Tahir b. Hüseyin’den yöneticilere tavsiyeler

YORUM | Dr. YÜKSEL ÇAYIROĞLU

Horasan Valisi Tahir b. Hüseyin’in, h. 206 yılında Rakka ve Mısır valiliğine atanan oğlu Abdullah b. Tahir’e yazdığı mektup, nasihatname literatürünün ilk örneklerinden sayılır.

Tahir b. Hüseyin, bu mektubunda doğrudan oğlunu muhatap almış olsa da, esasında dile getirilen hususlar, bütün yöneticiler açısından çok önemli tavsiyeler ve dikkate alınması gereken prensipler ihtiva eder. Mektubun, yönetim ve siyasete dair İslâmî bakış açısını özetleyen bir muhtevaya sahip olması da onun önem ve kıymetini artırır. Mektupta dile getirilen noktalar günümüz yöneticileri açısından da önemli dinî ve ahlakî tavsiyeler içerdiği için özetleyerek burada nakletmek istiyoruz:

“Hiçbir ortağı olmayan Allah’tan kork, O’nun emirlerini çiğneyip öfkesini üzerine çekmekten sakın. Yönetimin altındakileri gece ve gündüz koru. Allah’ın sana vermiş olduğu sıhhatle, dönüş yerin (ahiretin) için sürekli olarak O’nu zikret. Şüphesiz sen Allah’a dönecek ve hesaba çekileceksin. O halde kıyamet gününde Allah’ın seni, cezasından ve can yakıcı azabından koruyacağı güzel ameller işle.

Aşırılıktan uzak dur ve ölçülü ol

Bütün eksikliklerden uzak olan Allah sana ihsanda bulunmuş (seni insanların başına idareci yapmış) ve idaresini sana verdiği kullarına şefkatle davranmanı, adaletle hükmetmeni, Allah’ın hak ve hudutlarını onlara tatbik etmeni, kötülükleri onlardan uzaklaştırmanı, canlarını, mallarını ve ırzlarını koruyup, onları rahata erdirmeyi sana bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Allah, bu hususlarda seni hesaba çekecek, yaptıklarının veya yapmadıklarının karşılığını sana verecektir. Onun için anlayışını, aklını ve basiretini bu sorumlulukları yerine getirmeye tahsis et. Hiçbir meşguliyet seni bundan alıkoymasın. Çünkü bu, senin temel görevindir ve Allah seni ilk olarak bunlardan sorumlu tutacaktır.

Bütün işlerinde aşırılıktan uzak dur ve ölçülü ol. Böyle olmaktan daha faydalı ve daha güvenli bir şey yoktur. Aşırılıklardan uzak olmak insanı doğruya götürür, doğruluk ise başarıya götüren bir kılavuzdur. Başarı da mutluluğa ulaştırır. Dinin ve yol gösterici sünnetin direği, aşırılıklardan uzak ve ölçülü olmaktır. Onun için, bütün hayatında ölçülü olmayı esas al.

Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanıp ahirette Allah’ın dostlarıyla birlikte olmak istiyorsan, sevap kazanmayı talep etmekten, güzel ameller işlemekten, hayırlı ve doğru işleri yapmaktan, yardım etmekten, çok iyilikte bulunmaktan ve bunun için çalışmaktan geri durma ve bu hususlarda eksiklik gösterme. Bil ki dünya işlerinde ölçülü olmak insanı yüceltir, günahlarını eksiltir. İşlerinin yoluna girmesinde bundan daha iyi bir şey yoktur. O halde ölçülü ol, böylece işlerin başarıya ulaşsın, gücün artsın, idaren altındaki -sıradan ve seçkin- bütün insanlar (zorluk çıkarmadan) sana itaat edip faydalı olsunlar.

Durumları bütün açıklığıyla ortaya çıkana kadar görev verdiğin insanlardan hiç kimseyi itham etme. Şüphesiz suçsuz insanları itham etmek ve onlar hakkında kötü zanda bulunmak günahların en büyüğüdür. Dostların ve yardımcıların hakkında hüsnüzanda bulunmayı ilke edin ve onlar hakkında kötü zanda bulunmayı kendinden uzaklaştır. Böyle yapman, onların senin için daha çok çalışıp gayret etmesini sağlar. İşlerinde Allah düşmanı şeytanı dost ve yardımcı edinme. Şüphesiz ona, dostların hakkında seni kötü zanna sevk ederek üzmek ve hayatının tadını kaçırmak için küçük bir fırsat yeter.

Bil ki hüsnüzanda kuvvet ve rahatlık bulursun. Hüsnüzan sayesinde, işlerinde yeterli ölçüde tedbir almakla yetinirsin. Böyle olmak, insanların seni sevmesini sağlar ve bütün işler yoluna girer.

Dost ve yardımcıların hakkında hüsnüzanda bulunmak ve idaren altındakilere şefkatle yaklaşmak, seni, meseleleri araştırıp soruşturmaktan alıkoymasın. Yardımcılarının işlerini doğrudan kontrol etmek, halkı koruyup gözetmek, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmek ve sıkıntılarını gidermek, senin için en kolay şeydir. Çünkü bu, dini ayakta tutmak ve sünneti diriltmek için en uygun yoldur.

Bir söz verdiğinde onu tut, bir vaatte bulunduğunda onu yerine getir ve insanlara güzellikle muamele et. Halkın kusurlarına göz yum. Yalan ve iftiradan şiddetle kaçın. İnsanlar arasında söz taşıyıp fitnecilik yapanlardan (koğuculardan) uzak dur. İşlerinin bozulmasına sebep olacak şeylerin başında, yalancıları kendine yaklaştırmak ve yalan söylemeye cüret etmek gelir. Çünkü kötülüklerin başı yalan, sonu ise iftira ve koğuculuktur. Koğuculuk yapanlar kötülüklerden emin olmaz ve işleri de yolunda gitmez.

Salih insanları ve doğru kimseleri sev, asil insanlara doğrulukta yardım edip güçlendir, zayıflara yardım et ve akrabaları ziyaret et. Bunlarla Yüce Allah’ın rızasını kazanmayı ve ahirette mükafata nail olmayı hedefle.

Nefsin kötü arzularından ve zulümden sakın, düşünceni bunlardan uzak tut ve bunlardan uzak olduğunu da bir şekilde halkına göster. Onları adaletle yönet, onlar arasında doğruluğu hakim kıl ve seni dosdoğru yola ulaştıracak marifetle iş gör. Öfke anında nefsine hakim ol, yumuşak ve vakar sahibi olmayı tercih et. Sürüklenmek üzere olduğun hiddetten, sonuçlarını düşünmeden hareket etmekten ve gururdan sakın.

“Ben güç ve kudret sahibiyim, dilediğimi yaparım.” demekten kaçın. Çünkü bu, düşüncesizce hareket etmeye ve Yüce Allah’ı gerektiği gibi takdir edip bilmemeye yol açar. Niyetini sadece Allah (rızası) için halis tut ve O’nu gerektiği gibi takdir edip (yakinen) bil. Yine bil ki hükümranlık Allah’ındır ve onu dilediğine verip dilediğinden çekip alır. Kendilerine verilmiş nimetleri, en hızlı şekilde kaybedenlerin, devlet yöneticileri ve devlet içinde bolluğa ulaşmış olup da, Allah’ın verdiği bu nimetlere nankörlük eden ve bunları başkalarına karşı büyüklük ve üstünlük taslama vasıtası olarak kullananlar olduğunu görürsün.

Bil ki biriktirilip yığılan hazineler çoğalıp artmaz

Nefsinin açgözlülüğünü bir tarafa bırakıp, biriktirmekte olduğun servet ve hazineleri iyilik ve takva yolunda, insanların durumlarını düzeltmek, ülkeyi mamur hale getirmek, insanların canlarını korumak ve onların kaybettiklerini telafi edip eksikliklerini gidermek için sarf et. Bil ki bir yerlerde biriktirilip yığılan hazineler çoğalıp artmaz. Ancak halkın durumlarını düzeltmek için harcandığında, hak sahiplerine hakkı (zekât) verildiğinde ve zorlukları onlardan gidermek için kullanıldığında çoğalıp artar. Böylece harcanan o servetle halkın durumu düzelmiş, ülkenin işleri yoluna girmiş, zaman güzel ve yaşanılır bir hâle gelmiş olur.

Dünyanın geçici nimetleri ve gururu sakın sana ahirette karşılaşacağın o korkunç günü unutturmasın ve müstahak olacağın akıbeti küçümsetmesin. Çünkü ahirette karşılaşacağın akıbeti küçümsemek gevşekliğe, gevşeklik ise helâk olmana yol açar. Sadece Allah için çalış ve O’ndan mükafat bekle. Çünkü Allah nimetlerini ve lütfunu tamamlar. Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyi terk etme ki Allah sana verdiği nimetlerini artırsın. Çünkü Allah şükredenlerin şükürleri ve iyilik edenlerin iyilikleri oranında mükafat verir.

Hiçbir günahı küçük görme, hasetçiye destek olma, facire (kötü ve günahkâra) acıma, nanköre iyilikte bulunma, düşmana olduğundan farklı görünme (yağcılık yapma), koğucunun sözünü tasdik etme, haine güvenme, fasık (doğru yoldan çıkmış) birini idareci yapma, azgın ve sapkın birine tâbi olma, iki yüzlü birini övme, hiçbir insanı küçük görme, bir istekte bulunan fakirin isteğini reddetme, bâtıl bir şeyi iyi ve güzel kabul etme, (insanları güldüren) soytarıya yüz verme, vaadine aykırı davranma, kibirlenip övünme, öfkelenip darılma, ümitli olmayı elden bırakma, büyüklenerek (burnun havada) yürüme, ahmak ve akılsızı temize çıkarıp övme, ahireti istemekte (ahireti kazanmak hususunda) gevşeklik gösterme, korku veya sevgiden dolayı zalime göz yumma, ahiret mükafatını dünyada isteme, fakihlerle çok istişare yap, kendini ağır başlı ve vakur biri olmaya alıştır, tecrübe, akıl ve hikmet sahiplerinden istifade et, müsrif ve cimrilerle istişare etme ve onların sözünü dinleme, çünkü onların zararları faydalarından çoktur.

Halkı yönetirken cimriliğe başvurmaktan daha hızlı bozulmaya sebep olan bir şey yoktur. Bil ki eğer çok hırslı olursan, insanlardan çok şey alır onlara az bağışta bulunursun. Eğer böyle olursan işlerin yolunda gitmez. Yönetimin altındakiler ancak mallarına el uzatmadığın, onlara zulüm ve haksızlık yapmadığın zaman sana inanır ve seni sever. Dost ve yardımcılarından, seni (hiçbir menfaat beklentisi olmadan) samimi olarak sevenlere, iyilik ve ihsanda bulunarak onları kendine daha da yaklaştır.

Cimrilikten sakın

Bütün Müslümanların (hazine gelirlerinden) bir payı ve nasibi olsun. Cömertliğin, kulların yaptığı iyiliklerin en üstünü  olduğundan emin ol. Cömertliği kendine bir ahlâk haline getir ve cömertlik yapmayı kendine bir yol olarak seç.

Adaletle hükmeder ve iş görürsen, halkın durumu düzelir, yollar güvenilir hale gelir, mazlum adalet bulur, insanlar haklarını alır, yaşam güzelleşir ve bu da halkın itaat etmesini sağlar. Böylece Allah insanları sıhhatli ve güvenli bir yaşam ile rızıklandırır, dinin hükümleri uygulanır ve işler Allah’ın kanunlarına göre yürür.

Allah’ın emirlerine riayet etme hususunda işi çok sağlam tut. Seni lekeleyecek ayıplardan korun. Aceleci davranma, endişe ve gamdan uzak dur, nasibine kanaat et, tecrübelerinden yararlan, sıhhatini koru, doğruyu konuş, davanın taraflarına karşı adaletli ol, şüpheli durumlarda dur (hüküm verme), delil ara ve halktan hiç kimsenin sevgisi, güzel muamelesi veya kınaması seni adaletle hükmetmekten alıkoymasın. Meseleleri acele etmeden iyice gözden geçir, enine boyuna düşün ve her açıdan değerlendir. Rabbine karşı mütevazi ol, halkın hepsine şefkatle davran, kendine karşı bile hakkı uygula ve kan akıtmak için acele etme. Şüphesiz kan akıtmak Allah katında çok büyük bir şeydir. Bu yüzden haksız yere kan akıtmaktan şiddetle kaçın.

Asil birinin asaleti, zenginin zenginliği veya birinin senin katibin ya da yakın çevrenden olması onları korumana ve onlardan vergi almamana sebep olmasın. Yine kimseden kaldıracağından fazla vergi alma ve kimseye gücünün yetmeyeceği yük yükleme. Bütün insanlara hak ve adalet ölçülerine göre sorumluluk yükle. Bu, insanların seni sevmelerini ve senden hoşnut olmalarını sağlar.

Bil ki sen idareci olarak atanmakla, insanların hazinedarı, koruyucusu ve çobanı konumuna geldin. İdare ettiğin insanların, senin “teb’an” olarak isimlendirilmesinin sebebi, onların işlerini düzenleyip yoluna koyma sorumluluğunu üzerine aldığın içindir. Dolayısıyla onların ihtiyaçlarının arta kalanından verdiklerini al ve bu paraları yine insanların durumlarını düzeltmek ve işlerini yoluna koymak için harca.

Onlara bilgili, tecrübeli, tedbirli, adil, siyaset sahibi (yöneticiliği bilen) ve dürüst kimseleri idareci tayin et. Yine onlar için bol harcamalarda bulun ve yaşamlarını kolaylaştır. Bu, üzerine almış olduğun sorumluluk ve görevden dolayı, senin için vazgeçilmez bir haktır. Hiçbir meşguliyet ve engel seni bundan alıkoymasın. Senin böyle yapman, Rabbinin nimetlerinin artmasını, insanlar arasında bir destan gibi anlatılmasını, tebaanın seni sevmesini sağlar ve bütün bunlar da ülke de bolluğun artıp, ülkenin kalkınmasına yardımcı olur. Sonuçta ülkenin her tarafında verim artar, vergi gelirleri çoğalır ve servetin büyür. Böylece çok sayıda asker besleme gücüne ulaşır ve halk için yapacağın harcamalarla da onların hoşnutluğunu kazanırsın.

Ülkenin her bölgesinde, oradaki valilerin durumlarını ve çalışmalarını sana rapor edecek güvenilir kimseler görevlendir. Böylece bütün işleri sanki gözünle görüyormuş gibi kontrolün altında tutarsın. Onlara bir şeyi emretmeden önce, o şeyle hedeflediğin sonuçları iyice düşünüp değerlendir. Eğer sonucu uygun görür ve iyi bir sonuç alacağını ümit edersen o işi yap, aksi takdirde vazgeç. Bu hususta bilgili ve basiret sahibi kişilere danış, sonra da hazırlığını yap. İnsana arzu ve hevesleri bir şeyi güzel gösterip onu yoldan çıkarabilir. İşte eğer insan işlerinin sonucunu hesap edip düşünmezse mahvolur ve işleri bozulur. Onun için bütün işlerinde ihtiyatlı olmayı ve sağlam hareket etmeyi ilke edin, sonra da Allah’ın yardımıyla o işe kuvvetlice sarıl ve bütün işlerinde her zaman Allah’tan en hayırlısını iste.

Günün işini zamanında yap

Bütün işleri gününde yap ve bugünün işlerini yarına bırakma. Çünkü yarının da yapılacak işleri vardır ve onlar seni bir gün önceden bıraktığın işleri yapmaktan alıkoyar. Kendi işlerini (kimseye havale etmeden) bizzat kendin yap. Bil ki bir gün bittiğinde, o gündeki şeyleri de alıp götürür. Eğer bir günün işini yarına ertelersen, yapılacak iki günlük işin olur, bu seni çok meşgul eder ve bu yüzden hastalanırsın. Onun için her günün işini zamanında yaparsan, bedenini ve nefsini rahatlatmış, işleri yoluna koyup düzeni sağlamış olursun. 

Fakirliğe düşmüş, asil ve soylu ailelere yardım edip ihtiyaçlarını karşıla ki, içine düştükleri bu durumdan dolayı başkaları onlara karşı kibirlenip büyüklük taslamasın. Fakir ve yoksulların, uğradıkları haksızlıkları sana getirmeye güç yetiremeyenlerin, haklarını istemeyi bilemeyecek kadar aciz durumda olanların işleriyle bizzat kendin ilgilen ve tebaan içindeki iyi kimseleri, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve durumlarını düzeltmek için vekil tayin et.

Şiddetli zorluklara maruz kalmışların, yetimlerin ve dulların işleriyle de ilgilen ve mü’minlerin emirinin onlara bağış ve ihsanda bulunduğu gibi, sen de beytü’l-maldan (devlet hazinesinden) onlar için, durumlarını düzeltip geçimlerini sağlayabilecekleri bir ödenek tahsis et. Müslüman hastalar için sığınıp tedavi olacakları hastaneler yap ve bu hastanelere onlarla ilgilenip onları tedavi edecek doktorlar ve hasta bakıcılar tayin et. Yine beytü’l-malın israfına yol açmayacak ölçüde onların arzularını yerine getir.

İnsanların yanına girmesine ve seni görmesine izin ver, onlara şefkatle davran, güler yüz göster, yumuşak konuş ve cömertliğinle onlara iyilikte bulun. İnsanlara bir şey verdiğinde, başa kakmak için değil, temiz bir kalble ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek ver. Bu şekilde vermen, inşallah (ahiret için) karlı bir ticarettir. 

Dünyada yaşanan durumlardan, senden önce geçip gitmiş idarecilerden ve onların akıbetlerinden ibret al. Sonra da Allah’a sığın, O’nun sevgisini gözet, O’nun dinine ve kanunlarına göre iş yap, dininin ve kitabının hükümlerini tatbik et ve onları aykırı olup Allah’ın öfkesini çekecek şeylerden de uzak dur.

Memurlarının topladıkları malları ve o malların ne kadarını harcadıklarını bil. Malları haram yollarla toplamaktan ve boş yerlere harcayıp israf etmekten sakın.

Âlimlerle çok fazla birlikte ol ve onlarla istişare et. Arzularını Allah’ın kanunlarına tâbi kıl ve onları tatbik etmeye yönel. Güzel ahlaktan ayrılma. En fazla beraber olduğun seçkin ve özel adamların öyle kişiler olsun ki sende bir kusur ve eksiklik gördüklerinde, senin heybetin, bunu sana söylemelerine ve bunu senden gidermelerine engel olmasın. İşte bu kişiler sana doğruyu gösteren gerçek dostların ve yardımcılarındır.

Halkına veya başkalarına yapmış olduğun her hangi bir iyiliği onların başına kakma. Hiç kimseden vefa, doğruluk ve Müslümanlara faydalı olmaktan başka bir şey kabul etme. Ve yaptığın iyilikleri de bu esaslar üzerine yap.

Sana yazdığım bu öğütleri iyice anla, üzerinde gereği gibi düşün ve onları uygula. Bütün işlerinde Allah’tan yardım iste ve O’ndan, en hayırlısı ne ise sana onu nasip etmesini dile. Şüphesiz yüce Allah, doğruluk ve doğrularla beraberdir. En fazla çalışıp rağbet ettiğin şey, Allah’ın rızasını kazanmak, dinin işlerini düzene koymak, Müslümanları üstün ve güçlü kılmak, ümmet ve ümmet içindeki zimmiler arasında adaleti ve doğruluğu hakim kılmak olsun. Vesselam.” (İbn Haldun, Mukaddime, 1/405-412)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin