Sürgün Albay: 15 Temmuz’da askeri öğrenciler adım adım oyuna getirildi

Sürgün Albay Hüseyin Demirtaş, hiç bir somut delil olmaksızın ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrencilerin 15 Temmuz gecesi oyuna getirildiğini anlattı. İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın öğrencilerin linç edilmesini sağlayan kişi olduğunu anlatan Sürgün Albay, “Olayın özeti şudur; o gece masum vatandaşlar içlerine militanlar sokuşturularak belirli noktalara çekilmiştir. (Plan dahilinde) Mehmetçik, komutanlarının gözleri önünde belirli noktalara çekilmiştir. Arkasından sivillerin arasına sokuşturulan şalvarlı, sarıklı hatta üzerlerine Türk bayrağı alan katiller de tekbir sesleriyle bizim mehmetçiklerimizi boğazlamışlardır. Savcılar duruşmalarda ‘benim başımı belaya sokmayın’ diyerek bu katiller korumuşlardır. Bunların dosyaları 3,5 senedir yargı mensupları tarafından örtbas edilmektedir. Durum bu kadar nettir.” diyor.

Sürgün Albay Hüseyin Demirtaş, gazeteci Ahmet Nesin’in YouTube kanalında 15 Temmuz gecesi askeri öğrencilere kurulan kumpası adım adım anlattı. Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın 15 Temmuz günü kampta bulunan harp okulu öğrencilerini ziyaretinin normal olmadığını anlatan Hüseyin Demirtaş, piramidin zirvesinde yer alan Hulusi Akar, Hakan Fidan, Tayyip Erdoğan, Zekai Aksakallı, Bülent Bostanoğlu, Abidin Ünal ve Ümit Dündar gibi isimlerin konuşturulmadığı sürece 15 Temmuz’un çözülemeyeceğini anlatıyor. 15 Temmuz günü askeri öğrencilere kurulan kumpası adım adım anlatan Demirtaş’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

BİR ORDU KOMUTANININ PROGRAMI 1 HAFTA ÖNCE BELİRLENMEZ!

“Harbiyeli çocuklar Yalova’da bulunuyor. Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal, 15 Temmuz günü öğlen saatlerinde Yalova’daki kampa geliyor. Bu ziyaret sürpriz ziyaret biliyorduk. Ancak Abidin Ünal, mahkemede bu ziyaretin 1 hafta önce planlandığını savundu. Benim TSK’da çeyrek yüzyılım geçti. Koskoca Hava Kuvvetleri Komutanı… TSK’da bir hafta önceden planlanan sürpriz bir faaliyet varsa orada bir anormallik vardır. (Aylar öncesinde belli olmalıydı) Süre çok kısa… Bu hayatın olağan akışına terstir. Gariplik var. O kampın orada yapılacağı çok çok önceden biliniyordu.”

BEN DE ÖĞRENCİYDİM, KAMPIMIZA BİR KEZ BİLE ORDU KOMUTANI GELMEDİ

“Ben de Harp Okulu’ndayken çok kampımız oldu ancak kuvvet komutanı hiç bir zaman gelmedi. Öğlen saatlerinde geliyor. Yemek yiyorlar. O masaya bir kaç tane de öğrenci oturur. Öğrencilere öğleden sonraki programını soruyor. Çocukların komutanına, ‘Akşam zaten yorulacaklar, öğleden sonraki programlarını iptal edin’ diyor. Ancak mahkemede bu söylediklerini inkar etti. Daha sonra Tuğgeneral Yaşar Kadıoğlu ile Harbiyeli öğrencilerden biriyle yazışıyor. Çocuk bu konuyu soruyor, Kadıoğlu, “Ben Abidin Ünal’la konuştum. Planör uçacaklar, çocukları yormayın’ dedim diyor.” Ancak ertesi gün planör uçuşları söz konusu değil. Çocuğun bunu söylemesi üzerine Kadıoğlu, ‘Biliyorum ama o öyle diyor!’ şeklinde cevap veriyor. Bir orgeneralin duruşmada yalana tevessül etmesi kendisinin ne kadar zor durumda olduğunu gösteriyor.”

ABİDİN ÜNAL’DAN ASKERİ ÖĞRENCİYE EMRE İTAAT DERSİ

“Abidin Ünal’ın çocuklara yemek masasında ’emre itaat’ konusunda telkinde bulunduğu söyleniyor. Bu onun çapsızlığını gösterir. Eğer arka planda başka şeyler yoksa… Ben koskoca orgenerale böyle bir çapsızlığı atfedemem. Dolayısıyla arka planda böyle bir ihanetin olduğu iması var. Abidin Ünal’ın harbiyelilere söylediği bu iki konu çok önemlidir. Bu sokaktaki vatandaşın konuşması gibi konular değil.”

PİRAMİDİN ZİRVESİ KONUŞTURULMALI

“15 Temmuz’a asker olmayan kişiler tartışıyor. 15 Temmuz’u anlamak istiyorsanız olaya devlet adamı gözüyle bakmak zorundasınız. O gece kimin nasıl hareket ettiğine baktığımız zaman 15 Temmuz’u çok rahat çözeceğiz. Piramit gibi düşündüğünüzde, zirveye geldiğinizde Hulusi Akar, Hakan Fidan, Tayyip, Zekai Aksakallı, Bülent Bostanoğlu, Abidin Ünal, Ümit Dündar gibi isimler konuşturulmadığı sürece bu hadise çözülmez.”

ÜMİT DÜNDAR’DAN KÖSELE’YE ‘İKAZ’

“Çocuklar 00.17’den itibaren Yalova’dan çıkıp İstanbul’a getirildiler. Köprü dediğimiz yerde İstanbul Valisi Vasip Şahin, İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan var, 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar var. Bunlar da bu işin içinde. Ümit Dündar, 21.41’de Donanma Komutanı Veysel Kösele’yle bir konuşma yapıyor. Olacak olaylarla ilgili ikaz ediyor. Bu ikaz üzerine Veysel Kösele korulukta saklanıyor. Bir Türk askeri böyle birşey yapmaz.”

KAMERALARIN ARKASINDAN KATLİAMI İZLİYORLAR

“22.45’de az önce bahsettiğim kişiler köprünün Avrupa yakasından, Anadolu yakasına geçtiğimiz ayağında prefabrik binalar var… Bu kişiler orada… Bu kişiler münferit şahsiyetler değil! Vali Vasıp Şahin orada 50 bin kişiyi yönetecek kişidir. Ve bunlar kameraların arkasında yaşananları izliyorlar.”

DARBE GİRİŞİMİ SIRASINDA HARBİYELİLER YATAKLARINDA UYUYORDU

“22.45’de harbiyeli öğrenciler yataklarında uyuyordu. Hiç bir şeyden haberleri yoktu… Bu çocuklar 00.17’de Yalova’dan yola çıktılar. 5 Grup halinde İstanbul’a geliyorlar. Yola çıktıkları andan itibaren bu çocukların hareketleri takip ediliyor. O sırada hiç alakasız kişilerin birbiriyle iletişime geçtikleri tespit ediliyor. Daha sonra o çocuklar 01.30-02.00 civarında çeşitli noktalara ulaşıyorlar. Ulaştıkları noktalarda onları öldürmek için bekleyen silahlı militanlar var. Yan taraftan iki makineli tüfekle hem sivillere hem askerlere ateş eden siviller görülüyor. Mahkeme de de bunlar görüldü. Ancak bu delilleri görmelerine rağmen bu çocuklara müebbet cezalar verdiler. Tanıklar da çocukların masum olduğunu söyledi. Hatta bir duruşmada 10 tanık geliyor. 2-3 tanesini dinliyor hakim. Bakıyor durum çocukların lehine gidecek, diğerlerini dinlemiyor. Hakimler ‘ya itaat et ya öl’ durumuna getirilmişler.”

KOSKOCA ORGENERAL ‘DEFOLUN’ DİYEMEMİŞ!

“Köprüye gelen öğrenciler saat 02.00 civarı vatandaşlar tarafından durduruluyor. Otobüsün motoru yakıldı. Çocuklar silahlarını sakladı, oradakileri insanları tahrik etmemek için. Bu çocukların her birinde 40 mermi vardı. Ancak bunun hiç birini kullanmadılar. Ümit Dündar, komisyona verdiği raporda, ‘Ben köprüye gittim, onları dostane görmedim. Havaya ateş ediyorlardı.’ deyip geri döndü. Koskoca orgeneral köprüye gitmiş, öğrencileri dostane görmemiş ve ‘defolun’ diyemeden geri dönmüş! Bu mümkün mü? İstanbul’un valisi de oradaki 15-20 öğrenciyi, askeri derdest edemeyecek, öyle mi! Emrinde binlerce polis var. Böyle bir şey yok! O zaman neden oradaki vatandaşları öğrencilerin üzerine sürdünüz? Keskin nişancılarla ateş ettirdiniz?”

IŞİD SALDIRISI OLACAK DİYE KÖPRÜ KAPATILIYOR

“01.30 civarında malum askerler, ‘IŞİD saldırısı olacak ve Boğaz köprüsü patlatılacak’ diyerek oraya gidiyorlar. ‘Darbe maksadıyla giderek trafiği kestiniz’ diyenler kendi akıllarına saygı duymuyorlar! Bu arada köprünün diğer tarafı da polis tarafından kapatılmış durumda. Saatlerce orada hiç bir vakıa yok. 3-4 polis var. Bu polisler gelen vatandaşlara ‘durun’ demişler, vatandaşlar da durmuş. O polis memuruna bir telefon geliyor ve bunun üzerine vatandaşlara yol veriliyor. Böyle bir hareket tarzı yok! Zaten olaylar da bunndan sonra yaşanıyor.”

DUMANDAN ZEHİRLENMEMEK İÇİN OTOBÜSTEN İNEN ÖĞRENCİLER LİNÇ EDİLİYOR

“Oradaki askerler, otobüsteki öğrenciler var. Dumandar zehirlenmemek için dışarıya çımak zorunda kalıyorlar. Otobüsün camları kırılıyor. Otobüsten inen öğrencilerden bazılarını bıçaklıyorlar, şişliyorlar. Çocukların bir kısmı saklanmak için sağa sola gidiyor. Bir kısmı ise askerlerin arasına sığınıyorlar. Sabaha kadar da orada bekliyorlar ve polise teslim oluyorlar. Bütün silahlarını, mermilerini her şeylerini asfaltın üzerine yatırıyorlar. 50 metre kadar geriye çekiliyorlar. Sırtlarını vatandaşlara sırtlarını dönüyorlar. Oradaki komutan gerçekten asil bir davranış sergilemiş. Polise teslim oluyorlar.”

MUSTAFA ÇALIŞKAN, O ÇOCUKLARIN LİNÇ EDİLMESİNİ SAĞLAYAN KİŞİDİR

“O polisler geri çekiliyorlar ve onların geri çekilmesi sayesinde (aralarında katillerin olduğu) vatandaşlar oradaki çocukları linç etmeye başlıyor. O iki çocuğun boğazından kesilmesi vs. o zaman oluyor. Oradaki vicdanlı polislerden biri anans ediyor telsizden. Mustafa Çalışkan’a çağrı yaparak, ‘Buradaki askerleri linç edecekler, bize takviye destek gönderin’ diyor. Bütün polis teşkilatı duyuyor bunu. Ve Mustafa Çalışkan oraya takviye gitmesini engelleyerek, o çocukların ölmesini, linç edilmesini, boğazlanmalarını, köprülerden atılmasını sağlayan kişidir.”

KATİLER 3,5 SENEDİR ÖRTBAS EDİLİYOR

“Olayın özeti şudur; Masum vatandaşlar içlerine militanlar sokuşturularak belirli noktalara çekilmiştir. Mehmetçik komutanlarının gözleri önünde belirli noktalara çekilmiştir. Arkasından sivillerin arasına sokuşturulan şalvarlı, sarıklı hatta üzerlerine Türk bayrağı alan katiller de tekbir sesleriyle bizim mehmetçiklerimizi boğazlamışlardır. Savcılar duruşmalarda ‘benim başımı belaya sokmayın’ diyerek bu katiller korumuşlardır. Dosyaları 3,5 senedir örtbas edilmektedir. Bunlar da yargı mensuplarımız tarafından yapılmaktadır. Durum bu kadar nettir.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin