Tahir Elçi Davası’nda ilk duruşma: Avukatlar heyeti reddetti

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Kasım 2015’te öldürülmesiyle ilgili üç polis ve bir PKK’lının yargılandığı dava bugün Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Heyet, avukatların usulle ilgili tüm taleplerini reddetti.

Mahkeme heyetinin kararıyla salgın nedeniyle duruşma salonuna kısıtlı sayıda avukat alındı. Salona yalnızca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan onaylı AA, DHA, İHA ve Habertürk’ün muhabirleri girdi.

Diken’in aktardığı haberde, duruşma başında salonda yaklaşık 20 polis vardı. Duruşma salonunda bulunanların aktardığına göre davada şunlar yaşandı:

Sanık polisler duruşmaya gelmedi

Sanık polisler duruşmaya gelmedi. Elazığ, Malatya ve Hatay’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılıp duruşmaya gelmek istemediklerini söylediler. Elçi ailesinin avukatları buna itiraz etti ancak heyet itirazı reddetti.

Sanıkların bulundukları duruşma salonunda naip hakim de yoktu. Avukatlar buna da itiraz etti ancak mahkeme heyeti naip hakimin bulunmamasının usule uygun olduğunu belirterek itirazı reddetti.

SEGBİS bağlantısı bundan sonra kesildi. Avukatlar, sanıkların bulunduğu yerdeki sorgusu sırasında orada bulunmayı talep etti ancak bu talep de reddedildi.

Üç duruşma savcısı görevlendirildi

Davada üç de duruşma savcısı görevlendirildi. Heyet, davanın önemli olması nedeniyle böyle bir uygulamaya gidildiğini söyledi.

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda ise Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi söz aldı. Elçi, “Buraya gelene kadar size güvenim tamdı” dedi. Heyet, Elçi’nin uyarılmasına aksi halde salondan çıkarılacağına dair karar aldı.

Bunun ardından avukatlar heyetin bağımsız ve tarafsız davranmadığı gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. Ancak heyet talebi dikkate almadı ve avukatları salondan çıkarmakla tehdit etti. İtirazlar sürünce heyet talepleri dinledi ve müzakereye çekildi. Red kararının incelenmesi için üst mahkemeye yazı yazmaya karar veren heyet, bir sonraki duruşmanın 3 Mart 2021’de yapılmasına hükmetti.

‘Yargılama yok, mahkeme de yok’

Duruşmadan sonra avukatlar adliye önünde basın açıklaması yaptı. Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın duruşmada olanları aktararak şunları söyledi:

“Adil bir yargılama yapılması için talep ettiğimiz hususları reddeden, arkadaşlarımızı salondan atmakla tehdit eden bir heyetle karşı karşıyaydık. Türkiye’nin son dönemlerdeki özetiydi bu duruşma. Avukatsız bir yargılama için bir duruş var. Mahkemenin tarafsızlığını yitirdiği ortada. Artık bu mahkemeden adil bir yargılama çıkma ihtimali yok. Karartılmış delillerin üstüne bina edilmiş bir yargılama var. Meseleyi kapatmak istiyorlar ve buna da yargılama diyorlar. Burada bir yargılama yok, teknik olarak bir mahkeme de yok. Bu yargıçlarla yol almak mümkün değil. Biz bu cinayetin failleri ve cinayetin arkasındaki güç ortaya çıkarılana kadar devam edeceğiz. Gerçeği bulana kadar çabamız devam edecek.”

Türkan Elçi’nin engellenen beyanı

Türkan Elçi ise duruşmada mahkeme heyeti tarafından engellenen beyanını okudu. Elçi’nin beyanından öne çıkan kısımlar şöyle:

“Geçen beş yıl, ölüm hakikatinin acısından hiçbir şey eksiltemezken ne yazık ki ilgili makamların işlenen menfur cinayetin faillerinin bulunması yönündeki isteksizliği, çeşitli kaygı ve saiklerle mağduriyete karşı kayıtsız kalması ve sessizliği yeğlemesi umutlarımızın azalmasına neden olmuştur hâkim bey.

Adalet dağıtıcısı olarak addedilen makamınıza saygımız var, çünkü mağdur vekili olarak yapılan haksızlıkların adaletle buluşması için hukuka inanan bir insanın ruhunun mahkeme duvarlarında izi var. Haksızlığın nereden geldiğine bakmaksızın karşı koyan bir insanın ruhu. Bu ruhun bir hukukçu için elzem olduğunu, bir hukukçunun her şeyden önce insana insan olarak değer vermenin gerekli olduğunun idrakine varmış bir hukukçunun ruhu.

Şu an önünüzdeki dosyada maktul olarak geçen kişinin, insan haklarının evrensel ilkelerine inanan, ahlaki boyutunu kavrayıp içselleştiren, her türlü ideolojik, siyasi, dini görüşten münezzeh birinin; bir sonbaharın kasımında savaşsız ve huzurlu bir yaşamın tesisi için dudaklarından dökülen son sözlerinin sesi hala kulaklarımızda hâkim bey. Gidenler gider, bir daha dönmez. Ölüler konuşamaz, geride sesleri kalır hâkim bey. Dar bir sokağın dar anında ‘Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun’ cümlesi yankılanır. Bu sese aksiseda olabilecek tek ses, adaletin ulvi sesidir hâkim bey. Elimiz yüreğimizde, kulaklarımız kirişte adaletin sesini beklemekteyiz hâkim bey.

‘Adalet mülkün temelidir’ dediniz biz buna hep inanmak istedik. Bu mülk kimindir hâkim bey? Bir mülkte yaşanan her mağduriyet bir başkasının mutsuzluk kaynağı olabiliyor hâkim bey. Biz bu mülkte zulüm gördük, mağdur olduk; yaşadığımız haksızlığın adilane bir kararla sonuca bağlanması halinde benim kişisel mağduriyetimin giderilmesinden daha ziyade, farklı etnik köken ve inançtan müteşekkil Türkiye toplumunun bir arada yaşayabilme umudunu yeşertebilme açısından ve yaşanan haksızlıklar neticesinde kırgınlıkların ,küskünlüklerin bir nebze de olsa ortadan kalkmasına olanak sağlayacağından emin olun hakim bey. Çünkü Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye’de yaşayan çoğu insan tarafından esefle karşılanmış, adaletin gerçekleşmesi yönünde bir beklenti içine girilmiştir . Bu mülk hepimizindir, adalet hepimizin olmalı hâkim bey.

Adalete dayanmayan bir mahkeme salonundan çıkacak olan bir karar, güçlülerin güçsüzlere karşı üstünlüğünden başka bir şey olmayacaktır hâkim bey. Çektiğimiz bunca acıyı, mağduriyeti dipsiz karanlık bir mezbura kapatıp üzerini betonla örtmeye çalışıp vebal yüklenmeyin hâkim bey.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin