YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN
Hep söylerim;
Söz konusu olan diplomasi ve ‘devlet aklı’ ise İran hiç yabana atılmaması gereken bir ülkedir. Binlerce yıllık bir geleneğe sahip olan İranlılar etki ajanlığı ve nüfuz casusluğunda çok iyidirler.
Türkiye’de bu kadar gündem varken nereden çıktı bu ‘İran ve ajanlık’ diyenler olacaktır.
Anlatayım.
Bugünlerde Washington’da dönen hararetli bir tartışma var. İddiaya göre ‘yüksek düzeyli bir İranlı casus ağı’ ortaya çıkarıldı.
The Wall Street Journal’in tecrübeli isimlerinden Joy Solomon’un kaleme aldığı dosya tam bir film senaryosu gibi.

İşin içinde İran Devrim Muhafızlarından ABD ve AB’nin ünlü düşünce kuruluşlarına, Pentagon’dan ABD Dışişleri Bakanlığı’na kadar çok önemli kurumlar var.
Medyaya konu olan ‘Casusluk ağı’ iddiası özetle şöyle;
İran Dışişleri Bakanlığı yetkilileri özellikle İran’ın nükleer programı ile ilgili imaj çalışması yapmak için harekete geçti ve 2014 yılında İran Uzmanları İnisiyatifi’ni (Iran Experts Initiative) kurdular.
İran rejimi özelde nükleer müzakereler genelde de İran’ın çıkarları ve ideolojisi için çalışacak özellikle diasporada büyümüş ikinci jenerasyon İranlı akademisyenlerden bir ekip topladı.
Hareketin finansmanını ise İran Devrim Muhafızları Örgütü yöneticilerinden Mustafa Zahrani sağladı. Zahrani hem ekip üyeleriyle koordinasyon hem de Dışişleri Bakanı Zarif ile köprü vazifesini yürüttü.
Amerikan medyasında yer alan İran devletine ait resmi e-mail yazışmaları ekibin kuruluş, çalışma ve Amerikan yönetimine etki etme girişimlerini bütün boyutlarıyla ortaya koyuyor. 
Amerikan medyasının ‘skandal’ olarak tanımladığı olaylar serisinin ortasında Biden yönetiminin İran özel temsilcisi Robert Malley var.
Geçtiğimiz haziranda ‘güvenlik soruşturması’ndan geçemediği için görevinden ayrılmak zorunda kalan Malley’in gerek bakanlıkta gerekse de yöneticilik yaptığı Uluslararası Kriz Grubu (ICG)da beraber çalıştığı üç kritik isim İran rejiminin kurduğu IEİ’nin operatifi çıktı.
Yazışmalara göre Ariana Tabatabai, Ali Vaez ve Dina Esfandiary gibi uzmanları işe alan Malley bunların akredite edilmesini sağladı.
Malley 2021’de Ariane Tabatabai’yi ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki İran ekibine kattı.
Ele geçen yazışmalara göre Tabatabai atacağı her adımı İran yönetimi ile istişari mahiyetli görüşüyor. Mesela kendisine gelen bir konferans davetine katılıp katılmamayı yada yayınlacak yazısının çerçevesini İran yönetimi ile değerlendiriyor. 
Amerikan medyasına göre Ariane Tabatabai’nin Devrim Muhafızları yöneticilerinden Zahrani ile olan yazışmaları ‘ABD’nin hükümet politikalarını şekillendirmek amacıyla tasarlanmış gizli bir İran etki kampanyasının aktif üyesi olduğuna dair açık kanıtlar sunuyor’.
Solomon’un analizinde “Üst düzey İranlı yetkililerden yönlendirmeler istemesi ve bu yönlendirmelere sadık bir şekilde uyması, tarafsız bir akademisyen ve ABD halkına hizmet edecek bir bürokratın tavrı olamaz” deniyor.
Haber ABD medyasına yansıdıktan sonra tabiri caizse ortalık karıştı.
Pentagon hali hazırda üst düzey yöneticisi olan Ariane Tabatabai’nin de adının karıştığı iddialarla ilgili soruşturma açarken ABD Dışişleri Bakanlığı Biden yönetiminin Tabatabai’yi nükleer ve İran konusundaki uzmanlığı nedeniyle atadığını belirtip ‘casusluk ağı iddiasını’ reddetti.
Kısacası tartışma büyüyor ve olay sadece siyasetin değil akademi ve istihbarat dünyasının da gündeminde. Çünkü Tabatabai saygın üniversitelerde ders veren, önemli düşünce kuruluşlarında görev alan bir isim. 
İran Uzmanları İnsiyatifi’nin bir casus halkası mı yoksa İran rejimi tarafından yönlendirilen bir etki operasyonu mu olduğu tartışması kolay kapanacak gibi değil. Çünkü söz konusu isimler ABD yönetiminin en mahram bilgilerine ulaşabilecek konumdalar.
Dahası ABD adına müzakereler yürüten heyetin içindeler.
Muhafazakar kalemler İran ile müzakerelere bir ‘İran ajanının görevlendirildiğini’ iddia edip Kongre’nin devreye girmesi gerektiğini söylüyorlar.
Amerikan medyasına yansıyan resmi devlet yazışmalarına bakarsak karşımızda şöyle bir tablo var;
İran hükümeti küresel medya ve akademik çevrelerde etkili olabilmek için Devrim Muhafızları Örgütü’ne bağlı bir yapı kuruyor. Finansal desteği Devrim Muhafızları’ndan sağlanan bu merkez aralarında ünlü üniversiteler ve düşünce kuruluşlarındaki ikinci, üçüncü jenerasyon İranlı akademisyenleri bünyesine katıyor. Bu isimler rejimle irtibatlı bir şekilde makaleler yazıyor, resmi toplantılara katılıyorlar. Hatta ABD yönetiminin İran müzakere heyetine kadar erişim sağlıyorlar. Mesela Tabatabai hali hazırda Pentagon’da üst düzey yönetici.
İran Uzmanları İnsiyatifi’nin etkisi ve başarısı tartışmalı olsa da net olan bir şey var.
İran hükümetinin bu tür faaliyetlerde bulunduğuna dair belgeler, uluslararası ilişkilerdeki propaganda ve etki operasyonlarının karmaşıklığını ve yaygınlığını gösteriyor.
Peki bu olay bize, Türkiye’ye dair ne söylüyor?
Sizce ABD yönetimine etki etmek için uzun soluklu projeler yapan, diasporadaki akademisyenleri bu amaçla kullanan İran yönetimi Türkiye gibi kritik bir ülkede neler yapmaz ?
Türkiye’de yapılan Selam Tevhid Soruşturması aslında tam da böyle bir operasyondu.
Erdoğan hükümeti ve üst düzey bürokrasiye nüfuz eden İranlı ajanları takip eden polis çok çarpıcı verilere ulaşmıştı. İran Devrim Muhafızları Örgütü yöneticisi Ali Mirvakili ve ona bağlı çalışan ekibin başta Hakan Fidan ve AKP yöneticileriyle olan temasları kayda girmişti.
Erdoğan rejiminin üzerinde titizlikle durup alelacele kapattığı bu soruşturmaya dair çarpıcı detayları şu haberde anlatmıştım.
O dosyayı suç işleyerek kapatan İrfan Fidan bugün Anayasa Mahkemesi üyesi. Dosyanın her yerinde karşımıza çıkan isimler güvenlik ve yargı bürokrasisinin zirvesinde.
Hatta bakan veya Saray’a danışman olanlar bile var.
İnsan ister istemez merak ediyor; ABD yönetimine etki etmek için özetleyerek anlattığım operasyonları gerçekleştiren İran rejimi, Türkiye gibi kendisi için hayati öneme sahip bir ülkede kimbilir neler yapmıştır?

Eee ne olmus. Lobi yapiyor yani Iran icin. Lobici Demokrasiden yana olan sen degilmisin. Yahudi Lobisi, Ermeni Lobisi su Lobi bu Lobi. Yav Irandan yana zerre kadar oldugumdan degilde, caususluk yapiyor diyorsun. ABD caususlugun, Türkiyedeki Güney Amerikadaki … darbelerin babasi. Eee ABD yapar, Bati yapar, Rus yapar, Cin yapar baskasi yapamaz.
ABD nin Iranda kac ajani var birde onu arastir.
Namık bey
yorumunuz için teşekkür ederim. Ancak ya eksik okudunuz ya da ön yargılı yaklaşıyorsunuz. Zira ben ‘iran casus ağı’ söyleminin ABD medyasında yer aldığını, olayın bir lobi faaliyeti mi yoksa casusluk mu olduğu yönündeki tartışmanın kolay kapanmayacağını zaten yazıda söylüyorum.
Kaldı ki lobi faaliyetleri ile ilgili yasalar net. Etki ajanlığı yada casusluk ise başka bir sınıf. Zira New York Times’in önceki gün yayınlanan yorum yazılarından birisi detaylıca bunu tartışıyordu.
Dolayısıyla lobi ile etki ajanlığı-casusluk başka şeylerdir.
Tesekkürler Adem Bey. Lobi faaliyetleri ile ilgili yasalar nedir? Casusluk ve etki ajanligi neredeyse her Ülkenin yürüttügü bir faaliyet özelliklede Teknoloji konusunda. Türkiyede öldürülen özelliklede Askeri alandaki gelismelerdeki mühendislerin arkasinda Kim var sizce?
Sorunuza gelince. Iran Türkiyede neler yapmamistir? Hakan Fidan o yada bu Iran ajani mi demek istiyorsunuz? Türkiye devleti icinde Irana calisan yada Iranin cikarina kararlar cikaran hainler mi var önemli pozisonlarda. Eger var diyorsaniz bunu gören hicmi gercek Vatanseverler yok?
Iranin yapmasi ayri mesele bizim onu önlememiz ayri mesele. Türkiyenin benzer faaliyetleri varmi Iranda? Güney Azarbaycan icin vs.
Iran Evet Türkiyeyi cekemez. Ama bunuda devletler bazinda görmek gerektir. Ayranci cok var Türkiyede, Cin ci, Amerikanci oldugu gibi
ABD deki skandalın ortaya çıkması Kılıçdaroğlu ve arkasındakileri üzmüştür. Ne doğu ne batı derken orta yolu seçmiş gibi görünüyor ama aslında Batıdan Türkiyeyi kopartmaktadır. Skandal Türkiyenin komşusu olduğundan bundan bahsetmeleri beklenir ama Türkiyedeki örtülen dava gibi bunu da görmezden gelecektirler.
Tabii ki Adem bey kibarca ve gazeteci ahlakına uygun olarak soru sorar şekilde soruyor son cümleyi. Ama biliyoruz ki İran, tarihte hiç olmadığı kadar rahat Türkiye’de artık. Devlette ne kadar adamları var belli değil. Özellikle de önce istihbaratta, şimdi de dışişlerinde asırlık kök saldılar.
Iran Diasporasinin yüzde 99,9 inin Molla Rejiminden yana oldugunu hic zannetmiyorum. Isin icinde baska oyunlar olabilir.
Lobici Demokrasiler, özelliklede bu Devlet Küresel Güc ise ama icerdede büyük oranda Haktan yana degil Kuvetten yana olmaya meyil demektir. Lobicilik masum istekler haric (Hayvan Haklari masum mesela) Kuvetten, Nufusdan, Paradan, Cikardan, Tarafgirlikten yanadir, Haktan yana degildir. Silah Lobisi, Yahudi Lobisi (Masum Yahudilerden, Halktan bahsetmiyorum) buna engüzel örnektir.
Almanyada da mesela Emeklilerin Lobisi fazla olmadigi icin Emekliler %50 si zor durumda, Büyük sirketler her istediklerini yaptirabiliyorlar, hükümetlerin kararlarini bile onlar belirliyorlar.
Öyleyse hepberber Batsin Lobicilik diyelim.
Bu suclamalari yapanlar Asiri sagcilarmis Adem Bey. Gerci Iranda dogmus ama Tebrizli. Biden niye suclamalari geri cevirsin!? Tam tersi olmasin kendini Irana yakin gösterip ABD icin calismasin? Alman dahil bütün düsünce kuruluslarinda, Nato danismani … X üzerinden baslamis bu karalamalar.
Bence bunun arkasinda Trump da olabilir.
Yok yok Adem Bey yanlis bu. Bütün Uluslararasi kuruluslarda var bu Kadin. CIA, FBI, BND, Mossad ayni anda uzun vadeli Armut toplamaya gitmis olamaz!