargılama ve infaza ilişkin düzenlemeler: İnfaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir.

Özellikle mahkûmların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ve infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir.

Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir.

AİHM VE AYM KARARLARINA UYUM

AİHM ve AYM kararları-Anayasamıza göre AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kişi ve kuruluşları bağladığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90’dır, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80’dir. Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır.

AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. AİHM ve AYM kararlara uyumda idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.

YEREL YÖNETİMLER VE KAYYUM

Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek şekilde organize edilmesi mümkündür. Belediye başkanının, kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.

DOĞUŞTAN GELEN HAKLAR

Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunları ve Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir.”

BUGÜN OYLAMA BEKLENİYOR

Süreç komisyonu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında bugün yapacağı toplantısında taslak raporu görüşecek. Bu görüşmede raporun oylanması ve böylece son toplantısını yapan komisyonun görevini tamamlaması planlanıyor. Süreç raporu TBMM Başkanlığı’na sunulduktan sonra silah bırakma adımlarına bağlı olarak yasa tekliflerinin gündeme gelmesi bekleniyor.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Çalışma Yönergesine göre raporun komisyonca kabul edilebilmesi için nitelikli çoğunluk (31 oy) aranacağını vurguladı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin