Tarih kazananı yazar, topla en çok oynayanı değil

HABER ANALİZ | HASAN CÜCÜK

Topa sahip olmak mı? Maçı kazanmak mı? Kaybedenin değil, kazananın hatırlandığı günümüz futbolunda, ‘yenildik ama ezdik’ söylemi teselliden öte bir anlam taşıyor mu? Birkaç gün önce oynanan Fenerbahçe-Alanyaspor maçının istatistikleri yıllarca devam eden tartışmanın içine bizi tekrar çekti.

MOURINHO’NUN INTER’İ

Biraz geriye 2010 yılına gidelim. Chelsea’den ayrılan Jose Mourinho, rotasını İtalya’ya çevirip Inter’in başına geçmişti. Juventus’un şikeden lig düşürüldüğü Serie A, Inter için dikensiz gül bahçesine dönmüştü. Üst üste şampiyonlukları hanesine yazıyordu. Beklenti artık Avrupa’da kupa kaldırmaktı.

Serie A şampiyonluğu kolaydı ama ya Şampiyonlar Ligi? Pep Guardiola yönetiminde yenilmez bir armadaya dönüşen Barcelona kupanın bir numaralı favorisiydi. Yarı finalin ilk maçı Inter’in sahasındaydı. İlk golü bulan taraf misafir Barcelona oldu. 90 dakika sonunda ise skor tabelasında Inter’in 3-1’lik üstünlüğü vardı. Tüm istatistiklerde Barcelona üstündü. Topla yüzde 62 oynayıp, 678 pas yapmıştı. 79 bin taraftarı önünde kendi yarı sahasına kısılan Inter ise 285 pas yapsa da neticede 3 gol bulmuştu.

DEVLER LİGİNİN ŞAMPİYONU

Rövanşta da benzer manzara vardı. Herkes Barcelona’nın en az iki farklı üstünlük sağlayıp adını finale yazdıracağından emindi. Messi, Iniesta, Xavi, Henry ve Zlatan’lı fırtınanın önünde Inter’in darmadağın olması bekleniyordu. Maçın 28. dakikasında Inter’den Thiago Motta’nın kırmızı kart görmesi, bu kanaati pekiştirdi. Adeta tek kale bir maç vardı. Ancak aranan gol bir türlü gelmedi. Inter ölümüne defans yaptı. Barcelona aradığı golü ancak 84. dakikada Gerard Pique ile buldu ama tur için yeterli olmadı.

Inter, rakibi karşısında ilk 20 dakikada neredeyse peş peşe 3 pas yapamadı. İlk devreyi 43 pasla kapattılar. Barcelona’nın 798 pasına karşılık, Inter 149 pasla maçı tamamladı. Sonuç mu? Inter adını finale yazdırdı. Devler Ligi’nin finalinde de aynı taktiği sürdürdü ve yüzde 32 topla oynama oranına karşılık Bayern Münih’i 2-0 yenerek kupayı müzesine taşıdı. 2010 Şampiyonlar Ligi kazananı kim deyince Inter cevabı veriliyor ama yarı final ve finalde rakiplerine karşı oynadığı oyunu çok az kimse hatırlıyor.

BARCELONA’YI DEVİREN İSKOÇ

İstatistikleri alt üst eden bir başka maçın kahramanı Celtic olmuştu. 2012-13 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona’yla G Grubu’na düşen İskoç ekibi Camp Nou’da 2-1 kaybettiği maçın rövanşını aynı skorla almıştı. İstatistikler yine inanılmazdı. Barcelona, İskoç ekibi karşısında eşine az rastlanır şekilde yüzde 89’le topla oynamıştı. İspanyol takımı 23 gol girişimi 14 kaleyi bulan şut ve 955 pas yaptı. İskoçya temsilcisi sadece 5 gol girişiminde bulundu, 5 kaleyi bulan şut atarken, 166 pas yapabildi. Sonuçta, Celtic güçlü rakibini yenip 3 puanı alan taraf oldu.

PANDEMİ ŞARTLARI

Fenerbahçe-Alanyaspor maçına gelmeden önce birkaç noktaya daha dikkat çekelim. Pandemiden dolayı ligler sıkışmış bir takvimde oynanıyor. Normal sezonda şu an Süper Lig’de devre arası olacaktı. Takvimin sıkışıklığına bir de artan takım sayısı eklendi. Sezon mayısın ortasında bitmek zorunda. Zira, ertelenen Euro 2020 bu yıl yapılacak. 40 lig maçına bir de Türkiye Kupası maçları eklenecek. Yoğun maç trafiği beraberinde sakatlıkları getirecek. Daha sezonun yarısını geçmeden çok sayıda sakatlık haberleri okuyoruz. Ayrıca test sonuçlarının pozitif çıkması da işin cabası.

Unutulmaması gereken bir nokta da, seyircisiz maçlar sebebiyle ev sahibi avantajının ortadan kalkması. Fenerbahçe’nin sahasında 3 yenilgi almasına bu gözle de bakmak gerekir. Özellikle on binlerce seyirci önünde oynamaya alışmış takımlar için seyircisiz maçlar dezavantaj oluyor. Konsantrasyon sorunu yaşıyorlar.

TOPA HÜKMETMEK NE KADAR ÖNEMLİ?

Fenerbahçe-Alanyaspor maçına bu gözle bakmak gerekir. Fenerbahçe 4-11 Ocak tarihleri arasında 3 maç oynayacak. Akıllı oynayıp sonuca gitmek, eleştiri toplasa bile doğru stratejidir. Geçen yılki Alanyaspor-Fenerbahçe maçında topa yüzde 70 hükmeden sarı-lacivertliler olmuştu. Maçın sonucu mu? Ev sahibi Alanya ekibi 3-1’le galip gelmişti. Ayrıca bir not daha: Alanyaspor topa yüzde 70’ten fazla hükmettiği Süper Lig’deki 4 maçın hiçbirini kazanamamış.

Erol Bulut, Alanyaspor karşısında kazanarak sıkışık takvimde 3 puanı hanesine yazdırdı. Evinde kaybettiği 3 maçın tamamında oyuna hükmeden taraf olup, kaybetmekten ders çıkarmış. Elbette Fenerbahçe’den beklenen seyircisiz de olsa iç saha maçlarında topu rakibe bu kadar bırakmamasıdır. Bunun bir istisna mı yoksa taktik mi olduğunu önümüzdeki maçlarda göreceğiz. Ancak topla oynama oranı ne olursa olsun, futbolda hep kazanan hatırlanacak ve haklı çıkacak.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin