Tek zihniyet ikizleri!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Şu alıntıyı kaç kere yapmışımdır sayısını bilmiyorum. Şöyle diyor Edmund Burke ta 300 yıl önce: “Kötülüğün kazanması için gereken tek şey, iyilerin hiçbir şey yapmamasıdır.”

Andre Gide’in ise kontra gibi görünen ama en az bunun kadar enfes olan bir başka cümlesi var. Şöyle diyor büyük yazar: “Her türlü kötülüğü yapmaya muktedir iken kötü bir şey yapmamak, işte budur iyilik!”

Kötülüğü yapmamak imkan ile ilgili bir şeydir.

Tıpkı bugünün zalimleri gibi.

Malum kimse sınanmadığı günahın masumu olmuyor işte.

Bakınız günün zalimlerine, dün mağdur olduklarında dillerinden düşürmedikleri iyiliklerin tamamının yerine melaneti doldurdular tıka basa.

Abdullah Gül ismini ne zaman duysam sinirlerimle beraber bu cümleler üşüşür zihnime.

Bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüğü, muktedirken yaptıktan sonra, iyiliği yapmamak için ortalıktan toz olan bir pasif kötünün vücut bulmuş halidir Abdullah Gül.

Bugünkü kapkaranlık tablonun belki de baş müsebbibidir.

Kötülüğe giden yoldaki tüm iyilikleri temizleyip, yok eden, tüm fenalıklara seve seve, güle oynaya yol veren birinin, zifiri karanlık bir dönemden çıkış yolu olarak isminin anılması bana çok tuhaf gelir hep.

Bir dönem “Mehmet Öz mevsimi” diye bir şey vardı hatırlarsınız.

Her baharda, sağlıklı zayıflama, diyet filan derken Mehmet Öz de ülkeye tatil için gelir ve kanal kanal gezerdi.

Türkiye çıkışsızlığın diplerinde geziniyor.

İktidar hep aynı şeyleri deneyip farklı sonuç alabilme umudundan asla vazgeçmiyor.

Erdoğan’ın bu ülkeye verebileceği bir şey değil, artık alabileceği bile bir şey kalmadı.

Ülke yer altı, yer üstü, bayan yanı, teker üstü…

Bütün kaynaklarıyla, her açıdan tükenip, bitmiş durumda.

İflas etmiş bir ülkeye her gün suni teneffüs yaptırılarak hayatta tutmaya çabalıyorlar.

Böylesi bir dönemde nasıl bir gücü varsa birileri Abdullah Gül ismini atıyor ortaya.

Enteresan değil mi?

Ülkenin iktidarı bitik, muhalefeti evlere şenlik.

Tünelin ucunu bırakın, ortasında zifiri karanlığın dehlizlerinde tıkanıp kalmış durumdayız.

Abdullah Gül ismi bırakınız bu karanlıktan çıkabilme umudunu, karanlığın bizzat sebebidir sevgili okur.

Erdoğan’ın diktatörlüğüne giden yoldaki tüm döşemeler ona ait olmasa bile, sadece ve sadece Boydak’lara yapılan zulme ses çıkarmaması, zımnen onaylaması bile yeter ona vebal olarak. “İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir” der Sabahattin Ali. Gül, içinde kötülük isimli bir şeytan taşı taşıyor ve bunu saklayabileceğini sanıyor.

Kötülük çiçeğinin Erdoğan gibi bir tomurcuğudur Gül. Faşizan dinci zihniyetinin tek yumurta ikizidir.

Yakın çevreme hep şunu diyorum; sakın ha o adamın adını anmayınız, asla.

Hasılı kelam, toplum olarak cemi cümlemiz denize düşsek bile sarılabilecek bir karakter değil Abdullah Gül…

3 YORUMLAR

  1. Yillar önce okumustum. Abdullah Gül cumhurbaskanligindan ayrilirken yaninda 17 veya 18 makam araci götürmüs.
    Emekli bir cumhurbaskani bu kadar makam aracini ne yapar, anlamis degilim. Hadi oto galericiligine baslayacakti desen, sahsen ben “ABDULLAH GÜL OTO GALERISI” türü bir galeri adi da duymadim.
    Belki de böyle bir ise basladi, ama galeri icin internet sitesi yaptirmadigi icin google arama motoru göstermiyor. Benim aklima gelen tek mantikli aciklama bu…

  2. yazidaki su kismi “Bir dönem “Mehmet Öz mevsimi” diye bir şey vardı hatırlarsınız.

    Her baharda, sağlıklı zayıflama, diyet filan derken Mehmet Öz de ülkeye tatil için gelir ve kanal kanal gezerdi. ” anlamadim. ne demek istediniz burada?

  3. Musa aleyhisselama ve İsrailoğullarına zulmeden Firavunun yanında Haman ve Karun’dan da bahseder. Yasama, yürütme, yargı erkini eline geçiren Firavunun genel manada destekçisi sermaye sahipleri ve bürokrasi. Özelde ise en az üç kişilik gurup olmazsa inandırıcılık olmaz. İşte günümüzde; Erdoğan, Gül ve Arınç üçlüsü de zulüm mekanizmasının ana aktörleri.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin